Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/378 E. , 2024/1970 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/378 Karar No:2024/1970 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ticaret Yatırımlar A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 2007-2010 dönemi içerisinde, topl…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/378 E. , 2024/1970 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/378 Karar No:2024/1970 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ticaret Yatırımlar A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 2007-2010 dönemi içerisinde, toplam dokuz farklı özel durumun Özel Durumların Kamuya Açıklanmasına İlişkin Esaslar Tebliğ'inde yer alan düzenlemelere aykırı olarak zamanında veya hiç açıklanmadığı yahut eksik olarak açıklandığından bahisle davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin Sermaye Piyasası Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının ... İdare Mahkemesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine anılan Mahkeme kararında sübuta erdiği tespit edilen beş farklı ihlâl nedeniyle 343.392,00-TL idarî para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi’nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Kurul’un ... tarih ve ... sayılı kararıyla davacı şirketin 2007-2010 dönemindeki fiillerinin Özel Durumların Kamuya Açıklanmasına İlişkin Esaslar Tebliğ'inde yer alan düzenlemeler kapsamında değerlendirildiği, bu kapsamda dokuz fiil için 343.992,00-TL idarî para cezası ile cezalandırıldığı, idarî para cezasının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı şirkete isnat edilen üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci fiilin sübuta erdiği, birinci ve ikinci fiilin zamanaşımına uğradığı, sekizinci ve dokuzuncu fiilin sübuta ermediği, dava konusu idarî para cezasının ise dokuz ayrı fiil için bir bütün olarak tesis edildiği, fiiller ile para cezasının ayrı ayrı değerlendirilebilmesi imkânı bulunmadığı, dava konusu işlemin tümünün iptaline karar verilmesi gerektiği, öte yandan, sübuta eren fiiller nedeniyle davalı idarece ayrı bir işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle anılan Kurul kararının iptal edildiği ve Mahkeme kararının Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 15/12/2021 tarih ve E:2015/2734, K:2021/4539 kararıyla onanarak kesinleştiği, davalı idarece bahse konu ihlâllerin Mahkeme kararı çerçevesinde sübut bulduğu ve aynı Mahkeme kararında beş farklı fiil nedeniyle Kurul’ca ayrı bir işlem tesis edilebileceğinin belirtildiği dikkate alınarak dava konusu idarî para cezasının tesis edildiği; Davacı şirket hakkında anılan Mahkeme kararında beş fiil yönünden yapılan inceleme sonrası fiillerin sübut bulduğuna ilişkin karar verildiği ve davalı idarece kararın uygulandığı anlaşıldığından, idarî para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem Mahkeme kararı üzerine tesis edildiğinden ve mükerrer olduğu belirtilen işlem Mahkeme kararı ile iptal edildiğinden davacının idarî para cezasına konu fiillerin zamanaşımına uğradığı ve cezanın mükerrer olduğu yönündeki iddialarına itibar edilmediği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğu, gerekçeli karar hakkının ihlâl edildiği, iddialarının karşılanmadığı, savunma alınmadan ceza verildiği, idarî para cezası tutanağında fiillerin gösterilmediği, uzman raporunun tebliğ edilmediği, idarî para cezasının zamanaşımına uğradığı, önceki Kurul kararı çerçevesinde idarî para cezasının ödendiği, dava konusu Kurul kararının iadeye engel olmak amacıyla tesis edildiği, iade talebinin işleme alınmadığı, ölçülülük ilkesinin ihlâl edildiği, Mahkeme tarafından yönetim kurulu yerine geçilerek yerindelik denetimi yapıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararının Mahkeme kararına dayanılarak tesis edildiği, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı öncesinde davacının savunmasının alındığı, fiillere Mahkeme kararında detaylı bir şekilde yer verildiği, davacının lehine olan mevzuat düzenlemelerinin dikkate alındığı, idarî para cezasının iki kat artırılabilmesi için fiil sayısının birden fazla olmasının yeterli olduğu, iade talebine cevap verildiği, zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığı, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : A. Maddi Olay Davacı şirketin, 2007-2010 dönemi içerisindeki fiilleri davalı idare tarafından değerlendirilmiş ve ... tarih ve ... sayılı Denetleme Raporu uyarınca; toplam dokuz farklı özel durumun Özel Durumların Kamuya Açıklanmasına İlişkin Esaslar Tebliğlerinde yer alan düzenlemelere aykırı olarak zamanında veya hiç açıklanmadığı yahut eksik olarak açıklandığından bahisle davacı şirkete 343.392,00-TL idarî para cezası verilmesine ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla karar verilmiştir. Anılan karara karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla bazı fiillerin zamanaşımına uğradığı, bazı fiillerin sübuta ermediği ve bazı fiillerin sübuta erdiği ancak hepsine bir idarî para cezası verildiği gerekçesiyle iptal edilmiş ve anılan Mahkeme kararı Dairemizin 15/12/2021 tarih ve E:2015/2734, K:2021/4539 kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Dairemizin kararının davalı idareye tebliği üzerine, anılan Mahkeme kararında sübuta erdiği tespit edilen fiiller nedeniyle 343.392,00-TL idarî para cezası verilmesine ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla karar verilmiştir. Bunun üzerine, anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. B. İlgili Mevzuat 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinde, “(1) Kanun'da başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer. (2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer. (3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur. (4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır. (5) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hâllerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar. (6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. (7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.; 67. maddesinde, “(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur. (2) Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, hâlinde, dava zamanaşımı kesilir. (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması hâlinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme hâlinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanun’da belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” kurallarına yer verilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesinde, “(1) Soruşturma zamanaşımının dolması hâlinde kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemez. (2) Soruşturma zamanaşımı süresi; a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört, c) Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç, yıldır. Ancak, 89. maddesi hariç olmak üzere 1111 sayılı Askerlik Kanunu, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun, 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda belirtilen ve idari para cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden takvim yılının son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmediği takdirde idari yaptırım kararı verilemez, verilmiş olanlar düşer. (3) Nispî idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır. (4) Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar. (5) Kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması hâlinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır.” kuralı yer almıştır. C. Hukukî Değerlendirme Kabahat, haksızlığın gerçekleştirilmesi hâlinde karşılığında idarî makamlarca yaptırım uygulanacak fiillerdir. Haksızlığa ilişkin fiiller arasında suç veya kabahat oluşturup oluşturmadığı fiile göre değil, haksızlığı oluşturan fiil karşısında uygulanan müeyyideye göre belirlenmektedir. 5326 sayılı Kanun'da kabahatler idarî para cezası ve idarî tedbîrler olarak ikiye ayrılmıştır. İdarî para cezası, kanunda öngörülen haksızlığın kişiler tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde, bir miktar paranın failden alınmasına yönelik, idarî makamlarca tesis edilen idarî yaptırım türüdür. İdarî para cezalarında, para miktarı kanunda maktû veya nispî olarak belirlenebileceği gibi kanunda alt ve üst sınırı belirtilmek şartıyla takdir yetkisi çerçevesinde idarî makamlara da bırakılabilmektedir. 5326 sayılı Kanun'un 20. maddesinde, soruşturma zamanaşımının dolması hâlinde idarî para cezası verilemeyeceği, soruşturma zamanaşımı süresinin, 100.000,00-TL veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, 50.000,00-TL veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört, 50.000,00-TL'den az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıl olduğu, nispî idari para cezalarında ise soruşturma zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu kurala bağlanmıştır. Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sistematiğinde, ceza gerektiren haksızlıklar, cürümler ve kabahatler olarak ikiye ayrılmaktaydı. Bunlar arasındaki fark haksızlığın veya cezanın niteliğinden ziyade niceliğine dayanmaktaydı. Avrupa'da ve ülkemizde kabahatlerin suç olmaktan çıkarılması eğiliminin artmasıyla Türk Ceza Reformu kapsamında, 5237 sayılı Kanun, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu ve 5326 sayılı Kanun yakın tarihlerde yürürlüğe girmiş, eskiden Ceza Kanunu'nda yer alan kabahatler, müstakil bir kanunla düzenlenmiştir. (5271 sayılı Kanun ve 5326 sayılı Kanun'un genel gerekçeleri). 5237 sayılı Kanun’un 67. maddesinde dava açma zamanaşımı düzenlenmişken, 5326 sayılı Kanun’da soruşturma zamanaşımına yönelik herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle, 5237 sayılı Kanun kapsamında, idare tarafından uygulanan idarî para cezalarına yönelik zamanaşımını kesen veya durduran herhangi bir sebep bulunmamaktadır. İdarî yargılama usulünde, iptal kararları geçmişe etkili şekilde sonuç doğurur. İdare mahkemelerinin iptal kararlarını idare gecikmeksizin yerine getirmeleri gerekir ve iptal kararının hukukî sonuçlarını doğurması için kesinleşmesi gerekmez. Davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı kararı hukuka aykırı olduğundan bahisle iptal edilmiş ve bu iptal kararı ile anılan Kurul kararı geçmişe etkili bir şekilde ortadan kalkmıştır. Bu durumda, davalı idare iptal kararına uygun bir şekilde yeniden bir işlem tesis edebilirse de yapılan yeni işlemin de 5237 sayılı Kanun'a uygun olması gerektiği açıktır. Bu nedenle, 5326 sayılı Kanun’da Mahkeme kararlarının soruşturma zamanaşımını keseceği düzenlenmediğinden, iptal kararı sonrası tesis edilen idarî para cezasının da 5326 sayılı Kanun’un 20. maddesinde düzenlenen süreye uygun olması gerekmektedir. Dava konusu fiillerden en yenisi 2010 yılında gerçekleştirilmiş olup en üst zamanaşımı süresi olan beş yıllık süre dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte dolmuştur. Bu itibarla, soruşturma zamanaşımı geçtikten sonra uygulanan idarî para cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutar ile istemi hâlinde kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 02/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY (X): 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesinde, "Bu Kanun'a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurul'ca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir."; 105. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Bu Kanun'da tanımlanan kabahatlerden birinin idarî yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili hükme göre, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idarî para cezası verilir ve verilecek ceza iki kat artırılır." kuralları yer almıştır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde, bu Kanun'un hükümlerinin idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Kanunîlik ilkesi" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği belirtilmiş; 2. fıkrasında, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kuralına yer verilmiştir. 5326 sayılı Kanun'un "İdarî para cezası" başlıklı 17. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, idarî para cezasının, maktu veya nispî olabileceği, idarî para cezasının, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebileceği, bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağı belirtilmiş; son fıkrasında ise, idarî para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04/01/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı kuralı yer almıştır. 6362 sayılı Kanun'un 103. maddesiyle, her kişiye veya olaya özgü ceza tutarlarının belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle cezaların bireyselleştirilmesi için yasa koyucu tarafından cezanın alt ve üst sınırları gösterilmekte, ancak bu iki sınır arasında bir ceza belirleme konusunda da idareye takdir yetkisi verilmektedir. Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir yetkisinin makul ve ölçülü olmayan şekilde kullanılması eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecektir. Sermaye Piyasası Kurulu'nun, 26/03/2013 tarihli ve 10/363 sayılı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Çerçevesinde Tesis Edilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Uygulama Esasları başlıklı ilke kararında; idari para cezası uygulamalarında, ilgililerin Kurul görevlileri ve çalışanları ile süreç içerisinde olan işbirliği, ilgili hakkında daha evvel aynı ihlâl nedeniyle idari para cezası tesis edilmesi, ihlâlin önemliliği, ihlâlin doğurduğu zararın büyüklüğü, ihlâlin gerçekleştirilme şekli, ilgilinin kusurunun yoğunluğu, ilgilinin savunmasındaki samimiyeti, ihlâl nedeniyle doğan zararın tazmini ve/veya aykırılığın giderilip giderilmediği, yatırımcıların zarar görüp görmediği, ilgili tarafından elde edilen menfaatin büyüklüğü gibi kıstaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirmeler neticesinde ve bu ölçüde Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılması yoluna gidileceği, hizmet birimlerince Kurul karar organına sunulacak öneri yazılarında Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılarak idari para cezası tesis edilmesi talep edilmesi hâllerinde bu talebin gerekçelerinin de açıkça belirtilmesi gerektiği yönünde düzenlemelere yer verilmiştir. 6362 sayılı Kanun'un 103. maddesinde belirtilen idarî para cezası yaptırımı konusunda idarenin takdir yetkisini kullanırken Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi ve ilke kararında belirtildiği üzere; kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunu birlikte göz önünde bulundurması ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının yapması gereken özel durum açıklamalarını hukuka uygun bir şekilde yapmadığından bahisle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesi uyarınca davacı şirkete uygulanacak idarî para cezasının tespitinde 2010 yılı için üst sınır olan ...-TL esas alındığı ancak idarî para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı, Kurul kararında yer verilen gerekçelerin mevzuat kapsamında yer almadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, temyiz talebinin kabulü ile davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.