11. Ceza Dairesi 2018/3477 E. , 2018/4537 K. "" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 16.10.2017 tarih ve 2017/6484 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03.04.2018 tarih ve KYB-2018/27818 sayılı ihbarname ile; Sahte nüfus cüzdanı kullanmak suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 350/1, 59 ve 81/3. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Kartal 5. Asliye Ceza Mahkeme…
**11. Ceza Dairesi 2018/3477 E. , 2018/4537 K.** **"İçtihat Metni"** Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 16.10.2017 tarih ve 2017/6484 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03.04.2018 tarih ve KYB-2018/27818 sayılı ihbarname ile; Sahte nüfus cüzdanı kullanmak suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 350/1, 59 ve 81/3. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Kartal 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/11/2002 tarihli ve 2001/451 esas, 2002/751 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun tekerrüre ilişkin 81/2. maddesinin yürürlükten kaldırıldığından bahisle sanığa atılı suçtan verilen cezanın 1 yıl 3 ay hapis cezası olarak infazına dair Kartal 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2005 tarihli ve 2001/451 esas, 2002/751 sayılı ek kararının "Dosya kapsamına göre; 1-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/1. maddesinde, 01/06/2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; sonradan yürürlüğe giren kanunla suçun unsurlarında, sair cezalandırılabilme şartlarında, suçun karşılığında öngörülen ceza yaptırımlarında ve bir cezaya mahkûm olmaya bağlı kanunî neticelerindeki değişikliklerin ve bunların uygulama olanaklarının değerlendirilebilmesi, olaya tatbik imkanı bulunan kanunun belirlenebilmesi, değişen temel ceza ve artırım indirim oranları belirlenirken takdir hakkının isabetli kullanılabilmesi, her iki kanunla ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi ve gerektiğinde kesinleşen önceki hükümde değişiklik yapılabilmesi için duruşma açılıp tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesinde yer alan “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenleme ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık lehine olan kanunun tespit edilerek bütünüyle uygulanması gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun aleyhe olduğunun kabulü ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun tekerrüre ilişkin 81/2. maddesinin yürürlükten kaldırıldığından" bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,