T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/485 - 2025/1686 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/485 KARAR NO : 2025/1686 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2023 NUMARASI : 2023/513 Esas 2023/734 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 25.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25.12.2025 İlk Derece Mahkemesince veri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/485 - 2025/1686 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/485 KARAR NO : 2025/1686 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2023 NUMARASI : 2023/513 Esas 2023/734 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 25.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25.12.2025 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 10.09.2008 tarihinde davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’a ait ...'ın idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...’nın idaresindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davalının yaralandığını, davacı şirkete başvurusu üzerine davalıya 25.03.2013 tarihinde 49.901,00 TL ödeme yapıldığını, davalı ...'nın maluliyete istinaden yapılan ödemenin yetersiz olduğu iddiasıyla davacı aleyhine açtığı Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1301 Esas sayılı dosyasından alınan maluliyet raporuna göre davacının maluliyetinin bulunmadığının tespit edilmesi üzerine davanın 16.10.2017 tarihinde reddine karar verildiğini, davalı ...'ya yapılan kalıcı maluliyet ödemesi ile sebepsiz zenginleştiğinden ve kalıcı maluliyetinin bulunmadığı kesin hüküm ile belirlendiğinden davalı hakkında 49.901,00 TL’nin ödeme tarihi olan 25.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsili amacıyla yaptıkları Ankara 22.İcra Müdürlüğünün 2018/7699 sayalı takip dosyasına davalının itiraz ettiğini belirterek davalının Ankara 22.İcra Müdürlüğünün 2018/7699 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibini devamına %20 icra inkara tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı sigorta şirketi tarafından davalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili talebi ile Ankara 22. İcra Dairesi'nin 2018/7699 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, itiraz sonucu haksız takibin durdurulduğunu, davacının iddialarının aksine rücu koşullarının oluşmadığını ve başlatılan icra takibinin yasaya aykırı olduğunu, söz konusu kaza nedeniyle davalının kalıcı maluliyetinin olmadığının Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.10.2017 Tarih 2014/1301 E. 2017/630 K. Sayılı dosyasında alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinin 20/07/2017 tarihli sağlık raporu ile tespit edildiğini, davacı şirketin davalıya 19.12.2012 tarihinde Şişli Etfal Hastanesi'nden alınan %8'lik maluliyet oranına göre 05.03.2013 tarihinde iradi olarak 49.901,00 TL ödeme yaptığını, Ticaret Mahkemesince uzman heyetten tetkik ve incelemeler sonucu alınan rapora kadar davacı ve davalının maluliyetin olmadığına dair bilgi sahibi olmadığını, davalının iyileşme göstermesi nedeniyle maluliyet oranının değiştiğini, davalının sebepsiz zenginleşmesinden söz edilemeyeceğini, ödeme tarihinin 05.03.2013, maluliyet olmadığına dair rapor tarihinin ise 20.07.2017 olduğunu, aradan geçen süre içinde davalının iyileşme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, bu ihtimalin taraflarca öngörülebilecek bir durum olmadığını, davacı sigorta şirketinin de bu riski göze alarak ödeme yaptığını, bunun sorumluluğunun davalıya yüklenemeyeceğini, faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesince, 24.09.2020 tarihli ve 2018/710 Esas, 2020/97 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 13.04.2023 tarihli ve 2021/185 Esas, 2023/264 Karar sayılı kararı ile hükmün görev yönünden kaldırılmasına karar verilmiş, görevsizlik kararı sonrasında mahkemece, davanın davacı sigorta şirketi tarafından zarar gören davalıya yapılan ödemenin, daha sonra maluliyetinin ortadan kalkması nedeniyle rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalıya ödeme yapılan tarih itibariyle haklı bir ödeme olup sebepsiz zenginleşme niteliğinde olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacı sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödeme nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerince rücuen tahsil amacıyla dava açıldığını, mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın hatalı değerlendirmeler içerdiğini, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1301 Esas sayılı dosyada davacının daimi iş gücü kaybı bulunmadığının belirlenerek davanın reddine karar verildiğini, davalı yanın sebepsiz zenginleştiğinin kesin hüküm ile sabit olduğunu, hükmün kesinleşerek taraflar için maddi anlamda tarafları bağlayıcı hale geldiğini, davalı yanın malul olmadığını cevap dilekçesi ile de ikrar ettiğini, yapılan ödemenin kalıcı maluliyet için olduğunu, ödemenin davalının maluliyetinin ileride de devam edecek olması sebebi ile yapıldığını ve ödeminin işlemiş faizi ile talep edilebileceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kaza sonucu yaralanması nedeniyle davalıya ödenen tazminatın, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak iadesi talebi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden, 10.09.2008 tarihinde davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davalı idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davalı ...'nın yaralandığı, davalının müracaatı üzerine davacı sigorta şirketi tarafından 05.03.2013 tarihinde 49.901,00 TL tazminat ödendiği, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1301 Esas, 2017/630 Karar sayılı dosyası ile ... tarafından davacı sigorta şirketi aleyhine açılan davada ödemenin yetersiz olduğu belirtilerek sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunulduğu, ... hakkında düzenlenen maluliyet raporlarına göre sürekli iş gücü kaybının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve kararın 23.12.2017 tarihinde kesinleştiği, davacı sigorta şirketi tarafından davalı aleyhine Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2021/10707 Esas sayılı dosyasında 49.901,00 TL asıl alacak ve 23.624,36 TL işlemiş faizin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili talebiyle takip başlatıldığı, itiraz üzerine 05.09.2018 tarihli kararla takibin durdurulmasına karar verildiği, icra takibine itirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “İşletenlerin, bu Kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”, 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortasının amacı, trafik kazaları sonucu 3.kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasıdır. Davacı sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olup, kendisi tarafından düzenlemiş olan poliçeye dayalı olarak ödeme yaparken basiretli bir tacir gibi davranarak gerekli incelemeyi yapması gerektiği, kazada yaralanan davalı ...'nın müracaatı üzerine 25.03.2013 tarihinde sürekli iş göremezlik tazminatı için ödeme yaptığı, ödemenin iradi olarak gerçekleştirdiği, sonradan açılan Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1301 Esas, 2017/630 Karar sayılı davanın, davalının maluliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş olması, yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini talep hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır. Her ne kadar TBK'nın 78/1 maddesi "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir."hükmünü havi ise de, davacı sigorta şirketinin, düzenlediği zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ait aracın neden olduğu kaza sonucu yaralanan kişiye ödeme yaptığı anlaşılmakla ödemeyi "kendisini borçlu sanarak" yapmış olduğunu ileri sürmesi mümkün değildir. Bu durumda, davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olduğu ve bu ödemenin davacı sigorta şirketine sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak talep hakkı vermeyeceği, (emsal Yargıtay 17. HD. 2016/12674 esas ve 2019/4847 karar sayılı, Yargıtay 4 Hukuk Dairesinin 28.02.2024 Tarih 2023/12739 Esas 2024/2190 Karar sayılı ilamı) iade koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 25.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.