11. Hukuk Dairesi 2018/3992 E. , 2020/1847 K. "" MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 05/04/2017 tarih ve 2016/1238 E. - 2017/345 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 07/06/2018 tarih ve 2018/93 E. - 2018/653 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili…
**11. Hukuk Dairesi 2018/3992 E. , 2020/1847 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 05/04/2017 tarih ve 2016/1238 E. - 2017/345 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 07/06/2018 tarih ve 2018/93 E. - 2018/653 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 03.12.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı tarafından müvekkilinden tahsil edilen paranın geri ödenmemesi üzerine Mainz Eyalet Mahkemesinde açılan alacak davasında davalının 61.431,72 Euro parayı 01/01/1999 tarihiden itibaren Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı temel faiz oranının %5 puan üzerinden faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, verilen kararın kesinleştiğini, Alman devleti ile fiili karşılıklılık bulunduğunu, kararın kamu düzenine aykırı olmadığını belirterek Almanya Mainz Eyalet Mahkemesi kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yabancı mahkeme kararının savunma hakkının ihlali nedeniyle tenfiz edilemeyeceğini, kararın ve masraflara ilişkin kararın Lahey sözleşmesine uygun bir şekilde davalıya tebliğ edilmesi gerektiğini, karara konu ihtilafta Türk Mahkemelerinin münhasır yetkili bulunduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan kararda kesinleşme şerhinin bulunmadığını, Alman usul hukukuna aykırı bir şekilde karar tesis edildiğini, kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, yabancı mahkeme hükmünün doğuracağı sonucunun anayasaya aykırı olduğunu, kararın sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını bildirerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tenfizi talep edilen mahkeme ilamının ilk aşamada adi posta suretiyle davalıya tebliğ edildiği, daha sonra bakanlık aracılığıyla davalıya tebligat yapıldığı, davalının temyiz için yabancı mahkemeye başvurmasına istinaden yabancı mahkemenin adi posta suretiyle yapılan tebligatı geçerli sayarak davalının temyiz talebini reddettiği, davalının temyiz talebinin adi posta suretiyle yapılan tebligatın geçerli sayılarak reddedilmesi ile davalının savunma hakkının kısıtlandığı, dava tarihinde usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme ilamının bulunmadığı, tenfizin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.