Başvuru, itirazın iptali davasına konu uyuşmazlığın dayanağı olan sözleşmenin geçerlilik süresinin Mahkemece hatalı değerlendirilmesi neticesinde davanın reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, itirazın iptali davasına konu uyuşmazlığın dayanağı olan sözleşmenin geçerlilik süresinin Mahkemece hatalı değerlendirilmesi neticesinde davanın reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 13/9/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Birinci Bölüm tarafından 9/1/2014 tarihinde yapılan toplantıda başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 13/2/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Ankara ilinde emlak komisyoncusu olarak çalışmakta olup Ankara ili Çankaya ilçesindeki konut niteliğindeki taşınmazın satımına veya kiralanmasına aracılık etmek üzere sözü edilen taşınmazın maliki (satıcı) ile 10/8/2010 tarihinde sözleşme imzalamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede taşınmazın satış fiyatının 000 TL ile 000 TL arasında olacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin bazı hükümleri şöyledir:i. “... emlakın 10/04/2011 gününe kadar satılması / kiraya verilmesi için müşteri T.’nin aracılığını kabul eder.”ii. “Hizmet gerçekleştiğinde müşteri emlak satılır ise satış fiyatının %2 + KDV’sini … T.’ye ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” iii. “Taraflar sözleşme süresinin bitiminden en az 15 gün önce yazılı fesih bildiriminde bulunurlarsa sözleşme dönem sonu itibarıyla, fesih bildiriminde bulunulmazsa uzama süresi sonunda sona erecektir. Uzama süresi otuz gündür.”iv. “Sözleşme ve uzama süresince, söz konusu emlaka T.’ce alıcı / kiracı bulunmasına rağmen müşteri herhangi bir sebepten dolayı satışı / kiralamayı engellerse, … satış bedelinin % 4 + KDV’sini … T.’ye ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” Başvurucu, anılan sözleşmeye istinaden yürüttüğü çalışmalar sonucunda taşınmaza alıcı bulmuş; 850 TL satım bedelinde anlaşıp protokol yapmış ve satıcıyı bilgilendirmiştir. Bunun üzerine satıcı, satım işlemlerini kendisi adına yapması için noter tarafından düzenlenmiş bir vekâletname ile H.yı vekil tayin etmiştir. Başvurucu, satıcının vekili ve alıcılar satış işlemini gerçekleştirmek üzere 24/9/2010 tarihinde ilgili tapu müdürlüğüne başvurmuşlardır. Ancak işlemler sırasında satıcı vekilinin, satıcının satımdan vazgeçtiğini bildirmesi üzerine tapu işlemleri tamamlanamamıştır. Başvurucu ve alıcı tarafından düzenlenen tutanakla bu durum tespit edilmiştir. Başvurucu, taşınmaza alıcı bulmasına rağmen satıcının satımdan vazgeçtiği gerekçesiyle başka alacaklarla birlikte 10/8/2010 tarihli sözleşmede “satış bedelinin % 4 + KDV’si” şeklinde kararlaştırılan tellaliye alacağının ödenmesi için icra takibi başlatmıştır. İcra takibi kapsamında borçlu sıfatı olan satıcının ödeme emrinin tellaliye alacağına ilişkin kısmına itiraz etmesi üzerine takip durmuş, bunun üzerine başvurucu Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde itirazın iptali davası açmıştır. Ankara Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 1/10/2012 tarihli ve E.2011/174, K.2012/1579 sayılı karar ile dava konusu tellallık sözleşmesinin süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: “Tellallık sözleşmesinin 30 gün süreli olduğu, sürenin işlem yapılmadan dolduğu anlaşılmakla, hükümsüz kalan sözleşmeden dolayı davalının hizmet alımını tamamlamadığından, satışın gerçekleşmediğinden, davacının talep ettiği takibe konu ücreti davalıdan talep edemeyeceğinden davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.” Başvurucu anılan kararı temyiz etmiş; temyiz dilekçesinde davaya konu sözleşmenin 10/4/2011 tarihine kadar geçerli olduğunu, 30 günlük sürenin ise sözleşmenin sona ermesinden sonra uygulanacak uzatma süresine ilişkin olduğunu, bu çerçevede edimini sözleşmenin geçerli olduğu dönemde yerine getirdiğini, bu nedenle davanın reddedilmesinin haksız olduğunu temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay Hukuk Dairesi 2/5/2013 tarihli ve E.2013/3312, K.2013/10997 sayılı ilamı ile başvurucunun temyiz itirazlarını yerinde görmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, … karar verildi.” Karar 11/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 8/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Bir akdin mevzuu, kanunun gösterdiği hudut dairesinde, serbestçe tayin olunabilir. Kanunun kat'i surette emreylediği hukuki kaidelere veya kanuna muhalefet; ahlaka (adaba) veya umumi intizama yahut şahsi hükümlere müteallik haklara mugayir bulunmadıkça, iki tarafın yaptıkları mukaveleler muteberdir.” 818 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Yaptığı hazırlık veya icra eylediği tavassut akdin icrasına müncer olunca, tellal ücrete müstahak olur.” 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ...”