T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1641 - 2026/234 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1641 KARAR NO : 2026/234 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :16/05/2024 NUMARASI :2023/199 Esas - 2024/232 Karar DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALILAR :1-... (T.C…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1641 - 2026/234 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1641 KARAR NO : 2026/234 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :16/05/2024 NUMARASI :2023/199 Esas - 2024/232 Karar DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALILAR :1-... (T.C.No:...) - ... VEKİLİ :Av. ... :2-... (T.C.No:...) - ... DAVA :İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ :19/04/2023 KARAR TARİHİ :12/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ :12/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından 197303863 numaralı Emtia Blok Abonman Sigorta Poliçesi ile sigortalanan sigortalı Erdemir Çelik Servis Merkezi San. ve Tic. A.Ş. Gebze/Kocaeli'de bulunan Ulus Metal Sanayi ve Tic. A.Ş. firmasına 8 adet ve brüt 26.210,00-kg sac bobin sattığını emtiaların ise 34 EG ... plakalı tıra yüklenmesi sureti ile Ereğli'den Gebze'ye davalılar sorumluluğunda nakliye esnasında hasara uğradığını, davacının sigortalısına ait emtiaların alıcı firmanın varış adresine teslimat sırasında yapılan kontrollerde emtialarda hasar tespit edilerek "Saclarda ıslaklık tespit edildiği için iade edildi." şeklinde hasar şerhinin düşüldüğünü, nakliye esnasında hasara uğraması sonucu oluşan sigortalı zararının davacı şirket tarafından tanzim edildiğini, dava dışı sigortalı ibraname, mutabakatname ve tazminat makbuzu ile toplam 9.105,65-USD zararını davacıdan tazmin ettiğini ve bu miktar için tüm haklarını temlik ettiğini beyan ettiğini, davacının ödediği riziko bedelini, halefiyet ilkesi dışında alacağın temliki hükümlerine göre davalılardan rücuen talep hakkı bulunduğunu belirterek davacının davalıdan asıl alacak olmak üzere 9.105,65-USD alacağına ilişkin Kocaeli İcra Dairesinin 2022/21106 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen koşullarla devamına, takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda bankalarca uygulanan en yüksek mevduat USD faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, alacakları likit ve belirlenebilir olduğundan %20'den az olmayan oranda icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen karar çelişkiler içermekte olup son derece hatalı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taşıyıcının gerekli muhafaza tedbirlerini aldığına ilişkin kanıya, gerekçe kısmında itibar edilemez şeklinde ifade edilen tutanağın dayanak gösterildiğini, yerel mahkeme tarafından "taşıyıcının risk alanı" gibi önemli bir değerlendirme yapılmadığını, emtiaların taşıma öncesi hasarlı/ıslak olduğu iddiasıyla sigortalının sorumlu tutulduğunu, bu tespitlerin objektiflikle bağdaşmadığı gibi taraflarınca da kabulü mümkün olmadığını, emtianın taşıyıcıya tam ve sağlam teslim edilmiş olup aksine yönelik herhangi bir çekince bulunmadığını, emtiaların taşıyıcıya tam ve sağlam şekilde teslim edilmesinin akabinde dava konusu hasarın araçtan sızan yağmur suları nedeniyle taşıma esnasında emtiaların ıslanması sonucu meydana geldiğini, eksper raporu somut delil niteliğinde olup emtialar üzerinde fiziki inceleme sonucu hazırlandığını, yerel mahkemece dayanak gösterilen bilirkişi raporunun ise evrak üzerinde bir inceleme olup somut gerçeklikten tamamı ile uzak farazi bir yorum olduğunu ve itibar edilmemesi gerektiğini, ekspertiz raporunun aksi ispat edilinceye kadar delil niteliğinde olduğunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun "sigorta eksperleri” başlıklı 22. maddesinin 17. fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu hüküm altına alındığını, taşıma hukukunun temel prensibi gereğince taşıyıcının ters çevrilmiş ispat yükü bulunduğunu, taşıyıcının sorumlu olduğuna ilişkin somut delillere karşı davalının herhangi bir aksi ispat vasıtası bulunmamasının yanı sıra davaya cevap dahi verilmediğini, davalının taşıma süresince yüke nezaret etme, onun ziya ve hasara uğramaması için gereken özeni gösterme yükümlülüğü altında olduğunu, hasarın oluş şekline bakıldığında davalının taşıma esnasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği için oluşan zarardan sorumlu olduğunu, emtianın taşıyıcı zilyetliğindeyken ıslanarak hasarlanmasının ağır kusur niteliğinde olduğunu, bu gibi durumlarda taşıyıcı tam sorumlu kabul edildiğini, sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanamayacağını, alacağın likit hale geldiğini, davalıların icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna göre taşıyıcı firmanın taşıması ile emtiadaki bozulma arasında mantıklı ve makul bir ilişki kurulmasının mümkün olmadığını, malzemenin tabiatına aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinin bu konudaki tespitinin net olduğunu, hem kök hem ek raporda yer alan tespitin, taşıma işlemi ile emtiadaki korozyon arasında illiyet bağının olmadığını kesin şekilde ortaya koyduğunu, Erdemir Demir Çelik'in korozyona uğramış malları gönderdiğini, bu hususun bilirkişi raporunda sabit olduğunu, buna göre söz konusu sonucun yaşanması ile davalıların bir ilgileri bulunmadığını, davalılara kusur isnat edilmemesi gerektiğini belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/05/2024 tarih, 2023/199 Esas - 2024/232 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacının, dava dışı sigortalı Erdemir Çelik Servis Merkezi San. ve Tic. A.Ş.'ye ait davalıların taşımayı üstlendiği emtiayı taşıma sırasında oluşabilecek risklere karşı Emtia Blok Abonman Sigorta Poliçesi ile teminat altına aldığı, davalılar tarafından emtianın teslim alındığı, davaya konu emtianın fiili taşımasının davalılar tarafından üstlenildiği, fiili taşımanın ise diğer davalı şoför ... tarafından yapıldığı, taşıyıcı tarafından teslim alınan emtianın, 34 EG ... plakalı tırda ıslanması nedeniyle hasarlandığı belirlenerek davacı sigorta tarafından dava dışı sigortalıya ödeme yapıldığı, davacı tarafından sigortalısına halef olması nedeniyle taşıyanlara karşı eldeki davanın açıldığı, davalıların davaya cevap vermediği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir. Davacı tarafından icra takibi yabancı para üzerinden yapılmıştır. Davacının dava dışı Erdemir Çelik Servis Merkezi San. ve Tic. A.Ş.'nin sigortacısı olarak, halefiyet esasına dayalı dava konusu icra takibini açtığı görülmektedir. Eldeki davada davacı sigorta şirketi, sigortalısının kanuni halefi sıfatıyla eldeki davayı açmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinde; “(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.” şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 99. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulanmasına göre de haksız fillerde zarar, yabancı para üzerinden doğmuş ise yabancı para üzerinden tahsil istenilmesi mümkündür (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/13970 E-2015/10395K, 2013/5213 E-2014/12333K, 2014/14491 E -2015/76 K sayılı ilamları aynı yöndedir.). Ancak somut olay incelendiğinde davacı sigorta şirketinin rücuen tazminat talebinde bulunduğu, davalılar ile davacı arasında herhangi bir akdi ilişkinin bulunmadığı ve aralarındaki borç alacak ilişkisinin yabancı para ile yapılmasına ilişkin bir anlaşmanın da bulunmadığı görülmektedir. Davacı sigorta şirketi, sigortalısının poliçe teminatı kapsamında olan gerçek zararından sorumludur. Poliçede sigorta bedelinin ve primlerin USD cinsinden belirlendiği, sigortalı hasar ödemesine dayanak faturaların yabancı para (USD) üzerinden düzenlendiği, bunların takdir edilen miktar kadar olduğunun eksper raporu ile tespit edildiği görüldüğünden hasar bedelini sigortalısına yabancı para cinsinden ödemesinde bir usulsüzlük yoktur. Somut olayda da; sigortalı emtiada meydana gelen 9.105,65-USD hasar bedelini dava dışı sigortalısına ödeyerek, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olan davacı, 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca ödediği 9.105,65-USD'nin aynen tahsilini talep etmiştir. Dosyadaki delillerden, dava dışı sigortalı ile dava dışı alıcılar arasındaki satış sözleşmesinin USD para birimi ile yapıldığı, buna bağlı olarak sigorta poliçesinin de yabancı para ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Durum böyle olmakla beraber, davacı, halefi olduğu sigortalı ile davalı arasındaki sözleşmenin yabancı para birimi ile yapıldığına dair delil sunamadığı görülmüştür. 6102 sayılı yasanın 880/1.maddesi düzenlemesi nazara alındığında sözleşmenin ifası yurt içinde yapıldığından uyuşmazlıkta sözleşmeden kaynaklı ihlalin gerçekleştiği yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerekmektedir. Bu durumda davacının halefiyete dayalı tazminat isteminde zararını ancak Türk Lirası olarak isteyebileceği açıktır. Poliçenin yabancı para üzerinden düzenlenmesi ve sigortacının sigortalısına yabancı para ile ödeme yapması da sonuca etki etmeyecektir. Yargıtay 11. HD. 21/03/2011 tarih, 2009/10616 E., 2011/2996 E. sayılı kararında "Sigorta poliçesinin yabancı para üzerinden düzenlenmesi ve davacı şirketin sigortalısına yabancı para ile ödeme yapmış olması yukarıda yapılan açıklama itibariyle mahkemece tazminatın yabancı para üzerinden hükmedilmesi sonucunu doğurmaz. Taşıyıcının yükü kabul ettiği yerdeki kıymete göre zarar TL cinsinden hesaplanmalıdır." şeklindeki gerekçe ile bu duruma işaret etmiştir. Bu açıklamalara göre, davacının zararını ancak Türk Lirası olarak isteyebilecekken icra takibinin USD olarak başlatılması nedeni ile geçerli bir icra takibinin bulunmaması ve geçerli bir icra takibinin itirazın iptali davası için dava şartı olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken davanın esasına girilerek reddine karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın açıklanan gerekçelerle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Kaldırma nedenine göre davacının esasa yönelik istinaf istemleri incelenmemiştir. Açıklanan nedenlerle; kamu düzeni yönünden yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-Kamu düzeni yönünden Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/05/2024 tarih, 2023/199 Esas ve 2024/232 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a)Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, b)Alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 2.773,95-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 2041,95-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, cDavalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ç)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca hesaplanan 28.800,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, f)6325 sayılı HUAK'ın 18/A-11 maddesi uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.200,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)İstinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye irat kaydına, b)Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, c)Davalı tarafından yapılan 305,00-TL posta masrafının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d)Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, e)Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, İlişkin; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*