7. Ceza Dairesi 2011/9755 E. , 2012/1908 K. "İçtihat Metni" 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa aykırılık suçundan sanık ...'ın anılan Kanunun 26. maddesi gereğince 3 ay hapis ve 450 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58.maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Urla Sulh Ceza Mahkemesinin 26.04.2010 tarihli ve 2009/646 Esas, 2010/300 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Baka
**7. Ceza Dairesi 2011/9755 E. , 2012/1908 K.** **"İçtihat Metni"** 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa aykırılık suçundan sanık ...'ın anılan Kanunun 26. maddesi gereğince 3 ay hapis ve 450 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58.maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Urla Sulh Ceza Mahkemesinin 26.04.2010 tarihli ve 2009/646 Esas, 2010/300 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 23.08.2011 gün ve 44405 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2011 gün ve KYB. 2011-270912 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 25.01.2011 tarihli ve 2009/276 Esas, 2011/924 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanık hakkında, balık avlarken askeri yasak bölgeye girdiğinden bahisle 2565 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu maddenin atıf yaptığı 11. maddenin (b) bendi uyarınca birinci derece deniz askeri yasak bölgeleri ile bu bölgelerde uyulması gereken yasakların idarenin düzenleyici işlemi ile belirlendiği; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1. maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır" hükmü mevcut olup, 2565 sayılı Kanunun anılan hükümlerinde, 5237 sayılı Kanunun genel hükümlerine uyum amacıyla bir değişiklik yapılmadığından, Türk Ceza Kanununun 5. maddesinin, 2565 sayılı Kanun yönünden 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinin kabulü gerektiği, Olayımızda sanığa atılı eylemin, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup; Türk Ceza Kanununun 5. maddesinde sözü edilen özel ceza kanunları yada ceza içeren kanunlar kapsamında bulunduğu, o halde özel kanunda suç olarak düzenlenen eylemin, Türk Ceza Kanununun 2. maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, anılan maddede "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz." hükmünün yer aldığı, Bu duruma göre, 2565 sayılı Kanunun 11. maddesi hükmüyle getirilen ve idarenin düzenleyici işlemleriyle konulan yasaklamaların, yasakların uygulama alanı ve bu alanların sınırlarının belirlenmesine dair bu düzenlemelerin Türk Ceza Kanununun 2. maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmadığı, bu durum karşısında, 5252 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi ile Türk Ceza Kanununun 2 ve 5. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; 2565 sayılı Kanunun 11. ve 26. maddelerinde suçu tanımlayan hükümlerin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) ve atılı eylemin artık suç oluşturmadığının kabulü gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Urla Sulh Ceza Mahkemesinin 26.04.2010 gün ve 2009/646 Esas, 2010/300 Karar sayılı kararının CMK.nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, cezanın kaldırılmasına, 13.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.