8. Hukuk Dairesi 2022/1582 E. , 2024/7015 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/377 E., 2021/293 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk
**8. Hukuk Dairesi 2022/1582 E. , 2024/7015 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/377 E., 2021/293 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı gerçek kişiler dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri ... köyü ... mevkkinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre adınlarına tescilini talep etmişlerdir. Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, Fen Bilirkişi ...nin 18.04.2013 tarihli rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde, kain Batısı: ... tarlası, Güneyi: ... Deresi, Doğusu: dere ve kayalık hali arazi, Kuzeyi: hali arazi ile çevrili 13.441 m2'lik yerin 1/2'sinin davacılardan ... oğlu ... ve kalan 1/2'sinin de ... mirasçıları ... kızı ... ile ... oğlu ... adına tapuya tesciline ilişkin önceki karar, davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.12.2015 tarihli ve 2015/13534 Esas, 2015/12241 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de ulaşılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; eldeki dava, davacı gerçek kişiler tarafından 23/03/1998 tarihinde tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 713 üncü maddesi gereğince tescili istemiyle açılmıştır. Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucunda dava konusu edilen (B) harfi ile gösterilen taşınmazın orman sayılmayan yerlerden ve davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Fakat çekişmeli taşınmaz, 1957 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda taşlık niteliğiyle tapulama harici bırakılmış, dava devam ederken 2001 yılında yapılan imar uygulamasında 2221 yevmiye ile Hazine adına ihdas edilerek tescil edilmiş ve aynı tarih ve yevmiye ile 2359,00 m2'si düzenleme ortaklık payı (DOP) olarak düşülmüş ve 11082,00 m2'lik taşınmazın 3057,00 m2'lik kısmı 1 ada 2 numaralı imar parseline, 8025,00 m2'lik kısmı ise, 8 ada 1 sayılı imar parseline dönüşmek suretiyle Hazine ve dava dışı kişiler adlarına tescil edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; mülkiyetin, Türk Medenî Kanunu'nun 713/5 inci maddesi gereğince zilyetlik koşullarının gerçekleştiği anda kazanılacağı gözetildiğinde, tescil davasına konu alandaki mülkiyet hakkının imar parsellerine yansıtılması gerekeceği kuşkusuzdur. O halde, mahkemece tescil davasına konu taşınmaz, fiilen hangi imar parsellerini içine alıyorsa bu parsellerin tümünün tapu kayıtlarının getirtilmesi ve davanın tescil davasına konu olan taşınmaz sınırları içinde kalan imar parsellerinin maliki ya da malikleri davaya katılıp taraf oluşturulduktan sonra tüm taraf delilleri toplanıp, dava konusu (B) harfiyle gösterilen bölümün miktarının isabet ettiği imar parsellerine oranlanması suretiyle davacının ilgili imar parsellerinde paydaş kılınması ve uyuşmazlığın bu şekilde çözümlenmesi gerekirken imar uygulamasını bozacak surette kabul kararı verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile, a-Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, 3.057,00 m²'lik hissesi oranında, bir kısım davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile, 1/2'si davacılardan ... oğlu ... ve kalan 1/2'sinin de ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, 3.057,00 m²'lik kısım çıktıktan sonra kalan kısmın mevcut tapu malikleri üzerinde mevcut hisseleri oranında bırakılmasına, b- Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi 8 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, 8.025,00 m²'lik hissesi oranında, bir kısım davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile, 1/2'si davacılardan ... oğlu ... ve kalan 1/2'sinin de ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, 8.025,00 m²'lik kısım çıktıktan sonra kalan kısmın mevcut tapu malikleri üzerinde mevcut hisseleri oranında bırakılmasına, davalılardan ... Köyü Muhtarlığı yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) madde 144/1-d vem.115 uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Köyünde 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 sayılı Kanuna göre 16.12.1997 tarihinde ilân edilen ve dava tarihinde kesinleşmeyen herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalan ormanların kadastrosu, sınırlaması yapılan devlet ormanlarının aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu ise 14.07.1957 tarihinde yapılıp, 10.08.1960 - 09.09.1960 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup, davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.