6. Hukuk Dairesi 2024/3033 E. , 2025/2174 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/844 E., 2024/789 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/492 E., 2021/279 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün tarafl…
**6. Hukuk Dairesi 2024/3033 E. , 2025/2174 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/844 E., 2024/789 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/492 E., 2021/279 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat .... ile davacı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 31.03.2016 tarihinde “Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesi” sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin konusunun, davalı şirketin kurumsal departmanının davacının şirket tarafından işletilmesi ve bu bağlamda tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini belirlenmesi olduğunu, davalı şirketin bireysel müşterilere tatil ve seyahat çözümleri hizmeti verdiğini, aynı zamanda kurumsal şirket müşterilerine de “kurumsal departman” adı altında aynı hizmeti verdiğini, sözleşmenin eki niteliğinde olan “Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesine Ek Protokol” başlıklı ikinci bir sözleşme bulunduğunu, bu ek protokolün konularından biri de, taraflar arasındaki asıl sözleşme kapsamında, müvekkili şirket ile davalı şirketin birlikte yürüttüğü kurumsal satış hizmetinin, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete devredildiğini, söz konusu ek protokole göre; yukarıda bahsedilen devir karşılığında, davalı şirket müvekkili şirkete 1.500.000,00 TL ödemekle yükümlü bulunduğunu, müvekkili şirket ek protokol kapsamındaki yükümlülüğünü yerine getirerek devir işlemini gerçekleştirdiğini, devrin müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiği konusunda davalı şirketin herhangi bir itirazı da bulunmadığını, bununla birlikte; devir karşılığı müvekkiline ödenmesi gereken 1.500.000,00 TL davalı şirket tarafından ödenmediğini, müvekkili şirketin davalı şirketten olan alacaklarını tahsil edebilmek adına İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15757 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, fakat borçlu tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu, iş bu nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; borçlunun İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15757 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptalini, takibin devamını davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesi'nin 6. maddesi hükümlerine uygun olarak müvekkili şirketi, bunların karşılığı olarak 1.500.000,00 TL’yi (KDV dahil) davacı şirkete ödemiş bulunduğunu, buna ilişkin olarak Sekatur’un kesmiş olduğu faturalar ve dekontların sunulduğunu, ancak ne zamanki davacı şirket ve davacı şirketin tek pay sahibi ve şirket müdürü olan Serhat Kahraman’a müvekkili şirket tarafından taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırılık nedeniyle yine sözleşmede belirtilen cezai şartın 1.500.000,00 TL müvekkili şirkete ödenmesine ilişkin İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülmekte olan 2019/162 Esas sayılı sözleşmeye aykırılık ve haksız rekabet davası açıldığını hemen akabinde davacı şirket işbu davaya konu 1.500.000,00 TL tutarın ödenmediğinden bahisle müvekkili şirket aleyhine takibi başlattığını savunarak davanın reddini istemiştir III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı defterlerinde, muavin hesap ekstrelerinden anlaşıldığı üzere üzere, davalının iş devri kapsamında düzenlendiklerini ileri sürdüğü 31.03.2017 tarihli 143.436,86 TL, 17.08.2017 tarihli 476.694,17 TL, 15.11.2017 tarihli 900.000,00 TL faturalardan önce de bu faturalarla aynı hesap altında kayıtlı, benzer açıklamalar ihtiva eden birçok faturanın yer aldığı bu anlamda davalı yanın, davacı ile arasında bu ödemeyi doğuracak başka bir ilişki bulunmadığı yönündeki beyanlarının geçeriz olduğu Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesi'nin 6. maddesi hükümlerine uygun olarak 1.500.000,00 TL borç altında olduğunda ve bu borcun muaccel olduğunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı, ihtilaf yapılan ödemelerin bu sözleşmenin 6. maddesindeki borç için mi yoksa diğer borçların ödenmesi için mi yapıldığı hususunda olduğu, yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere yapılan ödemlerin dava konusu borcun ödenmesi için yapılmadığının açık olduğu, davacının sözleşmeden kaynaklanan alacağının da kendi defterine henüz kaydedilmediği, sözleşmenin 6. maddesinde kesin bir vade bulunmdığı, muaccel olduğunda ihtilaf olmasa da hangi tarihte şartların yerine getirilerek muaccel hale geldiği ve böylelikle temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 12. İcra Dairesi'nin 2019/15757 sayılı takip dosyasındaki itirazlarının; 1.500.000,00 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline, işleyecek faiz oranına itirazın ise "asıl alacak üzerinden takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 S.K'nın 2/f-2. maddesi hükmüne göre ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi ile şeklinde iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Devir bedeli taraflarca geçmiş dönemden gelen bakiyeler ve davacı tarafından bildirilen malların devri kapsamında belirlenen bir bedel olduğu, dolayısıyla davacının önceden doğmuş olan alacakları da bu devir bedelinin belirlenmesinde dikkate alındığını, b. Devir anlaşmasının gizliliği nedeni ile fatura açıklamalarına danışmanlık hizmeti olarak açıklama girildiğini, sözleşmenin 3.2 maddesinde de bu hususun yer aldığını, c. 31.12.2018 tarihinde tarafları alacak ve verecekleri konusunda mutabık kaldıklarını, davacının yargılama boyunca mutabakata dair beyanda bulunmadığını, bu mutabakata göre borcunun olmadığını, d. Devir bedelinin ödenmediği varsayılsa dahi, devir bedelinin ödenmesi koşulların gerçekleşmesine bağlı olduğunu, mahkemenin koşulların gerçekleşip gerçekleştirmediğini araştırmadığını, e. Davacı tarafın sözleşmede öngörülen rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bununla ilgili dava açıldığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalının sözleşmede yazılı devir bedelini ödediğini ispatlayamadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.