10. Ceza Dairesi 2023/5969 E. , 2023/7867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/12 E., 2022/518 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebil
**10. Ceza Dairesi 2023/5969 E. , 2023/7867 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/12 E., 2022/518 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğinin, hükmolunan hapis cezasının süresine göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası, 1412 sayılı Kanun'un 318 inci ve 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddeleri uyarınca reddine karar verilerek duruşmasız olarak yapılmakla, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2012 tarihli ve 2012/69 Esas, 2012/161 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Anılan kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 04.12.2018 tarihli ve 2015/8804 Esas, 2018/5686 Karar sayılı kararı ile; ''UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada ve dosyadaki mevcut belgelere göre, sanık hakkında 24/02/2012, 10/03/2012 ve 10/04/2012 tarihlerinde işlediği ileri sürülen ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçu nedeniyle 30/04/2013 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davası üzerine Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/118 esas sayılı dosyasında; “TCK'nın 43/1. maddesi kapsamında değerlendirme yapılabilmesi açısından Dairemizin 2015/8804 esas sırasına kayıtlı temyizen incelenen dava dosyasının dönüşünün beklenilmesine karar verildiği”, bu dosya yönünden ise sanığın 11.03.2012 tarihinde işlediği iddia olunan ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçu nedeniyle 13/03/2012 tarihinde iddianame düzenlendiği, dolayısıyla sanığın 24/02/2012 ve 10/03/2012 tarihli eylemlerinin hukuki kesintiyi oluşturan Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/69 esas dosyası kapsamında yer alan 13/03/2012 tarihli iddianameden önce olması karşısında, birleştirme kararı verilerek, tüm deliller birlikte değerlendirilip, eylemlerinin tek suç, üç ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması,'' nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. C. Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2019 tarihli ve 2013/118 Esas, 2019/385 Karar sayılı kararı ile aynı Mahkemenin 2019/10 Esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/10 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir. D. Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2019 tarihli ve 2019/10 Esas, 2019/690 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanığın 10.04.2012 tarihli uyuşturucu madde ticareti suçu nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Sanığın 24.02.2012, 10.03.2012 ve 11.03.2012 tarihli uyuşturucu madde ticareti suçu nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 2.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. E. Söz konusu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.11.2020 tarihli ve 2020/13569 Esas, 2020/7268 Karar sayılı kararı ile; ''1-Sanık hakkında 24/02/2012, 10/03/2012 ve 11/03/2012 tarihli eylemleri nedeniyle verilen mahkûmiyet kararının incelenmesinde: Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan CMK'nın 139. maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira CMK'nın 139. maddesinin 4. fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine CMK'nın "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140. maddesindeki düzenlemeye göre, sanığın teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve CMK'nın 140. maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkemece suçun sübutu gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara dayandırılmıştır. CMK'nın 217. maddesine göre sanığa atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen delile dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir. Yapılan soruşturma işlemleri, kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak; 1-Dosya içerisinde CMK’nın 140. maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin sanık hakkında bir karar bulunmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 140. maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin verilmiş bir kararın bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise hukuki denetime olanak sağlayacak şekilde aslı veya onaylı örneği getirtilerek bu dosya içine konulması; yoksa bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi, 2-Suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi ise "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının sorulması, adli kolluk görevlisi ise CMK'nın 139/3. maddesi hükmü de gözetilerek tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3-24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,'' nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. ''2-Sanık hakkında 10/04/2012 tarihli eylemi nedeniyle verilen mahkûmiyet kararının incelenmesinde: Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan CMK'nın 139. maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira CMK'nın 139. maddesinin 4. fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine CMK'nın "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140. maddesindeki düzenlemeye göre, sanığın teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve CMK'nın 140. maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkemece suçun sübutu gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara dayandırılmıştır. CMK'nın 217. maddesine göre sanığa atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen delile dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir. Yapılan soruşturma işlemleri, kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak; 1-Dosya içerisinde CMK’nın 140. maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin sanık hakkında bir karar bulunmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 140. maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin verilmiş bir kararın bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise hukuki denetime olanak sağlayacak şekilde aslı veya onaylı örneği getirtilerek bu dosya içine konulması; yoksa bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi, 2-Suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi ise "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının sorulması, adli kolluk görevlisi ise CMK'nın 139/3. maddesi hükmü de gözetilerek tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3-24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,'' Nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. F. Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2022 tarihli ve 2021/12 Esas, 2022/518 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanığın 10.04.2012 tarihli uyuşturucu madde ticareti suçu nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Sanığın 24.02.2012, 10.03.2012 ve 11.03.2012 tarihli uyuşturucu madde ticareti suçu nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme suretiyle elde edilen tüm delilerin hukuka aykırı olduğuna ve hükme esas alınamayacaklarına, 2. Lehe hükümlerin uygulanmadığına, 3. Sanığın üst aramasında ele geçen uyuşturucu maddenin kullanım sınırında kaldığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Denizli 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 06.02.2012 tarih ve 2012/2 D.İş sayılı kararına istinaden 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesi uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirildiği, gizli soruşturmacının adli kolluk görevlisi olduğu, sanığın gizli soruşturmacıya 24.02.2012, 10.03.2012 ve 10.04.2012 tarihlerinde uyuşturucu madde sattığı, uyuşturucu madde alışverişine ilişkin konuşmaların ve görüntülerin tutanağa bağlandığı, adli kolluk görevlisi olan gizli soruşturmacının ''suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama'' konusunda faaliyette bulunabileceği; 11.03.2012 tarihinde, kolluk görevlilerince park halinde bulunan 20 AZ 477 plakalı araçtan şüphelenildiği, aracın yanına gidildiğinde kimliği tespit edilemeyen kişinin olay yerinden kaçtığı, sanığın pantolonunun ön kısmına bir şeyler koyarak aracın arkasından dolaşıp kaçmak istediği sırada kolluk görevlilerince yakalandığı, usulüne uygun arama kararına istinaden pantolonunun kemerinin altında yapılan aramada 10 paket esrar ele geçirildiği; Yargıtay içtihatları uyarınca sanığın gizli soruşturmacıya uyuşturucu sattığı 24.02.2012- 10.03.2012 tarihli eylemlerinin tek suç kabul edilmesi ve 11.03.2012 tarihinde satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle de hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, sanığın sabit görülen 24.02.2012, 10.03.2012 ve 11.03.2012 tarihli eylemleri nedeniyle 13.03.2012 tarihinde iddianame düzenlendiği, hukuki kesintinin oluştuğu 13.03.2012 tarihinden sonra işlenen 10.04.2012 tarihli suçun ayrı ve tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında 24.02.2012, 10.03.2012 ve 11.03.2012 Tarihli Eylemleri Nedeniyle Kurulan Hükme Yönelik Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. B. Sanık Hakkında 10.04.2012 Tarihli Eylemi Nedeniyle Kurulan Hükme Yönelik Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir V. KARAR A. Sanık Hakkında 24.02.2012, 10.03.2012 ve 11.03.2012 Tarihli Eylemleri Nedeniyle Kurulan Hükme Yönelik Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2022 tarihli ve 2021/12 Esas, 2022/518 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık Hakkında 10.04.2012 Tarihli Eylemi Nedeniyle Kurulan Hükme Yönelik Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2022 tarihli ve 2021/12 Esas, 2022/518 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2023 tarihinde karar verildi.