8. Hukuk Dairesi 2023/5454 E. , 2024/1885 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmi…
**8. Hukuk Dairesi 2023/5454 E. , 2024/1885 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında ... Mahallesi çalışma alanında, tapuda ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 1068 parsel sayılı 95.253 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 104 ada 26 parsel numarasıyla ve 95.253 metrekare yüzölçümlü olarak; Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1067 parsel sayılı 91.800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 104 ada 28 parsel numarasıyla ve 146.737,28 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ..., uygulama kadastrosu sırasında, dava konusu taşınmazın Hazine adına kayıtlı olan 104 ada 28 parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini, taşınmazın eskiden beri kendilerine ait olduğunu, buna ilişkin mahkeme kararı, vergi kaydı ve tapu kaydının bulunduğunu, taşınmazının sınırlarının sabit olduğunu, kadastro tespit işleminin hatalı yapıldığını belirterek taşınmazın yüz ölçümün düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, ilk hükümle, davanın kabulüne ve uygulama tespitinin iptali ile 104 ada 28 parsel sayılı uygulama parselinin 24.03.2016 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A), (B), (C), (D) harfi ile gösterilen 63.835,12 metrekare yüzölçümündeki bölümün 104 ada 26 parsele eklenmek suretiyle 104 ada 28 parselin 82.902,16 metrekare yüzölçümü, 104 ada 26 parselin 159.088,12 metrekare yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiş, karar, Yargıtay (Kapatılan) 16 .Hukuk Dairesinin 07.05.2019 tarihli ve 2016/8830 Esas, 2019/3402 Karar sayılı ilamı ile, '...Somut olayda mahkemece, tesis kadastrosuna esas olan ölçü cetveli ve krokisi getirtilmişse de, hükme esas alınan fen raporu, kadastro teknisyeni tarafından hazırlanmış olup, getirtilen belgelerin zemine uygulanmak suretiyle paftanın buna uygun olarak düzenlenmesi hususunda yukarıda açıklanan şekilde rapor ve harita alınmamıştır. Hal böyle olunca; harita mühendisi sıfatına sahip bilirkişi tarafından inceleme ve araştırma yapılmalı, uygulama kadastrosu sırasında bir hata yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise nereden kaynaklandığı tespit edilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir...'' gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde "eski 1067 parsel yeni 104 ada 28 parselin içinden davacı tarafça dava konusu edilen ve harita mühendisi raporunda B harfi ile gösterilmiş olan alanın ilk tesis kadastrosu sırasında davacıya ait eski 1068 parsel içinde tespit görmüş olması, eski 1068 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş mahkeme kararı ile davacı ... müşterekleri adına tescil edilmiş olması, dava konusu edilen rapordaki B harfli alanın doğu ve güney yönlerden dere yatakları ile komşu parsellerden ayrılması, kuzey yönden ise hazineye ait ilk tesisteki 1067 parselden kot farkı bulunan sırt hattı ile ayrılması, alanın ilk tesis kadastrosu sırasında davacıya ait 104 ada 26 parsel ile birlikte 1068 parsel olarak ve bütünlük oluşturacak şekilde tespit görmüş olması, dava konusu alanın ve davacı adına kayıtlı 104 ada 26 parselin arazi yapısı ve bitki örtüsü itibarıyla benzerlik oluşturduğuna yönelik ziraatçı ve jeoloji mühendisi bilirkişi raporundaki tespitler, alanın güney, kuzey, doğu yönlerden geçmişten beridir mevcut olan ve herhangi bir değişikliğe uğramadan var olan sabit, ayırt edici dere ve sırt hattı ile komşu parsellerden ayrıldığı, batı yönden ise davacıya ait 104 ada 26 parsel ile benzer özelliklerde olduğu ayırıcı bir sınırın bulunmadığına yönelik birbiri ile uyumlu teknik bilirkişi tespitleri, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ve mahkeme gözlemine yansıyan tespitler, ilk tesis kadastrosu sırasındaki tespitlerde sınırlarda kaymaların olduğu bunun da teknolojik yetersizlikten ve takometrik ölçümlerin eski yöntemlerle yapılmasından kaynaklandığına yönelik harita mühendisi bilirkişi raporundaki tespitler hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu alanın ve davacıya ait 104 ada 26 parselin eski 1068 parsel olarak geçmişten beridir bir bütün olarak davacıya ait olduğu, sınırların sabit ve ayırt edici olduğu, davacı adına kayıtlı 104 ada 26 nolu parsele dahil olması gereken ve 31.07.2023 havale tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunun ekinde yer alan krokide “B” harfi ile gösterilen 66.471,14 m2’lik bölümün dava konusu 104 ada 28 nolu parselden ayrılması ve 104 ada 26 nolu parsele eklenmesi gerektiği, bu hatanın teknik bilirkişi raporu incelemesi, mahalli ve tutanak bilirkişi beyanları da dikkate alındığında 26.11.2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı yapılan yenileme kadastro çalışmalarından kaynaklandığı kanaatine varılarak, davanın kabulüne, uygulama tespitinin iptali ile Diyarbakır İli, Ergani İlçesi, Kavurmaküpü Mahallesi, Haremi Gediği Mevki, 104 ada 28 parsel sayılı uygulama parselinin 31.07.2023 düzenleme tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 66.471,14 m² yüzölçümündeki bölümünün 104 ada 26 nolu uygulama parseline eklenmek suretiyle 104 ada 28 nolu uygulama parselinin 80.266,14 m² yüzölçümü, 104 ada 26 nolu uygulama parselinin 161.724,14 m² yüzölçümü ile tapuya tesciline" karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutulmak suretiyle, ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama neticesinde, B harfi ile gösterilen 66.471,14 m² yüzölçümündeki bölümünün 104 ada 26 nolu uygulama parseline eklenmek suretiyle 104 ada 28 nolu uygulama parselinin 80.266,14 m² yüz ölçümü, 104 ada 26 nolu uygulama parselinin 161.724,14 m² yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiş ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı yoktur. Öncelikle, dava konusu eski 1068 yeni 104 ada 26 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu tutanağının aslının dosya arasına alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yine, dava konusu eski 1068 yeni 104 ada 26 parsel sayılı taşınmazın, ilk kadastro tespiti çalışmalarında alanının 28.000 m2 olduğu ancak sonrasında 1458 sayılı genelge ile Tapu Sicil Tüzüğü'nün 85 inci maddesi gereğince alanının 95.253 m2 olarak belirlendiği, gerek 31.07.2023 düzenleme tarihli harita mühendisi bilirkişi raporundan gerekse dosya içerisinde yer alan taşınmaza ait tapu kayıtları ile tapulama tutanaklarından anlaşılmaktadır. Ancak, bu hususa ilişkin bilirkişi raporunda herhangi bir değerlendirme ve inceleme yapılmadan, sadece, yüz ölçümü miktarının değişikliğine değinilerek, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu sonucunda hatalı tespit edildiği belirlenmiştir. İlk tesis kadastrosundan sonra taşınmazda meydana gelen yüzölçümü değişikliğinin miktarının ve nedenlerinin tespit edilmesi uygulama kadastrosunun usulüne uygun yapılıp yapılmadığını denetleyebilmek açısından önem arz etmektedir. O halde, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, dava konusu eski 1068 yeni 104 ada 26 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tesis kadastrosundan sonra talep üzerine yapılan yüzölçümü değişikliğine ilişkin tüm belgelerin ilgili yerlerden getirilerek dosya arasına alınması, sonrasında, dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek, taşınmazın ilk tesis kadastrosu sınırları, Tapu Sicil Tüzüğü'nün 85 inci maddesi gereğince belirlenen sınırları, hükmen tescile esas sınırları ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırları irdeler ve çakıştırma yapılmış şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınması olmalıdır. Bu şekilde, az yukarıda bahsedilen ilkeler de göz önünde bulundurularak, uygulama kadastrosu sırasında bir hata yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise nereden kaynaklandığı tespit edilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, tüm bu hususlar düşünülmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. Kabule göre de, ilk hükümde İlk Derece Mahkemesince, davalı Hazinenin maliki olduğu, 104 ada 28 parsel sayılı taşınmazın 82.902,16 metre kare yüz ölçümü ile tapuya tesciline karar verilmesine ve karar sadece Hazine tarafından temyiz edilmiş olmasına rağmen, kazanılmış haklar gözetilmeden, Hazine aleyhine olacak şekilde 104 ada 28 parsel sayılı taşınmazın 80.266,14 metre kare olarak tesciline karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.