TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2021 NUMARASI : 2019/86 Esas, 2021/990 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 09/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1691 KARAR NO : 2026/490 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2021 NUMARASI : 2019/86 Esas, 2021/990 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 09/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında imzalanan 01/10/2019 tarihli taşeronluk sözleşmesi ile davalının Milli Savunma Bakanlığından üstlendiği ... yeni kalite kontrol binası yapılması işine ait gazlı yangın söndürme tesisatı işini taşere etmek üzere anlaştıklarını, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 15/04/2019 tarih ve A-... numaralı faturanın düzenlenerek davalı tarafa gönderildiğini, davalı tarafın faturayı iade etmesi üzerine Beyoğlu 43. Noterliğinin 22/04/2019 tarih ve ... yevmiyeli işlemi ile faturanın tekrar davalıya ulaştırıldığını, ihtara rağmen davalı tarafın borcunu ödemediğini iddia ederek 50.000,00 TL haketmiş olduğu alacağı ile şimdilik 3.000,00 Euro+KDV cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesine özetle, davacı tarafın yüklendiği işi tamamladığını ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından yapılan bir iş olmadığını, müvekkiline ihale kurumundan herhangi bir ödemenin yapılmadığını, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebine konu korunması gereken muhtemel bir hakkın bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, 12/04/2021 tarihli kök ve 01/07/2021 ek bilirkişi raporlarında, davacının sözleşme kapsamında yaptığı kısmi işlerin ayıplı olmadığı ve sözleşmeye uygun yapıldığı, kısmi olarak yapılan tesisatın davalının yararına ve kullanılabilir durumda olduğu, yapılan teknik inceleme neticesinde davacı yüklenicinin sözleşmeye göre borçlandığı eser imalatı borcunu kısmen ifa ettiğinin tespit edildiği, kısmen yapılan eser imalatı nedeniyle davacı yüklenicinin eser bedeli yönünden alacak hakkına sahip olduğu kabul edilirse eser bedelinin KDV dahil 112.500,00 TL olduğu, taleple bağlı kalındığında bu alacağın 50.000,00 TL davacının alacaklı olduğu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca cezai şartın uygulanmasının kabul edilmesi durumunda 73.000,00 Euro+KDV olduğu kararlaştırıldığından davacının dava dilekçesinde ceza koşulu olarak 3.000,00 Euro olarak talep ettiği görülmekle bu cezai şartın yerinde olduğu, davacının davalı tarafa gönderdiği ihtarnamenin davalıya ne zaman tebliğ edildiğine dair tebliğ şerhine rastlanamadığından bu hususta değerlendirilme yapılamadığı sonuç ve kanaati bildirildiği, davacının toplam işin % 22 kısmını yerine getirdiği, yerine getirilen kısım için 112.500,00 TL alacaklı olduğu, yapılan tesisatın davalının yararına ve kullanılabilir durumda olduğu, usul ve yasaya uygun bilirkişi heyet raporları hükme esas alınarak alacak yönünden davanın kabulüne, talep edilen cezai şart yönünden ise davacı firma tarafından edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediği, sözleşmenin 15. maddesi gereğince mücbir sebepler olmaksızın işin tamamını veya bir bölümünü yapmaktan vazgeçmesi halinde vazgeçen tarafın ödemesi gerektiği, şartlarının oluşmaması nedeniyle cezai şart alacağı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının asılsız bilgi belgeler ile yanılttığı bilirkişinin bahse konu projeyi ve teknik şartnameleri incelemeden sahada keşif yapmadan tamamen davacının iddiaları doğrultusunda sunduğu raporda 112.500 TL imalat yapıldığını ve mahkemenin de bilirkişinin raporuna dayanarak karar verdiği, mahkemenin önceki mahkemeler tarafından yapılan tespitleri ve Milli Savunma Bakanlığı kurduğu komisyon kararını dikkate almayarak sadece bilirkişinin sahada tespit yapmadan yapılan imalatları yerinde görmeden projeyi incelemeden hazırladığı raporu üzerinden 112.500-TL üzerinden davayı karara bağlaması yasalara aykırı olduğu, davacı tarafın bahse konu sözleşmeyi imzaladıktan sonra, teslim tarihinden itibaren 30 gün içerisinde 08.11.2018 tarihinde bitirmesi gereken, işi, ilk başta personel sıkıntısından kaynaklı yerine getiremediğini bildirerek müvekkili şirketi 1 aydan fazla oyaladığı, en sonunda 12.11.2018 tarihli bildiri ile sahada çalıştırılmaya başlamak için görevlendirilen 5 kişiyi müvekkil şirkete bildirilmişse de, yine işi savsaklamaya devam ettiği, davacı tarafın edimlerini gereği gibi yerine getirmediği gibi, bir de kademeli ödemenin ilk şartını yerine getirmeden yani, tüpler, algılama sistemleri, uyarı sistemleri ve kontrol panelleri gibi imalatları şantiyeye teslim etmeden, yaptığını iddia ettiği bir kısım iş için ödeme talebinde bulunduğu, buna yönelik fatura kestiği ve en nihayetinde ödeme yapılmadığından bahisle iş yapmayı durdurduğu, davacının yaptığını iddia ettiği imalat nedeniyle müvekkile kurumca herhangi bir hak ediş ödenmediği, müvekkil karşılığını alamadığı bir ücreti ödemek durumunda bırakılması isabetli olmadığı, 112.500-TL'nin nasıl hesaplandığının anlaşılamadığı, müvekkilinin davacının döşediğini beyan ettiği borulardan kaynaklı olarak herhangi bir fayda elde edemediği gibi, boruların sökülüp iş sahasından uzaklaştırılması nedeniyle de bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere kurum tarafından herhangi bir hak ediş ödemesi kendisine yapılmadığı, yerinde keşif yaparak rapor tanzim eden bilirkişinin görüşüne itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yapılan işi görmeyen bilirkişi tarafından tanzim edilen rapora itibar edilmesinin hatalı olduğu iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki sözleşmenin 15. maddesinin son paragrafına göre taraflardan birisinin işin yapımından vazgeçmesi halinde ve işverenin siparişi iptal etmesi halinde, diğer tarafa sözleşme bedelinin %30'u yani 73000-Euro x%30= 21.900,00-Euro tazminat ödeyecek olup, müvekkil hiçbir zaman sözleşmeden dönen taraf olmadığı, alınan raporda davacı yüklenicinin sözleşmeye göre borçlandığı eser imalatı borcunu kısmen ifa ettiğinin tespit edildiği, kısmen yapılan eser imalatı nedeniyle davacı yüklenicinin eser bedeli yönünden alacak hakkına sahip olduğu kabul edilirse eser bedelinin KDV dahil 112.500,00 TL olduğu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca cezai şartın uygulanmasının kabul edilmesi durumunda 73.000,00 Euro+KDV olduğu görülmekle cezai şartın yerinde olduğu, hususları bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davacı müvekkilden kaynaklı bir eksiklik veya gecikme söz konusu olmadığı, işi bozanın, sözleşmeyi uygulanamaz hale getirenin davalı olduğu, bu sebeple cezai şart talebinin de kabulü gerektiği, davalının istinaf başvurusunda, kendilerinin Milli Savunma Bakanlığından ödeme alamadan, davacıya ödeme yapmak zorunda bırakıldığını ileri sürdüğü, oysa, taraflar arasındaki sözleşmede davalının, davacıya Milli Savunma Bakanlığından ödeme aldığı taktirde ödeme yapacağına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, tam tersine sözleşmenin 7.4. maddesine göre, işverenin, başlangıçta mazleme alımı için davacıya sözleşme bedelinin %65 ini yani 47.450,00-Euro+KDV ödeme yapması gerektiği hükmü yer aldığı, bu düzenlemeye göre davalı ödeme yapmadığı halde, davacı kendi imkânları ile malzeme teminini sağladığı, ancak davalıdan karşılığını alamadığı, aynı maddede, öz olarak, malzemelerin şantiyeye tesliminde değil, şantiyenin davacıya tesliminde sözleşme bedelinin %65 inin davacıya ödenmesi kuralı yer almasına rağmen, karşı taraf bu hükmü yok saydığı iddialarıyla, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine, cezai şart taleplerinin reddine dair ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve cezai şart talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı tarafın, davalı ile olan sözleşmeye istinaden yapması gereken yangın söndürme sistemini yaptığı ancak sözleşme gereği kendisine ödenmesi gereken bedelin ödenmediği iddiasıyla alacağının ve cezai şartın tahsili için dava açtığı, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın alacak yönünden kabulüne, cezai şart yönünden reddine karar verildiği karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Davacı yüklenici, davalının kusuru nedeniyle işin belli bir aşamasında işi terk ettiğini ileri sürerek yaptığı işin bedeli ile sözleşmenin 15. maddesinin son fıkrası kapsamında tazminat talep etmiştir. Davalı ise yapılan işin kullanılamayacak derecede olduğunu hatta söküldüğünü, bu nedenle ödeme şartlarının gerçekleşmediğini iddia ederek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, talimat yoluyla aldırılan bilirkişi raporu ile yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu arasındaki görüş farklılıkları giderilmeden, davacının yaptığı işin bedelinin tahsiline, şartları oluşmadığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacının davadaki iddiası ile davalının savunmaları birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin ifa edilmeden sonra erdiği konusunda taraf ifadeleri birleşmiştir. Uyuşmazlıklardan ilki, davacı yüklenicinin yaptığı kadarıyla iş bedeli alıp alamayacağına ilişkin olup, talimat yoluyla aldırılan bilirkişi raporunda, yapılan imalatların sözleşmeye ve standartlara uygun olup olmadığıyla ilgili görüş belirtilemeyeceği, bunun için testlerin ve deneylerin yapılması gerektiği yönünde görüş bildirilmiş olmasına rağmen, yargılama sırasında dosya üzerinden aldırılan bilirkişi raporunda ise, davacının yaptığı imaların bedelini talep edebileceğinin belirtildiğinin anlaşılmasına göre, öncelikle raporlar arasındaki görüş farklılıklarının giderilmesi için yerinde keşif yapılmak suretiyle yeni heyetten alınacak rapor ile, tarafların raporlara karşı itirazları da karşılanarak, davacı tarafça yapılan imalatların sözleşmeye ve standartlara uygun olup olmadığı kesin bir şekilde belirlenip, sonucuna göre davacının bedele hak kazanıp kazanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken, ayrıntılı inceleme ve değerlendirme yapılmadan alacak talebi hakkında hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır. Diğer yandan, sözleşmenin 15/son fıkrası uyarınca talep edilen bedel, sözleşmenin taraflarından birinin kusuru nedeniyle tamamen veya kısmen ifa edilmemesi haliyle ilgili olarak kararlaştırılan tazminat niteliğnde olup, olayın oluş şekli itibarıyla, öncelikle sözleşmeyi hangi tarafın sonra erdirdiği ve bunda kusurlu olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, genel ve soyut bir yaklaşımla, nitelemede hataya düşülerek, sadece şartların oluşmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş olması hatalı olup, eksik inceleme ve değerlendirme sonucu tazminat talebi hakkında hüküm kurulması da isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/12/2021 tarih, 2019/86 Esas, 2021/990 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı ve davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.