Başvuru, aleni olmayan bir konuşmanın hukuka aykırı şekilde kayıt altına alınmasına yönelik şikâyet hakkında etkili bir ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, aleni olmayan bir konuşmanın hukuka aykırı şekilde kayıt altına alınmasına yönelik şikâyet hakkında etkili bir ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü Yalıkavak İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis olarak görev yaptığı dönemde, bekleme salonunda bulunan kameralar Kurum tarafından 8/6/2016 tarihinde incelenmiştir. İnceleme sonunda başvurucu ve çalışma arkadaşlarının kendi aralarında yaptıkları konuşma içeriklerine dayanılarak başvurucunun önce Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğüne sonra Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğüne ataması yapılmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının 11/7/2017 tarihli disiplin soruşturması raporunda 8/6/2016 tarihinde kameralardan elde edilen görüntü ve ses kayıtlarının çözümlemelerinin incelenmesi sonucunda; başvurucu ve bir kısım çalışma arkadaşının karakolun bekleme salonunda "Nizami nöbet tutuyorlar, manyak mısınız oğlum, iki kişi rapor alacak, ellerinde eleman kalmayacak, kendileri görev yapacak, al raporunu geç ..." şeklinde konuştukları, rapor alarak görevin aksaması için propaganda ve planlama yaptıkları, bu plan doğrultusunda hareket ederek başvurucunun on gün refakat izni aldığı ve görevi kötüye kullanma suçunun oluştuğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen bu rapor doğrultusunda başvurucu hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma yürütülmesine karar verilmiştir. Başvurucu, söz konusu dinleme ve kayıt altına almanın hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dinlemeyi yapan ve sonrasında bu kayıtları kullanan görevliler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde başvurucu; bekleme salonuna konulan kameralarla ilgili personelin önceden bilgilendirilmediğini, personelin yemek yediği, dinlendiği ve aralarında sohbet ettikleri, özel konuşmaların yapıldığı alanı gözetleyecek şekilde ses kaydı ve kamera kaydı yapılmasının personelin özel hayatını ve çalışma hayatını izlemek amacına hizmet ettiğini, bu yöntemle elde edilen verilerin hukuka aykırı olduğunu ve delil olarak kullanılamayacağını, yapılan işlemlerde savcılık ya da mahkeme kararına dayanmadığını vurgulamıştır. Konuşmaların hukuka aykırı şekilde dinlenmesi ve kayda alınmasının özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunu, kaydı yapan kaydı çözümleyen ve inceleyen polis memurları hakkında anılan suç ve görevi kötüye kullanma suçu yönünden dava açılarak cezalandırılmalarını, ayrıca kameraların nasıl ve neden yerleştirildiğinin araştırılmasını talep etmiştir. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık), başvurucunun iddialarıyla ilgili ceza soruşturması başlatmış ve başvurucu hakkında görevi kötüye kullanma suçu yönünden yürütülen soruşturma dosyasıyla birleştirmiştir. Başsavcılık, başvurucunun ifadesine başvurmuş ve iddialarla ilgili düzenlenen disiplin soruşturması raporunu celp etmiştir. Ayrıca Başsavcılık; Yalıkavak Polis Merkez Amirliği bekleme salonunda bulunan kamera ve ses kayıt cihazlarının kurulumunun hangi tarihte yapılıp faaliyete geçirildiği, faaliyete geçirilmesine hangi makamın talimat ya da izni olduğu hususlarını Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğünden sormuştur. Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğünün 22/12/2017 tarihli cevabında; Yalıkavak Polis Merkez Amirliğinin 1/3/2013 tarihinde kurularak faaliyete geçtiği, Polis Merkezi Hizmet Binasında mevcut olan kameraların kurulumunun eski Yalıkavak Belediyesinin kendi imkânları doğrultusunda 2013 yılı Mart ayı içerisinde kurularak faaliyete geçirildiği belirtilmiştir. Ayrıca Yalıkavak Polis Merkez Hizmet Binasının içindeki birinci katta bulunan nezarethane, ifade alma ve müracaat salonunda (bekleme salonu) kamera kayıt ve ses kayıt cihazlarının faaliyette olduğu, binanın dış kısmında yani giriş ve arka kısımlarında sadece kamera sistemi takılı olduğu, ses kayıt cihazı olmadığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte Emniyet Genel Müdürlüğünün 2/10/2013 tarihli ve 31311769-67019 sayılı yazısı ile kamera kayıtlarının tutulması yönündeki talimatının yurt genelinde bulunan tüm polis merkezlerini kapsayacak şekilde bildirilmesi üzerine Yalıkavak Polis Merkezine kamera takılarak faaliyete geçirildiği vurgulanmıştır. Başsavcılık 30/1/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun konusunun haberleşme araçları ve haberleşme içeriği olduğu hatırlatılarak belirli kişiler arasında yapılan konuşmaların bu kapsamda değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir. Anılan Kanun'un maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun konusunun ise aleni olmayan konuşmalar olduğu ve suçun oluşması için dinleme veya kayıt altına alınmanın bir alet aracılığıyla olması gerektiği belirtilmiştir. Suçun manevi unsurunun gerçekleşmesi için ise mağdurun rızası dışında dinleme ve kayda almaya yönelik kastın varlığı mevcut olduğu vurgulandıktan sonra, dosya kapsamına göre suçun unsurlarının oluşmadığı değerlendirmesine yer verilmiştir. Aynı kararda başvurucu hakkındaki iddiaların disiplin suçu kapsamında olduğu belirtilerek görevi kötüye kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir. Karara karşı yapılan itiraz Bodrum Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/4/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararda, Başsavcılık tarafından verilen kararın usule ve mevzuata uygun olduğu ifade edilmiştir. Nihai karar 24/5/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur. " 5237 sayılı Kanun'un "Özel hayatın gizliliğini ihlal" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır" 17/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 20/11/1982 tarihli 2577 saylı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İptal ve tam yargı davaları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."