T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2023/54 KARAR NO : 2025/2060 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 09/09/2022 NUMARASI: 2017/1139 Esas - 2022/611 Karar DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ: 11/09/2017 KARAR TARİHİ: 09/09/2022 Birleşen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin2018/1061 Esas sayılı dosyasında; DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ: 14/11…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2023/54 KARAR NO : 2025/2060 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 09/09/2022 NUMARASI: 2017/1139 Esas - 2022/611 Karar DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ: 11/09/2017 KARAR TARİHİ: 09/09/2022 Birleşen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin2018/1061 Esas sayılı dosyasında; DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ: 14/11/2018 İDM KARAR TARİHİ: 09/09/2022 KARAR TARİHİ: 26/11/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 09/04/2017 günü davalılardan reşit olmayan ... ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı aracın karşı şeride geçerek, karşı yönden bisiklet ile gelmekte olan müteveffa ... ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu, ... ...'ın kazanın oluşmasına asli kusuru ile sebep olduğunu, kaza ile ilgili ceza davasının Gaziosmanpaşa 1. Çocuk Mahkemesi'nin 2017/244 Esas sayılı dosyasında devam etmekte olduğunu, kusur incelemesi yapıldığını ve sürücü ... ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, hazırlanan iddianamede SSÇ ... ...'ın gerek şerit ihlali, gerek ehliyetsiz olması ve gerekse ev başkanın gözetim kusuru nedeniyle kusurlu olduğunun açıkça belirtildiğini, ehliyeti olmayan küçük çocuğun araç kullanmasının, ebeveynlerin gözetim ve özen sorumluluğunu yerine getirmediğini gösterdiğini, davacıların tek erkek çocukları olan ... ...'ın 16 yaşında hayatını kaybettiğini, müteveffanın lokantada işçi olarak çalıştığını ve aylık 1.500,00 TL net maaş aldığını, yine müteveffanın orta öğretim mezunu olduğunu, müteveffanın lokantada işçilik yaparak kazandığı maaş ile ailesinin geçimine yardım ettiğini, davacıların, ... ...'ın ölümü ile onun maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Zarif ... için 2.000,00-TL, ... ... için 2.000,00-TL, ... ... için 1.000,00-TL ve ... ... için 1.000,00-TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın, işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline; Zarif ... için 100.000,00-TL, ... ... için 100.000,00-TL, ... ... için 50.000,00-TL ve ... ... için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın, sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmakla yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri ve görevli mahkemelerin ise İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkili şirketin maddi tazminat talepleri açısından, poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacıların desteği ... ...'ın kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu, kişinin kendi kusurununda yararlanamayacağını, destek tazminatı isteyen yansıma zarar gören davacıların tazminat talebinin, müteveffanın kusurlu olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ya da müvekkili şirket sigortalısının kusurlu olması halinde, müvekkili şirket sigortalısının kusuru oranında tazminatın belirlenmesi gerektiğini, müteveffanın yaşı dikkate alındığında davacılar lehine tazminat ödenmesine karar verilmesinin imkansız olduğunu, ölenin muhtemel ömür süresi kadar hak sahiplerinin ihtiyaç süresinin de önemli olduğunu, müteveffanın ailesine destek olduğu kabul edilirse, müteveffanın ileride evleneceği, çocuklarının olacağı, kazançlarından önemli bir bölümü kendisine, eşine ve çocuklarına harcayacağı düşünülerek hesaplama yapılması gerektiğini, müteveffanın 18 yaşından küçük olduğu göz önüne alınırsa geçimini ailesinin sağladığının kabul edilmesi gerektiğini, müteveffanın kardeşleri olan davacılar için ise çok özel koşulların varlığı gerektiğini, davacı kardeşlerin müvekkili şirketten destekten yoksun kalma tazminatı istemelerinin hukuka aykırı olduğunu, defin giderlerinin ZMSS Genel Şartları gereği teminat dışında kaldığını, davacı tarafça müvekkili şirkete başvuruda bulunulmadığını, bu nedenle temerrüt faizine ilişkin talebin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... İnşaat Otomotiv Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları uzun süreli kira sözleşmesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince müvekkili firmanın işleten sıfatının bulunmadığını, bu nedenle müvekkiline dava yönlendirilmesi mümkün olmadığından müvekkili açısından husumet yokluğu nedeni ile davanın reddi gerektiğini, ... plakalı aracın 12 ay süre ile Tansel ... ve Murat ...'a kiralandığını, aracı uzun süreli olarak kiralayan araç malikinin zarardan sorumlu tutulamayacağını, araç şoförünün ehliyetsiz ve reşit olmamasının tamamen diğer davalının gözetim ve denetiminde olduğundan dolayı bu durumdan müvekkilinin haberdar olması veya müdahale edebilme durumunun söz konusu olmadığını, söz konusu araç kullanma nedeni ile müvekkili firma aleyhine kesilen ehliyetsiz araç kullanma nedeni ile Arnavutköy Trafik Tescil Şube Müdürlüğü tarafından 229481 nolu trafik ceza tutanağının yapmış oldukları itiraz nedeni ile iptal edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Asıl Dava Yönünden; davalı ...İnşaat Otomotiv Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının, davalının işleten sıfatı bulunmadığı anlaşılmakla pasif husumet yokluğundan reddine; dava tarihi itibariyle reşit olan davalı ... ... hakkında velayeten Kıymet ... ve Murat ... aleyhine dava açılamayacağından bu davalılar yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğundan reddine; davacı ... ... ve ... ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının reddine; davacı Zarif ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile 124.011,23-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... A.Ş.'den (sigorta şirketi sorumluluğu poliçe teminatı ile sınırlı/limitli olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 27.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (Birleşen İstanbul 7 Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1061 E. Sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalı sigorta şirketinden tahsili ile bu davacıya verilmesine; davacı ... ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile 205.988,77-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... A.Ş.'den (sigorta şirketi sorumluluğu poliçe teminatı ile sınırlı/limitli olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 27.06.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (Birleşen İstanbul 7 Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1061 E. Sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalı sigorta şirketinden tahsili ile bu davacıya verilmesine; Birleşen Dava Yönünden; davacı ... ... ve ... ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının reddine; davacı Zarif ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile, 139.782,19-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Mahkememizin 2017/1139 E. Sayılı asıl davada tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalı ... ...'dan tahsili ile bu davacıya verilmesine; davacı ... ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile, 232.185,10-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 09.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Mahkememizin 2017/1139 E. Sayılı asıl davada tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalı ... ...'dan tahsili ile bu davacıya verilmesine; davacı Zarif ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...'dan tahsili ile davacı Zarif ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı ... ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...'dan tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı ... ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...'dan tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,; davacı ... ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...'dan tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar ve davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı SYM..şirketi yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, uzun dönem kira sözleşmesinin tarihinin 14/03/2017 olup, ilk kira ödemesinin 14/04/2017'de yapıldığını, kazanın ise 09/04/2017 olduğunu, ayrıca sözleşmede sürücü ...'in babasının kefil olarak yer aldığını, bu durumların sözleşmenin kazadan sonra yapıldığını düşündürdüğünü, sözleşmeyi imzalayan kişilerin isticvap edilmesi gerektiğini, mahkemenin son derece yanlış bir değerlendirme ile, kazada trajik şekilde hayatını kaybeden 17 yaşındaki çocuk için, anne ve babaya ayrı ayrı 30.000,00 TL, kız kardeşler için ise yine ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminata hükmettiğini, olayın bir anne ve babının 17 yaşındaki tek erkek evladını kaybettiği elim bir olay olduğunu, olayın üzüntüsünün ve acısının ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, manevi tazminat miktarlarının az olduğunu, davalı ... aleyhine, davacı Zarif yönünden hükmedilen maddi tazminata avans faiz uygulanmasına karar verilip, davacı ... yönünden yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, taleplerinin avans faiz olduğunu, asıl davada davalılar Murat ve Kıymet için maddi tazminat taleplerini 1.000,00-TL olarak belirttiklerini ve bu miktarı bu davalılar yönünden ıslah etmediklerini, bu nedenle aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretinin 1.000,00-TL'yi geçemeyeceğini, ancak bu hususa dikkat edilmeden fazla vekalet ücretine hükmedildiğini, birleşen dosyada davacılar ... için talep 500'er TL maddi tazminat olmasına rağmen, her iki davalı lehine yine fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ayrıca davacılar ... ve ... için de destek tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme davalı işletenin uzun süreli kiralama sözleşmesi işleten sıfatının bulunmadığını tespit ettiğinden davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, trafik sigortası genel şartlarına göre poliçede belirtilen sigortalının işleten sıfatının kaybı halinde sigorta şirketinin sorumluğunun doğmadığını, yerel mahkeme tarafların kusur oranları ile ilgili yeterli araştırmayı yapmaksızın hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, Atk Trafik İhtisas Kurulu’ndan kusur raporu almadığını, yerel mahkemenin kararına dayanak gösterdiği bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada hesaplamanın trh 1.8 teknik faiz kullanılmadan yapıldığını, fahiş ve hatalı olduğunu, hatalı rapora dayanılarak hüküm kurulmasının kabul edilemez olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı Murat ..., Kıymet ..., ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl davada; davalı Kıymet ... yönünden lehe vekalet ücreti verilmemesinin hatalı olduğunu, davacılar ... ... ve ... ...'ın davaları yönünden davalı müvekkillerine karşı vekalet ücreti hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, birleşen davada; müvekkiline kusur atfı yapılmasının ve bu yönde alınan raporun hatalı olduğunu, bisikletli müteveffanın bisikletinde hiçbir uyarıcı işaret bulunmadığını, maddi tazminatın doğru hesaplanmadığını, müteveffanın evlenme ve çocuk sahibi olma olasılığının hesaplamada dikkate alınmadığını, davacılar ... ... ve ... ... açısından manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, verilen manevi tazminatların tamamının hukuka aykırı olarak verildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dava; 09/04/2017 günü, davalı SYM..şirketi adına kayıtlı olup, davalı ...'nın ZMMS poliçesi ile sigortaladığı... plakalı aracın, kaza tarihinde yaşı küçük olan birleşen dosya davalısı ... ...'ın sevk ve idaresinde iken, bisikletli ... ...'a çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazası sonucunda ... ...'ın vefat ettiği olay nedeniyle, ... ...'ın anne ve babası ile kardeşlerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı KTK'nın 95/2 maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. ZMSS Poliçe Genel Şartlarının 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak, istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işleteninin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir. Yasa gereği sigorta şirketi tarafından rücu talebi yalnızca kendi sigortalısına karşı ileri sürülebilir.Somut olayda davalı SYM...şirketi ile davalı ... A.Ş. arasında... plakalı araç için kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi düzenlenmiş olup, poliçe, kaza tarihinde halen yürürlükte ve geçerli olduğundan ve iptal edilmediğinden davalı sigorta şirketinin, sigortalısının işleten sıfatı bulunmadığı iddiasıyla sorumluluktan kaçınması mümkün değildir. Bu nedenle ... A.Ş. vekilinin pasif husumeti bulunmadığına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta; Gaziosmanpaşa 1. Çocuk Mahkemesi'nin 2017/244 Esas sayılı dosyasında... plakalı araç sürücüsü olan birleşen dosya davalısı ... ...'ın yargılandığı, dosyada alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin kusur raporuna göre; kazanın meydana gelmesinde SSÇ ... ...'ın asli kusurlu, vefat eden ... ...'ın tali kusurlu olduğunun belirtildiği, SSÇ ... ...'ın asli kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın İstinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı, mahkemece alınan 08/07/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre; ... plaka sayılı otomobilinin sürücüsü ... ...'ın hatalı sevk ve idaresinin, birinci derecede ve takdiren %85 oranında etkili bulunduğu, ölen bisiklet sürücüsü, davacıların murisi ... ...'ın hatalı sevk ve idaresinin ise, ikinci derecede ve takdiren % 15 oranında etkili olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının belirtildiği, kusur raporunun ceza yargılamasında kabul edilen olayın oluşuna ilişkin maddi olguya göre düzenlendiği, kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun düştüğü, bu halde davalı sürücü ... ... asli kusurlu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Müteveffa bekar ve çocuksuz olarak vefat etmiş olup, Yargıtay içtihatları gereğince; hayatın olağan akışına göre çocuğun ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5'er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabı yapılmalıdır.Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan aktüerya raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresinin, davacıların kaza tarihinde yaşına göre bakiye ömrün TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek prograsif rant yöntemi uygulanması, ölenin annesi, babası, muhtemel eş ve çocukları için de pay ayrılmış olması, desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek hesaplama yapılmasında, toplam zarar teminat limitini aştığından garamet hesabı yapılmasında usul, yasa, yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere aykırılık bulunmaması nedeniyle bu hususlara değinen istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih, 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli ranf formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gerekli olup, Mahkemece bu şekilde yapılan hesaplamada bir isabetsizlik olmadığı, ayrıca davacılar ... ve ... ... yönünden ölenin destekliğinin ispatlanamadığı anlaşıldığından, bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2466 Esas, 2021/2462 Karar sayılı ilamı) TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı).Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15/10/2019 tarih, 2016/19555 E. ve 2019/9439 K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta; davalı SYM ...şirketi tarafından sunulan kira sözleşmesi ve eklerine göre; davalı SYM...şirketi adına kayıtlı olan... plakalı aracın, 14/03/2017 tarihli kira sözleşmesi ile dava dışı Tansel ...'e 12 aylığına kiralandığı, kira sözleşmesinde ikinci sürücü olarak, birleşen dosya davalısı ... ...'ın babası olan asıl dosya davalısı Murat ...'ın yazıldığı, Murat ...'ın aynı zamanda sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı, aylık taksitlerin KDV dahil 2.750,00-TL olacağı kararlaştırılarak, ilk taksitin sözleşmenin imzalandığı tarih olan 14/03/2017'de elden 2.750,00-TL olarak alındığı, aracın Tansel ...'e telim edildiği, SYM...şirketi tarafından Tansel ... 'e hitaben düzenlenen 14/04/2017 tarihli 999267 nolu faturanın aracın ikinci taksitine ait olduğu anlaşılmış ise de; kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı SYM...şirketinin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davalı SYM...şirketi aleyhine açılan davanın husumet bulunmadığından reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Dava dilekçesinde faiz talep edilmiş, türü belirtilmemiş, bedel artırım dilekçesinde avans faiz talep edilmiştir. ... plakalı aracın hususi nitelikte otomobil olup, kullanım amacının yolcu nakli olduğu, trafik sicil kaydında davalı SYM...Ltd.Şti. adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece asıl davada davalı ... A.Ş. aleyhine kurulan hükümde, davacı baba için avans faize hükmedilmişken, anne için yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.Asıl davada; dava tarihi itibariyle reşit olan davalı ... ... hakkında velayeten Kıymet ... ve Murat ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesine ve davalı Kıymet ... kendisini vekil ile temsil ettirmesine rağmen lehine maddi ve manevi tazminat yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesi;Asıl davada; davacılar ... ve ... ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının reddine karar verilmesine ve davalılar Kıymet ... ve Murat ... kendilerini vekil ile temsil ettirmelerine rağmen lehlerine maddi tazminat yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesi;Asıl davada; davacılar, davalılar Murat ve Kıymet ... yönünden maddi tazminat davalarını 1.000,00'er TL olarak açmış ve bedel artırım dilekçesi ile artırmamış olduklarından, reddedilen maddi tazminat davası yönünden hükmedilecek vekalet ücretinin 1.000,00-TL'yi geçemeyecek olmasına rağmen, davalı Murat ... lehine 9.200,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesi; Birleşen davada; davacılar ... ve ... ..., davalı ... ... yönünden maddi tazminat davalarını 500,00'er TL olarak açmış ve bedel artırım dilekçesi ile artırmamış olduklarından, reddedilen maddi tazminat davası yönünden hükmedilecek vekalet ücretinin her bir davacı için 500,00-TL'yi geçemeyecek olmasına rağmen, davalı ... ... lehine ayrı ayrı 1.000,00'er TL vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/11/2025