3. Hukuk Dairesi 2013/5375 E. , 2013/9338 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ....Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketinde çalışan diğer davalı ... …
**3. Hukuk Dairesi 2013/5375 E. , 2013/9338 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ....Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketinde çalışan diğer davalı ... Biloko'nun tavsiyesi ile davalı şirkete iş başvurusunda bulunduğunu, iki üç sefer mülakata alınan müvekkiline net bir cevap verilmediğini, daha sonra davalı ... Biloko tarafından müvekkiline hitaben gel seni işe aldıracağım daveti üzerine, müvekkilinin davalının çalıştığı diğer davalı işyerine gittiğini, bu sırada davalı ... Biloko tarafından müvekkilinin iğne ile bayıltılarak cinsel saldırıda bulunduğunu, bu eylemle ilgili davalının ... 10.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı cinsel saldırı suçundan 15 yıl ceza aldığını ve cezanın kesinleştiğini, davalının bu eylem nedeniyle müvekkilinin hastalandığını, ruhsal ve psikolojik tedavi gördüğünü, bu nedenle maddi zararlarının oluştuğunu, olay nedeniyle çekilen elem ve ızdırap sonucunda manevi zarara uğradığını, davalılardan ...'nun eylemlerinden diğer davalı ... Limited Şirketinin adam çalıştıran (istihdam eden) sıfatıyla sorumlu olduğu ileri sürülerek, 150.000 TL manevi, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 3000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ... Sağlık Hizmetleri vekili cevabında; müvekkili Şirketin olay nedeniyle sorumlu olmadığını, ayrıca bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir. Diğer davalı ... cevabında, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2001 tarihli 2001/4-472 E-2001/547 K sayılı ilamında, hukuk davalarında uzamış ceza zaman aşımının ceza fiilini işleyenler ile aralarında tam teselsül olanlar hakkında uygulanabileceğini, istahdam edilenlerin haksız fiilinden dolayı uzamış zamanaşımı süresinin, istihdam eden hakkında açılan tazminat davasında uygulanamayacağını, olayımızda da istihdam eden konumunda bulunan davalı şirketin istihdam ettiği davalı ...'nun davacıya yönelik haksız fiilinden dolayı davalı ... hakkında ... 10.Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldığını diğer davalı şirket hakkında herhangi bir ceza davası açılmadığını 818 sayılı BK.'nun 60/2. maddesine göre uzamış ceza zamanaşımı süresinin davalı ... hakkında uygulanabileceğini onun fiiline katılmamış olan adam çalıştıran ve malca sorumlu olan davalı şirket hakkında uygulanamacağı, dolayısıyla davacıya karşı diğer davalı ... tarafından gerçekleştirilen eylemin 31.08.2007 tarihinde gerçekleştiği, eldeki davanın 20.10.2008 tarihinde açıldığını, BK 60/1.maddesi uyarınca 1 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davalı şirket yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Diğer davalı ... yönünden ise; manevi tazminatın kısmen kabülu ile 15.000 TL manevi tazminatın bu davalıdan tahsiline, maddi tazminat yönünden ise tedavi giderlerinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya, içerisindeki ... 10.Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/43 E-2009/57 K sayılı dosyanın incelemesinde, davalı ... tarafından davacıya karşı 31.08.2007 tarihinde işlenen cinsel saldırı suçundan TCK.'nun 102.maddesine göre 15 yıl hapis cezası verilmiş, ilam Yargıtay'ca onanarak kesinleşmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Manevi tazminat yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği ve özelliği kadar ağırlığı ile toplumumuzun geleneksel yapısı, davacının çektiği acının biraz olsun dindirilmesi ve bir zenginleşme aracı olmadan parasal yönden tatmin için davacı üzerinde oluşturduğu ağır elem ve ızdırap derecesi, günün ekonomik koşulları nazara alındığında hüküm olunan manevi tazminat miktarı yetersiz olup, hüküm bu yönden bozulmalıdır. Maddi tazminat davası yönünden ise; ceza davasında ... tarafından verilen raporda ve kurulan ceza hükmünde, davalının (sanığın) eyleminin neticesinde davacının (mağdurenin) beden ve ruh sağlığının bozulduğu belirtilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesine eklediği ek 2 nolu belgede 11.08.2008 tarihinde olay nedeniyle ... Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yatarak tedavi gördüğünü beyan etmiş olup, varsa bu tedavilerle ilgili belgeler celp edilip, bu tedavi ile ilgili davacı tarafından yapılan masrafların bulunup bulunmadığı araştırılıp tespit edilmeden, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ayrıca, davacı taraf olay nedeniyle hastanede yatarak tedavi görmüş ise ve tedavi giderleri için fatura ve yazılı belge ibraz edemese de 818 sayılı Borçlar Kanunun 42.maddesine göre; "Zararın hakiki miktarını ispat etmek, mümkün olmadığı taktirde hakim, halin mutad cereyanı mutazarrır olan tarafın yaptığı giderleri (hastaneye geliş-gidiş masrafları, hastanede yatıldığı sürece davacı tarafından yapılan mutad giderler vs.) nazara alarak uygun bir tazminata da hükmolunması gerekir." hükmü gereğince değerlendirme yapılıp hüküm ittihaz olunmaması ayrıca bozmayı gerektirmiştir. Bu bağlamda; az yukarıda belirtilen yönler değerlendirilmeden hüküm tesis olunduğundan yetersiz inceleme ve hukuki nitelendirmenin yapılmaması sebebi ile hükmün bozulması gerekmektedir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.