Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6275 E. , 2024/4392 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6275 Karar No : 2024/4392 DAVACI : ... Barosu Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU:Davacı Baro tarafından, ... Adliyesinde bulunan kısıtlı alanlara giriş imkanı veren avukat ve stajyer avukat kimlik kartlarında tanımlanan yetkinin iptaline ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 06/08/2015 tarih ve 29437 sayılı Resmi Gaz
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6275 E. , 2024/4392 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6275 Karar No : 2024/4392 DAVACI : ... Barosu Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU:Davacı Baro tarafından, ... Adliyesinde bulunan kısıtlı alanlara giriş imkanı veren avukat ve stajyer avukat kimlik kartlarında tanımlanan yetkinin iptaline ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 06/08/2015 tarih ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI :Davacı tarafından, ... Adliyesinde kısıtlı alanlara giriş için tanımlı avukatlık kimlik kartlarının yetki tanımlamasının iptal edildiği ve avukatlar tarafından danışmada kimliklerini bırakarak kendilerine verilen ziyaretçi giriş kartıyla kısıtlı alanlara giriş yapabildiğinin bildirilmesi üzerine sisteme tanımlı kartların yetki tanımlamalarının iptaline ilişkin idari işlemden 15/09/2020 tarihinde haberdar olunduğu, işlemin gerekçesinin bildirilmesinin istenilmesi üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığı İdari İşler Müdürlüğünün 16/09/2020 tarihli cevap yazısında, Adalet Bakanlığı tarafından 06/08/2015 tarih ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliği'nin 7/f, 136, 136/2 ve 136/1-c maddeleri uyarınca gerek mahkemeler gerekse Cumhuriyet Savcıları nezdinde birçok işlemin ön büro tarafından yerine getirildiğinin, Cumhuriyet Savcıları ve hakimler ile görüşme yapmak/ziyaret etmek isteyen avukatların danışma masalarına müracaatları ile kısıtlı alan giriş kartı temin ederek girişlerinin sağlandığının, avukat/vatandaş ayrımı yapılmaksızın tüm ziyaretçilerin giriş kartı temin edip Cumhuriyet Savcısı veya hakimi ziyaret edebileceğinin, ayrıca avukatlara giriş kartı tanımlanacağı yönünde herhangi bir kanun, Cumhurbaşkanı Kararnamesi veya kararı ya da yönetmelik bulunmadığının, Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği arasında da herhangi bir protokolün mevcut olmadığının belirtildiği, bununla birlikte adliyelerin aynı zamanda avukatların iş yeri olduğu, avukatların kısıtlı alan dahilinde bulunan hakim ve cumhuriyet savcılarının odalarına yalnızca ziyaretçi olarak gitmedikleri, mesai saati sınırlaması olmaksızın ifade, sorgu gibi işlemleri için de bu odalarda bulunmalarının gerektiği, danışma masalarında her zaman görevli personelin bulunmadığı, danışma masalarının adliyenin -4. ve 0. katında yer aldığı, her defasında danışma masalarına gitmek zorunda bırakılmalarının avukatların çalışmalarını yavaşlattığı, stajyer avukatların da aynı problemlerle karşılaştıkları, kısıtlı alanlara giriş yetkisi verilmemesinin savunma hakkını kısıtlanması niteliğinde olması nedeniyle dava konusu işlemin ve davalı idare tarafından işlemin yasal dayanağı olarak gösterilen 06/08/2015 tarih ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, hakim ve Cumhuriyet savcılarının çalışma ortamlarının iyileştirilmesi, hakim ve savcının tarafsızlığından şüphe duyulmasının engellenmesi, silahların eşitliği prensibinin korunması amacıyla kısıtlı alan uygulamasına geçildiği, kısıtlı alanlardan kastın, duruşma salonu ve koridorlar dışında hakim, savcı odaları ve yazı işleri müdürlüğü, arşiv ve emanet gibi personelin çalışma alanlarının olduğu, zaman israfı olmaksızın hakim ve savcıların görevlerini layıkı ile yapabilmeleri amacıyla çalışma odalarının bulunduğu koridorların kişi kalabalığından ve sesten arındırılması, başka mahkeme birimleri tarafından çözüm getirilebilecek başvuruların hâkim ve Cumhuriyet savcısını veya kalem personelini meşgul etmemesi, ancak zaruri hallerde çalışma koridorlarına başvuru sahibinin girebilmesi için ihdas edilen ve danışma masası personelinin görevleri arasında düzenlenen Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde belirtilen “Hâkim, Cumhuriyet savcısı veya personeli ziyarete gelen kişilere ilgilinin onayını aldıktan sonra kayıt altına alıp giriş kartı vermek” şeklindeki düzenlemenin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat bakımından hukuka aykırı olmadığı, bununla birlikte adliye binalarında güvenliğin sağlanması ve kısıtlı alanlarda görev ifa eden ilgililerin gereksiz olarak meşgul edilmemesini sağlamaya yönelik kamu yararı amacıyla düzenleme yapılmasında idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2., 23. ve 35. maddeleri dikkate alındığında görevlerini layıkı ile yerine getirebilmeleri amacıyla avukatlara ve avukat stajyerlerine kısıtlı alana girebilme yetkisinin tanınmasının yerinde olacağı, ... Adliyesinde avukatların kısıtlı alanları kullanmalarının engellendiği yönündeki hususların doğru olmadığı, danışma masalarına müracaatları halinde ilgilinin onayı alındıktan sonra kendilerine kısıtlı alanlara geçiş kartı verildiği ve bugüne kadar herhangi bir aksama yaşanmadığnın görüldüğü, dava konusu işlemde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ : Dava, ... adliyesinde bulunan kısıtlı alanlara giriş imkanı veren avukat ve stajyer avukat kimlik kartlarında tanımlanan yetkinin iptaline ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 06/08/2015 tarih ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrası "f" bendinin iptali istemiyle açılmıştır. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 38. maddesinde; Adalet Bakanlığının görev ve yetkileri düzenlenmiştir. 1. fıkrasının a) bendinde; "Kanunlarda kurulması öngörülen mahkemeleri açmak ve teşkilatlandırmak, ceza infaz kurumları, icra ve iflas daireleri gibi her derece ve türdeki adalet kurumlarını planlamak, kurmak ve idari görevleri yönünden gözetim ve denetimini yapmak ve geliştirmek, e) bendinde; Adalet hizmetleriyle ilgili konularda, gerekli araştırmalar ve mevzuat hazırlıklarını yapmak ve görüş bildirmek, h) bendinde; Görev alanıyla ilgili olarak uygulamayı takip etmek ve ortaya çıkan sorunların nedenlerini araştırarak çözüm önerileri geliştirmek," görevlerine yer verilmiştir. Davalı Bakanlığı tanınan görev ve yetkilerin gereği yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetleri; tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer idari metinlerle düzenlemektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanuna dayanılarak hazırlanmış olan Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 7/1. maddesinde: a) Adliyeye müracaat eden kişilere ilgili birimi, birimin yerini ve dosya numarasını yazarak vermek. b) Duruşma için gelen kişilere duruşma tarihi, saati ve salonu hakkında bilgi vermek. c) Şikâyet ve ihbarda bulunmak ya da ifade vermek için gelen kişileri kayıt altına alıp giriş kartı vererek Cumhuriyet savcısına yönlendirmek. ç) Müracaat için doldurulması gerekli olan form ve dilekçeleri müracaat eden kişiye vererek ilgili birime yönlendirmek. d) Ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlüleri ziyaret etmek isteyen kişileri kayıt altına alıp giriş kartı vererek Cumhuriyet savcısına yönlendirmek. e) Ön büro tarafından yerine getirilemeyip kısıtlı alanda yapılması gerekli olan işlemler için müracaat eden kişileri kayıt altına alıp giriş kartı vererek ilgili büro veya kaleme yönlendirmek. f) Hâkim, Cumhuriyet savcısı veya personeli ziyarete gelen kişilere ilgilinin onayını aldıktan sonra kayıt altına alıp giriş kartı vermek. g) Hukukî konularda bilgi almak isteyen vatandaşlara bilgilendirme broşürleri vermek. ğ) Talep eden kişilere Vatandaş ve SMS Bilgi Sistemi hakkında bilgi vermek, danışma masası personelinin görev ve sorumlulukları olarak belirlenmiştir. Yönetmeliğin 96. maddesinde; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı ön büro işlemleri, 97. maddesinde; Bölge adliye mahkemesi hukuk ve ceza daireleri ön büro işlemleri, 164. maddesinde de; mahkeme ön büro işlemleri, düzenlenmiştir. Dava konusu Yönetmelik, bölge adliye mahkemesi başkanlığı, başkanlar kurulu, daireleri, Cumhuriyet başsavcılığı ve adalet komisyonu ile adlî yargı ilk derece mahkemesi, hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı ve adalet komisyonunun idarî işlemleriyle, yargılama ve yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla düzenlenmiştir. Davacı tarafından söz konusu düzenlemenin, avukat ya da stajyer avukatların yargılama faaliyeti kapsamında adliye binalarında ya da Cumhuriyet Başsavcılıklardaki iş ya da işlemleri gerçekleştirmelerini engellediği ya da zorlaştırdığı ileri sürülmektedir. Yönetmelik kapsamında bazı iş ve işlemlerin ya da sorgulamaların yapılması ön büroda yapılacak işlemler olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla yargılama faaliyeti kapsamında yürütülecek her türlü iş veya işlemin hakim ya da savcı ziyaretini gerektirmediği görülmektedir. Bu halde kısıtlı alanlara girişlerin, giriş kartı verilmesi sonrasında gerçekleştirilmesinin, avukat ya da stajyer avukat tarafından yargılama faaliyeti kapsamında yürütülen hizmeti gerçekleştirmeye engel olup olmadığı hususuna gelindiğinde; kısıtlı alanların hangi alanları kapsadığının belirlenmesi gerekmektedir. Kısıtlı alanlar; adliye içindeki duruşma salonu ve koridorları dışında kalan hakim, savcı ve personelin çalışma alanları ile arşiv ve emanet gibi alanlar olduğu dikkate alındığında, avukatlık hizmeti gereği her an bulunulması gereken alanlardan olmadığı, duruşma salonlarına ve ön büroya gelişlerin ise bir kayıt yada giriş kartı alınması zorunluluğunu gerektirmediği görülmektedir. Kaldı ki hakim, savcı ve personelin ziyaretini gerektiren durumlarda ise onayı ile kayıt edilip kart verilerek mümkün kılındığı açıktır. Bu durumda, dava konusu Yönetmelik ile yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamıştır. Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu uygulama ile bağımsız savunmayı temsil eden avukatların yargı mercileri önünde mesleklerini icra etmelerinin zorlaştırıldığı iddiasıyla açılan bu davada, adalet hizmetinin uygun koşullarda yerine getirilebilmesi için gerekli altyapının sağlanması konusunda görevli ve yetkili Adalet Bakanlığınca, adalet hizmetinin daha etkin ve verimli çalışmasını sağlayacak altyapının oluşturulması kapsamında bu uygulamanın gerçekleştirildiği, uygulamanın yargılama faaliyetine ilişkin olmadığı yine kayıt ve giriş kartı verilebilmesinin belirli kapıdan geçişi gerektirdiği bunun da hizmetin hızlı yürütülmesine engel olmadığı, adliyelerde ve yargılama faaliyetini yürüten kurumlarda düzeni sağlamak adına belirli kapılardan giriş ve çıkışın sağlanmasında ve danışma masalarından verilen giriş kartı ile yapılan girişin, çıkışı da sağlayacağı dikkate alındığında, faaliyetin yürütülmesini zorlaştırdığının kabulü olası bulunmamaktadır. Bu durumda, avukat/stajyer avukatın adliyelere girişi sırasında kimlik kartına tanımlanmış olan yetkinin, kısıtlı alanlara girişi engeller ve giriş kartı alınmasını gerektirir nitelikte, iptaline ilişkin işlemde hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 31/10/2024 tarihinde, davacı ... Barosu Başkanlığı vekilinin gelmediği, davalı Adalet Bakanlığı vekili Av. ...'nin geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : ... Barosuna kayıtlı avukatlar tarafından, ... Adliyesinde kısıtlı alanlara giriş için sisteme kayıtlı avukatlık kimlik kartlarının yetki tanımlamasının iptal edildiği ve yalnızca danışmada kimliklerini bırakarak kendilerine verilen ziyaretçi giriş kartlarıyla kısıtlı alanlara giriş yapabildiklerinin bildirilmesi üzerine davacı Baro tarafından, kısıtlı alanlara giriş için sisteme kayıtlı avukat kartlarının yetki tanımlamalarının iptaline ilişkin işlemin gerekçesinin bildirilmesinin istenildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığı İdari İşler Müdürlüğünün 16/09/2020 tarihli cevabında, ... Yeni Adliye Binasına geçiş ile birlikte Ceza/Hukuk Mahkemeleri ve Cumhuriyet Başsavcılığı ön büro ve danışma birimlerinin Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ve Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik uyarınca faaliyete geçtiği, anılan Yönetmeliğin 136. maddesi uyarınca ön bürolar tarafından yapılacak işlemlerin bu bürolar aracılığıyla yerine getirilmesinin sağlandığı, ön büro faaliyetlerinin etkin bir şekilde kullanılması suretiyle zaman ve emek israfının önüne geçilmesinin amaçlandığı, ön büroların görev ve yetkisi dışındaki işlemlerin de aynı maddenin 1/c bendi uyarınca ilgili Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda tamamlandığı, bu işlemler haricinde Cumhuriyet savcısı ve hakimlerle görüşmek/ziyaret etmek isteyen kişilerin de avukat /vatandaş ayrımı yapılmaksızın danışma masasından ziyaretçi kimlik kartı alması kaydıyla kısıtlı alanlara girişinin mümkün olduğu, avukatlara adliyenin her alanına yönelik giriş kartı tanımlanması gerektiği yolunda ne bir meri mevzuat hükmü ne de Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği arasında protokol bulunduğu, belirtilen nedenlerden dolayı sisteme kayıtlı kartların giriş tanımlamalarının iptal edildiğinin bildirildiği, bunun üzerine davacı Baro tarafından ... Adliyesinde bulunan kısıtlı alanlara giriş imkanı veren avukat ve stajyer avukat kimlik kartlarında tanımlanan yetkinin iptaline ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 06/08/2015 tarih ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un; "Görev" başlıklı 2. maddesinde, "Adalet Bakanlığının görevleri şunlardır : a) Kanunlarda kurulması öngörülen mahkemeleri açmak ve teşkilatlandırmak, ceza infaz ve ıslah kurumları, icra ve iflas daireleri gibi her derece ve türdeki adalet kurumlarını planlamak, kurmak ve idarî görevleri yönünden gözetim ve denetimini yapmak ve geliştirmek, ... h) Adalet hizmetleriyle ilgili konularda, gerekli araştırmalar ve hukukî düzenlemeleri yapmak, görüş bildirmek," hükmü; "Bakanlığın düzenleme görev ve yetkisi" başlıklı 30. maddesinde, "Bakanlık, kanunla yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetleri tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer idarî metinlerle düzenlemekle görevli ve yetkilidir." hükmü yer almakta iken; anılan Kanun, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 09/07/2018 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmış, bilahare Adalet Bakanlığının görev ve yetkileri 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yeniden düzenlenmiştir. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Adalet Bakanlığının görev ve yetkilerinin düzenlendiği 38. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Kanunlarda kurulması öngörülen mahkemeleri açmak ve teşkilatlandırmak, ceza infaz kurumları, icra ve iflas daireleri gibi her derece ve türdeki adalet kurumlarını planlamak, kurmak ve idari görevleri yönünden gözetim ve denetimini yapmak ve geliştirmek," (e) bendinde, "Adalet hizmetleriyle ilgili konularda, gerekli araştırmalar ve mevzuat hazırlıklarını yapmak ve görüş bildirmek," (h) bendinde, "Görev alanıyla ilgili olarak uygulamayı takip etmek ve ortaya çıkan sorunların nedenlerini araştırarak çözüm önerileri geliştirmek," Adalet Bakanlığının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlığın amacı" başlıklı 2. maddesinde, "Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder. Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekâletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir." hükmü; "Yalnız avukatların yapabileceği işler" başlıklı 35. maddesinin 1. fıkrasında, "Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ve Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmelik, bölge adliye mahkemesi başkanlığı, başkanlar kurulu, daireleri, Cumhuriyet başsavcılığı ve adalet komisyonu ile adlî yargı ilk derece mahkemesi, hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı ve adalet komisyonunun idarî işlemleriyle, yargılama ve yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla düzenlenmiştir." hükmü; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Yönetmelik, bölge adliye mahkemesi başkanlığı, başkanlar kurulu, daireleri, Cumhuriyet başsavcılığı ve adalet komisyonu ile adlî yargı ilk derece mahkemesi, hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı ve adalet komisyonu ile müdürlüklerde tutulacak kayıtlar, kartonlar, yapılacak idarî işlemler, yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esaslar ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulama alanını kapsar." hükmü; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (t) bendinde, "Ön büro, soruşturma ve davanın açılmasından başlamak üzere yargılama ile ilgili bütün işlemler ile sunulan veya talep edilen her türlü evraka ilişkin işlemlerin yapıldığı, genellikle adliyelerin giriş kısımlarında bulunan yazı işleri birimini... ifade eder." hükmü; "Danışma masası işlemleri" başlıklı 7. maddesinde, "Danışma masası personelinin görev ve sorumlulukları şunlardır: a) Adliyeye müracaat eden kişilere ilgili birimi, birimin yerini ve dosya numarasını yazarak vermek. b) Duruşma için gelen kişilere duruşma tarihi, saati ve salonu hakkında bilgi vermek. c) Şikâyet ve ihbarda bulunmak ya da ifade vermek için gelen kişileri kayıt altına alıp giriş kartı vererek Cumhuriyet savcısına yönlendirmek. ç) Müracaat için doldurulması gerekli olan form ve dilekçeleri müracaat eden kişiye vererek ilgili birime yönlendirmek. d) Ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlüleri ziyaret etmek isteyen kişileri kayıt altına alıp giriş kartı vererek Cumhuriyet savcısına yönlendirmek. e) Ön büro tarafından yerine getirilemeyip kısıtlı alanda yapılması gerekli olan işlemler için müracaat eden kişileri kayıt altına alıp giriş kartı vererek ilgili büro veya kaleme yönlendirmek. f) Hâkim, Cumhuriyet savcısı veya personeli ziyarete gelen kişilere ilgilinin onayını aldıktan sonra kayıt altına alıp giriş kartı vermek. g) Hukukî konularda bilgi almak isteyen vatandaşlara bilgilendirme broşürleri vermek. ğ) Talep eden kişilere Vatandaş ve SMS Bilgi Sistemi hakkında bilgi vermek." hükmü bulunmaktadır. Yönetmeliğin 96. maddesinde, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı ön büro işlemleri; 97. maddesinde, Bölge adliye mahkemesi hukuk ve ceza daireleri ön büro işlemleri; 136. maddesinde, (ilk derece) Cumhuriyet Başsavcılığı ön büro işlemleri; 164. maddesinde, (ilk derece) ceza mahkemeleri ve hakimlikleri ön büro işlemleri; 197 ve devamı maddelerinde de, (ilk derece) hukuk mahkemeleri ön büro işlemleri tek tek sayılarak düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1-Dava konusu Yönetmeliğin yetki unsuru yönünden incelenmesi: Anayasa'nın 123. maddesinde, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği; 124. maddesinin, dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihteki halinde ise, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. Anayasanın 124. maddesi, idarenin düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır. Anayasanın sözü edilen maddesinde, idareyi düzenleyici işlem yapma yetkisini kullanmaya zorlayan bir kurala yer verilmediği gibi, bu yetkinin ancak Yasada açıkça belirtilen hallerde kullanılacağına ilişkin bir sınırlama da bulunmamaktadır. Dolayısıyla Anayasanın 123. maddesi gereği kuruluş ve görevleri yasayla düzenlenen idare, bu görev alanlarını ilgilendiren yasaların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarma yetkisini haizdir. Başka bir ifadeyle, yasayla verilen görev alanlarında idarenin düzenleme yapma yetkisi mündemiçtir. Aksi yorum, idareye yasayla verilen görevin ifa edilmesinde yararlanılacak araçlardan biri olan düzenleme yetkisinin, görevli olunan alanda dahi kullanılamaması ve bu suretle görevin gereği gibi yerine getirilememesi sonucunu doğuracaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde; yargılama faaliyeti dışında kalan adalet hizmetleriyle ilgili konularda hukuki düzenlemeleri yapma yetkisinin Adalet Bakanlığı'nın görevleri arasında bulunduğu ve Bakanlığın kanunla yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetleri; tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer idari metinlerle düzenlemekle görevli ve yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, davaya konu edilen düzenlemelerin yetki unsuru yönünden hukuka uygun olup olmadığının tespiti için, öncelikle düzenlemelerin adalet hizmetlerinin yürütülmesi kapsamında olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Adli yargı mercilerine bağlı bulunan yazı işleri müdürlükleri ve ön büro, mahkemelerin yargısal ve idari yazışmalarının yapıldığı, dava dosyalarının tertipli bir şekilde tutulup arşivlendiği, bu suretle yargısal faaliyete yardımcı nitelikte görev yapan idari birimlerdir. Adli yargı mercilerine tahsisli binalarda kurulması öngörülen danışma masaları ise; adliyeye müracaat eden kişileri binada yer alan ilgili birim, birimin (yazı işleri müdürlüğü, duruşma salonu vb.) yeri gibi konularda bilgi vererek doğru yere yönlendirmek, şikâyet ve ihbarda bulunmak ya da ifade vermek için gelen veya hâkim, Cumhuriyet savcısı, personeli ziyarete gelen kişilere giriş kartı vermek gibi ilgililerin adliyede yapacakları işlemler öncesinde bilgilendirici, hazırlayıcı ve yardımcı mahiyette faaliyette bulunan, yargısal faaliyet kapsamı dışında kalan idari birimlerdir. Davaya konu edilen düzenlemeye bakıldığında; hakim ve Cumhuriyet savcılarının çalışma ortamlarının iyileştirilmesi, emek ve zaman tasarrufunun sağlanması, hakim ve savcının tarafsızlığından şüphe duyulmasının engellenmesi, silahların eşitliği prensibinin korunması amaçlarıyla adliye binaları içinde "kısıtlı alan" uygulamasına geçildiği, bu kapsamda duruşma salonu ve koridorlar gibi ortak alanlar dışında hakim, savcı odaları ve yazı işleri müdürlüğü, arşiv ve emanet gibi personelin çalışma alanlarının "kısıtlı alan" olarak belirlendiği, dava konusu bent ile de danışma masalarının bu kısıtlı alanlara geçiş iznini kimlere hangi hallerde verebileceğine, dolayısıyla kamu binalarının giriş ve çıkışlarının düzenlenme usulüne yönelik kural getirildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, dava konusu düzenlemenin adalet hizmetleri kapsamında yer aldığı ve yargısal alana ilişkin olmadığı, 2992 sayılı Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile davalı idareye tanınan düzenleme yapma yetkisi içerisinde kaldığı sonucuna varılmaktadır. 2- Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin incelenmesi: Dava konusu Yönetmelik, bölge adliye mahkemesi başkanlığı, başkanlar kurulu, daireleri, Cumhuriyet başsavcılığı ve adalet komisyonu ile adlî yargı ilk derece mahkemesi, hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı ve adalet komisyonunun idarî işlemleriyle, yargılama ve yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla düzenlenmiş; 7. maddesinde, danışma masası tarafından yapılacak işler tek tek sayılarak belirlenmiş; iptali istenen (f) bendinde ise hâkim, Cumhuriyet savcısı veya personeli ziyarete gelen kişilere, ziyarete geldikleri ilgilinin onayını aldıktan sonra giriş kartı vermek danışma masasının görevleri arasında sayılmıştır. Davacı tarafından, söz konusu düzenlemenin avukat ve avukat stajyerlerinin asli görevleri olan yargılama faaliyetine katılmayı engellediği ya da zorlaştırdığı, yargının temel unsurlarından olan savunmayı temsil eden avukatların çalışma hak ve hürriyetlerini kısıtladığı ileri sürülerek iptali istenilmiştir. İptali istenen kuralın, adliyelerdeki gerek güvenliğin sağlanabilmesi gerekse kişi yoğunluğunun belli alanlarda azaltılabilmesi ve iş yoğunluğu açısından da ilgilisi tarafından gerekli görülmeyen görüşmelerin önüne geçilerek çalışma koşullarının iyileştirilmesi, yani zaman ve emek israfının önlenmesi bakımından getirildiği, aynı zamanda hakim ve Cumhuriyet savcılarının tarafsızlığı hakkında şüpheye mahal verilmesinin ve davanın tarafları bakımından silahların eşitliği (hakim ile görüşme yapma, iddia ve/veya savunmalarını iletme noktasında) ilkesinin korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, söz konusu düzenlemenin kamu yararı amacını taşıdığı açıktır. Her ne kadar davacı Baro tarafından, avukatların görevlerinin ifasına engel olunduğu, savunma hakkı ile çalışma hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığı ileri sürülmekte ise de; dava konusu Yönetmeliğin bir bütün olarak incelenmesinden, avukatlar ve stajyer avukatlar tarafından görevlerinin ifası kapsamında adliyede yapılacak işlemlerin kural olarak ön büro tarafından yerine getirildiği, ön büroların görevine girmeyen hususlarda ilgili hakim veya Cumhuriyet savcısının talimatıyla bu işlemlerin tamamlanabildiği, bunun haricinde duruşma, ifade ve sorgu gibi avukatların/müdafiilerin bizzat bulunmaları gereken haller ve yargılama faaliyeti ile doğrudan ilgili bulunan alanlar bakımından ise dava konusu hükmün bir engel teşkil etmesinin söz konusu olmadığı, gerek ilgili usul kanunları (HMK, CMK) gerekse Avukatlık Kanunu'nun 2, 23 ve 35. hükümleri uyarınca belirtilen hallerde avukatların duruşma salonları, ifade veya sorgunun yapıldığı hakim-savcı çalışma odalarına girişinin sağlanacağı konusunda şüphe bulunmadığı açıktır. Nitekim, davalı idarenin savunmasında da bu husus avukatların ve avukat stajyerlerine mesleklerinin ifası bakımından kısıtlı alanlara girebilme yetkisinin tanınması gerektiği belirtilmek suretiyle açıkça kabul edilmiştir. Ayrıca, avukatların, dosyaya yazılı beyan sunmak suretiyle ifade edemedikleri ya da yetinemedikleri veya şahsi (özel hayata dair) ilişkilerine istinaden Cumhuriyet savcıları ve hakimler ile görüşme yapmak istedikleri hallerde ziyaretçi giriş kartı alarak görüşebildikleri de ihtilafsızdır. Belirtilen nedenlerle, davacının iddiaları yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davacı tarafından ileri sürülen, her defasında danışma masalarına gitmek zorunda bırakılmalarının avukatların ve stajyer avukatların çalışmalarını yavaşlattığı iddiasına gelince; dava konusu düzenlemenin yukarıda aktarılan kamu yararına yönelik amacı gözetildiğinde, hakim ve Cumhuriyet savcılarının ziyareti noktasında diğer ziyaretçilerin yanı sıra avukatlara da getirilen giriş kartı uygulamasının bu amaca ulaşma bakımından elverişli olduğu gibi, aynı amaca başka yolla (daha hafif bir tedbirle) ulaşılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından gerekli de olduğu, ayrıca amaç ile araç arasında makul bir denge kurulduğu, diğer bir ifadeyle ziyaretçi giriş kartı düzenlenmesi için danışma bürolarına başvurulmasının avukatlar ve stajyer avukatlar bakımından amaç ile karşılaştırıldığında aşırı külfet yüklemediği ve bu bakımdan orantılı olduğu sonucunda varılmıştır. Bu itibarla; dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde Anayasaya, üst normlara ve kamu yararı amacı ile hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır. 3- Dava konusu uygulama işleminin incelenmesi: Davacı tarafından, ... Adliyesinde kısıtlı alanlara giriş için sisteme kayıtlı avukatlık kimlik kartlarının yetki tanımlamasının iptal edilmesine ilişkin işlemin iptali istenmektedir. Yukarıda aktarıldığı üzere, dava konusu Yönetmelik kuralıyla, ziyaretçi giriş kartı olmaksızın (ziyaret edilecek hakim, Cumhuriyet savcısı veya personelin onayı olmaksızın) girişine izin verilmeyecek yerlerin, daha açık bir ifadeyle "kısıtlı alanlar"ın, duruşma salonu, ifade /sorgunun yapıldığı oda gibi avukat ya da müdafiilerin görevlerinin ifası gereği bulunmak zorunda oldukları yargılama faaliyeti ile doğrudan ilgili bulunan yerler ile koridor gibi ortak kullanım/geçiş alanları dışındaki hakim, Cumhuriyet savcısı ve adliye personelinin çalışma alanları olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacı Baro tarafından, avukatların mesleklerinin ifasına, çalışma özgürlüğü ile savunma hakkına engel olunduğu ileri sürülmekle birlikte, somut olaydaki uygulamanın avukatların duruşma salonları, koridorlar, ifade/sorgu odası gibi mesleki faaliyet alanlarına girmelerini engelleme şeklinde olduğu yönünde bir iddiada bulunulmadığı, yalnızca hakim ve Cumhuriyet savcısı katlarına geçişte yaşanılan zorluklardan bahsedildiği görülmektedir. Buna göre, yukarıda hukuka uygunluğu tespit edilen Yönetmelik kuralına dayanılarak tesis edilen ve avukatların bilfiil bulunmakla görevli ve yetkili oldukları yargılama faaliyetiyle doğrudan ilgili bulunan alanlara geçişlerini kısıtlamayan, yalnızca hakim ve Cumhuriyet savcısı ile adliye personelinin çalışma odaları bakımından ve sadece anılan ilgililerin izni olmadığı hallere münhasıran getirilen dava konusu kısıtlayıcı uygulama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 31/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.