Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/2821 E. , 2024/862 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/2821 Karar No : 2024/862 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Metal Hırdavat Makine İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin .…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/2821 E. , 2024/862 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/2821 Karar No : 2024/862 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Metal Hırdavat Makine İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirdiğinden bahisle değinilen faturalara dayalı indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre 2016 yılının Şubat, Mart, Mayıs ilâ Aralık dönemleri için re'sen salınan katma değer vergileri ile aynı yılın Şubat,Mart,Mayıs ilâ Ağustos dönemleri için üç kat, Eylül ilâ Aralık dönemleri için tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının faturalarını kayıtlarına aldığı İflas Halinde ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi hakkındaki saptamaların düzenlediği faturaların gerçek bir emtia teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığını göstermediği, ... Nakliyat İnşaat Metal Hırdavat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... Otomotiv Nakliyat Hafriyat İnşaat Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi, ... Civata ve Hırdavat Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkındaki saptamaların düzenledikleri faturaların gerçek bir emtia teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığını kanıtlayıcı mahiyette olup, davacı tarafından ödeme şartlarının Kanun'a uygun şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle hakkında artırım yapılan yıla ilişkin vergi incelemesi yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, yapılan inceleme neticesinde davacı adına yapılan tarhiyatlarda aynı dönemlere ilişkin yapılan vergi artırımı neticesinde tahakkuk eden vergilerin dikkate alınmadığı, yapılan tarhiyatlardan düşürülmemesinin vergilendirmede mükerrerliğe yol açtığı, 2016 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezasının aynı yıl için kesilen ceza bakımından tekerrüre esas alınamayacağı, kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi azaltılmış, vergi ziyaı cezasının tekerrürden kaynaklanan kısmı, özel usulsüzlük cezası ile vergi artırımı nedeniyle tahakkuk eden vergilere isabet eden kısmı ise kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının; tarhiyatın, ... Nakliyat İnşaat Metal Hırdavat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... Otomotiv Nakliyat Hafriyat İnşaat Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi, ... Sac Cıvata ve Hırdavat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ait faturalardan kaynaklanan kısım yönünden davanın reddi ile İflas Halinde ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait faturalardan kaynaklanan tarhiyat, özel usulsüzlük cezası, vergi ziyaı cezalarının tekerrürden kaynaklanan kısımlarının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkralarına yöneltilen istinaf başvuruları, sözü edilen hüküm fıkralarının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. 7143 sayılı Kanun'un 5.maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde vergi veya matrah arttırımı başvuruları üzerine hesaplanan vergilerin bu Kanunda belirtilen şekilde ödenmemesi hâlinde, 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre gecikme zammıyla birlikte takip ve tahsiline devam olunacağı ancak bu madde hükmünden yararlanılamayacağının hükme bağlanmış olması karşısında vergi arttırımına ilişkin başvurusu kabul edilerek kendisine taksit tablosu tevdi edilen, bu anlamda vergi idaresiyle bu Kanun un sağladığı bağışıklıklardan faydalanmak için kanunen belirlenip üzerinde uzlaşılan taksitlerin "sayısını, tutarlarını, vade tarihlerini" bildiği gibi ticari ve teknik icaplar yanında basiretli bir tüccardan beklenileceği üzere bu taksitlerin ödenmemesi halinde ise Kanun'un sağladığı bağışıklıklardan faydalanma hakkını kaybedeceğini bilmesi lazım geldiği için kendisine ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek bulunmayan davacının 7143 sayılı Kanun'un vergi arttırımı hükümlerinden yararlanarak tahakkuk eden tutarları 6 eşit taksitte ödeme taahhüdünde bulunduğu halde son taksit tutarını vade tarihi içerisinde ödemeyerek vergi arttırımı hükümlerini ihlal ettiği tartışmasız bulunduğundan, uyuşmazlık yılı hesaplarının 12/07/2021 tarihli incelemeye başlama tutanağının tanzimi suretiyle vergi incelemesine tabi tutulmasında hukuka aykırılıktan bahsedilemeyeceği gibi yukarıda anılan fıkranın (b) bendindeki "hesaplanarak veya artırılarak ödenen vergilerin, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak kabul edilmeyeceği gibi indirim, mahsup veya iadeye de konusu yapılmayacağı" yönündeki hüküm nedeniyle ödediği bu taksit tutarlarının tarh edilen vergilerden mahsup edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının; ... Nakliyat İnşaat Metal Hırdavat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... Otomotiv Nakliyat Hafriyat İnşaat Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi, ... Sac Cıvata ve Hırdavat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'den alınan faturalardan kaynaklanan kısmının vergi artırımı nedeniyle tahakkuk eden vergilere isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek sözü edilen hüküm fıkrası kaldırılarak kararın değinilen kısımları yönünden dava reddedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kesilen özel usulsüzlük cezasında ve vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri gereğince artırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 23. maddesinin (a) bendine 01/07/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle "Danıştay'ın temyiz mercii olarak görevi, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır." hükmü eklenmiş olup yapılan bu düzenleme ile Danıştay'ın temyiz mercii olarak görevi hukuka uygunluk denetimi ile sınırlandırılarak yeniden vaka incelemesi yapamayacağı kurala bağlanmıştır. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkün olup dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri yukarıda sözü edilen yasal düzenleme uyarınca hukuki denetimle sınırlı olarak incelenen kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 22/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Bakılmakta olan dava, sahte fatura kullanma fiili sebebiyle yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatın ve kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılmış; verilen karara yönelik davacı ve davalı idarenin istinaf başvurularının reddi üzerine davalı idare bu kez temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz başvurusu, çoğunluk görüşüyle, kararın “hukuki denetimle sınırlı” olarak incelenmesi sonucunda bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı gerekçesine dayanılarak reddedilmiş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. Temyiz mercilerinin esas rolü; ülke genelinde, hukukun uygulanmasında içtihat birliğinin sağlanmasıdır. Bu bakımdan Danıştay’ın temyiz mercii olarak görevi, kural olarak, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır. Başka bir anlatımla, temyiz denetiminde, olaya uygulanacak hukuk kuralının; doğru belirlenip belirlenmediğine, doğru yorumlanıp yorumlanmadığına ve aynı zamanda doğru olarak uygulanıp uygulanmadığına bakılır, uyuşmazlığın maddi yönüyle ilgilenilmez. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23. maddesinin (a) fıkrasına, 01/07/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanunun 6. maddesiyle eklenen cümle bu durumu kurala bağlamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında vurgulandığı gibi, “kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlayan” gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının unsurlarından biridir. Gerekçeli karar hakkı; sadece “tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri” için değil, aynı zamanda, “demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması” için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34). Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda gerekçelerinin ayrıntılı olmaması bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamaktadır. Kanun yolu incelemesi yapan merciinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 01/12/2013 § 57); ancak burada Danıştay Kanunu’nun 23. maddesine atıfla "hukuki denetimle sınırlı inceleme" sonucunda karar verildiği belirtildiğinden uyuşmazlığın hukuki yönünün incelenmesinin açıklığa kavuşturulması önem taşımaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde yer alan "Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder." kuralıyla vergi ziyaı tanımlanmış; ayrıca, maddede, vergi mükellef veya sorumlusunun vergi ziyaına neden olabilecek kimi yasaya aykırı halleri sayılmıştır. Kanun’un Vergi Ziyaı Cezası başlıklı 344. maddenin ikinci fıkrasında ise, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat olarak uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 359. maddede de, defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar kaçakçılık fiilerini işlemiş olacakları belirtilmiş; ayrıca, sahte belge, “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge”; muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ise, “gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge” olarak tanımlanmıştır. Bu halde, 359. maddede sayılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma eylemleri ile vergi ziyaı ortaya çıkmışsa, vergi ziyaı cezası üç kat olarak kesilecektir. Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendine göre de, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması re’sen tarh sebebidir. Sözü edilen kurallara göre, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlenmesi veya kullanılması re’sen takdiri gerektiren sebep olup bu hallerin varlığında, re’sen verginin tarh edileceği ve tarh edilen bu vergiye bağlı olarak da vergi ziyaı cezası kesileceği hususu belirli ve öngörülebilir niteliktedir. Sahte belgenin ne olduğunu (olayda sahte fatura) tanımlayan 359. madde, bakılmakta olan davada uygulanacak yasa kuralıdır. Diğer deyişle olayda, 359. maddenin yorumu ve maddi olaya uygulanması söz konusudur. Vergi usuldeki sahte fatura, gerçekte şeklen mevzuatın öngördüğüne uygundur. Ancak, bu tür fatura ile yapılan işlem, hukuk normunda nitelenen sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcıdır. Normun nitelemesi ise hukukidir. Tıpkı, ceza hukukunda gerçekleşen maddi bir olayın suç olarak nitelendirilmesi gibi. Sahte fatura olayında da, mahkemelerin yaptıkları saptamaya göre gerçek olan işlemlerin suç, yani sahte fatura kullanma eylemi oluşturup oluşturmadığının nitelendirilmesi söz konusudur. Bu ise, hukuki bir nitelemedir. Esasen, hukuk kuralı (norm) ölçü alınarak yapılacak her türlü niteleme, hukukidir. Temyiz mercii, 359. maddenin içeriğine göre, idareyi belgenin sahte olduğu sonucuna ulaştıran tespitlerin mahkeme hükmündeki hukuki nitelendirilmesinin denetimini yapabilecektir. Nitekim Danıştay’ın diğer Vergi Daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu, sahte fatura veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura düzenleme ve kullanmadan kaynaklanan bu tür uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesini, uyuşmazlığın maddi/hukuki ayrımına girmeksizin yapmaktadır. Temyizde, mahkemece, bu tür belge düzenleme ve kullanma fiillerinin işlendiğine dair vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporda yer alan tespitlerin incelenip değerlendirilerek, davada uygulanacak hukuk kuralına göre, yaptığı hukuki nitelendirmenin hukuka uygun olup olmadığı incelemesi yapılarak sonuca varılmaktadır. Danıştay Kanunu’nun 23. maddesine 6723 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 23/07/2016 tarihinden sonra da temyiz incelemesini bu usulde sürdürmektedir. Açıklanan nedenle; Daire tarafından, sahte belge ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma nedenine dayalı olarak yapılan cezalı tarhiyata yönelik uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesinin; sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge ile bağlantılı diğer tüm uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz inceleme yönteminden ve ayrıca Danıştay'ın diğer Vergi Daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun bu alandaki temyiz inceleme yönteminden farklılaştırılarak, temyizde maddi vakıa denetimi yapılamayacağı belirtilerek hukuki denetimle sınırlı inceleme gerekçesine dayanılarak sonuçlandırılması usulune katılınmadığından; temyize konu kararın uyuşmazlık konusu dönemde davacıya fatura düzenleyen mükellefler hakkındaki vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin uygulanacak kural kapsamında hukuki nitelendirmesinin hukuka uygun olup olmadığının denetiminde, söz konusu bu tespitler ve temyizde ileri sürülen iddialar incelenerek karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.