7. Hukuk Dairesi 2013/11311 E. , 2013/19321 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, 02.06.2008 tarihinde işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini davalılardan ... Tekstil’in işyerini muvazaalı olarak , daha önceden işyerinde çalışan ve yetkili olan ...’a devrettiğini, diğer davalının…
**7. Hukuk Dairesi 2013/11311 E. , 2013/19321 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, 02.06.2008 tarihinde işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini davalılardan ... Tekstil’in işyerini muvazaalı olarak , daha önceden işyerinde çalışan ve yetkili olan ...’a devrettiğini, diğer davalının söz konusu işyerini ... ünvanı ile açtığını, işçilik alacaklarının noter ihtarı ile talep edilmesine rağmen ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ...Ş. usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi vermemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili, müvekkilinin hiçbir zaman davacının işvereni olmadığını, bu nedenle açılan davanın husumetten reddi gerekeceğini, olayda hiçbir şekilde işyeri devri olmadığını, müvekkil davalı şirketin yanında çalışırken bu işinden ayrıldığını ve ... Tekstil ile 01.01.2008 tarihli bir sözleşme yaptığını, bu sözleşmede şirketin makineleri ve işyerinin bir kısmı kiralanarak kendi evinde dikiş diken ancak işçi olmayan kişilerle şirketin sipariş edeceği hazır giyim işlerini fason olarak imal etme taahhüdü altına girildiğini, müvekkilin kendi işyeri kaydını 07.01.2008 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirdiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir. Mahkeme, davacı tanıklarının davacının ... Tekstilde çalışmasını sürdürdüğüne dair somut ve inandırıcı beyanda bulunmadıkları, iş makinelerinin ve işyerinin bir kısmının 2008 yılı başından itibaren diğer davalıya kiralanması ve diğer davalı tarafından davacının çalıştırılmaması sonucu ... Tekstil A.Ş adlı işverence faaliyetinin sona ermesi sebebiyle feshedildiği, davacının ... Tekstilde çalışmasının olmaması nedeniyle de işyeri devri kapsamında bu davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği, bu nedenle ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, diğer davalı açısından ise davanın kabulüne karar verilmiştir İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. 4857 sayılı Kanun'un 120. maddesi uyarınca yürürlüğü devam eden, 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki iş sözleşmeleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir. Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da gözönünde tutulmalıdır. 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir. Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin 2. fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından sözkonusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır. Dosya kapsamından davacının davalı ...Ş.’ne ait işyerinde 01.11.2003-31.12.2007 tarihleri arasında çalıştığı, iş sözleşmesinin ücret alacaklarının ödenmemesi sebebi ile davacı tarafından 02.06.2008 tarihi itibari ile feshedildiği, davalı ...Ş. ile 01.01.2008 tarihinde diğer davalı şirketin ortağı olan ... adlı şahısla yapılan 01.01.2008 tarihli sözleşmede davalıların faaliyet konusunun konfeksiyon-tekstil işi olmakla aynı iş olduğu, sözleşme uyarınca davalı şirketin icarında bulunan işyeri ve davalı şirkete ait makinelerin, davalı şahsın kullanımına verildiği, davalı şahsın, davalı şirketten kendi kadrosuna işçi alabileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalılara ait tüm vergi kayıtları, ticaret sicil kayıtları, davalı işyerlerine ait Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları getirtilmeden mütalaasına başvurulan bilirkişinin düzenlediği rapora itibarla karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu itibarla öncelikle davalı işverenlere ait şirket kayıtları, vergi kayıtları, Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri kayıtları getirtilerek iki davalı şirket arasında fiili yada ticari bir birliktelik olup olmadığı belirlenip yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma yapılarak davalı işverenler hakkında diğer işçiler tarafından açılan dava dosyaları da dikkate alınarak yapılacak araştırma sonucunda davalı şirketler arasındaki hukuki ilişkide işyeri devri, iş sözleşmesi devri ve muvazaa olup olmadığı belirlenerek, gerekirse ek rapor alınması suretiyle karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 14.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.