3. Ceza Dairesi 2023/1556 E. , 2024/17156 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/862 E., 2022/1348 K. İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2021 tarih ve 2018/1339 - 2021/212 sayılı kararı SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, silahlı terör örgütüne üye olma 14.02.2018 (Nitelikli dolandırıcılık) HÜKÜMLER : 1. TCK'nın 314/2, TMK'nın 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet, 2.TCK'nın 158/1-e-son, 158/3, 43/1, 62, 52/2- 4, 53 ve 5…
**3. Ceza Dairesi 2023/1556 E. , 2024/17156 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/862 E., 2022/1348 K. İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2021 tarih ve 2018/1339 - 2021/212 sayılı kararı SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, silahlı terör örgütüne üye olma 14.02.2018 (Nitelikli dolandırıcılık) HÜKÜMLER : 1. TCK'nın 314/2, TMK'nın 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet, 2.TCK'nın 158/1-e-son, 158/3, 43/1, 62, 52/2- 4, 53 ve 58/9 maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet, hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 esas 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.(Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır(Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280). Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; A. Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik Hazine vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; 1.Sanığın 2010 yılı KPSS sınavı kapsamında soruları haksız bir şekilde önceden temin ettiğine dair bir beyan veya başkaca somut bir delilin dosyada bulunmadığı, sanığın diğer şüpheli veya sanıklarla yanlışta birleşmesinin tek başına mahkumiyet için yeterli olmadığı, dosya kapsamında atılı suçun işlendiğine dair bilirkişi tarafından sayısal istatistik anlamında ihtimal yüzdesi içeren raporun bulunduğu, bu rapor dışında sanığa soruları verdiğini veya sanığın soruları gizlice aldığına dair herhangi bir tanık, siber delil veya ByLock mesajı gibi olayı somut olarak ortaya koyabilecek bir herhangi bir delilin ele geçirilemediği, yüzdesel ihtimallerin ceza hukuku anlamında somut bir varsayımı delillendiremeyecekleri, gözetilerek, sanığın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak mahkûmiyetini gerektirir yeterli delil bulunmadığından beraati yerine, delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, 2.Kabul ve uygulamaya göre de; İddianamede ve mütalaada talep edilmediği halde sanığa 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınmadan, 5237 sayılı Kanun’un 158/3. maddesinin uygulanması suretiyle hükmolunan cezada arttırım yapılarak savunma hakkının kısıtlanması, B. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde; Sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri nazara alındığında; suç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı kullanmayan veya örgütsel iletişim ağına dahil olmayan, soruşturmanın en başından itibaren aksi kanıtlanamayan savunmalarında da görüleceği üzere hakkında mahkumiyete yeterli, somut delil bulunmayan sanığın bu haliyle dosya kapsamına yansıyan eylemleri hiyerarşik yapıya girip organik ilişki içinde olduğunu gösterir çeşitlilik, yoğunluluk ve süreklilik göstermediğinden, her türlü kuşkudan uzak mahkumiyetine yeterli ve kuvvetli delil elde edilemediğinden sanığın beraati yerine sızdırılan sınav sorularının FETÖ terör örgütü üyeleri dışında kişilere verilmesi mümkün olmadığı şeklindeki karineden yola çıkarak varsayım ile mahkumiyetine hükmedilmesi, Kanuna aykırı katılan ... vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.