11. Hukuk Dairesi 2023/1234 E. , 2024/4730 K. MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/2612 Esas, 2022/2595 Karar HÜKÜM :Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ :Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/321 E., 2022/360 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuru…
**11. Hukuk Dairesi 2023/1234 E. , 2024/4730 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/2612 Esas, 2022/2595 Karar HÜKÜM :Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ :Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/321 E., 2022/360 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;e davacı hakkında keşide tarihi 10.04.2009, tediye tarihinin 12.05.2016 olan, 56.000,00 TL bedelli sahte senet düzenlenmek suretiyle genel haciz yolu ile icra takibine girişildiğini, davacının böyle bir senet cirolayıp davalı tarafa vermesinin mümkün olmadığını, zira davacının senedin düzenlendiği tarihte icra takibinin diğer borçlusu olan dava dışı ... ile herhangi bir alış verişi olmadığını, müvekkilinin diğer borçlunun iş yerinde işçi olarak çalışıyor olması sebebi ile borçlu olamayacağı gibi davalı ile de bir ticari ilişkiye girecek sıfata ve yetkiye sahip olmadığından böyle bir senedi imzalaması da mümkün olmadığını, müvekkilinin dava dışı ...'e ait iş yerinde çalışan konumunda olduğunu, dolayısıyla takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, hatta söz konusu senedin sahteliği ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, ...'in icra takibine itiraz dilekçelerinde borcun kime ait olduğunu açıkladığını, dava konusu takip nedeniyle toplam 25.067,13 TL maaş haczi kesildiğini, davalıya karşı böyle bir borcu bulunmadığının tespit edilmesini, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2019/1147776 takip sayılı dosyasındaki takibin iptalini, davalı tarafça haksız şekilde başlatılan takip nedeniyle % 20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, icra takibi baskısı ile dosya borcu kapsamında müvekkilimizin ödemiş olduğu kısmın istirdadına karar verilmesini, talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı ... ile ...'in amca yeğen olduğunu, kayıt dışı ortaklık yaptığını, davacı kayıtlarda sigortalı çalışan olarak gösterilse de aslen ortak sıfatına sahip olduğunu, davacı senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmekle birlikte senedin sahteliği davacı tarafından ispatlanamadığını, davacının Türkiye genelindeki icra dairelerinde derdest olan ve infaz olan dosyalarının celbedilerek bu dosyalarda inkar ettiği imza ile aynı imza olanların olup olmadığının tespit edilmesine, aynı imzalar ile olan dosyalara ödeme yapmış ise iddiasında haksız olduğunun ortaya çıkacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu takip dosyasında takip alacaklısının davalıların murisi ... olduğu, takip borçlularının ise davacı ... ile dava dışı ... olduğu, 56.000,00 TL'lik bonoya dayalı genel haciz yoluyla takibin yapılmış olduğu, davacı tarafından takip dosyasına 24.947,63 TL ödeme yapıldığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde hem menfi tespit hemde istirdat talebinin mevcut olduğu, bu hususla ilgili açıklama yapılması için süre verildiği, davacı vekilinin menfi tespit talebinde bulunduğu, davacının cirodaki imzaların kendisine ait olmadığı, bu hususla ilgili inceleme talep ettiği, mukayeseye el verişli imza örneklerinin toplandığı, davalı tarafa senet aslını sunması için süre verildiği ancak davalı tarafça senet aslının sunulmadığı, bu suret ile senedin altındaki imzanın davacıya ait olduğunun ispat edilemediği, ispat külfetinin davalı tarafta olduğu, senet aslının sunulmaması sebebiyle ispat külfetini yerine getirmediği gerekçesiyle Kayseri Genel İcra Dairesinin 2019/1147776 E. sayılı dosyasında borçlu olmadığına dair kararın verildiği, yapılan takibin kötü niyetli yapılmış olması sebebiyle asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek dava değeri üzerinden nispi vekalet ücreti verilerek, davanın kabulü ile, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2019/1147776 E. sayılı dosyasında davacı ...'in borçlu olmadığının tespitine, 11.200,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı/hak düşürücü süre yönünden davanın usulden reddi gerekmekte iken yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, yerel mahkemece verilen "davacı ...'in borçlu olmadığının tespiti" şeklindeki karar hukuka aykırı olduğunu, bildirilen tanıklar dinlenilmeden tesis edilen kararla hukuki dinlenilme hakkımız ihlal edildiğini, takibe konu senet üzerindeki yazılı ödeme gününden itibaren 3 yıllık süre geçtikten sonra takibe konu edildiğinden kambiyo vasfını yitirmiş olduğunu ve ilamsız icra takibi yapıldığını, evrak aslı mütefevva ...'de olduğundan ve kendisinin vefatından sonra mirasçıları adına işbu takibe devam edilmiş olduğunu, yapılan tüm aramalara rağmen evrakın aslına ulaşılamadığını, yerel mahkemeye bahse konu senedin fotokopisi sunulduğunu, davaya konu takipteki imzalar ile, davacı aleyhine evvelce başlatılmış olan takiplerdeki Kayseri Genel İcra Dairesi 2019/104998 E. ve Kayseri Genel İcra Dairesi 2019/105038 E. sayılı icra dosyalarındaki evraklara ait imzalar birebir aynı imzalar olduğunu, senedin sahteliğinin davacı tarafça ispatlanamadığını, hakkın özü itibariyle davacının, borçlu olduğu açık ve net olduğunu, sırf senet aslının hali hazırda mevcut olmaması nedeniyle davanın sırf bu nedenle kabul edilmesi mümkün olmadığını, hükmedilen tazminat için gereken kötü niyet şartı davacı tarafça ispatlanamadığını, davacı tarafın sahtelik iddiaları ilk derece yargılaması boyunca hiçbir şekilde somut delillerle ispatlanamadığını, tamamen soyut ve dayanaktan yoksun kalmış bu iddialarla salt kötü niyetli açılan davada aleyhlerine tazminata hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan bilgi ve belgelere, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle davacının imza inkarı iddiasının mahkemece dava konusu senet üzerinde imza incelemesi yapılması amacıyla senet aslını dosyaya sunmak üzere davalı tarafa verilen kesin süre içerisinde senet aslının dosyaya sunulmamış olmasına göre, senetteki imzanın davacıya ait olduğu hususunun davalı tarafça kanıtlanamaması nedeniyle mahkemece söz konusu senet nedeniyle davacı yararına menfi tespit kararı verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, bu gerekçeye dayalı yerel mahkeme kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece davalı aleyhine 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi gereğince kötü niyet tazminatına hükmedilmiş ise de takibe ve eldeki davaya konu dosya kapsamından, taraflar arasındaki maddi ve hukuki olguların gerçekleşme biçimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraflar arasında doğrudan bir akdi ilişki bulunmadığı, takibin davalılar murisi tarafından başlatıldığı, davalıların muristen kalan senedi bulamadıklarını ileri sürdükleri, dolayısıyla kötüniyet iddiasının davacı tarafça kesin ve yeterli kanıtlarla ispat edilmediğinden şartları oluşmadığı halde davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmolunmasının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olmadığı, bu itibarla davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin haklı ve yerinde olduğu, ancak işbu hususun da yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle davalı tarafın bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senedi vasfını yitiren bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi dolayısıyla menfi tespit t istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.