11. Hukuk Dairesi 2013/17214 E. , 2013/22610 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 35. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/06/2013 tarih ve 2012/235-2013/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve
**11. Hukuk Dairesi 2013/17214 E. , 2013/22610 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 35. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/06/2013 tarih ve 2012/235-2013/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette genel müdür olarak çalıştığı dönemde, kendisine bir kısım prim ödemesi yapıldığını, ancak daha sonra bu primlerin haksız ödendiği, davalı şirketin, müvekkilinden ödenen prim kadar alacaklı olduğunu iddia ederek bu alacağı diğer davalıya temlik ettiğini, davalı TMSF'nin de müvekkili hakkında 6183 Sayılı Yasa'ya dayanarak takipte bulunduğunu, oysa müvekkilinin davalı şirkete borcu bulunmadığını, olmayan bir borcun da temlik edilmeyeceğini ileri sürerek davalı Şirkete borçlu olmadığının tespiti ile davalılar arasında imzalanan temlik sözleşmesinin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, idari yargının görevli olduğunu davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF'nin kamu tüzel kişisi olup, yaptığı her işlem ve sözleşmenin, görevi alanına ilişkin olmak koşulu ile, idari işlem niteliğinde bulunduğunu, davaya konu işlemin de idari bir tasarruf olduğunu, idari tasarrufların iptalinin ise ancak İdari Yargı yerinde talep edilebileceği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı şirketin eski genel müdürü olan davacının açmış olduğu menfi tespit ve davalılar arasında yapılan temlik sözleşmsinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı TMSF'nin taraf olduğu temlik sözleşmesinin iptalinin talep edilmesi nedeniyle idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından davalı şirketin, davacıya, genel müdür olarak görev yaptığı esnada yapılan prim ödemesinin yersiz olduğu gerekçesiyle ödenen miktarın davacıdan istirdadını talep ettiği ve davacıdan olan bu alacağını diğer davalı TMSF'ye olan borçları nedeniyle temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davalılar arasında yapılan temlik sözleşmesi incelendiğinde; temlik borçlusu olarak davacı ...'nun gösterildiği ve davalı ...Ş'nin davacı ...'dan olan alacaklarının temlik alan TMSF tarafından tahsili halinde, davalı şirketin davalı TMSF'ye olan borcundan mahsup edileceği düzenlenmiştir. Bu hali ile temlik sözleşmesi tamamen özel hukuk hükümlerine göre düzenlemiş bir sözleşmedir. Davacı, temlik sözleşmesinin iptali ile davalı TMSF'ye de borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Bu durumda mahkemece davanın, davalı şirket tarafından, davacıya genel müdür olduğu dönemde ödenen primlerin yasal hakkı olduğu ve davalılara geri ödenmemesi gerektiğinin tespiti davası yani menfi tespit davası olarak görülmek suretiyle davanın esasına girilerek bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.