1. Hukuk Dairesi 2023/3352 E. , 2024/1155 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/927 E., 2021/305 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili, davalı ... vekili,…
**1. Hukuk Dairesi 2023/3352 E. , 2024/1155 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/927 E., 2021/305 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; ... köyünde bulunan dava konusu taşınmaz bölümlerinin kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, ancak emek ve sermayesi ile taşınmazları tarım arazisi haline dönüştürdüğünü, yaklaşık 30 yıldır devam eden fasılasız ve nisasız zilyet olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemece; fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen 22.091,16 m2'lik ve (B) harfiyle gösterilen 17.908,84 m2'lik taşınmaz bölümlerinde zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarihli ve 2015/5317 Esas, 2016/3616 Karar sayılı kararı ile; karar tarihi itibariyle yürürlükte olan 6360 sayılı Kanun uyarınca Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın davaya dahil edilip husumetin yaygınlaştırılmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin sınırında Dicle Nehri bulunmasına rağmen taşınmazların kıyı kenar çizgisine göre konumunun belirlenmediği, dava konusu taşınmazın sınırında idarece yapılmış ve yöntemince kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisinin bulunmadığına değinilerek öncelikle Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilip husumetin yaygınlaştırılması, bundan sonra yerel bilirkişi, 3621 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesine göre bu işlerde uzman olan üç jeolog veya jeomorfoloji mühendisi ile uzman ziraat ve harita mühendisinden oluşturulacak beş kişilik uzman bilirkişi kurulu huzuruyla keşif icra edilmesi, teknik bilirkişilerden dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin memleket haritalarının, en eski tarihli askeri haritaların, hava fotoğraflarının yöntemince uygulanması, gerektiğinde değişik kodlardan toprak örnekleri alınıp analizlerinin yapılması, mevsimsel etkilerin de göz önünde tutulması suretiyle kıyı kenar çizgisini saptamalarının istenilmesi, belirlenen kıyı kenar çizgisinin de gözetilmesi suretiyle çekişmeli taşınmazın Dicle Nehri'nin etki alanı içerisinde kalıp kalmadığı ve aktif dere yatağı içerisinde bulunup bulunmadığı ile ilgili olarak denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; teknik bilirkişlerce çekişmeli taşınmazın haritası ile kıyı ve kıyı kenar çizgisinin çakıştırılması neticesinde taşınmazın konumununun belirlemesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 24.03.2021 tarihli ve 2016/927 Esas, 2021/305 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle (B) harfi ile gösterilen 17.909,24 m2 ve (A1) harfi ile gösterilen 7.770,30 m2 bakımından davanın kabulüne; zilyetlikle kazanma şartları oluşmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporunda (A2) harfi ile gösterilen 13.822,92 m2'lik kısım yönünden tescil talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma kararının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazın tamamının tesciline karar verilmesi gerekirken kısmen kabul edildiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmazların öncesinin Dicle Nehri olduğunu beyan ettiklerini, dava konusu yerin nehir yatağı olduğunu, imar ihyanın başlangıç tarihinin tespiti için hangi tarihte nehrin etkisinden kurtulduğunun tespiti gerektiğini, imar-ihya şartlarının davacı yararına gerçekleşmediğini, taşınmazın fotoğraflarının çekilmediğini, komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının uygulanmadığını, dava konusu taşınmaz yönünü ne gösterdiğinin mahalli bilirkişi ve tanıklarla denetlenmediğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inleme ile karar verildiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri, 09.05.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; ... köyünde bulunan dava konusu taşınmaz bölümlerinin kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. 2. Dava, TMK'nın 713/1 inci, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddeleri uyarınca tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan yerlerden olup imar-ihyaya muhtaç olduğunun kabulü, böyle bir yerin tapuya tescil edilebilmesi için anılan maddelerde yazılı olumlu ve olumsuz koşulların araştırılıp belirlenmesi, kazanma koşullarının kanıtlanması gerekmektedir. Böyle bir yerin imar ve ihya edilmedikçe zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, imar ve ihya ile başlamayan zilyetlik, kazanma bakımından hukuken bir değer taşımaz, 20 yıllık kazanma süresi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren davanın açıldığı tarihe kadar olan bölümde hasaplanmalıdır. 3. Bilindiği üzere, Mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan, Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. 4. Somut olaya gelince; yukarıda da değinildiği üzere bozma kararına uymakla Mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem ve araştırma yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Ne var ki; Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu yerlerin "A1", "A2", "B1" ve "B2" harfleri ile gösterildiği, fen bilirkişisi ve harita mühendisi tarafından düzenlenen hava fotoğraflarının incelenmesi sonucu hazırlanan raporda 1953 ve 1978 yıllarında dava konusu taşınmazların tamamında imar ihya olmadığı, 1984 yılında A1 olarak gösterilen taşınmazın tarla vasıflı olarak kullanıldığı, B1 ile gösterilen yerin sürülü olduğu, A2 ve B2 olarak gösterilen yerlerin ise kumluk saha olduğu, imar ihya faaliyetinin başlamadığı yönünde tespit yapıldığı, 1992 yılında taşınmazların tamamının sürülü halde olduğuna dair tespite yer verildiği, 2002 yılında ise A harfi (A1 ve A2) ile gösterilen taşınmazın tamamının ekili-sürülü olduğu, ancak A2 alanının yeni kullanılmaya başlandığı ve toprak yapısının farklı olduğu, B harfi (B1 ve B2) ile gösterilen yerin ise tamamının sürülü olduğu ancak taşınmaz üzerinde nehir kenarında yetişen tek tük bitki türlerinin gözlemlendiği, bu nedenle B ve A2 harfleri ile gösterilen yerlerin toprak yapısının ziraat bilirkişileri tarafından incelenmesinin daha uygun olacağı bildirilmiştir. Ziraat mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ise B harfi (B1 ve B2) ile gösterilen dava konusu yerin kültür bitkilerinin tarımını yapmak için yeterli toprak yapısının ve ideal toprak strüktürünün oluştuğu, imar ihya görmüş 1 inci sınıf sulu tarım arazisi olduğu; A1 olarak gösterilen yerin bitki gelişimi için yeterli bir strüktür durumunun oluştuğu, imar ihya görmüş sulu tarım arazisi olduğu; A2 kısmının ise yüksek oranda kum içerdiği, bitki gelişimi için uygun bir strüktür oluşmadığından bahsedilerek bu alanın yeterli imar ihya görmediği bildirilmiştir. Ancak, bu haliyle raporun yeterli ve hükme elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan, jeoloji mühendisi bilirkişilerin hazırladığı raporda ise 1953, 1978 ve 1984 yılı itibariyle tespitlere yer verilmiş, aktif yatak suyu etkisinin ortadan kalktığı, taşınmazların yüzeyinin tarımsal faaliyet yapılabilen uygun nitelikte alan haline geldiği, Dicle Nehri aktif yatağının etki alanı içinde kalmadığından bahsedilmiş ise de, bozma kararında çekişmeli taşınmaz bölümlerinin sınırında Dicle Nehri bulunmasına rağmen taşınmazların kıyı kenar çizgisine göre konumunun belirlenmesinden bahsedildiği halde, bu hususa ilişkin bir araştırma, inceleme ve değerlendirme de yapılmamıştır. Konuyla ilgili, 28.11.1997 tarihli 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, İdarece yapılmış ve yöntemince kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi yoksa kıyı kenar çizgisinin Mahkemece tespiti gerekmekte olup bu tespit yapılırken 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan kıyı şeridinin nasıl tespit edileceğine dair kural ve yöntemler ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki tanımlar ve 9 uncu maddesi hükmü göz önünde tutulmalıdır. 5. Diğer taraftan; aynı yöreden gelen, ... Köyünde bulunan dava konusu taşınmaza komşu olduğu anlaşılan bir kısım taşınmaz bölümlerine ilişkin Bismil 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/105 Esas, 2022/192 Karar sayılı dava dosyasının da temyiz incelemesinin Dairece yapıldığı, anılan dava dosyasında bulunan jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda 1986 ve 2005 tarihli memleket haritasında dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Ilısu Baraj Gölü dışında ancak Kıyı Kanunu gereği nehrin kıyı kenar çizgisine tabi kısımlardan olduğundan bahsedildiği, yine anılan dosyada yer alan fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda dava konusu alanın Ilısu ve Hes Barajı rezervuar (göl) sahasının içinde kaldığının bildirildiği, eldeki davada dava konusu taşınmaz da aynı yörede yer almasına rağmen Mahkemece bahsedilen hususlara ilişkin herhangi bir araştırma yapılmaksızın hüküm tesis edildiği, dava konusu alanda kıyı kenar çizgisinin belirlenip belirlenmediği, kamulaştırma yapılıp yapılmadığı, dava konusu yerin kamulaştırma planında kalıp kalmadığının ilgili kurumlardan sorulmadığı anlaşılmıştır. 6. Hal böyle olunca; öncelikle, dava konusu taşınmaz bölümlerinin bulunduğu yerde İdarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritası birlikte getirtilmeli, öte yandan dava konusu yerde kamulaştırma çalışması yapılıp yapılmadığı ilgili kurumdan araştırılarak varsa kamulaştırma işlemine ilişkin tüm bilgi ve belgeler (kamu yararı kararı, kamulaştırma kararı, kamulaştırma haritası, mahkeme kararı vs.) dosya arasına alınmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisi ve 3621 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesine göre uzman olan üç jeolog veya jeomorfoloji mühendisinden oluşan bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. 7. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişilerin taşınmazların sınırlarını göstermeleri suretiyle, dava konusu taşınmaz bölümlerinin bulunduğu yerde kıyı kenar çizgisinin tespiti ve/veya kamulaştırma çalışması yapılmış ise dosya içerisine getirtilen kayıt ve belgeler, bunlardaki veriler ve haritalar da değerlendirilerek teknik bilirkişilerden dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin memleket haritalarının, en eski tarihli askeri haritaların ve hava fotoğraflarının yöntemince uygulanması, gerektiğinde dava konusu taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılmak suretiyle bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi, mevsimsel etkilerin de göz önünde tutularak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi istenilmeli, bundan sonra, belirlenen kıyı kenar çizgisi de gözetilerek çekişmeli taşınmaz bölümlerinin Dicle Nehri'nin etki alanı içerisinde kalıp kalmadığı ve aktif dere yatağı içerisinde bulunup bulunmadığı ile ilgili olarak denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın haritası ile kıyı ve kıyı kenar çizgisinin çakıştırılması neticesinde taşınmaz bölümlerinin konumunu belirlemeleri istenilmeli, ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliğini, eğimini, zirai durumunu, bitki örtüsünü, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini belirten, imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, eğim, toprak yapısı ve bitki deseni yönlerinden komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, çekilecek fotoğraflarla desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle dava konusu taşınmaz bölümlerinin sınırını ve niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını, tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor hazırlaması ve dava konusu taşınmazın konumunu hava ve uydu fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmelidir. Bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekilllerinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde temyiz eden davacı ve davalı belediyeye iadesine, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.