Başvuru, gözaltına alınma sürecinde fiziksel ve psikolojik şiddete uğranması ve bu hususta yapılan soruşturmanın etkisiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltına alınma sürecinde fiziksel ve psikolojik şiddete uğranması ve bu hususta yapılan soruşturmanın etkisiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Bireysel başvuru formunda, başvurucu, kamuoyunda Gezi Parkı olayları olarak bilinen süreçte Taksim Meydanı'ndaki protesto eylemlerine katıldığı düşünülerek kolluk görevlileri tarafından yakalandığını ve gözaltına alındığını ifade etmiştir. Başvurucu olaylarla bir ilgisi olmadığını, eylemlere katılmadığını savunmaktadır. Olay anlatımı yapmayan başvurucu gözaltına alınırken saçlarının çekildiğini, tekmelendiğini, tehdit ve hakarete uğradığını, gözaltına alındıktan sonra ise ellerinin arkadan kelepçelenerek polis otobüsünde öğle saatinden gece yarısına kadar bekletildiğini, otobüste beklerken araç içinde patlayan biber gazına maruz kaldığını ve götürüldüğü nezarethanede ise temel ihtiyaçları karşılanmaksızın bir günden fazla süreyle haksız yere tutulduğunu ileri sürmüştür. Kolluk görevlileri olay hakkında aynı gün saat 00'da bir tutanak tutmuştur. Bu tutanağa göre31/5/2013 günü Taksim Gezi Parkı'nda toplanılacağı bilgisi elde edilmiş, kolluk görevlilerince gerekli emniyet tedbirleri uygulamaya konulmuştur. Saat 00 itibarıyla grubun sayısı 000'e ulaşmıştır. Söz konusu grup basın açıklamasını saat 00 itibarıyla bitirip oturma eylemine geçmiştir. Herkesin duyabileceği şekilde dağılmaları yönünde uyarılan grup, oturma eylemini sürdürdüğü için dirençlerini kıracak ölçüde ve kademeli olarak artan nispette zor kullanılarak dağıtılmıştır. Gruptan kopan eylemciler, gün boyunca küçük gruplar hâlinde İstiklal Caddesi ve çevresindeki farklı noktalarda eylemlerini sürdürmüş ve polisin müdahalesiyle karşılaşmıştır. Bu olaylar sırasında Taksim civarına dağılan ve başvurucunun da aralarında bulunduğu toplam 80 şahıs kovalamaca sonucu yakalanmış ve adli işlemlerin yapılması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Hizmet Binası Güvenlik Şube Müdürlüğüne getirilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre, başvurucuyla beraber toplam 74 kişi hakkında görevi yaptırmamak için direnme, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na aykırılık suçları nedeniyle 2013/79585 numaralı dosya üzerinde soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma kapsamında ifadesi alınan şüphelilerin kolluk görevlilerinin fiziksel şiddetine uğradıklarını beyan etmeleri üzerine Başsavcılık, kimliği belirlenemeyen kolluk görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle resen başlatılan soruşturmanın bu dosyadan tefrikine ve 2013/84113 soruşturma numarasına kaydedilmesine, 13/6/2013 tarihli kararı ile de 2013/84113 soruşturma numaralı dosyanın aynı konuda farklı kişilerin şikâyeti üzerine başlatılan ve soruşturma işlemlerine devam edilen 2013/79334 soruşturma numaralı dosya ile birleştirilmesine karar vermiştir. Başvurucunun 2013/79585 numaralı soruşturma kapsamında ve müdafi eşliğinde 1/6/2013 tarihinde saat 45'te şüpheli olarak ifadesi alınmıştır. Başvurucu "..31/5/2013 günü saat 00 sıralarında Beyoğlu Galatasaray Lisesine yakın ara sokakta yürürken birden gaz bombası geldi bende kaçmaya başladım, kaçarken çukura düştüm ve o sırada beni çevik kuvvet polisleri gözaltına alındım, ben bana atılı suçlamaları kabul etmiyorum görevli memurlara mukavemette bulunmadım ve saldırı olaylarına karışmadım" şeklinde beyanda bulunmuştur. Başvurucu aynı gün Cumhuriyet savcısı huzurunda yine müdafi eşliğinde verdiği ifadesinde ise "Emniyet ifademi tekrar ederim. Taksim'e gezmek için gitmiştim. Suçlamaları kabul etmiyorum." demiştir. Soruşturma dosyası içinde bulunan ve olay tarihini taşıyan tutanaklardan başvurucunun avukat ile görüşmesinin ve yakınlarına haber verme imkânının sağlandığı, başvurucunun yakınlarına haber vermek istemediği anlaşılmaktadır. Başvurucu ve beraberindeki 73 kişi hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı Kanun'a aykırılık suçları nedeniyle yürütülen soruşturma neticesinde Başsavcılık 10/1/2014 tarihli kararla ve şüphelilerin 2911 sayılı Kanun'a muhalefet ettiklerine ilişkin soyut iddia dışında delil elde edilemediği ve olay yerinde bulunmak dışında direnme, zarar verme ve yaralama benzeri eylemlere katıldıklarına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, bireysel başvuru formunda onu gözaltına alan ve nezarethanede görev yapan görevli memur ve amirler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu iddia etmiş ancak suç duyurusu dilekçesini Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. UYAP aracılığıyla erişilen soruşturma dosyasının incelenmesi neticesinde de bu ve bu soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verilen diğer soruşturma dosyalarında çeşitli kişi ve sivil toplum örgütlerince sunulan 189 şikâyet ve suç duyurusu dilekçesi olduğu ancak başvurucunun sunmuş olduğu bir şikâyet dilekçesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Başvurucu hakkında;- 31/5/2013 günü saat 42'de Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen muayenesi sonucu düzenlenen genel adli muayene raporunda "Olayın öyküsü: Darp ve cebir." kaydı ile tam olarak okunamamakla birlikte; "Muayene bulguları: sol ön kol üzerinde ...cmlik abrazyon izi, sağ ön kol üzerinde kızarıklık lineer ve .... kelepçe izi görüldü." tespitine,- İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünce liste şeklinde hazırlanan 4/6/2013 tarihli raporda ise "...doğumlu kişiye aynı hastanenin 9778944 sayılı raporunda; sağ ön kolda çizik ve sıyrıklar, bel sağda kalça orta hat üzerinde morluk ve sol dirsekte kızarıklık, sol ön kolda sıyrıklar olduğu, Arızasının: Kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale giderilebilecek ölçüde hafif olduğu..." tespitine yer verilmiştir. Başsavcılık, olaylara ilişkin olarak ev ve işyerlerindeki güvenlik kameralarının, basın ve yayın kurum ve kuruluşlarının elindeki görüntüler ile kamera kayıtlarının, MOBESE kayıtları ve polis araçlarındaki görüntü kayıtlarının toplanmasına yönelik birçok yazışma yapmıştır. Toplumsal olaylar sırasında bazı MOBESE kameralarının zarar görmesi nedeniyle kamera kayıtlarının bir kısmına ulaşılamadığına, bazı işyerlerinden ve ulusal basın ve yayın organlarından elde edilen yüklü miktardaki görüntünün çözümlenmesi için uzun süre bilirkişi heyeti oluşturulmaya çalışıldığına, soruşturma dosyasında bir kısım müşteki için çözümlenebilen görüntülerden kolluğun müdahalesine ilişkin tespit yapılamadığına ilişkin raporlar dosyaya girmiş ise de başvurucuyla ilgili bir fotoğraf, kamera kaydı, görüntü çözümleme raporu ya da bilirkişi raporunun soruşturma dosyasında bulunmadığı anlaşılmıştır. Olay nedeniyle görevi kötüye kullanma ve zor kullama yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçlarının işlendiğinden bahisle yürütülen ve şüphelisi İstanbul Emniyet Müdürlüğü kadrosundaki ilgili kolluk görevlileri olarak gösterilen soruşturmada Başsavcılık, Gezi olayları sırasındaki genel şiddet hareketlerine dikkat çekmiş, yaygın şekilde bozulan kamu düzeninin yeniden tesisi için kolluk görevlilerince alınan sıkı tedbirlerin kaçınılmaz ve makul olduğu yorumunu yapmıştır. Başsavcılık, eylemlerin şiddete dönüştüğü bu genel kargaşa ortamında olay yerinde bulunma sebepleri barışçıl olan kimselerin de kolluk görevlilerinin müdahalesinden etkilendiğini ifade etmiş; aralarında başvurucunun da olduğu müştekilerin yaralanmalarının niteliğine işaret ederek eylemin dağıtılması için yapılan uygulamada kullanılan gücün orantılı olduğu ve polis memurlarının müştekilere yönelik zor kullanma yetkisinin sınırını aştığına ilişkin olarak soruşturmaya devam edilmesi ve kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmediği gerekçesiyle 16/4/2019 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, Başsavcılık kararına 28/5/2019 tarihli dilekçe ile itiraz etmiş, başvurucunun itirazı İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/1/2020 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 4/3/2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 31/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.