(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/11630 E. , 2010/1418 K. ... vekili avukat ... ile Türkiye ... Bank. A.Ş. vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 1.Tüketici Mahkemesinden verilen 3.11.2008 gün ve 338-450 sayılı hükmün Dairemizin 29.6.2009 tarih ve 2009/2229-8927 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. K A R A R Davacı, milletvekili olup maaş ve benzeri ö…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/11630 E. , 2010/1418 K.** **"İçtihat Metni"** ... vekili avukat ... ile Türkiye ... Bank. A.Ş. vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 1.Tüketici Mahkemesinden verilen 3.11.2008 gün ve 338-450 sayılı hükmün Dairemizin 29.6.2009 tarih ve 2009/2229-8927 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. K A R A R Davacı, milletvekili olup maaş ve benzeri ödemelerinin davalı bankanın TBMM şubesindeki hesabı üzerinden yapıldığını, davalının kredi kartı ile tüketici kredisi borçlarını gerekçe göstererek 15.1.2007 ve 15.4.2007 tarihlerinde hesabına yatan üçer aylık maaşlarına bloke koyduğuna, sözleşmedeki lehin ve temlike ilişkin hükümlerin haksız şart niteliğinde olup geçersiz olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bloke edilen miktardan 10.000 TL'nin, faizi ile tahsilini, bloke nedeniyle uğradığı zarardan 10.000 TL'nin ödetilmesini istemiş, 2.4.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile bloke edilen kısım için talebini 39.573,58 TL'na çıkarmıştır. Davalı, davacının ödemede temerrüde düşmesi nedeniyle alaçaklarını sözleşme gereğince davacının hesabından tahsil ettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemenin 10.000 TL'nın 15.1.2007 tarihinden, 29577,58 TL'nın ıslah tarihi olan 2.4.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline dair kararın tarafların temyizi sonucu davacı ve davalı yararına bozulması üzerine bu defa davacı karar düzeltme itirazında bulunmuştur. Dairemizin 29.6.2009 tarihli bozma kararında; "tüketici kredisi sözleşmesinin 12.maddesi ile bankacılık hizmet sözleşmesinin 102.maddesinde banka kayıtlarının delil olarak kabul edileceğinin belirtildiği, öyle olunca mahkemece davalı banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak dava tarihi itibariyle davacının muaccel hale gelen borç miktarının tesbit ettirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği" nden bahisle kararın davalı yararına, reddedilen manevi tazminat nedeniyle davalı için maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin yanlış olduğu gerekçesiyle de davacı yararına kararın bozulması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 7.11.2006 tarihli tüketici kredisi sözleşmesinin 11.maddesinde borçla davacının borcunun teminatını teşkil etmek üzere bankanın bütün şubelerindeki her türlü hesap bakiyelerinin ve 2009/11630-1418 Doğmuş-doğacak her türle alacaklarının ... Üzerinde bankanın hapis hakkının bulunduğu hükme bağlanmış aynı tarihli tüketici kredisi sözleşmesine ekrehin ve temlik sözleşmesinde de tüketici kredisinin teminatı olmak üzere..Gazi Mahallesi Şubesinde... Nolu hesaba yatan maaş, ikramiye, temetti ve her türlü hak ve alacaklar toplamının .. YTL'lik kısmının bankaya devredildiği belirtilmiştir. Mahkemece az yukarıda belirtilen sözleşme hükümlerinin taraflarca müzakere edilmeden sözleşmeye konduğu ve haksız şart niteliğinde olduğu kabul edilerek dava kabul edilmiştir. Hemen belirtmek gerekirki davacının, 4077 sayılı Yasanın 10.maddesinde belirtilen şekilde temerrüde düşürülmediği ve bu itibarla tüketici kredisi sözleşmesinde belirlenen borcun muaccel olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabulünde olduğu üzere Tüketici Kredisi Sözleşmesinin 11.maddesi ile sözleşmenin eki olan ekrehin ve temlik sözleşmesinin tüketici ile müzakere edilmeden sözleşmeye konduğu ve bu nedenle davacıyı bağlamıyacağı sabittir. Öte yandan tüketici kredisi sözleşmesi ve ekinde tüketici kredisinin teminatı olarak verilen bu haklar, bankacılık hizmetleri sözleşmesi kapsamında diğer alacaklar içinde kullanılamaz. Bu itibarla mahkemece tahsile ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu ve buna ilişkin davalının temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeniyle hükmün vekalet ücretinden dolayı düzeltilerek onanması gerektiği, ancak zuhulen davacı aleyhine bozulduğu bu kez yapılan incelemeden anlaşıldığından davacının karar düzeltme itirazının kabulü ile dairemizin bozma kararının kaldırılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının karar düzeltme itirazının kabulüne, dairemizin 29.6.2009 gün ve 2009/2229-8927 numaralı bozme kararının kaldırılmasına, mahkeme kararırın hüküm bölümünün beşinci bendinin bütünüyle karardan çıkartılarak yerine aynen (reddedilen manevi tazminat yönünden davalı lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre hesaplanan 220,00 TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 9.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.