Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/8568 E. , 2024/5049 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/8568 Karar No : 2024/5049 DAVACI : ... Odası VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : 28/09/2022 tarih ve 31967 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi ve 16. maddesi ile bu maddelerin atıf yaptığı
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/8568 E. , 2024/5049 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/8568 Karar No : 2024/5049 DAVACI : ... Odası VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : 28/09/2022 tarih ve 31967 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi ve 16. maddesi ile bu maddelerin atıf yaptığı EK-1 ve EK-2 tabloların ilgili kısımlarının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmeliğin Ek-1'inde yer alan kriterlere bakıldığında 2 sayılı göstergede yer alan mesleki deneyim için toplam 20 puandan fazlasının göz önüne alınamayacağı düzenlemesi ile birlikte meslekte fiilen görev yapılan ilk 5 yıldan sonraki her yıl için 2 puan belirlenmiş olup böylelikle mesleki deneyimde 15 yılın dikkate alınacağı, Ek-1'de 4 sayılı göstergede ise tezli yüksek lisans için 20 puan, doktora için 30 puan düzenlemesi mevcut olup söz konusu puan düzenlemesi ile fiili çalışmanın ve deneyimin bu denli önemli olduğu bir alanda mesleki deneyimin hiçe sayılarak akademisyenlere ayrıcalık tanındığı, dava konusu Yönetmelik ile düzenlenen uzmanlık alanı tamamen akademik yeterlilik olarak belirlendiği, meslekte 15 yıldan fazla çalışması bulunan birinin sırf akademik kariyeri olmaması nedeniyle asgari 60 puan hesaplamasında mesleki deneyimin göz önüne alınmadığı, Ek-2'de "... İlgili alanda yüksek lisans/doktora yapmış/ yönetmiş olan veya ders veriyor olan ve halen bir yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi/görevlisi olan meslek mensuplarından geçici sicil ile hizmet alınabilir." belirlemesi ile liste dışından çalışma hakkı da yine sadece akademisyenlere tanındığı, Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi aynı hukuki durumda bulunanların aynı kurallara tabi olmasını gerektirdiği, çeşitli yasal düzenlemelerde yer bulan ve kamu hizmetlerine ilişkin temel ilkelerden olan eşitlik ilkesinin, aynı hukuki durumda bulunanlara aynı kuralların uygulanması, fırsat eşitliğinin sağlanması, kamu hizmetine girmede eşitlik, ayrımcılık yasağı ve pozitif ayrımcılık gibi farklı şekillerde tezahür ettiği, devlet yönetimine ilişkin hukukun temel ilkelerinden biri sayılan eşitliğin, gerek kanunların Anayasaya uygunluğunda gerekse idari işlemin yargısal denetiminde kullanılan bir ölçüt olduğu, eşitlik ilkesinin idarenin düzenleyici işlemlerinde görünüş biçimlerinden birinin de fırsat eşitliğinin sağlanması olduğu, fırsat eşitliğinin, aynı hukuki durumda bulunup da eşit muamele görme hakkına sahip kişiler arasında bir imkan ya da hizmetten yararlanabilme veya bir statüye girme gibi hususlarda haklı bir neden olmadığı sürece herhangi bir ayrım ya da farklı bir uygulama yapılamayacak olmasını ifade ettiği, idarenin fırsat eşitliğine aykırılık teşkil edecek şekilde tesis ettiği işlemlerin, hukuka aykırı sonuçlar doğuracak ve idari işlemin konu yönünden sakat olmasına sebebiyet vereceği, mevcut düzenleme itibariyle yetkilendirme kriterlerinin gerekçesiz ve fırsat eşitliğine aykırı bir şekilde belirlendiği, uygulama deneyiminin hiç ya da gereği kadar olmadığı, daha çok bilimsel araştırmalarda bulunan ve özgün araştırmaları ile katkıda bulunan kişiler olarak tarif edilen akademisyenlere öncelik sağlayan bir yapı olarak hayata geçirildiği, bunun sonucu olarak da piyasada Yönetmelik kapsamındaki işlerde fiilen çalışan, hizmet üreten, deneyim sahibi olan, tasarım ve gözetim aşamalarında fiilen bulunan mühendislerin çalışma alanının kısıtlandığı ve haksız rekabet ortaya çıkacağı, sonuç olarak, mesleki deneyimi önemsiz kılarak davacı Oda üyesi mühendislerin çalışma alanlarının daraltıldığı ve haksız rekabete yol açarak salt akademisyenlere ayrıcalık tanındığından dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinin iptali gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olmasının Anayasanın 56. maddesi ile güvence altına alındığı, insanların güvenli yapılarda yaşaması, örneğin binalarda deprem ve yangın güvenliğinin sağlanması için asgari koşulların getirilmesi ve etkin denetim mekanizmalarının kurulmasının kamu otoritesinin asli ve öncelikli görevleri arasında bulunduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 1. maddesinde Kanun'un amacının, "yerleşme yerleri ile, bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak" şeklinde belirlendiği, Kanunun 28. maddesinde "Kanun kapsamındaki mimarlık, mühendislik ve planlama hizmetine ilişkin harita, plan, etüt, proje ve eklerinin düzenlenmesi ve bunların yerine getirilmesinin; ... Yapının sınıfına, özelliğine ve büyüklük derecesine göre, uzmanlık alanlarına uygun olarak 38 inci maddede belirtilen meslek mensuplarına yaptırılmasının mecburi olduğunun" düzenlendiği, "Yapıda inşaat ve tesisat işleri ile kullanılan malzemelerin kamu adına denetimine ilişkin fenni mesuliyet, ruhsat eki etüt ve projelerin gerektirdiği uzmanlığı haiz meslek mensupları tarafından ayrı ayrı üstlenilmek zorunda olunduğu, ...İleri tasarım yöntemleri ve teknolojileri gerektiren özellik arz eden binaların projelerinin, bu alanda Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelik çerçevesinde yeterli uzmanlığı haiz mühendislerin gözetiminde yapılacağı" kuralının getirildiği, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 2. maddesinde "Proje müelliflerince hazırlanan, ... Uygulama projelerini ilgili mevzuata göre incelemek, proje müelliflerince hazırlanarak doğrudan kendilerine teslim edilen uygulama projesi ve hesaplarını kontrol ederek, ilgili idareye uygunluk görüşünü bildirmek" yapı denetim kuruluşlarının görevleri arasında sayıldığı, anılan mevzuat uyarınca, ülkemizde bina projelerinin ilgili proje müellifleri tarafından yapıldığı, bütün mühendislik hesapları, etüdleri ve tasarım detaylarının bitirilen uygulama projesi niteliğindeki projelerin yapı denetim kuruluşlarınca incelendiği, uygunluk görüşü verildiği, dava konusu Yönetmelikle getirilen tasarım gözetmenliğinin, proje müellifliği veya fenni mesuliyet veya yapı denetim hizmetlerinden çok farklı ve ayrı bir hizmeti içerdiği, tasarım gözetimi ve kontrolünün, Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtildiği üzere, "projenin başlangıcında hizmetin gerekli olduğu proje safhası ile başlayacağı ve ilgili safhanın tamamlanmasına kadar devam edeceği," tasarım gözetmenlerinin, "Uzmanlık alanı kapsamında can, mal ve çevre güvenliği bakımından yapı güvenliğine olumsuz etkisi olabilecek tasarım unsurlarını değerlendireceği, gerekli yönlendirmeleri yapacağı, tespit ettiği problemleri, gerekli durumlarda kendi hesap modeli ile teyit ederek, yapı performansına olabilecek etki derecesi ve önemini de açıklayarak mevzuat kurallarına ve iyi uygulama kodlarına referans vererek değerlendirieceği, doğrudan ruhsat eki dokümanda yer almamakla birlikte tasarımda kullanılan yöntemleri, yaklaşımları, özel çözümleri ve ilave analizleri değerlendireceği, teknik mevzuatta belirlenen zorunlu uygulama kuralları haricinde, kendi görüşünden farklı çözümlerin geliştirilebildiği konularda proje müellifinin önerilerini inceyeceği, doğrudan kendi hizmeti dışında olmakla birlikte yapı performansını etkileyebileceğini değerlendirdiği konularda gözlem ve bulgularını bildireceği." binaların deprem ve yangın güvenliğinin, pek çok parametrenin yanında, ilk aşamada mimari ve mühendislik projelerinin genel kurgusuna bağlı olduğu, bu sebeple daha mimari proje şekillenirken avan proje safhasından itibaren mühendislik çözümlerine uygun ve deprem/yangın mühendisliği prensipleri ile uyumlu sistemlerin, planların oluşturulmasının hayati önem taşıdığı, yapılan düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, tasarım gözetmeninin, proje müellifinin projeyle ilgili ortaya koyduğu genel proje kurgusunu, esas alacağı model, hesap ve analiz yöntemlerinin projeye uygunluğunun deprem/yangın mühendisliği temel ilkeleri bakımından değerlendirdiği, uzmanlığına dayalı olarak daha avan proje aşamasında bir nevi tasarımı yönlendirdiği, literatürde "peer review" olarak da tabir edilen tasarım gözetmenliği uygulamasının, ilk kez birçok üniversiteden saygın bilim insanının katkı ve emekleri ile hazırlanan ve AFAD tarafından yayımlanmış olan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğine alındığı, bilahare 3194 sayılı İmar Kanununda da yerini almış olan bu mekanizmanın veya benzerlerinin dünyada farklı şekillerde yıllardır uygulandığı deprem tehlikesi yüksek ülke örneklerinin bulunduğu, ülkemizde, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ve Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelikte, kullanılan yapı teknolojileri veya yapı büyüklüğü bakımından özellik arz eden, büyük ölçekli, çok fazla kişinin barındırdığı, konakladığı veya hizmet aldığı binaların tasarım ve mühendislik hesaplarının yapılması aşamasında daha üst düzey hesap ve koruma önlemlerinin öngörüldüğü, bu tür afetlerin her binada aynı etki ve sonucu yaratmadığı, bu sebeple bu tür projelerin tüm safhalarının ehliyet sahibi meslek mensuplarının gözetiminde yapılmasının zorunlu tutulmasının, kamu otoritesinin aldığı risk azaltma amaçlı bir önlem niteliğinde olduğu, nitekim son yıllarda Sağlık Bakanlığı'na bağlı pek çok hastanede uygulanmış olan ve esasen Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinde tasarım gözetmenliği hizmetine tabi kılınan sismik yalıtım (izolatör) uygulamalarının, ülkemizde meydana gelen Kahramanmaraş-Pazarcık depremi sonrasında kamuoyu gündeminde yerini aldığı, dava konusu Yönetmeliğin Ek-1 Y-1.1.1 maddesinde yangın güvenliği bakımından tasarım gözetmenliği hizmetine tabi işlerin son derece sınırlı olacak şekilde sıralandığı, buna göre, "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin; Ek-1/C Tablosuna göre yüksek tehlikeli kullanım alanı 30.000 m²'yi geçen binalar; yapı yüksekliği 51.50 m'yi veya yapı inşaat alanı 50.000 m²yi geçen konut harici tüm binalar ve yapı yüksekliği 51.50 m.yi geçen konut amaçlı binaların" yangın güvenliği bakımından özellik arz eden tasarımlar olarak belirlendiği, Yönetmelikte yapılan düzenleme ile, tasarım gözetmenlerinin "mesleki yayın, mesleki deneyim, uzmanlık alanında deneyim, akademik unvan ve mesleki yetkinlik" olmak üzere beş farklı gösterge üzerinden değerlendirildiği, Yönetmelikte belirlenen 1, 4 ve 5 sayılı diğer üç kriterin herhangi birisinden alınacak yeterli puan ile birlikte bu belgenin düzenlenebildiği, buna göre, "yüksek lisans/doktora" ve/veya "akademik yayın" ve/veya "ilgili uzmanlık alanında elde edilmiş mesleki yetkinlik belgesinin" kullanılabileceği, bu göstergelerin kişinin tasarım gözetmenliği yapacağı alanda yeterli teorik altyapısının bulunması ve ehliyet sahibi olması amacını güden ve amaca uygun, ölçülü kriterler olarak belirlendiği, davacının iddia ettiğinin aksine "Ek-1 Tasarım Gözetmeni Değerlendirme Kriterleri" tablosunda "Notlar" kısmının (a) bendinde "1 ve 5 sayılı göstergelerden alınan puanlardan yalnızca puanı yüksek olan göstergenin en fazla 20 puan olarak değerlendirmeye alındığı" başvuru sahiplerinin "lisans/doktora" veya "yayın" göstergelerinden puan alamasa da "mesleki yetkinlik" göstergesinden de puan alarak belge sahibi olabileceği, tasarım gözetmenliğinin, proje müellifliği veya yapı denetçiliğinden farklı bir hizmet olup yeni bir uygulama olduğu, bu itibarla elektrik mühendislerinin şu ana kadar verdikleri hizmetleri kısıtlayıcı bir yönü bulunmadığı, son derece sınırlı yapıyı kapsadığı ülkemizde verilmeyen (2024 yılından itibaren yürürlüğe girecek olan) bir hizmet sebebiyle Elektrik Mühendisleri Odası üyelerinin hangi gelirlerinde hangi sebeple kayıpların meydana geleceğinin anlaşılamadığı, geçici sicil ile ile hizmet alınabilecek işlerin nispeten küçük ölçekli işler olup kamu yararı gözetilerek Yönetmelik kapsamındaki uzmanlık alanları ile iştigal eden akademisyenlerin yeterli ehliyet sahibi olarak görevlendirilebilmelerinin sağlandığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 3194 sayılı kanunun 28. maddesinde, "İleri tasarım yöntemleri ve teknolojileri gerektiren özellik arz eden binaların projeleri, bu alanda Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelik çerçevesinde yeterli uzmanlığı haiz mühendislerin gözetiminde yapılır." hükmüne yer verilmiş ancak özellik arz eden binaların tanımı yapılmamış ve nitelikleri belirtilmemiştir. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 8. fıkrasında, "...konferans, spor, sinema ve tiyatro salonları gibi özellik arz eden umumi yapılarda düzenlenmesi zorunlu olan boşluklar...", 28. maddesinin 6. fıkrasında "Garaj, kalorifer dairesi, odunluk, kömürlük, bodrum katlarda yer alan otoparklar ve benzeri özellik arz eden yerler....", 7. fıkrasında da "Eğitim, sağlık, sanayi yapıları ile sinema, tiyatro ve konferans salonları, katlı otoparklar, düğün salonu, resmi kurum ve kuruşlara ait binalar ve spor salonları gibi özellik arz eden yapılar...", 43. maddesinin 3. fıkrasında ise, "Devletin güvenlik ve emniyeti ile harekât ve savunma bakımından gizlilik veya önem arz eden bina ve tesisler ile okul, hastane, cezaevi, ibadet yerleri, elçilik, sefarethane, açık hava sineması ve benzerleri gibi özellik arz eden bina ve tesisler..." düzenlemelerine yer verilmiştir. Buna göre anılan Yönetmeliğin değişik düzenlemelerinde, garaj, odunluk, kömürlük gibi yapılarla eğitim, sağlık, sanayi yapıları, devletin güvenlik ve emniyeti ile harekât ve savunma bakımından gizlilik veya önem arz eden bina ve tesisler ile okul, hastane, cezaevi, ibadet yerleri, elçilik, sefarethane gibi yapılar özellik arz eden yapı olarak örneklendirilmiştir. Örnek olarak sayılan yapıların tüm yapıları kapsadığı görülmektedir. Bu itibarla, "özellik arz eden yapı" ifadesi hiçbir ölçüte, ortak niteliğe ve tanıma dayanmamaktadır. Kaldı ki, mevzuatta "özellik arz eden yapı"ları belirleyecek herhangi bir merci de belirtilmemiştir. Bu çerçevede, özellik arz eden yapılara ilişkin düzenlemeleri içeren Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi ve 16. maddesi ile bu maddelerin atıf yaptığı EK-1 ve EK-2 tabloların ilgili kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığından iptallerine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; 28/09/2022 tarih ve 31967 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin 3.fıkrasının (b) bendi ve 16. maddesi ile bu maddelerin atıf yaptığı EK-1 ve EK-2 tabloların ilgili kısımlarının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı İdarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmeliğin 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının; ileri tasarım yöntemleri ve teknolojileri gerektiren, özellik arz eden binaların tasarım gözetimi ve kontrolü hizmetleri ile bu hizmeti yerine getireceklerin eğitim koşulları, mesleki yeterlilik ve deneyim konuları ve bunların belgelendirilmesi ve hizmetin yürütülmesine dair usul ve esasları belirlemek olduğu, bu Yönetmeliğin 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında yapı ruhsatı düzenlenecek yapıları kapsadığı, 4.maddesinde de, tasarım gözetimi ve kontrolü hizmetinin Bakanlıktan aldığı tasarım gözetmenliği belgesi ile çalışan ve münhasıran akademik eğitim, proje tasarımı veya proje danışmanlığı işi ile uğraşan ilgili meslek mensupları tarafından gerçekleştirileceği, bu Yönetmelikte belirtilen işlerde yapı sahibi tarafından tasarım gözetmenlerinden tasarım gözetimi ve kontrolü hizmeti alınması ve ilgili gözetmen raporlarının ve tutanakların bir nüshasının yapı ruhsatı başvurusunda ilgili projelerle birlikte ilgili idaresine verilmesinin zorunlu olduğu, ilgili proje müelliflerinin, tasarımını üstlendikleri projelerde bu Yönetmelikte belirtilen tasarım gözetimi ve kontrolü hizmeti alınmadan proje işini sürdüremeyecekleri, yapı ruhsatı başvurusu sırasında veya herhangi bir şekilde aksine davrandığı tespit edilenlerin, haklarında 27/1/1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun ilgili maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili idaresince bağlı oldukları meslek odasına bildirilecekleri, tasarım gözetmenlerinin, projelerin kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik, standart, fen, sanat ve sağlık kurallarına aykırı, eksik, hatalı ve kusurlu yapılmış olması nedeniyle ilgili tasarım performans seviyeleri için kabul edilenlerin ötesinde ortaya çıkan yapı hasarından/zararlardan dolayı yapı sahibi ve/veya ilgili idareye karşı, yürüttüğü hizmet dâhilinde kusuru oranında sorumlu oldukları, ancak tasarım gözetmeninin, yazılı ihtarına rağmen yapı sahibi ve/veya proje müellifi tarafından uyulmayan konulardan dolayı sorumlu olmadığı, tasarım gözetimi ve denetimi süreçlerinde yapılan iş ve işlemlerin yapı denetim uygulamalarına engel teşkil etmediği, kamu kurum ve kuruluşlarınca bu Yönetmelik kapsamında yapılacak uygulamalar çerçevesinde kamu kaynağının kullanılmasını gerektiren alımlarda, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerinin saklı olduğu düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 5. maddesinde, tasarım gözetimi ve kontrolü faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aranacak şartlar belirlenmiş; Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Tasarım gözetmenliği belgesi aşağıdaki şartları haiz olup bunları belgelendirenlere verilir: a) Mesleğinde fiilen en az beş yıldan beri çalışıyor olmak. b) Tasarım gözetmenliği uzmanlık alanlarına göre Ek-1’de belirlenen yeterlilik ve lisans eğitimi koşullarını taşımak." hükmüne, 16.maddesinin 1. fıkrasında da, "(1) Ek-2’de tarif edildiği şekilde, belirli uzmanlık alanları için yapı sahibince listelerin dışından tasarım gözetmenliği hizmet alımı yapılabilir." hükmüne yer verilmiştir. Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmelik Ek-1 Tasarım Gözetmeni Değerlendirme Kriterlerinde Ek-1'deki uzmanlık alanında veya ilişkili bir alanda yapılan veya yönetilen (Özel Binalar Teknik Komisyonunca değerlendirilecektir.) tezli yüksek lisans için 20, doktora için 30 puan belirlenmiştir. Tasarım gözetmenliği belgesi alabilmek için Ek-1'deki göstergelerden toplam asgari 60 puan alınması zorunludur. Yönetmelik Ek-2 Tasarım Gözetmenliği Belgesi Uzmanlık Alanları Y-1.4. Liste Dışından Hizmet Verme başlıklı Y-1.4.1 maddesinde, "YTGUA-1 alanında, yüksek tehlike kullanım alanı 50.000 m²'yi ve yapı inşaat alanı 80.000 m²'yi geçmeyen binalar için, ilgili alanda yüksek lisans/doktora yapmış/yönetmiş olan veya ders veriyor olan ve halen bir yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi/görevlisi olan meslek mensuplarından geçici sicil ile hizmet alınabilir." düzenlemesi yer almaktadır. İdarelerin, yürüttükleri kamu hizmeti kapsamında, sahip oldukları düzenleme yetkisine dayanarak birtakım faaliyetlerin yerine getirilebilmesi için bu faaliyetin gerekli kıldığı yeterlilik seviyesini sağlamak amacıyla belli kriterler belirleme ve bu kriterlerin etkisini (puanlamadaki değeri) de yine işin icaplarına göre tespit etme konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır. Bununla beraber, idarelerin, bu belirlemeleri yaparken kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde ve hukukun genel ilkelerinden olan ölçülülük ilkesine uygun hareket etmeleri gerekmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde, tasarım gözetmenliği belgesi alınabilmesi için tasarım gözetmenliği uzmanlık alanlarına göre Ek-1'de belirlenen yeterlilik ve lisans eğitimi koşullarını sağlamak gerektiği belirtilmiş, bu bentte atıf yapılan Ek-1'de ise, mesleki yayın, mesleki deneyim, uzmanlık alanında deneyim, akademik unvan ve mesleki yetkinlik olmak üzere toplam beş adet tasarım gözetmeni değerlendirme kriteri belirlenmiş, belge alınabilmesi için bu kriterlerden toplamda en az 60 puan ve uzmanlık alanında deneyim kriterinden en az 16 puan alınmasının zorunlu olduğu öngörülmüş, söz konusu kriterler üzerinden puan alınabilmesi için yapılması gereken mesleki etkinlikler, alınması gereken sertifikalar, meslekte geçirilmesi gereken süreler ve benzeri koşullar ve bunlara karşılık alınacak puanlar gösterilmiştir. Bu kapsamda, mesleki deneyim kriteri yönünden meslekte fiilen görev yapılan ilk beş yıldan sonraki (Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi uyarınca belge alınabilmesi için ilgili meslek mensubunun mesleğinde en az beş yıl çalışıyor olması gerektiğinden ilk beş yıl için puan verilmeyeceği öngörülmüştür.) her yıl için ilgili meslek mensubuna 2 puan verileceği, bu kriterden alınan 20 puandan fazlasının göz önüne alınmayacağı, akademik unvan kriteri yönünden ise Ek-2'deki (Yönetmelik metninde sehven Ek-1 denilmiştir.) uzmanlık alanı veya ilişkili bir alanda yapılan veya yönetilen tezli yüksek lisans için ilgili meslek mensubuna 20, doktora için ise 30 puan verileceği öngörülmüştür. Davacı tarafından, Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi ile atıf yaptığı Ek-1'deki düzenlemelerde, akademik unvan kriteri üzerinden tezli yüksek lisans için ilgili meslek mensubuna 20 ve doktora için 30 puan verilirken, mesleki deneyim kriteri yönünden meslekte fiilen görev yapılan ilk beş yıl için puan verilmeyeceği ve bu kriterden en fazla 20 puan alınabileceği öngörülerek meslekte fiilen geçirilen 15 yıllık süreden fazlasının puanlamada göz önünde bulundurulmadığı, bu suretle belge alınmasında akademisyenlik yapan mühendisler ile serbest piyasada faaliyet yürüten mühendisler arasında eşitlik ilkesine aykırı şekilde bir ayırıma gidildiği ve akademisyenlik yapan mühendislere ayrıcalık sağlandığı ileri sürülerek anılan düzenlemelerin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. Söz konusu düzenlemede; akademik unvan kriteri yönünden tezli yüksek lisans ve doktoranın yönetilmesi gibi yapılmasının da aynı şekilde puanlandığı, akademisyen olsun ya da olmasın her meslek mensubunun tezli yüksek lisans veya doktora yaparak bu kriterden puan alabileceği, dolayısıyla anılan kriterin akademisyenlik yapan mühendislere münhasır bir düzenleme getirmediği ve bu nedenle davacının akademisyenlik yapan mühendisler ile serbest piyasada faaliyet yürüten mühendisler arasında eşitlik ilkesine aykırı şekilde bir ayırıma gidildiği ve akademisyenlik yapan mühendislere ayrıcalık sağlandığı iddiasına itibar edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Düzenlemede; mesleki deneyim kriteri yönünden meslekte fiilen geçirilen sürenin 15 yıllık süreden fazlasının göz önünde bulundurulmadığı, bu kriterden toplamda 15 yıllık süreye karşılık en fazla 20 puan alınabilirken akademik unvan kriterinden yönetilen veya yapılan tezli yüksek lisans için 20 ve doktora için ise 30 puan alınabildiği görülmüşse de; idarece, takdir yetkisi kapsamında her iki kriterin nitelikleri ve mesleki yeterliliğe etkilerinin farklı oluşu göz önünde bulundurularak puan değerlerinin farklı belirlenmesinde ve meslekte geçirilen sürenin 15 yıldan sonraki kısmının göz önünde bulundurulmamasında ölçülülük ilkesine ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Diğer taraftan; dava dilekçesinin "konu" ve " sonuç" kısımlarında Yönetmeliğin 16. maddesinin iptali istenilmişse de; "açıklamalar" kısmında maddenin sadece 1. fıkrasına yer verildiği ve ileri sürülen iptal nedenlerinin de münhasıran bu fıkraya yönelik olduğu görüldüğünden uyuşmazlık sadece Yönetmeliğin 16.maddesi 1. fıkrasında yer alan , "(1) Ek-2’de tarif edildiği şekilde, belirli uzmanlık alanları için yapı sahibince listelerin dışından tasarım gözetmenliği hizmet alımı yapılabilir."hükmü ile bu fıkranın atıf yaptığı Ek-2'deki "... İlgili alanda yüksek lisans/doktora yapmış/ yönetmiş olan veya ders veriyor olan ve halen bir yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi/görevlisi olan meslek mensuplarından geçici sicil ile hizmet alınabilir." düzenlemeleri yönünden incelenmiştir. Dava konusu düzenlemelerle, tasarım ve gözetim kapsamındaki işlerde fiilen çalışan, hizmet üreten, deneyim sahibi olan mühendislerin ayrık tutularak özellik arz eden binalar için geçici sicil ile tasarım gözetmenliği hizmetinin sadece akademisyenlik yapan mühendislere verilerek halen bir yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi/görevlisi olan meslek mensuplarına herhangi bir yasal dayanak olmaksızın liste dışından çalışma hakkı tanınmasının fırsat eşitliğine ve Anayasa'nın 10. maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla; Yönetmeliğin 16.maddesinin 1. fıkrası ile bu fıkranın atıf yaptığı Ek-2'deki düzenlemelerde hukuka uygunluk bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 28/09/2022 tarih ve 31967 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin 3.fıkrasının (b) bendi ve atıf yaptığı EK-1 yönünden davanın REDDİNE; Yönetmeliğin 16.maddesinin 1. fıkrası ile bu fıkranın atıf yaptığı Ek-2 maddesinin ilgili kısmının İPTALİNE karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası tarafından, 28/09/2022 tarih ve 31967 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi ve 16. maddesi ile bu maddelerin atıf yaptığı EK-1 ve EK-2 tabloların ilgili kısımlarının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmeliğin 1.maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının; ileri tasarım yöntemleri ve teknolojileri gerektiren, özellik arz eden binaların tasarım gözetimi ve kontrolü hizmetleri ile bu hizmeti yerine getireceklerin eğitim koşulları, mesleki yeterlilik ve deneyim konuları ve bunların belgelendirilmesi ve hizmetin yürütülmesine dair usul ve esasları belirlemek olduğu, bu Yönetmeliğin 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında yapı ruhsatı düzenlenecek yapıları kapsadığı, 4.maddesinde de, tasarım gözetimi ve kontrolü hizmetinin Bakanlıktan aldığı tasarım gözetmenliği belgesi ile çalışan ve münhasıran akademik eğitim, proje tasarımı veya proje danışmanlığı işi ile uğraşan ilgili meslek mensupları tarafından gerçekleştirileceği, bu Yönetmelikte belirtilen işlerde yapı sahibi tarafından tasarım gözetmenlerinden tasarım gözetimi ve kontrolü hizmeti alınması ve ilgili gözetmen raporlarının ve tutanakların bir nüshasının yapı ruhsatı başvurusunda ilgili projelerle birlikte ilgili idaresine verilmesinin zorunlu olduğu, ilgili proje müelliflerinin, tasarımını üstlendikleri projelerde bu Yönetmelikte belirtilen tasarım gözetimi ve kontrolü hizmeti alınmadan proje işini sürdüremeyecekleri, yapı ruhsatı başvurusu sırasında veya herhangi bir şekilde aksine davrandığı tespit edilenlerin, haklarında 27/1/1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun ilgili maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili idaresince bağlı oldukları meslek odasına bildirilecekleri, tasarım gözetmenlerinin, projelerin kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik, standart, fen, sanat ve sağlık kurallarına aykırı, eksik, hatalı ve kusurlu yapılmış olması nedeniyle ilgili tasarım performans seviyeleri için kabul edilenlerin ötesinde ortaya çıkan yapı hasarından/zararlardan dolayı yapı sahibi ve/veya ilgili idareye karşı, yürüttüğü hizmet dâhilinde kusuru oranında sorumlu oldukları, ancak tasarım gözetmeninin, yazılı ihtarına rağmen yapı sahibi ve/veya proje müellifi tarafından uyulmayan konulardan dolayı sorumlu olmadığı, tasarım gözetimi ve denetimi süreçlerinde yapılan iş ve işlemlerin yapı denetim uygulamalarına engel teşkil etmediği, kamu kurum ve kuruluşlarınca bu Yönetmelik kapsamında yapılacak uygulamalar çerçevesinde kamu kaynağının kullanılmasını gerektiren alımlarda, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerinin saklı olduğu düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 5.maddesinde, tasarım gözetimi ve kontrolü faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aranacak şartlar aşağıdaki gibi belirlenmiştir: "a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak. b) Daha önce kendi isteği dışında tasarım gözetmenliği sicilinden çıkarılmamış olmak. c) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten sürekli olarak yasaklanmamış olmak. ç) Tasarım gözetmeninin gerçek kişi olarak kendi adına olan iş deneyim belgesi ya da diplomasını sunarak başvurmuş olduğu veya ortağı olduğu tüzel kişiliğin söz konusu belgeleri kullanarak başvurmuş olduğu ihalelerden dolayı herhangi bir nedenle yasaklama almamış olmak." Aynı maddenin 3. fıkrasında da, "Tasarım gözetmenliği belgesi aşağıdaki şartları haiz olup bunları belgelendirenlere verilir: a) Mesleğinde fiilen en az beş yıldan beri çalışıyor olmak. b) Tasarım gözetmenliği uzmanlık alanlarına göre Ek-1’de belirlenen yeterlilik ve lisans eğitimi koşullarını taşımak." hükmüne yer verilmiştir. Yönetmeliğin 16.maddesinde, "(1) Ek-2’de tarif edildiği şekilde, belirli uzmanlık alanları için yapı sahibince listelerin dışından tasarım gözetmenliği hizmet alımı yapılabilir. (2) Bu madde kapsamında kendilerinden hizmet alınanlar listeye kaydedilmezler, ancak yaptıkları işleri geçici sicilde tutulmak üzere, 11 inci maddenin altıncı fıkrasına göre Bakanlığa bildirirler. Geçici sicil ile tasarım gözetimi hizmeti görülmüş işler uzmanlık deneyiminde değerlendirilmez ve kazanılmış hak teşkil etmez. (3) Bu madde kapsamında hizmet verenlerin 5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan koşulları haiz olmaları gerekir. 8 inci maddede belirtilen ilkelere aykırı olarak tasarım gözetmenliği faaliyetinde bulunanlar Komisyon kararıyla tasarım gözetmenliği yapmaktan yasaklanır." düzenlemeleri yer almaktadır. Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmelik Ek-1 Tasarım Gözetmeni Değerlendirme Kriterlerinde Ek-1'deki uzmanlık alanında veya ilişkili bir alanda yapılan veya yönetilen (Özel Binalar Teknik Komisyonunca değerlendirilecektir.) tezli yüksek lisans için 20, doktora için 30 puan belirlenmiştir. Tasarım gözetmenliği belgesi alabilmek için Ek-1'deki göstergelerden toplam asgari 60 puan alınması zorunludur. Yönetmelik Ek-2 Tasarım Gözetmenliği Belgesi Uzmanlık Alanları Y-1.4. Liste Dışından Hizmet Verme başlıklı Y-1.4.1 maddesinde, "YTGUA-1 alanında, yüksek tehlike kullanım alanı 50.000 m²'yi ve yapı inşaat alanı 80.000 m²'yi geçmeyen binalar için, ilgili alanda yüksek lisans/doktora yapmış/yönetmiş olan veya ders veriyor olan ve halen bir yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi/görevlisi olan meslek mensuplarından geçici sicil ile hizmet alınabilir." düzenlemesi yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı tarafından, Özellik Arz Eden Binaların Tasarım Gözetimi ve Kontrolü Hizmetlerine Dair Yönetmeliğin Ek-1'inde yer alan kriterler ve puan düzenlemesi ile fiili çalışmanın ve deneyimin bu denli önemli olduğu bir alanda mesleki deneyimin hiçe sayılarak akademisyenlere ayrıcalık tanındığı, bunun Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğu, mevcut düzenleme itibariyle yetkilendirme kriterlerinin gerekçesiz ve fırsat eşitliğine aykırı bir şekilde belirlendiği iddia edilmektedir. Eşitlik ilkesi hem başlı başına bir hak hem de diğer hak ve özgürlüklerden yararlanılmasına hâkim temel bir ilke olarak kabul edilmektedir. Anayasa'nın 10. maddesi eşitlik ilkesinden faydalanacak kişi ve ilkenin kapsamı konusunda bir sınırlama getirmemiştir (AYM B. No: 2019/26274, 27/10/2022, Mehmet Fatih Bulucu § 44). Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez (AYM, E.2009/47, K.2011/51, 17/3/2011). Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın 10. maddesi kapsamında inceleyebileceği bir meselenin varlığından söz edilebilmesi için aynı veya göreceli olarak benzer durumda olan kişilere yönelik olarak farklı muamelenin varlığı şarttır. Benzer durumun varlığının gösterilmesi şartı kıyaslanan grupların tıpatıp aynı olmasını gerektirmez (B. No: 2018/18505, 16/6/2021, Nuriye Arpa, § 55). Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi Anayasa'da güvence altına alınan hak ve özgürlüklerden yararlanılırken nesnel ve haklı bir neden olmaksızın aynı veya benzer durumda bulunan kişilere farklı muamelede bulunulmasını yasaklamaktadır. Nesnel ve makul bir şekilde haklılaştırılamayan, diğer bir ifadeyle meşru bir amaca dayanmayan ya da seçilen araç ile hedeflenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmayan farklı muameleler Anayasa'nın 10. maddesinin amaçları bağlamında ayrımcı karakterli olarak kabul edilir (Nuriye Arpa, § 58). Dolayısıyla hukuksal durumları aynı olanlara yönelik farklı muamelenin objektif ve makul bir sebebe dayandığı, farklı muamelenin öngörülen meşru amaç ile orantılı olduğu, diğer bir ifadeyle farklı muameleye tabi tutulan kişiye aşırı ve olağanın ötesinde bir külfet yüklenmediği hâllerde eşitlik ilkesi ihlal edilmeyecektir (Burcu Reis, B. No: 2016/5824, 28/12/2021, § 50). Kuşkusuz benzer durumlara farklı muamelenin haklı bir temelinin bulunup bulunmadığının veya farklılığın ne dereceye kadar müstahak olacağının değerlendirilmesinde kamu otoritelerinin belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte bu takdir yetkisinin kapsamı somut olayın özelliklerine ve hususiyetle farklı bir şekilde yararlandırılan hakkın niteliğine göre değişebilecektir (Nuriye Arpa, § 59). Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağından doğan güvenceler, hukuki durumları benzer olanlara farklı muamele edilmesiyle harekete geçer. Dolayısıyla öncelikle benzer durumun ve farklı muamelenin ortaya konulması gerekir (Mehmet Fatih Bulucu § 68). Öte yandan bir statüye girişin birtakım şartlara bağlanması ve bu şartları taşımadığı değerlendirilenlerin söz konusu statüye alınmaması kural olarak farklı muamele biçiminde yorumlanamaz. Dolayısıyla kişilerin şartları taşımadıkları gerekçesiyle birtakım hak ve imkânlardan yararlandırılmaması ilke olarak ayrımcılık yasağından kaynaklanan güvencelerin harekete geçmesine yol açmaz. Bu çerçevede bir hak veya imkândan, ilgili mevzuat gereğince ancak kısıtlı sayıda kişinin yararlanması ve yetkili makamın bu kişileri belirlerken takdir yetkisi kullanması farklı muamele olarak telakki edilemez. Ancak statüye giriş veya haktan/imkândan yararlanma şartlarından birinin kendi başına farklı muamele teşkil etmesi ya da bunların uygulanmasında nesnel değerlendirmelerden ziyade ayrımcı saiklerle hareket edilmesi durumunda Anayasa'nın 10. maddesindeki teminatlar uygulanabilir hâle gelir (Burcu Reis, § 58). Uyuşmazlığa konu dava dosyasında yer alan davalı idare savunmasında Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ve Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelikte, kullanılan yapı teknolojileri veya yapı büyüklüğü bakımından özellik arz eden, büyük ölçekli, çok fazla kişinin barındırdığı, konakladığı veya hizmet aldığı binaların tasarım ve mühendislik hesaplarının yapılması aşamasında üst düzeyde hesap ve koruma önlemleri öngörüldüğü, bu tür afetlerin her binada aynı etki ve sonucu yaratmadığı, bu sebeple bu tür projelerin tüm safhalarının ehliyet sahibi meslek mensuplarının gözetiminde yapılmasının zorunlu tutulduğu, bunun bir sonucu olarak Sağlık Bakanlığı'na bağlı pek çok hastanede tasarım gözetmenliğinin uygulandığı ve Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinde tasarım gözetmenliği hizmetine tabi kılınan sismik yalıtım (izolatör) uygulamalarının yapıldığı ifade edilmiştir. Yine, davalı savunmasında, yapı projelerinin ilgili proje müellifleri tarafından yapıldığı, bütün mühendislik hesapları, etüdleri ve tasarım detaylarının projelerin yapı denetim kuruluşlarınca incelendiği ve uygunluk görüşü verildiği, binaların deprem ve yangın güvenliğinin, pek çok parametrenin yanında, ilk aşamada mimari ve mühendislik projelerinin genel kurgusuna bağlı olduğu, bu sebeple daha mimari proje şekillenirken avan proje safhasından itibaren mühendislik çözümlerine uygun ve deprem/yangın mühendisliği prensipleri ile uyumlu sistemlerin ve planların oluşturulmasının yaşamsal önem taşıdığı belirtilmiştir. Tasarım gözetmeni, proje müellifinin projeyle ilgili ortaya koyduğu genel proje kurgusunu, esas alacağı model, hesap ve analiz yöntemlerini projeye uygunluğunu deprem/yangın mühendisliği temel ilkeleri bakımından değerlendirmektedir. Uzmanlığına dayalı olarak henüz avan proje aşamasında, tasarımı yönlendirmektedir. Yönetmelikte yapılan dava konusu düzenleme ile tasarım gözetmenlerinin "mesleki yayın, mesleki deneyim, uzmanlık alanında deneyim, akademik unvan ve mesleki yetkinlik" olmak üzere beş farklı gösterge üzerinden değerlendirilmektedir. Yönetmelikte belirlenen 1, 4 ve 5 sayılı üç kriterden herhangi birisinden alınacak yeterli puan ile birlikte bu belge düzenlenebilmektedir. İdarelerin, yürüttükleri kamu hizmeti kapsamında, sahip oldukları düzenleme yetkisine dayanarak birtakım faaliyetlerin yerine getirilebilmesi için bu faaliyetin gerekli kıldığı yeterlilik seviyesini sağlamak amacıyla belli kriterler belirleme ve bu kriterlerin etkisini (puanlamadaki değeri) de yine işin icaplarına göre tespit etme konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır. Bununla beraber, idarelerin, bu belirlemeleri yaparken kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde ve hukukun genel ilkelerinden olan ölçülülük ilkesine uygun hareket etmeleri gerekmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde, tasarım gözetmenliği belgesi alınabilmesi için tasarım gözetmenliği uzmanlık alanlarına göre Ek-1'de belirlenen yeterlilik ve lisans eğitimi koşullarını sağlamak gerektiği belirtilmiş, bu bentte atıf yapılan Ek-1'de ise, mesleki yayın, mesleki deneyim, uzmanlık alanında deneyim, akademik unvan ve mesleki yetkinlik olmak üzere toplam beş adet tasarım gözetmeni değerlendirme kriteri belirlenmiş, belge alınabilmesi için bu kriterlerden toplamda en az 60 puan ve uzmanlık alanında deneyim kriterinden en az 16 puan alınmasının zorunlu olduğu öngörülmüş, söz konusu kriterler üzerinden puan alınabilmesi için yapılması gereken mesleki etkinlikler, alınması gereken sertifikalar, meslekte geçirilmesi gereken süreler ve benzeri koşullar ve bunlara karşılık alınacak puanlar gösterilmiştir. Bu kapsamda, mesleki deneyim kriteri yönünden meslekte fiilen görev yapılan ilk beş yıldan sonraki (Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi uyarınca belge alınabilmesi için ilgili meslek mensubunun mesleğinde en az beş yıl çalışıyor olması gerektiğinden ilk beş yıl için puan verilmeyeceği öngörülmüştür.) her yıl için ilgili meslek mensubuna 2 puan verileceği, bu kriterden alınan 20 puandan fazlasının göz önüne alınmayacağı, akademik unvan kriteri yönünden ise Ek-2'deki (Yönetmelik metninde sehven Ek-1 denilmiştir.) uzmanlık alanı veya ilişkili bir alanda yapılan veya yönetilen tezli yüksek lisans için ilgili meslek mensubuna 20, doktora için ise 30 puan verileceği öngörülmüştür. Davacı tarafından, Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi ile atıf yaptığı Ek-1'deki düzenlemelerde, akademik unvan kriteri üzerinden tezli yüksek lisans için ilgili meslek mensubuna 20 ve doktora için 30 puan verilirken, mesleki deneyim kriteri yönünden meslekte fiilen görev yapılan ilk beş yıl için puan verilmeyeceği ve bu kriterden en fazla 20 puan alınabileceği öngörülerek meslekte fiilen geçirilen 15 yıllık süreden fazlasının puanlamada göz önünde bulundurulmadığı, bu suretle belge alınmasında akademisyenlik yapan mühendisler ile serbest piyasada faaliyet yürüten mühendisler arasında eşitlik ilkesine aykırı şekilde bir ayırıma gidildiği ve akademisyenlik yapan mühendislere ayrıcalık sağlandığı ileri sürülmüştür. Söz konusu düzenlemede; akademik unvan kriteri yönünden tezli yüksek lisans ve doktoranın yönetilmesi gibi yapılmasının da aynı şekilde puanlandığı, akademisyen olsun ya da olmasın her meslek mensubunun tezli yüksek lisans veya doktora yaparak bu kriterden puan alabileceği, dolayısıyla anılan kriterin akademisyenlik yapan mühendislere münhasır bir düzenleme getirmediği ve bu nedenle davacının akademisyenlik yapan mühendisler ile serbest piyasada faaliyet yürüten mühendisler arasında eşitlik ilkesine aykırı şekilde bir ayırıma gidildiği ve akademisyenlik yapan mühendislere ayrıcalık sağlandığı iddiasına itibar edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Düzenlemede; mesleki deneyim kriteri yönünden meslekte fiilen geçirilen sürenin 15 yıllık süreden fazlasının göz önünde bulundurulmadığı, bu kriterden toplamda 15 yıllık süreye karşılık en fazla 20 puan alınabilirken akademik unvan kriterinden yönetilen veya yapılan tezli yüksek lisans için 20 ve doktora için ise 30 puan alınabildiği görülmüşse de; idarece, takdir yetkisi kapsamında her iki kriterin nitelikleri ve mesleki yeterliliğe etkilerinin farklı oluşu göz önünde bulundurularak puan değerlerinin farklı belirlenmesinde ve meslekte geçirilen sürenin 15 yıldan sonraki kısmının göz önünde bulundurulmamasında ölçülülük ilkesine ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, dava dilekçesinin "konu" ve " sonuç" kısımlarında Yönetmeliğin 16. maddesinin iptali istenilmişse de; "açıklamalar" kısmında maddenin sadece 1. fıkrasına yer verildiği ve ileri sürülen iptal nedenlerinin de münhasıran bu fıkraya yönelik olduğu görülmüş olup, maddenin 1. fıkrası ile bu fıkranın atıf yaptığı Ek-2'deki düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X): 3194 sayılı kanunun 28. maddesinde, "İleri tasarım yöntemleri ve teknolojileri gerektiren özellik arz eden binaların projeleri, bu alanda Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelik çerçevesinde yeterli uzmanlığı haiz mühendislerin gözetiminde yapılır." hükmüne yer verilmiş ancak özellik arz eden binaların tanımı yapılmamış ve nitelikleri belirtilmemiştir. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 8. fıkrasında, "...konferans, spor, sinema ve tiyatro salonları gibi özellik arz eden umumi yapılarda düzenlenmesi zorunlu olan boşluklar...", 28. maddesinin 6. fıkrasında "Garaj, kalorifer dairesi, odunluk, kömürlük, bodrum katlarda yer alan otoparklar ve benzeri özellik arz eden yerler....", 7. fıkrasında da "Eğitim, sağlık, sanayi yapıları ile sinema, tiyatro ve konferans salonları, katlı otoparklar, düğün salonu, resmi kurum ve kuruşlara ait binalar ve spor salonları gibi özellik arz eden yapılar...", 43. maddesinin 3. fıkrasında ise, "Devletin güvenlik ve emniyeti ile harekât ve savunma bakımından gizlilik veya önem arz eden bina ve tesisler ile okul, hastane, cezaevi, ibadet yerleri, elçilik, sefarethane, açık hava sineması ve benzerleri gibi özellik arz eden bina ve tesisler..." düzenlemelerine yer verilmiştir. Buna göre anılan Yönetmeliğin değişik düzenlemelerinde, garaj, odunluk, kömürlük gibi yapılarla eğitim, sağlık, sanayi yapıları, devletin güvenlik ve emniyeti ile harekât ve savunma bakımından gizlilik veya önem arz eden bina ve tesisler ile okul, hastane, cezaevi, ibadet yerleri, elçilik, sefarethane gibi yapılar özellik arz eden yapı olarak örneklendirilmiştir. Örnek olarak sayılan yapıların tüm yapıları kapsadığı görülmektedir. Bu itibarla, "özellik arz eden yapı" ifadesi hiçbir ölçüte, ortak niteliğe ve tanıma dayanmamaktadır. Kaldı ki, mevzuatta "özellik arz eden yapı"ları belirleyecek herhangi bir merci de belirtilmemiştir. Bu çerçevede, özellik arz eden yapılara ilişkin düzenlemeleri içeren Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi ve 16. maddesi ile bu maddelerin atıf yaptığı EK-1 ve EK-2 tabloların ilgili kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığından iptallerine karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolundaki Dairemiz kararına katılmıyorum.