Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ---- ile ibraz ettiğini, davacının ------ ibraz ettiği çekin sahte olduğunu, çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalı ---- çeki incelemeden ödeme yaptığını, mağduriyetin giderilmesi için ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu belirtmiş, -------sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesin
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...-...'ın, makine ve yay sanayisinde iştigal etmekte olduğunu, değişik tarihlerde birden çok fatura ile amortisör, baskı, çekme, konik, paslanmaz vb. ürünlerin satışını yaparak ticari kayıt ve defterlerinde davalı firma adına borç olarak kaydettiğini, borcun ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından kısmi alacak üzerinden 04.05.2018 tarihinden icra takibine başlanıldığını ancak davalı tarafın borcunu ödemektense borca ve takibe itiraz ettiğini, taraflar arasında süregelen bir ticari ilişki bulunmakta olduğunu, doğan borca karşılık olmak üzere, davacı tarafından davalı firmaya birçok fatura düzenlendiğini ve söz konusu faturanın her iki tarafın ticari defterlerine işlenmiş olduğunu, davalı firmanın davacıya borçlu olduğunun yapılacak bilirkişi incelemesinde ve ... Vergi Dairesi ile ... Vergi Dairesi'nden celp edilecek BA/BS kayıtlarında ortaya çıkacağını, bunun üzerine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun atfı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereği ... Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapıldığını ve anlaşma olmadığına dair 17.04.2019 tarihli son oturum tutanağı düzenlendiğini, arabuluculuk görüşmesine dair son otururum tutanağı aslının HUAK 2. maddesi gereği dilekçe ekinde ibraz edildiğini, davalı firma aleyhinde 04.05.2018 tarihinde .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından icra takibine başlanılmış olmakla temerrüdün bu tarihte gerçekleştiğini, dolayısıyla davanın sübuta ermesi halinde, davacının alacağının temerrüt tarihi olan .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında ki takip tarihi olan 04.05.2018 tarihinin esas alınması gerekeceğini, içtihat kararlarının da bu yönde olduğunu, "...Mahkemece, asıl alacak olan 2.187 TL'nin 10.08.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekili düplik ve temyiz dilekçelerinde, davalı hakkında 10.06.1999 tarihinde .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas numaralı dosyasıyla icra takibi yapıldığını iddia etmiştir. Dosya içinde davacı vekilinin bildirdiği bu dosyanın aslının veya suretinin bulunmadığı anlaşılmış, dolayısıyla davalının temerrüde düştüğü tarih belirlenememiştir. Davalının temerrüt tarihinin belirlenmesi ve faize belirlenecek bu temerrüt tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği nazara alınarak, davacı vekilinin iddia ettiği ilk icra takibi dosyası getirilip takip ve dolayısıyla temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken, davalı hakkında yapılan ikinci icra takibi dosyasındaki takip tarihinden faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/... E. 2011/... K. 09.05.2011 T.), içtihat kararında da belirtildiği üzere davacı alacağının, davalı aleyhinde başlatılan ve temerrüdün doğduğu ilk takip tarihi olan 04.05.2018 tarihi itibari ile hüküm altına alınması gerektiğini, takip öncesi davalı tarafın temerrüde düşürülmemiş olması sebebiyle, huzurdaki davayı takip toplamı üzerinden değil, takip miktarı olan 29.636,41 TL üzerinden derdest etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davalının .... İcra Müdürlüğü'ne yaptığı itirazın kötü niyetli olduğunu, borcun likit ve hesaplanabilir türden ve carinin varlığının nizasız olmasıyla sabit olduğundan, borca haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı tarafın bu nedenle talep miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, konuya dair içtihat uygulamalarının da bu yönde olduğunu, davalı firmanın, davacıya olan borcunun miktarını bilecek konumda olduğu hususunun, "hayatın olağan akışı" ve "sorumlu tacir" ilkeleri gereği sabit olduğunu, Sayın Yargıtay HGK'nın yukarıdaki kararından da anlaşılacağı üzere, davalı firmanın borcunu bilecek konumda olması ve bilindiğinin karine olarak (fatura ve ticari kayıtlardan dolayı) kabul edilmesi karşısında, %20 icra-inkar tazminat taleplerini reddetmesinin usul ve yasaya aykırılık oluşturmuş olduğunu, yukarıda izah edildiği üzere, davalının, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından yaptığı kötü niyetli itirazın 29.636,41 TL üzerinden ferileri ile birlikte iptaline ve takibin devamına, bu miktar yönünden temerrüdün takip tarihi olan 04.05.2018 itibari ile gerçekleştiği göz önünde bulundurularak, 04.05.2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi üzerinden hüküm altına alınmasına, kabul edilecek temerrüt tarihinden itibaren davalının en yüksek ticari faiz oranları üzerinden faiz ödemeye mahkum edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli itirazından dolayı %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, ücreti vekalet ile birlikte tüm yargılama giderlerinin davalıya tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.