11. Hukuk Dairesi 2011/12346 E. , 2012/19722 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ (BEYOĞLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ) Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/06/2011 tarih ve 2010/190-2011/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe…
**11. Hukuk Dairesi 2011/12346 E. , 2012/19722 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ (BEYOĞLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ) Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/06/2011 tarih ve 2010/190-2011/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 02/03/2007 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kullandığı 100.000 TL tutarında krediye teminat olarak keşidecisi dava dışı Çizgi Etiket Ambalaj Elektronik Aletler San. ve Tic. Ltd. Şirketi olan 09/05/2008 keşide tarihli 6.800 TL bedelli çek, 25/06/2008 keşide tarihli 6.740 TL bedelli çek ve 07/08/2008 keşide tarihli 6.250 TL bedelli çeki ciro ederek verdiğini, söz konusu çeklerin karşılıksız çıktığını, davalının bu çeklerle ilgili yasal süresi içinde gerekli yasal işlemleri yapmadığını, tüm uyarılara rağmen çekleri iade etmediğini, dolayısıyla çeklerin kambiyo senedi olma vasfını yitirdiğini, bankaya olan kredi borcunun da tamamen ödendiğini belirterek teminat olarak verilen çeklerle ilgili olarak tahsil imkanlarının ortadan kalkması sebebi ile çek bedellerinin toplamı olan 19.790 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olup, zararın ödenmesi talebini içerir 01/04/2009 tarihli ihtarnamenin üzerinden 1 yılı aşkın zaman geçmekle açılmış ve zamanaşımına uğradığını, dava konusu çeklerin davacının kredi borcuna teminat olarak verildiğini, davacının kredi borcunun geri ödemesi bitmeden çeklerin bedellerini istemesinin hukuka aykırı olduğunu, çeklerin bedellerini bankaya ödemeden çeki iade alamayacağının da içtihatlarla sabit olduğunu, müvekkilinin çekleri süresi içinde bankalarına ibraz edildiğini ve karşılığının bulunmadığının tespit ettirildiğini, kredi borcunun ödenmemesi ihtimaline binaen yasal takip için elde bulundurulduğunu, müvekkilinin çekler üzerindeki bu tasarruf yetkisi nedeniyle davacının takip hakkı olmadığını, çekin keşidecisi ile davacı arasındaki temel ilişkiye dayanılarak çek bedellerinin tahsilinin mümkün olduğunu, bu yol tüketilmeden müvekkiline dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; davalının teminat olarak aldığı çeklerin karşılıksız olduğunu belirledikten sonra basiretli bir tacir gibi kendisinden beklenen, çeklerle ilgili icra takibi başlatmak, karşılıksız çek keşide etmek suçundan suç duyurusunda bulunmak veya kredi borçlusuna uygun şekilde ihtarda bulunarak çekleri iade ederek yeni teminatlar istemek gibi davranışlarından hiçbirini yapmayarak çeklerle ilgili karşılıksız çıkma konusunda hukuki yollara gitme olanağını ortadan kaldırmış ve zararın oluşmasında ağır kusurlu kabul edildiği, davacının da basiretli bir tacir gibi bu çeklerin akıbetini, karşılıksız çıkıp çıkmadıklarını araştırması, karşılıksız çıkmış ise yerine yeni teminatlar vererek bankadan çekleri geri alması, bu suretle tahsil ve şikayet gibi yollara gitmesi gerekirken bunları yapmadığından az da olsa kusurlu kabul edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir. 1- Dava, davacı tarafça da açıkça kabul edildiği üzere bankaya teminat amacıyla yani rehin cirosuyla ciro edilen çeklerin zamanaşımına uğratıldığı iddiası ile açılmış bulunan tazminat davasıdır. Çeklerde rehin cirosu caiz bulunmadığından ve davada yapılan ciro da, rehin cirosu mahiyetinde bulunduğundan, davalı Banka hiçbir zaman hukuken çeklerin yetkili hamili olmamıştır. Bu durumda çeklere istinaden takip yapması veya dava açması herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacaktır. Bu itibarla, çeklerin takibe konmaması ve çeklere istinaden takip yapılmaması davalı Banka bakımından kusur teşkil etmez. Ayrıca davacının ileri sürülen husus nedeni ile zarara uğradığından söz edilebilmesi için çeklerin bedelini gerek kambiyo ilişkisi ( Mülga 6762 sayılı T.T.K.'nun 644. maddesi) gerekse temel ilişkiye istinaden ilgililer hakkında yasal takip yapması ve çek bedelleri kadar tutarı tahsil edememiş olması ve ayrıca da davalı bankanın bir an için takip yetkisi kabul edilse bile, çek ilgililerinden tahsilat yapmasının mümkün bulunduğunun yani zarar ile isnat edilen kusur arasında illiyet bağının varlığının kanıtlanması gerekir. Mahkemece, iş bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin kusur oranına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının davalı taraf yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı ve davalı vekilinin kusur oranına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.