4. Hukuk Dairesi 2023/5374 E. , 2024/379 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/633 E., 2022/332 K. DAVALILAR : 1-...Uluslararası Müh Öne ve Çevre Tekn Dan A.Ş. vekili Avukat ... 2- ... DAVA TARİHİ : 02.11.2016 HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden (iş kazasından) kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasın…
**4. Hukuk Dairesi 2023/5374 E. , 2024/379 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/633 E., 2022/332 K. DAVALILAR : 1-...Uluslararası Müh Öne ve Çevre Tekn Dan A.Ş. vekili Avukat ... 2- ... DAVA TARİHİ : 02.11.2016 HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden (iş kazasından) kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı...Uluslararası Müh. Çevre Tekn. ve Dan. A.Ş. vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat Ömer Okumuş ile davalı...Uluslararası Müh. Çevre Tekn. ve Dan. A.Ş. vekili Avukat Özlem Şafak Daştan geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 15.01.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 2007 yılı başında davalı ...Teknik Yapı San ve Tic. Ltd. Şti. ...simli bir firmanın teşeron olarak İSKİ'nin Ümraniye'deki işlerini yaptığını, davacının da burada 2 aya yakın bir müddet çalıştığını, ancak sadece 17 gün kadar sigorta piriminin yatırıldığını, sonra işveren şirketin müvekkilini yurt dışında görevlendirdiğini, müvekkilinin yurt dışında...A.Ş.'nin taşeronu olarak yine ...İnş. Ltd. Şti. emrinde çalıştığını, yurt dışı görevlendirmesi ile ilgili her iki davalı ile hizmet sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin Ocak ayında İstanbul'a geldiğini, bir süre yurt dışında çalışacağının iş akdinin başlangıcında kararlaştırıldığını, pasaportunu 18.01.2007 tarihinde aldığını, 26.03.2007 günü yurt dışına çıkış yaptığını ve 14.05.2007 günü de yurda döndüğünü, müvekkilinin Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde su kanal ve boru inşaatında boru döşeme ustası olarak çalışmaya başladığını, test makinesini durdurmak isterken davacının parmaklarının makinenin kayışına sıkıştığını ve sol elinin üç parmağının koptuğunu, makinede kayışın üstünde güvenlik kapağının olmadığını, kopan parmaklarla birlikte polikliniğe götürüldüğünü, 6 saat boyunca hastane hastane dolaştıklarını ancak parmakların dikilemediğini, davacının sosyal güvencesi olmadığı için hastanelerde doğal olarak ameliyat parası istediklerini, işverenin para vermek istemediğini, müvekkilinin iş kazası ile ilgili Suudi Arabistan'daki hastaneden ve Riyad Büyükelçiliği'nden iş kazası geçirdiğine dair yazı aldığını, kazadan sonra bir ay kadar daha tedavisine devam edildiğini ve ardından 2007 yılı Mayıs ayında Türkiye'ye döndüğünü, her iki davalı şirket yetkililerince mağdur edilmeyeceği ve zararının karşılanacağı bildirilmesine rağmen hiçbir zararının karşılanmadığını, bunun üzerine müvekkilinin hastaneden % 20 maluliyet raporu aldığını, kazadan sonra kemik erimesi hastalığına yakalandığını ve tedavisinin devam ettiğini belirterek 100.000,00 TL manevi, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi tazminatın davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline, tazminatlara iş kazası tarihinden itibaren kanun gereği faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı...Şirketi vekili cevap dilekçesinde; ...Ltd. Şti.'nin müvekkili şirketin taşeronu olmadığını ve davacının işvereni de olmadığından davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, ...Ltd. Şti. ile yapılan görüşmelerde kazanın meydana gelmesinden sonra götürülen sağlık kurumlarında davacının parmaklarının yerine dikilmesi için uzman cerrahi ekibin olmadığını, bu nedenle operasyonun yapılamadığının ifade edildiğini, kazadan sonra kemik erimesi hastalığına yakalanmış olmasının yanlış bir tıbbi bilgi olduğunu, kaza ile hastalık arasında illiyet bağı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...Ltd. Şti. cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 2. İş Mahkemesinin 13.04.2010 tarih ve 2008/273 E.-2010/322 K. sayılı kararı ile; davalı ...Teknik Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında dava atiye bırakıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 67.274,10 TL maddi tazminat ve 40.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 107.274,10 TL tazminatın diğer davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına 17.04.2007 olay tarihiden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı...Uluslararası Mühendislik Yön ve Çevre Teknik Dan. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 05.03.2012 tarih 2010/8616 E 2012/2864 K sayılı ilamı ile; "Davalılar...Uluslararası Mühendislik Yönetim ve Çevre Teknolojisi Danışmanlığı A.Ş. ve ...Teknik Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile Kurum arasında 506 sayılı Yasanın 86 ncı maddesine göre topluluk sigortasına dair sözleşme olup olmadığını ve var ise kısa vadeli sigorta kollarını kapsayıp kapsamadığını, 17.4.2007 tarihinde meydana gelen olayın Kurumca iş kazası kabul edilip edilmediğini sormak, iş kazasının Kuruma bildirilmediği anlaşılır ise davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacıya Kuruma müracaat ederek sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi ve iş kazası sigorta kolundan sürekli iş göremezlik geliri bağlanması için önel vermek, olayın Sosyal Sigortalar Kurumu yönünden iş kazası olmadığı belirlenir ise "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" ve eki cetvellere göre davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranını belirleyen sağlık kurulu raporu alarak davacının maddi ve manevi zarar kapsamını belirleyerek sonucuna göre karar vermek gerektiği" gerekçesiyle mahkeme hükmü bozulmuştur. Mahkemece usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bozma ilamı doğrultusunda Sosyal Güvenlik Kurumuna yazı yazılarak davacının geçirmiş olduğu kazanın iş kazası kapsamında kabul edilip edilmediği sorulmuş, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 04.11.2014 tarihli cevabi yazıda ...'nin 506 sayılı yasa kapsamında sigortalı olmadığı,...A.Ş. ve ...Ltd. Şti.'nin ... açısından 506 sayılı yasanın 4 üncü maddesi gereğince işveren olarak değerlendirilemeyeceği, ...'nin geçirdiği kaza olayının 506 sayılı yasanın 11 maddesinin A fıkrası kapsamında iş kazası olmadığının bildirildiği, davacının maluliyet durumuna ilişkin Beyoğlu Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinden verilen raporun ve Adli Tıp Kurumunca yapılan inceleme sonucu alınan 16.05.2016 ve 24.08.2017 tarihli raporların dosyaya sunulduğu, bu raporlara göre davacının % 11,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 17.04.2007 tarihinden itibaren bir aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, İstanbul 31. İş Mahkemesinin 2016/56 E.- 2018/13 K. sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderdiği, görevsizlik kararı veren İş Mahkemesince temin edilen 16.05.2016 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi raporu ile 24.08.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu Genel Kurul raporunda E cetveline göre maluliyet oranının % 11,3 olarak tespit edildiği, raporlar arasında bir çelişki bulunmadığı, davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle talep edebileceği tazminat miktarının B.K. hükümlerine göre tespit edilmesi gerektiğinden bu hususta rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 10.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacının geçici iş görmezlik zararının 1.621,43 TL, sürekli iş göremezlik zararının % 11,3 oranında meslekte kazanma gücü kaybı ve davalının % 80 kusuruna göre 190.482,60 TL olduğu, toplam zararın 192.104,03 TL olduğu, dosya içinde bulunan SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 17.03.2014 tarihli inceleme raporuna göre davacının Arabistan kanunlarına göre kurulan Çakır-İmece Contracting Co (CIC) Şirketine ait işyerinde 17.04.2007 tarihinde Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde kanal ve boru inşaatı işinde çalıştığı sırada kazaya maruz kaldığının anlaşıldığı, 506 sayılı Yasanın uygulama alanı devletin hükümranlık sahası ile sınırlı olup ülke sınırları dışında uygulanamadığı anlaşılmış bu nedenle davalı vekilinin husumet itirazının yerinde olmadığı, İş Mahkemesince verilen kararın davacı vekilince temyiz edilmediği ve davalılar yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek; davalı ...Teknik Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden açılan dava atiye bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına, açılan ve ıslah edilen davanın davalı...A.Ş. yönünden kısmen kabulüne, 67.274,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 17.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline dair verilen 14.02.2019 tarih ve 2018/92 Esas 2019/33 sayılı karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2021 tarih 2021/764 Esas 2021/3160 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2021 tarih 2021/764 Esas 2021/3160 Karar sayılı ilamında; "Dosya kapsamından, mahkemece kısa kararda davalılardan...Uluslararası Müh. Yön. Çevre Tekn. Dan. A.Ş yönünden 76.841,6 TL maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmiş; bilahare gerekçe bölümünde“ İş mahkemesinde verilen kararı davacı vekilinin temyiz etmemesi ve davalılar yönünden usuli kazanılmış hak oluşması nedeniyle 67.274,10 TL maddi tazminata hükmetmek gerekmiştir.” şeklinde gerekçelendirilmiş ve böylece kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık çelişki oluşmuş olduğu, kısa karar ile gerekçeli karar arasında veya gerekçeli kararın kendi içinde çelişkili olması hali mutlak bozma sebebi olduğu, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nca 10.04.1992 gün ve 7/4 sayıyla karar verilmiş olduğu, bu durumda, mahkemece kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmesi için kararın bozulması gerektiği" gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının bu kaza nedeniyle mahkemece temin edilen ve ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli aktüerya raporuna göre maddi zararının 192.104,03 TL olduğu, ancak İş Mahkemesince verilen kararı davacı vekilinin temyiz etmemesi ve davalılar yönünden usuli kazanılmış hak oluşması nedeniyle 67.274,10 TL maddi tazminata hükmetmek gerektiği gözetilerek meydana gelen kaza nedeniyle davacının manevi tazminat talep etme koşullarının da oluştuğu kanaatine varılarak tarafların sosyal ve ekonomik durumları , meydana gelen olayın ağırlığı, olay tarihi, hak ve nesafet kuralları dikkate alınarak, açılan davanın davalı ...Teknik Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti yönünden atiye bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına, ıslah edilen davanın davalı...Uluslararası Mühendislik Yön. ve Çevre Tek. Dan. A.Ş. yönünden kısmen kabulü ile 67.274,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 17.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı...A.Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı...A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; "1. Davaya konu iş; Bimtaş Boğaiçi İnşaat Müşavirlik A.Ş. (Bimtaş), Özkartallar İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. (Özkartallar) Çakır Yapı San. ve Tic. A.Ş. (Çakır Yapı),...Uluslararası Müh. Yön. ve Çevre Tek. Dan. A.Ş. (İmece) firmaları arasında imzalanan 10.04.2006 tarihli Ön-Protol kapsamında Suudi Arabistan firması Civil Works Company (cwc) firması adına yapılan ve iş sahibi Suudi Arabistan Krallığı Su ve Enerji Bakanlığı olan “Riyad Şehri İçmesuyu Şebekesi Yenilemesi İşi’dir. Gerek inşaat kalitesi gerekse iş güvenliği standartları açısından uluslararası standartlarda yürütülen işler; bakanlık kontrol elemanları, CWC proje yönetim ekibi ve yukarda belirtilen ortaklık tarafından kurulan şantiye teknik kadrosu denetiminde ve yönetiminde yürütülmüştür. 2. Bu işlerin yapımında Suudi Arabistan yasalarına ve yönetmeliklerine uygun olarak hem yerel hem de CWC tarafından ortaklığımız adına yasal olarak çıkartılan çalışma vizeleri ile Türkiye’den temin edilen taşeron/personel kullanılmıştır. 3. Türkiye’den temin edilen personelin yasalara uygun olarak vize ve yurtdışına gidiş geliş işlemlerinin yürütülmesi için ortalık adına...personeli olan Erdal Gedik görevlendirilmiş ve CWC tarafından adına resmi olarak yetki belgesi verilmiştir. 4. Davacı ..., adı geçen işte ortaklık tarafından hizmet taşeronu olarak iş verilen ...Teknik Yapı Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. (BERK) tarafından formen (Ustabaşı) olarak görevlendirilmiş ve iş sözleşmesi BERK’le davacı ... arasında imzalanmış, vize işlemlerinin sonuçlandırılması için görevlendirilen Erdal Gedik tarafından kaşelenmiş ve imzalanmıştır. Müvekkil...imzalanan bu sözleşmede hiçbir şekilde taraf olmadığı gibi davacının işvereni de değildir, bununla birlikte diğer davalı ...Teknik ile müvekkil firma arasında alt-üst işveren ilişkisi de bulunmamaktadır. Davacı ile müvekkil arasında bir işçi işveren ilişkisi olmadığı İstanbul 31. İş Mahkemesi’nin 10.01.2018 tarih 2018/13 K. sayılı gerekçeli kararında da “…davalı...şirketinin 506 sayılı yasanın 4 üncü maddesi gereğince işveren olarak değerlendirilemeyeceği ve davacının 17.04.2007 tarihinde geçirdiği kaza olayının da 506 sayılı yasanın 11 inci maddesinin A fıkrası kapsamında iş kazası olmadığı belirlenmiştir” denilerek haklılığımız teyit edilmiştir ve İş Mahkemesi dosya ile ilgili olarak görevsizlik kararı vermiştir. Dava dosyasına sunulmuş olan ve davacıya ait iş sözleşmesinde de görüleceği üzere davacının işvereni müvekkil değil davalı ...Teknik Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.'dir. Müvekkil, davacı ve olay arasında hiçbir illiyet bağı yoktur. Davalının çalışmakta olduğu ...İnşaat, Çakır Yapı’nın (pararagraf 1 de belirtildiği üzere aynı zamanda Arabistan’da yürütülen işin ortağı) Türkiye’deki işlerinde de taşeron olarak çalışmış bir firmadır. Müvekkilin ise ne ...İnşaat ile ne de davalı ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Müvekkil sadece mezkur protokol çerçevesinde çalışma vize işlemleri prosedürü gereği davalının ...İnşaat ile yapmış olduğu iş sözleşmesini işveren adına kaşelemiştir. Ayrıca davalı ile işveren arasında Suudi Arabistan kanunlarına uygun olarak ayrı bir çalışma sözleşmesi de imzalanmıştır. Kaldı ki müvekkilim tarafından; anılan projelerin ortak olarak yürütülmesi için imzalanan protokol esaslarına uyulmaması nedeniyle ve hesapların sonuçlandırılması amacıyla İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/377 E. sayılı dosyası ile de dava açmıştır, anılan dava halen derdest olup bilirkişi incelemesi aşamasındadır. Buna rağmen yıllardır süren bu dosya ile ilgili olarak ancak davanın son aşamasında gerçek işveren ...Teknik'e tebligat yapılmıştır. 5. Diğer yandan her ne kadar dava açılması ile zamanaşımı kesilmekte ise de dava 06/05/2008 tarihinde açılmış olup davanın zamanaşımı nedeniyle de düşürülmesi gerekmektedir. Öte yandan Sayın Mahkeme gerekçeli kararında “Dosya içinde bulunan SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın 17.03.2007 tarihinde Suudi Arabistan’ın Riyad Şehri’nde kanal ve boru inşaatı işinde çalıştığı sırada kazaya maruz kaldığının anlaşıldığı, 506 sayılı Yasanın uygulama alanı devletin hükümranlık sahası ile sınırlı olup ülke sınırları dışında uygulanmadığı anlaşılmış olduğu” gerekçesi ile husumet itirazımızı reddetmiştir. 6. Oysa huzurdaki dosyayı görevsizlik nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi’ne göndermiş olan İş Mahkemesi red gerekçesinde “davalı...Şirketinin 506 sayılı Yasanın 4 üncü maddesi gereğince işveren olarak değerlendirilemeyeceği ve davacının geçirdiği kazanın iş kazası olmadığını” belirterek mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. 7. İstanbul 2. İş Mahkemesi’nin 2008/273 E. sayılı dosyasından alınmış olan 29.06.2009 tarihli bilirkişi raporunda açıkça tespit edildiği üzere zarar görenin ağır kusuru da illiyet bağını kesmiştir. Zira zarar görenin kusurlu davranışının yoğunluğu itibarı ile zararlı sonucun uygun sebebi haline gelmiş ve zarar verenin sorumluluğuna neden olan olayı ikinci plana itmiştir. Bu sonuç aynı zamanda objektif iyiniyet kuralına (M.K. m. 2) dayanmaktadır. (Y.9.H.D. 22.2.1973, 28082/2825 “bir genel hukuk kuralı olarak kimse kendi kusurundan yararlanamaz”) 8. Dava konusu kaza; 17.04.2007 tarihinde öğlen tatili esnasında davacı ve arkadaşlarının şakalaşmaları sonucu meydana gelmiş olup, gerek davacı beyanları gerekse şahit olarak gösterdiği yakınlarının beyanları gerçeği yansıtmadığı gibi ifadeleri birbirleriyle çelişmektedir. Çalışma sahasında her türlü güvenlik ve emniyet tedbirleri Bakanlık ve CWC proje yönetimi tarafından kesintisiz olarak denetlenmekte ve uygun olmaması durumunda çalışmalar durdurulmaktadır. Kaldı ki davacı ... formen (ustabaşı) olarak çalışmakta olup sahadaki uygun olmayan çalışma koşullarınını düzeltilmesinden ve sorumlu saha mühendisini bilgilendirerek aykırı durumların düzeltilmesinden doğrudan sorumludur. 9. Yukarıda açıklanan nedenlerin yanı sıra Yerel Mahkeme tamamen eksik inceleme ile karar vermiş ve toplanması istediğimiz deliller toplanmadığı gibi, davacı tarafın sunmuş olduğu resmi evrakların da doğruluğu ilgili kurumlara yazı yazılmaksızın doğru kabul edilmiş ve teyit edilmemiştir. 10. Oysa davacı tarafından mahkemeye sunulan Riyad Büyükelçiliği tarafından verildiği iddia edilen elçilik mührü dahi taşımayan şirket adı bile yanlış yazılan bu belge sahtedir ve doğruluğu mahkemece teyit edilmemiştir. Gerek yazı uslubu, gerekse yazı içeriği elçilik yazışma formlarına uygun olmayıp, hiçbir resmi belge, sözleşme, rapor istenmeden ve referans tutulmadan elçilik adına yetkisi olmayan üçüncü katip tarafından böyle bir yazı verilmesi mümkün değildir. Anılan nedenle mahkemenin bahsi geçen evrakları veren kurumlar ile yazışarak evrakların geçerliliğini, doğruluğunu ve resmiliğini teyidi gerekmektedir. Bu noktada HMK nın 216 ncı madde hükmü açıktır. Resmiliği ve doğruluğu teyit edilmeksizin dayanak teşkil eden evrakların teyidi gerekmektedir. 11. Yine davacı tarafından mahkemeye...Hastanesi antetli kağıtta “Tıbbi Rapor” olarak sunulan ve sadace fotokopi tercümesi olarak noterce onaylandığı görülen belgenin delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Yine çelişkilerle (rapor tarihi kaza tarihinden 12 gün sonradır, Suudi Arabistan’da Hicri Takvim kullanılmamasına rağmen resmi olduğu iddia edilen bu belgede Miladi Takvim tarihi vardır, ayrıca raporda hastanın geliş saati, kazanın oluş şekli vb. bilgiler yer almamaktadır) dolu bu rapor delil niteliğinde değildir. 12. Ayrıca Sayın Mahkeme bilirkişi raporuna karşı sunmuş olduğumuz hiçbir itirazımızı da dikkate almayarak ve kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için olay ve kusur arasında illiyet bağı olduğu kabul edilse dahi olayda kendi kusuru bulunduğu ortada olan davacı lehine son derece fahiş bir tazminata hükmetmiştir. Bilindiği üzere tazminata hükmederken tarafların sosyal ve ekonomik durumunun da araştırılması gerekmekte olup, müvekkil açısından bu tazminatın ödenmek zorunda kalınması ekonomik çöküntüye sebebiyet verecektir. 13. Öte yandan Yargıtay 9. H.D. 13/04/2016 tarihli 2014/37478 E.2016/9244 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere “uygulamada ve özellikle avukatlar arasında, davanın geri alınması yerine davanın atiye bırakılması tabiri kullanılmakta olup, bu tabirin hukuki açıdan hiçbir hükmü yoktur. ...Yapı Ltd. Şti. hakkında karar verilmesi gerekirken bu hususta davanın atiye bırakıldığının kabulü haklı değildir. Esas sorumlu işveren dururken tüm sorumluluğun yalnızca vize işlemleri için iş sözleşmesini kaşeleyen müvekkile yüklenmesi hakkaniyete aykırıdır. " şeklinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 17.04.207 tarihinde yurt dışında geçirmiş olduğu iş kazasından dolayı geçici iş göremezlik ile sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427, 428 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 54 ve 56 ıncı maddeleri, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ...A.Ş. vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ...A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalı...A.Ş.'den alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı...A.Ş.'ye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2024 oy birliğiyle karar verildi.