Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/8095 E. , 2024/4097 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/8095 Karar No : 2024/4097 TEMYİZ EDENLER: 1-(DAVACI)...Taahhüt İnşaat ve Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ...Müdürlüğü VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Afyonkara…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/8095 E. , 2024/4097 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/8095 Karar No : 2024/4097 TEMYİZ EDENLER: 1-(DAVACI)...Taahhüt İnşaat ve Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ...Müdürlüğü VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Afyonkarahisar ili, ... ilçesi hudutları içerisinde yer alan Sicil:... numaralı II-A grubu maden (kalker) sahasında işletme ruhsatı bulunan davacı şirketin, 3213 sayılı Maden Kanununun 7. maddesi uyarınca 37.646,00 TL, 12/7. maddesi uyarınca 25.098,00 TL ve 24/12. maddesi uyarınca 62.743,00 TL olmak üzere toplam 125.487,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 3213 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca verilen 37.646,00 TL idari para cezası yönünden, davalı idare görevlilerince düzenlenen 05/07/2018 tarihli tetkik raporuna göre dava konusu maden sahasında en son 2015 yılında üretim yapıldığı yönünde tespit yapıldığı, Kabahatler Kanununun 5. maddesine göre, isnat edilen fiilin 2015 yılında gerçekleştiği gözetilerek, davacı şirkete 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca değerleme oranlarına göre 2015 yılı için belirlenen 30.000,00 TL idari para cezası verilmesi gerekmekteyken dava konusu işlem ile, tetkik raporunun tanzim edildiği 2018 yılı için belirlenen 37.646,00 TL idari para cezası verildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı, Kanunun 12/7. maddesi uyarınca verilen 25.098,00 TL idari para cezası yönünden, bakılan davada; dava konusu maden sahasında en son 2015 yılında üretim yapıldığı yönünde tespit yapıldığı, isnat edilen fiilin 2015 yılında gerçekleştiği gözetilerek, davacı şirkete 213 sayılı Kanun uyarınca değerleme oranlarına bakılarak 2015 yılı için belirlenen 20.000,00 TL idari para cezası verilmesi gerekmekteyken dava konusu işlem ile, tetkik raporunun tanzim edildiği 2018 yılı için belirlenen 25.098,00 TL idari para cezası verildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı, Kanunun 24/12. maddesi uyarınca verilen 62.743,00 TL idari para cezası yönünden, davacı şirkete işletme izninin düzenlendiği 2011 yılından itibaren, tetkik raporunun tanzim edildiği 2018 yılından geriye doğru, 2013, 2014 ve 2017 yıllarında olmak üzere son beş yılda üç yıl üretim yapılmadığından bahisle, (2018 yılı için) 62.743,00 TL idari para cezası verildiği görülmekte ise de; davacı şirketin üretim hesabına dahil edilen 2013 ve 2014 yıllarında Kanunda anılan fiil karşılığının ''Teminatın irat kaydedilmesi'' olduğu ve idari para cezası yaptırımının bulunmadığı, 2015 yılında yapılan kanun değişikliğiyle idari para cezası yaptırımının geldiği, bu nedenle beş yıllık sürenin hesabında ''Suçta ve cezada kanunilik'' ilkesi uyarınca 2013 ve 2014 yılının değerlendirmeye alınmasına olanak bulunmadığı ve bu haliyle işlemin yasal dayanağı olan 3213 sayılı Maden Kanununun 24. maddesinin 12. fıkrasında öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idari para cezasına 08/09/2020 tarihli dilekçeyle davacı şirket tarafından yapılan itiraz ile ilgili koordinatların işletme izni içerisinde kaldığının teyit edildiği, fiilin işlendiği tarihteki mevzuat hükmünün uygulandığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu; davacı tarafından; davalı idare tarafından bu konuda bir uyarı yapılmadığı, mevzuatın kendisine yüklediği görevleri yerine getirdiği, ilgili madde uyarınca öngörülen izinler alınmadan zaten faaliyete geçilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ruhsat sahası için gerekli olan izinlerin hepsinin alındığı iddialarıyla Maden Kanunun 7. maddesi ile 12/7. maddesi gereğince verilen para cezalarının bu gerekçelerle iptali gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuş olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanunun 7/21. maddesi ve 12/7. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden, 3213 sayılı Kanunun 7. maddesinin 21. fıkrasında; çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya on üçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulması halinde uygulanacak idari para cezası düzenlenmiştir. Kanunun 12. maddesinin 7. fıkrasında ise; ruhsatlı ancak üretim veya işletme izni olmadan aynı grupta üretim yapıldığının tespiti halinde uygulanacak idari para cezası düzenlenmiştir. Bir madencinin maden işletme ruhsatı olmasına rağmen üretim/işletme izni olmadan üretim yaptığının tespit edilmesi halinde Kanunun 12. maddesinin 7. fıkrası kapsamında değerlendirme yapılması gerekirken maden işletme ruhsatı ve işletme izni mevcut ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatı, ÇED izni, mülkiyet izin alanı dışında faaliyette bulunduğunun tespiti halinde ise 7. maddesinin 21. fıkrası kapsamında yaptırım uygulanacaktır. Esasen, somut olayda olduğu gibi bir maden faaliyetinin işletme izin alanı dışında yapılması, zaten ÇED kararı, işyeri açma ve çalışma ruhsatı veya mülkiyet izni dışında yapıldığı anlamına gelebilecektir. Yani, her iki madde düzenlemesi lafzi yorum yapıldığı taktirde aynı fiilin işlenmesini yaptırıma bağlıyor gözükse de, iki maddenin farklı durumları düzenlediği ve farklı koşullara bağlanan idari yaptırımları öngördüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, dava konusu olayda, davacının işletme izin alanı dışında faaliyette bulunması sebebiyle bu fiili yaptırıma bağlayan Kanunun 12. maddesinin 7. fıkrası kapsamında yaptırım uygulanması hukuka uygundur. Ancak, davacının fiilinin aynı zamanda 3213 sayılı Kanunun 7. maddesinin 21. fıkrası kapsamında kaldığından bahisle işlem tesis edilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu durumda, dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanunun 7/21. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline ilişkin karara yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararın bu gerekçe ile onanması, Kanunun 12/7. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının ise onanması gerekmektedir. Dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanunun 24/12. maddesi uyarınca verilen 62.743,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, temyize konu kararın bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Afyonkarahisar ili, ... ilçesi hudutları içerisinde yer alan Sicil:... numaralı II-A grubu maden (kalker) sahasına yönelik davalı idare tarafından davacı şirkete 22/10/2010 tarihinde işletme ruhsatı verilmiştir. Eskişehir Orman Genel Müdürlüğü tarafından 25/04/2011 tarihinde Orman İzni, Afyonkarahisar Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından da 13/12/2010 tarihinde ÇED İzni (ÇED raporu gerekli değildir) verilmiş, 27/04/2011 tarihinde işletme izni verilmiştir. Davalı idare görevlilerince 05/07/2018 tarihinde dava konusu maden sahasında yapılan denetimde; davacı şirketin izin sahası dışında faaliyet yürüttüğü, ruhsat tarihinden itibaren 2011 ve 2015 yıllarında üretim yapıldığı, 2012, 2013, 2014 ve 2017 yıllarında ise üretim yapılmadığı yönünde tespitler yapılmıştır. Bu tetkik raporuna istinaden davacı şirket hakkında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işlemi ile; 1-Davacı şirketin faaliyette bulunduğu alanın GSM ruhsatı, Oman İzni ve ÇED İzni verilen alan dışında olduğu gerekçesiyle 3213 sayılı Maden Kanununun 7. maddesi uyarınca (2018 yılı için) 37.646,00 TL, 2-Maden sahasında temsili koordinatlarda ruhsatlı, ancak işletme izni dışında aynı grupta üretim yapıldığı gerekçesiyle aynı Kanunun 12/7. maddesi uyarınca (2018 yılı için) 25.098,00 TL, 3- İşletme izninin düzenlendiği 2011 yılından itibaren ve tetkik raporunun düzenlendiği 2018 yılından geriye doğru 2013, 2014 ve 2017 yıllarında olmak üzere son beş yılda üç yıl üretim yapılmadığından bahisle aynı Kanunun 24/12. maddesi uyarınca (2018 yılı için) 62.743,00 TL olmak üzere, toplam 125.487,00 TL idari para cezası verilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlemin 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesi ve 12/7. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden, Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanun'un 24/12. maddesi uyarınca verilen 62.743,00 TL idari para cezası yönünden; 3213 sayılı Maden Kanunu'nun (10/06/2010 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5995 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle eklenen) 24. maddesinin 12. fıkrasında; "Beş yıllık sürede mücbir sebepler ve beklenmeyen haller dışında üç yıldan fazla üretim yapılmayan ruhsatlar, teminatları irad kaydedilerek iptal edilir. Bu üç yıllık süre içerisinde yapılan toplam üretimin projede beyan edilen bir yıllık üretim miktarının %10'undan az olması halinde de bu hüküm uygulanır" kuralına yer verilmiştir. 04/02/2015 tarih ve 6592 sayılı Kanunun 13. maddesi ile değişik halinde, "Beş yıllık sürede mücbir sebepler ve beklenmeyen hâller dışında üç yıldan fazla üretim yapmayan ruhsat sahiplerine 50.000,00 TL idari para cezası verilir. Bu üç yıllık süre içinde yapılan toplam üretimin projede beyan edilen bir yıllık üretim miktarının %10’undan az olması hâlinde de bu hüküm uygulanır. İdari para cezasının uygulanmasından başlamak üzere bu fıkraya aykırı fiilin tekrar tespit edilmesi hâlinde ise ruhsat iptal edilir. Ancak işletme projesinde, işletme izninin yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde madene ulaşmak amacıyla galeri, kuyu ve dekapaj yapılacağı beyan edilmiş ve ruhsat sahasındaki faaliyetlerin bu beyanlara uygun olarak gerçekleştirildiği tespit edilmiş ise idari para cezası uygulanmaz ve ruhsat iptal edilmez." şeklinde düzenlenmiştir. 28/11/2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 49. maddesi ile eklenen ve halen yürürlükte bulunan halinde ise, "Beş yıllık dönemde, üretimin en az olduğu herhangi üç yılında yaptığı toplam üretim projede beyan edilen bir yıllık üretim miktarının % 30'undan az olması durumunda, ruhsat sahiplerine 77.632 Türk lirası idari para cezası verilir... " düzenlemesine, 13. maddesinin 2. fıkrasında; "....bu kanun gereğince uygulanan idari para cezaları her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı nispetinde artırılır...." kuralına yer verilmiştir. 06/11/2010 tarih ve 27751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Üretim yapılmayan işletme ruhsat sahaları ve tesisler" başlıklı 37. maddesinde; "Beş yıllık sürede mücbir sebepler ve beklenmeyen haller dışında üç yıldan fazla üretim yapılmayan ruhsatlar, teminatları irat kaydedilerek iptal edilir. Bu üç yıllık süre içerisinde yapılan toplam üretimin projede beyan edilen bir yıllık üretim miktarının %10’undan az olması halinde de bu hüküm uygulanır. (2) Birinci fıkra gereğince değerlendirme yapılırken aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurularak işlem tesis edilir: a) İşletme ruhsatlarının yürürlükte olduğu süre içinde, işletme izinli olarak tespit yapıldığı tarihten geriye doğru son beş yılda üç yıldan fazla bir süre mücbir sebep veya beklenmeyen hal olmadığı halde üretim yapılmadığının tespit edilmesi veya bu üç yıllık işletme izinli olarak geçen süre içerisinde yapılan toplam üretimin projede beyan edilen bir yıllık üretim miktarının %10’undan az olduğunun belirlenmesi hallerinde, teminat irat kaydedilerek ruhsat iptal edilir..." düzenlemesi bulunmaktadır. 21/09/2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliği'nin "Üretim yapılmayan işletme izinli ruhsat sahaları ve tesisler" başlıklı 37. maddesinin 1. fıkrasında, "İşletme izinli ruhsat sahalarında tespit tarihinden önceki son beş yıllık sürenin mücbir sebepler ve beklenmeyen haller dışında herhangi üç yıldan fazla bir döneminde üretim yapılmaması veya bu beş yıllık sürenin herhangi üç yılındaki toplam üretim miktarının projede beyan edilen bir yıllık üretim miktarının %10’undan daha az olması halinde ruhsat sahiplerine Kanunun 24 üncü maddesinin on ikinci fıkrası gereğince idari para cezası verilir. İdari para cezasının uygulanmasından başlamak üzere bu fıkraya aykırı fiilin tekrar tespit edilmesi hâlinde ise ruhsat iptal edilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar, İdare Mahkemesince, davacı şirketin üretim hesabına dahil edilen 2013 ve 2014 yıllarında Kanunda anılan fiil karşılığının ''Teminatın irat kaydedilmesi'' olduğu ve idari para cezası yaptırımının bulunmadığı, 2015 yılında yapılan kanun değişikliğiyle idari para cezası yaptırımının geldiği, bu nedenle beş yıllık sürenin hesabında ''Suçta ve cezada kanunilik'' ilkesi uyarınca 2013 ve 2014 yılının değerlendirmeye alınmasına olanak bulunmadığı ve bu haliyle işlemin yasal dayanağı olan 3213 sayılı Kanununun 24. maddesinin 12. fıkrasında öngörülen şartların gerçekleşmediği belirtilmiştir. 3213 sayılı Kanunda 04/02/2015 tarih ve 6592 sayılı Kanunun 13. maddesi ile yapılan değişiklik ile 2010 yılında düzenlenen fiilde bir değişiklik yapılmayarak teminatların irad kaydedilerek ruhsat iptali yaptırımının idari para cezası olarak düzenlendiği görülmektedir. Bu durumda, süregelen bir fiilin karşılığı olan yaptırımın değişmiş olması, tek başına fiilin yaptırımsız kalması sonucunu doğuracak şekilde yorumlanamaz. Bu durumda, tetkik raporunun düzenlendiği 2018 yılından geriye doğru 2013, 2014 ve 2017 yıllarında olmak üzere son beş yılda üç yıl üretim yapılmadığından bahisle 3213 Kanunun 24/12. maddesi uyarınca (2018 yılı için) 62.743,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... kararının, a) Dava konusu işlemin, 3213 sayılı Kanunun 24/12. maddesi uyarınca ... TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının oybirliği ile BOZULMASINA, b) Dava konusu işlemin, 3213 sayılı Maden Kanununun 7. maddesi ve 12/7. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının gerekçede oyçokluğu ile ONANMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 03/07/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : (X)- 3213 sayılı Maden Kanununun 7. maddesi uyarınca ve 12/7. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden; 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 14/02/2019 tarih ve 7164 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki halinde, "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; "Kanunda geçen deyimler aşağıda açıklanmıştır:...İşletme İzni: Bir madenin işletmeye alınabilmesi için izin. Ruhsat: Madenlerin aranması ve işletilmesi için yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde Genel Müdürlükçe verilen belge..." hükmü, "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinin 21. fıkrasında; "Çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya on üçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 30.000 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlallerin üç yıl içinde üç kez veya daha fazla yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir." hükmü, "Üretim ve sevkiyat" başlıklı 12. maddesinin 7. fıkrasında ise; "Ruhsatlı, ancak üretim veya işletme izni olmadan aynı grupta üretim yapıldığının tespiti halinde, üretim faaliyetleri durdurularak 20.000 TL idari para cezası uygulanır." hükmü, "Ruhsat bedeli, cezalar ve diğer yaptırımlar" başlıklı 13. maddesinin 2. fıkrasında; "Arama ruhsatlarında ruhsat taban bedeli 1.000 TL, işletme ruhsatlarında ruhsat taban bedeli 10.000 TL olup, bu bedeller ile bu Kanun gereğince uygulanan idari para cezaları her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı nispetinde artırılır..." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda ifade edilen 3213 sayılı Maden Kanunu ile madencilik faaliyetlerinin usul ve esaslarının belirlendiği, söz konusu usul ve esaslara aykırı davranılması halinde ise uygulanacak idari müeyyidelerin neler olduğunun tek tek sayıldığı, bu kapsamda maden arama ruhsatı alındıktan sonra çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile mülkiyet izni olmadan faaliyette bulunulmayacağı, dolayısıyla söz konusu izin belgeleri olmadan işletme izni verilemeyeceği, ayrıca işletme izni olmadan da üretim yapılamayacağı kurala bağlandığı açıktır. Maden Kanununda, "Bakanlık, mülki idare amirlikleri ve il özel idareleri tarafından bu Kanuna göre verilen idarî para cezaları 30.03.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununa göre tahsil edilir..." düzenlemesine yer verilmekte iken, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 14/02/2019 tarih ve 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13. maddesi ile Maden Kanunu'nun 13. maddesinde değişiklik yapılarak, "Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğün muhasebe birimi hesabına ödenir. İdari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir...." düzenlemesine yer verilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır." hükmü; "İçtima" başlıklı 15. maddesinde de; "(1) Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verilir. Bu kabahatlerle ilgili olarak kanunda idarî para cezasından başka idarî yaptırımlar da öngörülmüş ise, bu yaptırımların her birinin uygulanmasına karar verilir. (2) Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde her bir kabahatle ilgili olarak ayrı ayrı idarî para cezası verilir. Kesintisiz fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idarî yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır. (..)" hükmü yer almaktadır. 21/09/2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliğinin "İdari para cezaları" başlıklı 93. maddesinde, "(1) Kanunun idari para cezası gerektiren hükümlerinden dolayı birden fazla idari yaptırım uygulanmasının gerekmesi halinde idari para cezaları ayrı ayrı uygulanır. (2) İdari para cezaları ile ilgili bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. 21/09/2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliği'ni yürürlükten kaldıran 11/12/2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği'nin "İdari para cezalarında içtima" başlıklı 92. maddesinde ise, "(1) Bir fiil ile Kanunda yaptırım düzenlenen birden fazla ihlalin gerçekleşmesi ve bu ihlallere ilişkin birden fazla idari para cezası öngörülmesi halinde yüksek olan idari para cezası verilir. Bu ihlallerle ilgili olarak Kanunda idari para cezasından başka idari yaptırımlar da öngörülmüş ise, bu yaptırımların her biri uygulanır. (2) Kanunu ihlal olarak tanımlanan bir fiilin ayrıca suç olarak tanımlanmış olması idari para cezası uygulanmasını engellemez. (3) Aynı ihlalin birden fazla işlenmesi halinde her bir ihlalle ilgili olarak ayrı ayrı idari para cezası verilir. Kesintisiz fiille işlenebilen ihlallerde, tespit yapılana ve bu nedenle idari yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir. Mahkemece fiilin işlendiği tarih olarak 2015 yılı dikkate alınmış olup, 2015 yılında yürürlükte olan Maden Kanunu'nun 13. maddesinde idarî para cezaları 5326 sayılı açısından Kabahatler Kanununa atıf yapılmış, olup Kabahatler Kanununun 15. maddesinde içtima konusu düzenlenmiştir. Öte yandan, evrensel bir hukuk kuralı olan "Ne Bis İn İdem" prensibi uyarınca, suç teşkil eden bir fiile tek bir ceza tayin edilmeli, eğer bir fiil ile kanun veya kanunların değişik hükümleri ihlal edilmişse, bu durumda en ağır cezayı gerektiren kanun hükmü uygulanmalıdır. Kural olarak, ceza verilmesine neden olan eylemlerin birbirini izlemesi, bu eylemlerin içiçe geçmiş olması, eylemlerin aynı süreç ve zaman diliminde gerçekleşmiş olması ve eylemler arasında kopukluk olmaması, ihlallerin tek bir eylem olarak değerlendirilmesini zorunlu kılmakta ve böylece yaptırımlar birleştirilerek tek bir ceza uygulanması gerekmektedir. 3213 sayılı Maden Kanununun 7. maddesinde bahsedilen fiilin, izinsiz alanda maden işletme faaliyetinde bulunulmasını; aynı Kanunun 12/7. maddesinde yaptırım konusu edilen fiilin ise ruhsatlı, ancak üretim veya işletme izni olmadan aynı grupta üretim yapılması eylemini de kapsadığı dikkate alındığında aynı fiile iki ayrı cezanın verildiği sonucuna varılmış olup, yukarıda aktarılan "Ne Bis İn İdem" ilkesi ve Kabahatler Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca, bir fiil ile birden fazla kabahat işlenmesi halinde yalnızca en ağır cezanın verilmesi gerektiği ve bir fiile karşılık birden fazla ceza verilemeyeceği kuralı karşısında; 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca verilen 37.646,00 TL para cezasının Kanunun 12/7. maddesi uyarınca verilen 25.098,00 TL para cezasına göre daha ağır bir ceza olduğu anlaşıldığından, 3213 sayılı Kanunun 12/7. maddesi uyarınca verilen 25.098,00 TL para cezasında bu gerekçeyle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca verilen 37.646,00 TL para cezasının isnat edilen fiilin 2015 yılında gerçekleştiği gözetilerek, davacı şirkete 2015 yılı için belirlenen 30.000,00 TL idari para cezası verilmesi gerekmekteyken dava konusu işlem ile, tetkik raporunun tanzim edildiği 2018 yılı için belirlenen 37.646,00 TL idari para cezası verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığına ilişkin Mahkeme gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, temyize konu kararın dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının onanması, 3213 sayılı Kanunun 12/7. maddesi uyarınca 62.743,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının ise yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılımıyorum.