Ceza Genel Kurulu 2021/55 E. , 2023/126 K. "İçtihat Metni" YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...’ın, TCK'nın 188/3-4, 192/3, 62, 52/2, 53, 54, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin ... (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.03.2011 tarihli ve 355-154 sayılı hükmü
**Ceza Genel Kurulu 2021/55 E. , 2023/126 K.** **"İçtihat Metni"** YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...’ın, TCK'nın 188/3-4, 192/3, 62, 52/2, 53, 54, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin ... (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.03.2011 tarihli ve 355-154 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 18.11.2013 tarih ve 17134-10275 sayı ile; "1-Sanık hakkında dosyaya sunulan 08.08.2005 tarihli Türk Silahlı Kuvvetleri ... raporunda sanığa antisosyal kişilik bozukluğu teşhisi konulduğunun anlaşılması ve sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmadaki açıklamalarında sanığın 2006-2007-2008-2009 yıllarında ... Ruh Sağlığı Hastanesi ve Balıklı Rum Hastanelerinde tedavi gördüğünü iddia etmesi karşısında; belirtilen hastanelerde tedavi gördüyse buna ilişkin tedavi belgeleri ve raporların ilgili hastanelerden istenerek sanığın, suç tarihinde işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı ya da bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığı konusunda rapor alınarak 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesinden yararlanıp yararlanmayacağının araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Sanığın, muhbire 100 TL karşılığında eroin vermesi ile suçunun ortaya çıktığı gözetilmeden, koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması, 3- ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanık numune olarak alıkonulan uyuşturucu maddenin zoralımına karar verilmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği ... Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise 26.03.2014 tarih ve 430-99 sayı ile; (2) ve (3) numaralı bozma nedenlerine uymuş, (1) numaralı bozma nedenine ise; "...Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanlığının söz konusu bozma ilamında sanığın TCK’nun 32. maddesinden yararlanıp yararlanmayacağının araştırılması gerektiği belirtilmiş ise de, dosyada mevcut GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesince verilen 01.07.2005 tarih, 2418 Sayılı raporda ‘Askerliğe elverişli değildir. Askerliğe elverişsizlik hali suç tarihlerini kapsamaktadır, müsnet suçundan ötürü TCK’nun 32. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından (eski TCK’nun 46 ya da 47. maddelerinden yararlanamaz.)’ şeklinde görüş belirtilmiş olması, sanığın yargılama sırasında mahkememizce gözlemlenen hali, sanığın mahkememizce yargılandığı söz konusu dava dosyasında 21.03.2011 tarihinde tahliye olduktan sonra 11.12.2012 tarihinde tekrar uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı tutuklanmış ve dosyaya alınan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin temyiz nedeniyle henüz kesinleşmeyen 2012/129-323 esas ve karar sayılı kararı ile TCK’nun 188/3. maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu dosyada TCK’nun 32. maddesinin uygulanmasına yönelik bir iddianın olmaması ve bu konuda bir araştırmanın da yapılmamış olması ayrıca ... M tipi Kapalı Cezaevinde infaz kurumunca 19.02.2014 tarihli yazı ekindeki müddetname örneğinden anlaşıldığı üzere 14.03.2012-10.09.2012 tarihleri arasında ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/996 esas 2006/128 karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen 9 ay hapis cezasının infaz edilmiş olması söz konusu dosyada ve Yargıtay 13. Ceza Dairesi Başkanlığınca 29.11.2011 tarihli onama ilamında sanığın TCK’nun 32. maddesinin uygulanması yönünden bir iddianın olmayışı ile bu konuda bir araştırma yapılmamış olması, akıl hastalığı veya zayıflığının aynı zamanda cezanın infazına da engel bir neden olmasına rağmen sanığın bu konuda bir iddiasının bulunmayışı dikkate alınarak bu nedenle Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanlığının 1 nolu bozma ilamına uyulmayarak sanığın TCK’nun 32. maddesinin uygulanması yönünden raporunun aldırılması veya bu konuda araştırma yapılması yoluna gidilmemiş TCK’nun 188/3-4. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmiştir." şeklindeki gerekçeyle direnerek, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 188/3-4, 62, 52/2, 53, 54, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 740 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mahsuba ve ilk hükme yönelik aleyhe temyiz olmadığından sonuç olarak 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi gözetilmek suretiyle 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 23.12.2019 tarih ve 366-8684 sayı ile; Yerel Mahkeme kararının yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilerek; "Sanığın ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2011 tarihli, 2010/355 esas ve 2011/154 sayılı kararı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın Dairemizin 18.11.2013 tarih 2012/17134 esas ve 2012/10275 karar sayılı ilamı ile; sanık hakkında dosyaya sunulan 08.08.2005 tarihli Türk Silahlı Kuvvetleri ... raporunda sanığa antisosyal kişilik bozukluğu teşhisi konulduğunun anlaşılması ve sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmadaki açıklamalarında sanığın 2006, 2007, 2008, 2009 yıllarında ... Ruh Sağlığı Hastanesi ve Balıklı Rum Hastanelerinde tedavi gördüğünü iddia etmesi karşısında; belirtilen hastanelerde tedavi gördüyse buna ilişkin tedavi belgeleri ve raporların ilgili hastanelerden istenerek sanığın, suç tarihinde işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı ya da bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığı konusunda rapor alınarak sanığın 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesinden yararlanıp yararlanmayacağının araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi gerekçesiyle bozulmasına rağmen mahkemece Dairemizin kararında belirtilen bozma nedenine uyulmadan hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. II. DİRENME GEREKÇESİ ... Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince 18.02.2020 tarih ve 20-64 sayı ile; "...Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanlığının söz konusu bozma ilamında sanığın TCK'nun 32. maddesinden yararlanıp yararlanmayacağının araştırılması gerektiği belirtilmiş ise de, dosyada mevcut Gata Haydarpaşa Askeri Hastanesince verilen 01.07.2005 tarih, 2418 sayılı raporda 'Askerliğe elverişli değildir. Askerliğe elverişsizlik hali suç tarihlerini kapsamaktadır, müsnet suçundan ötürü TCK nun 32. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından (eski TCK nun 46 yada 47.maddelerinden yararlanamaz )' şeklinde görüş belirtilmiş olması, sanığın yargılama sırasında mahkememizce gözlemlenen hali, sanığın mahkememizce yargılandığı söz konusu dava dosyasında 21.03.2011 tarihinde tahliye olduktan sonra 11.12.2012 tarihinde tekrar uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı tutuklanmış ve dosyaya alınan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin temyiz nedeniyle henüz kesinleşmeyen 2012/129 -323 esas ve karar sayılı kararı ile TCK'nun 188/3. maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu dosyada TCK'nun 32. maddesinin uygulanmasına yönelik bir iddianın olmaması ve bu konuda bir araştırmanın da yapılmamış olması söz konusu kararın Yargıtay 9. CD Başkanlığınca 16.03.2015 tarihinde onanarak kesinleşmiş olması, UYAP'tan çıkarılan kayıtlara göre 2007 yılından itibaren aralıklarla da olsa cezaevinde tutuklu veya hükümlü olarak bulunuyor oluşu halen de ... A3 Tipi Cezaevinde ... 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararını infaz ediyor oluşu, Sanığın beyanı ve nüfus kaydına göre 06.10.2019 tarihinde evlenmiş olup halen evli oluşu önceki kesinleşen diğer ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/996 esas, 2006/128 karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen 9 ay hapis cezasının infaz edilmiş olması söz konusu dosyada ve Yargıtay 13. Ceza Dairesi Başkanlığınca 29.11.2011 tarihli onama ilamında sanığın TCK nun 32. maddesinin uygulanması yönünden bir iddianın olmayışı ile bu konuda bir araştırma yapılmamış olması, akıl hastalığı veya zayıflığının aynı zamanda cezanın infazına da engel bir neden olmasına rağmen sanığın bu konuda bir iddiasının bulunmayışı dikkate alınarak bu nedenle Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanlığının bozma ilamına uyulmayarak sanığın TCK'nun 32. maddesinin uygulanması yönünden raporunun aldırılması veya bu konuda araştırma yapılması yoluna gidilmemiş TCK'nun 188/3-4 maddeleri uyarınca mahkümiyetine karar verilmiştir." gerekçeleriyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar verilmiştir. Direnme kararına konu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.09.2020 tarihli ve 30840 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 19.01.2021 tarih ve 15897-666 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Direnmenin kapsamına göre inceleme; sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı, buna bağlı olarak da hakkında TCK’nun 32. maddesinin birinci veya ikinci fıkralarının uygulanmasının gerekip gerekmediği hususlarında rapor alınmasına gerek olup olmadığının, bu bağlamda eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR 02.06.2010 tarihli muhbir görüşme tutanağı ile aynı tarihli olay ve yakalama tutanağına göre; [adres satırı maskelendi] ... Kriminal Polis Laboratuvarının 11.06.2010 tarihli raporuna göre; sanığın muhbire verdiği net 1,4 gram; sanığın üzerinde ele geçirilen net 2 gram; sanığın evinde ele geçirilen toplam net 46,5 gram açık renkli toz maddelerin eroin olduğu, yine sanığın evinde ele geçirilen bir adet hassas terazide eroin bulaşıklarının bulunduğu, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanlığınca düzenlenen 01.07.2005 tarihli ... raporunda; 21.07.2002 ile 31.07.2002 tarihleri arasında işlediği izin tecavüzü suçu nedeniyle, adli müşahede amacıyla hastaneye yatırılan sanığın yapılan ruhsal muayenesinde; öz bakımı ile etrafa ilgisinin normal, mizacının hafif sıkıntılı, mimik ve jestlerinin mizacına uygun, sosyabilitesinin ilişki kurulabilinir fakat güven vermez, konuşmasının yakınmacı, bilincinin açık, dikkati ve belleğinin normal, zekâ ve muhakemesinin klinik olarak yeterli, fikir akış hızının normal ve engellenme eşiğinin düşük olduğunun, sosyal uyum güçlüğünün ve davranışlarında otoriteye tahammülsüzlük bulunduğunun, sanığa antisosyal kişilik bozukluğu tanısının konulduğunun, sanığın askerliğe elverişli olmadığının, elverişsizlik hâlinin suç tarihi olan 21.07.2002 - 31.07.2002 zaman aralığını da kapsadığının, sanığın yargılandığı izin tecavüzü suçu yönünden 5237 sayılı TCK’nın 32. maddesinden faydalanamayacağının belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Tutanak düzenleyici tanıklar ... ve ... savcılıkta; altında imzaları bulunan olay ve yakalama tutanağının doğru olduğunu, ayrıca olaya dair muhbir görüşme tutanağı da düzenlediklerini, muhbirin kimlik bilgilerinin emniyet tarafından bilindiğini, seri numarasını tespit ettikleri parayı, uyuşturucu madde alışverişinde kullanması amacıyla muhbire verdiklerini, sanığın otobüs durağına gelip suç konusu uyuşturucu maddeleri muhbire vermesi üzerine harekete geçtiklerini ve sanığı yakaladıklarını, daha sonra sanığın evinde arama yapıldığını ve suç konusu uyuşturucu maddeler ile hassas terazinin ele geçirildiğini, Sanık müdafisi mahkemede ve temyiz dilekçelerinde; sanığın 2004, 2006, 2007 ve son olarak da 2009 yılında ... Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile Balıklı Rum Hastanesinde tedavi gördüğünü, söz konusu yerlerden sanığa ait tedavi evraklarının istenilmesi gerektiğini, ayrıca sanığın GATA’dan verilmiş olan askerliğe elverişli olmadığına dair ... kurulu raporu nedeniyle askerliğini tamamlayamadığını, hem tedavi edilebilmesi hem de TCK’nın 32. maddesi yönünden değerlendirme yapılıp rapor düzenlenmesi amacıyla sanığın Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi gerektiğini, bu yöndeki talepleri dikkate alınmadan eksik soruşturma ile hüküm kurulduğunu, Beyan etmişlerdir. Kollukta susma hakkını kullanan sanık ... savcılıkta; yaklaşık on yıldır eroin kullandığını, maddi durumunun bozulması nedeniyle uyuşturucu madde satmak zorunda kaldığını, ismini bilmediği bir şahsa eroin sattığı sırada görevlilerce yakalandığını, bu sırada üzerinde de üç paket hâlindeki suç konusu eroinlerin bulunduğunu, polisler tarafından yakalanmadan birkaç dakika önce birisine uyuşturucu madde sattığını hatırlamadığını, belki daha önce, öğle saatlerinde uyuşturucu madde satmış olabileceğini, ancak sattığı kişinin yakalandığı sırada yanında bulunan şahıs olup olmadığını hatırlamadığını, sattığı uyuşturucu maddeleri Hacıhüsrev’de oturmakta olan, açık kimlik bilgilerini bilmediği bir şahıstan aldığını, temin ettiği uyuşturucu maddeleri çok kısa sürede elinden çıkardığını, pişman olduğunu, Sorguda; atılı suçlamayı kısmen kabul ettiğini, uyuşturucu madde satmadığını, sadece bir defaya mahsus olmak üzere, kıramadığı bir arkadaşına yaklaşık 1 gram eroin verdiğini, söz konusu maddeyi verdikten sonra polislerce yakalandığını, üzerinde ele geçirilen üç paket hâlindeki uyuşturucu maddeleri kullanmak için bulundurduğunu, evinde bulundurduğu eroinleri görevlilere gösterdiğini, Mahkemede ise; uzun süredir uyuşturucu madde kullandığını, son zamanlarda Giresunlu ... isimli şahıstan eroin satın aldığını, olay tarihinde telefon ile kendisini arayan arkadaşı ...’ın; krizde olduğunu söyleyip eroin istediğini, bunun üzerine arkadaşına eroin vermek amacıyla polislerce yakalandığı yere gittiğini, burada ...’ı beklediği sırada görevliler ile karşılaştığını, üzerinde yapılan kontrol neticesinde ...’a vermek amacıyla yanında getirdiği eroinlerin ele geçirildiğini, daha sonra polislere evinde de uyuşturucu madde bulundurduğunu söylediğini, 2004 yılında ...’ın Göle ilçesinde asker olarak bulunduğu dönemde, terhisine bir ay kala birliğinden firar ettiğini, ancak daha sonra yakalandığını, terhis olduktan sonra firar suçundan yargılandığı sırada, GATA tarafından hakkında ... raporu düzenlendiğini ve kişilik bozukluğu tanısının konulduğunu, tedavi olmak istediğini, Yargıtay ilamına rapor alınması yönünden uyulmasını istediğini, yargılamaya konu suçu işlediği 2010 yılında psikolojik sıkıntılarının bulunduğunu, şu an itibarıyla genel olarak daha az psikolojik problemlerinin olduğunu, atılı suçtan tahliye olduktan sonra, 2012 yılının Şubat ayında, ...’de başka bir uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan gözaltına alındığını, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, hakkında vermiş olduğu 7 yıl 6 ay hapis cezası nedeniyle ... Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesinin ikinci fıkrası ve 32. maddesinin birinci fıkrasında kusur yeteneği dolaylı bir şekilde tanımlanmıştır. Bu hükümler uyarınca, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunması durumunda kusur yeteneğinin varlığı kabul edilmiştir. Kusur yeteneğinin iki belirgin unsuru vardır. Bunlardan ilki; işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlayabilme, diğeri ise; eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayan kişinin, davranışlarını bu algılama doğrultusunda hukuk düzeninin gereklerine uygun olarak yönlendirme yeteneğinin bulunmasıdır. Algılama ve irade yeteneği denilen bu iki öğenin kişide bir arada bulunmaması veya bu yeteneklerinde azalma meydana gelmesi hâlinde kusur yeteneğinin tam olmadığı kabul edilmelidir. Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler arasında bulunan akıl hastalığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesinde; "1) Akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. 2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre, ortada bütün unsurlarıyla oluşmuş bir suç bulunmakta ise de akıl hastası olduğu belirlenen sanık, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumda olduğundan, suçun işlenmesinden dolayı hukuki anlamda sorumlu tutulup cezalandırılamaz. TCK'nın 32. maddesinin birinci fıkrası gereğince bu durumda bulunan sanığa ceza tayin edilmesi mümkün olmadığından, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Öte yandan sanığa ceza verilemiyor olması, hakkında bir güvenlik tedbirine hükmolunmasına engel değildir. O hâlde akıl hastası sanığın tedavi ve muhafazasına karar verilebilmesi için, açılan davada isnat yeteneği ile fiil-fail-akıl hastalığı arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi için bir yargılama faaliyetine ihtiyaç vardır. Bu aşamada uyuşmazlığın isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için bilirkişilik kurumuna da değinilmesinde fayda bulunmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bilirkişinin Atanması" başlıklı 63. maddesinde; "1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. Ancak hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez. 2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir. 3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanununa Göre İl Adlî Yargı ... Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik'in 3. maddesinde bilirkişi; "Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü ya da yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya tüzel kişi" şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan da hareketle denilebilir ki, sahip bulunduğu uzmanlık bilgisiyle mahkemeye bir ispat sorununda yardımcı olup raporu delil değil, delil değerlendirmesi aracı olan bilirkişiye başvurmanın amacı, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde görüş alınmasıdır. Bununla birlikte ceza yargılamasında bilirkişi kendiliğinden bir rol üstlenemeyecektir. Bir sorunun ne zaman uzmanlığı ya da özel veya teknik bir bilgiyi gerektirip gerektirmediğine, bilirkişi görevlendirmekle yetkili olan Cumhuriyet savcısı veya hâkim karar verecektir. Anılan düzenlemeler uyarınca hâkim, çözümü ancak özel veya teknik bir bilgi gerektiren hâllerde bilirkişi dinleyebilecek veya rapor isteyebilecektir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bir bilgi ile çözümü mümkün bulunan konularda ise bilirkişiye başvurmayacaktır. Kanun koyucu CMK'nın 74. maddesinde suç işlediği yönünde kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olduğu yönünde şüphe oluşursa uzman hekim önerisi üzerine "gözlem altına alınmasını" ve ilgili kuruluştan rapor alınması ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Uzmanlığa, özel veya teknik bir bilgiye ihtiyaç bulunduğunu baştan kabul ettiği akıl hastalığı, parada sahtecilik, moleküler genetik inceleme gibi hususlarda hâkimin bilirkişi raporu alması zorunludur. Diğer taraftan, ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme [adres satırı maskelendi] Sanığın kovuşturma evresinde; asker iken birliğinden firar etmesi nedeniyle yargılandığı dönemde, hakkında kişilik bozukluğuna ilişkin ... kurulu raporu düzenlendiğini söylemesi, sanık müdafisinin mahkemedeki savunmalarında ve temyiz dilekçelerinde; sanığın psikolojik rahatsızlığının bulunduğunu, 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2009 yıllarında ... Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde ve Balıklı Rum Hastanesinde tedavi gördüğünü, askerliğe elverişli olmadığına ilişkin ... kurulu raporu nedeniyle askerliğini tamamlayamadığını beyan etmesi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanlığınca düzenlenen 01.07.2005 tarihli ... kurulu raporunda; sanığa antisosyal kişilik bozukluğu tanısının konulduğunun, sanığın askerlik hizmetine elverişli olmadığının belirtilmesi, her ne kadar Yerel Mahkemece direnme kararına konu hükmün gerekçesinde; sanığın gerek gözlemlenen hâli gerekse adli sicil kaydında yer alan ilamlara konu suçlara ilişkin yargılamalar sırasında, TCK’nın 32. maddesine yönelik bir iddia ve araştırmanın olmaması dikkate alınarak, anılan madde bakımından bir araştırma yapılıp rapor aldırılmasına gerek bulunmadığı kabul edilmiş ise de, somut olayda TCK’nın 32. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkin hususun, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir konu olması ve bu bağlamda hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgilerle çözümlenmesinin mümkün olmaması ve yine kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle adaleti sağlamayı amaç edinen ceza muhakemesinde, maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasına hizmet edebilecek tüm yasal delillerin toplanıp tartışılmasının zorunlu bulunması karşısında; sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı, buna bağlı olarak da hakkında TCK’nın 32. maddesinin birinci veya ikinci fıkralarının uygulanmasının gerekip gerekmediği hususunda rapor alınarak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün isabetli olmadığına ve sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün, sanıkta TCK'nın 32. maddesi anlamında cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak yahut azaltacak biçimde akıl hastalığı olup olmadığı hususunda rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yerel Mahkeme direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, 2- ... Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli ve 20-64 sayılı hükmünün, sanıkta TCK'nın 32. maddesi anlamında cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak yahut azaltacak biçimde akıl hastalığı olup olmadığı hususunda rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 01.03.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.