T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/75 Esas KARAR NO :2026/101 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/107 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 18/09/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP: İhtiyati Haciz - İhtiyati tedbir KARAR TARİHİ:22/01/2026 İ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/75 Esas KARAR NO :2026/101 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/107 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 18/09/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP: İhtiyati Haciz - İhtiyati tedbir KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının takibe itirazının iptali ile müvekkilinin zararının tazmini amacıyla açılan işbu davada davalının içerisinde bulunduğu mali durum dikkate alınarak, vadesi gelmiş prim iade alacaklarının tahsilinin tehlikeye düşmemesi adına davalı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini aksi halde belirtilen mallar hakkında tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 18/09/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2025/107 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; " Yukarıda değinilen açıklamalardan sonra dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelerle somut olay değerlendirildiğinde; davanın konusu bir miktar para alacağının tahsiline ilişkin itirazın iptali davası olup; davacı vekilinin davalının malları hakkında tedbir kararı verilmesine ilişkin tedbir talebi uyuşmazlık konusu olmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davacı tarafça ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ise de; alacağın varlığı ve miktarının yargılama sonucu belirlenecek olması nedeniyle yaklaşık ispatın koşullarının oluşmadığı gibi davacı tarafça davalının mal kaçırma girişiminde olduğunun da yaklaşık delillerle kanıtlanamaması ve İİK’nın 257/2 maddesinde belirtilen şartların oluşmadığının anlaşılması karşısında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin ayrı ayrı REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun, müvekkili ... A.Ş.’nin aracılığı ile düzenlenen kasko poliçelerine ilişkin olarak, dava dışı sigortalılar tarafından davalı sigorta şirketine ödenen toplam brüt 15.202.700,32-TL tutarındaki primin, poliçelerin feshi sonrasında iadesi gerekirken iade edilmemesi nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlık olduğunu, dava dışı sigortalılar ... Şti. ve ... A.Ş.’nin kasko poliçelerinin, davalı ... A.Ş. tarafından düzenlenmesine aracılık ettiğini; ilgili kasko poliçelerine ilişkin prim ödemelerinin üç taksit halinde yapılması öngörülmüş olup, dava dışı sigortalılar... tarafından davalı sigorta şirketine aktarılan toplam brüt prim bedelinin 15.202.700,32 TL olduğunu, ancak, tüm prim ödemeleri tamamlanmadan önce, aşağıda ayrıntılarıyla açıklanacak nedenlerle poliçelerin feshedildiğini ve bu doğrultuda Türk Ticaret Kanunu’nun 1419. maddesi uyarınca prim iadesi talep etme hakkı doğduğunu, Müvekkili ... Sigorta ve ... Şirketi'nin, müşterisi ile arasındaki ticari ilişkileri de göz önünde bulundurarak, Müşterileri ve sigortalılar ...’ın ...’ten talep edebileceği prim iade talep haklarını, Türk Borçlar Kanunu’nun 183 ve devamı maddeleri uyarınca, temlik aldığını, davalı sigorta şirketi ... A.Ş. hakkında, Sigorta ve ... Şirketlerinin Mali Bünyelerine İlişkin Yönetmeliğin 13. maddesi uyarınca Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından “mali bünyeye ilişkin ikinci aşama tedbirler” kapsamında işlem başlatıldığı ve yetkilerinin sınırlandırıldığının kamuoyuna açıklandığını, T.C. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 09/04/2025 tarih ve 1038 sayılı kararı ile;“5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında, gerekli sermayenin nakden Şirket hesaplarına intikal ettirildiğinin tevsik edilmesine kadar ... A.Ş.’nin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırılmasına” şeklinde karar verildiğini; akabinde, yine ... tarafından yapılan Basın Duyurusu’nda “Kötü yönetim, sigortacılık mevzuatına aykırı işlemler ve mali bünye zafiyeti nedeniyle ... A.Ş.’nin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisi sermaye yeterlilik koşulları sağlanıncaya kadar kaldırılmıştır." ifadelerine yer verildiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 1413. maddesinin“Sigortacının, konkordato ilan etmesi, ilgili sigorta dalına ilişkin ruhsatının iptâl edilmesi veya sözleşme yapma yetkisinin kaldırılması gibi hâllerde; sigorta ettiren, bu olguları öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sigorta sözleşmesini feshedebilir.” şeklinde düzenlendiğini; ilgili kanun maddesinin, somut olaydaki fesih hakkının hukuki dayanağını oluşturduğunu, davalı sigorta şirketinin sigortalının riskini üstlenme ehliyetine ve mali gücüne dair ciddi güven sorunu doğduğunu; sigortalıların, Türk Ticaret Kanunu’nun açıkça tanıdığı bu hak doğrultusunda, müvekkilinin onayıyla poliçeleri haklı nedenle feshettiğini; bu nedenle, ödenmiş primlerin iadesi taleplerinin hukuken dayanaktan yoksun olmayıp, tamamen yasal zemine dayanmakta olduğunu, Bu doğrultuda da taraflarınca İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası kapsamında 7.232.735,48 TL asıl alacak ve 1.139.601,69 TL Geçmiş Gün Faizi olmak üzere toplam 8.372.337,17 TL alacağa yönelik icra takibi başlatıldığını, ... A.Ş. tarafından, ilgili borca yönelik haksız şekilde itirazda bulunulduğunu, bu sebeple de İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/107 E. Sayılı dosyası kapsamında itirazın iptali davası ikame edildiğini, sigorta şirketi tarafından, yapılması gereken prim iadeleri yapılmayarak mali bünyelerindeki zafiyetin giderilmeye çalışılmakta olduğunu; yani borçlu sigorta şirketinin, iade borcunu yerine getirmekten açıkça kaçınmakta olduğunu; prim iadesi taleplerinin haklı olduğu, sigorta şirketi tarafından iadenin sağlanmamış olduğu, icra yoluyla tahsilatı sağlanması gereken borca yalnızca ödemeden kaçınmak veya ödemeyi ertelemek amaçlarıyla itiraz edildiği, arabuluculuk kapsamında anlaşılamadığı ve şirketin mali zafiyetlerinin SEDDK kararlarıyla sabit olduğu göz önüne alınarak taraflarınca ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin 18.09.2025 tarihli ara kararla reddedildiğini, ret kararında yalnızca kanuni düzenlemelere atıf yapıldığını, ayrıntılı bir gerekçe sunulmaksızın “yaklaşık ispat şartlarının gerçekleşmediği”nin ifade edilmekle yetinildiğini, oysa bu kararın, dosyada sunulmuş olan belgelerin değerlendirilmemesi ve özellikle davalı şirketin içinde bulunduğu açık mali zafiyetin göz ardı edilmesi nedeniyle, hem usul hem de esas bakımından hukuka aykırı olduğunu, prim iade talebinin, bir yargılamaya muhtaç olmadığı gibi kanunen uyulması gereken bir yükümlülük olduğunu; sigorta şirketinin, teminat vermediği poliçe dönemleri için otomatik olarak prim iadesi yapmakta olduğunu; somut olayda ise sigorta şirketinin ...'nın kararlarıyla ancak işlem yapabilmesi nedeniyle bu prim iadesi gerçekleştirilmediğini, bu hususun yargılamaya dahi konu edilemeyecek kadar basit bir husus olduğunu, Somut olayda davalının, bir sigorta şirketi olduğunu ve poliçelerin SEDDK’nın kararları sonucu sigortalıların haklı fesihleriyle sona erdiğini; iade edilmesi gereken prim miktarının, poliçelere, ödeme belgelerine ve feshin dayandığı resmi belgelere dayanılarak açıkça belirlendiğini; başka bir ifadeyle, alacağın varlığının ve miktarı yaklaşık olarak ispatlandığını, ayrıca, davalı hakkında ... tarafından “mali bünye zafiyeti” nedeniyle yeni poliçe akdetme yetkisinin kaldırıldığı hususunun kamuoyuna açıklandığını ve resmi kararla belgelendiğini; bu durumun, davalının finansal olarak ciddi sorunlar yaşadığını, dolayısıyla doğmuş prim iade borçlarını ödeyemediğini açıkça göstermekte olduğunu, burada söz konusu olan durumun, davalının bir "sigorta şirketi" olması sebebiyle klasik anlamda “mal kaçırma” değil; borçtan kaçınmayı amaçlayan, ödeme gücüyle doğrudan bağlantılı pasif bir kaçınma hali ve daha sonra ifayı imkansızlaştıracak açık bir ödememe iradesi olduğunu, bu bağlamda, prim iade borçlarını ödemeyen, hakkında resmi denetim tedbirleri uygulanan ve faaliyet yetkileri sınırlandırılmış bir şirketin, ödeme kabiliyetini kaybettiğinin açıkça ortada olduğunu; hal böyleyken ihtiyati haciz taleplerinin reddinin, ilerleyen süreçte alacağın tahsilini imkânsız hale getireceğini ve müvekkili aleyhine telafisinin güç zararlar doğuracağını, ödeme yapılmamasının borcun varlığından habersizlikten değil, şirketin mali durumu nedeniyle borçtan kaçınma amacı taşıyan bir eylemsizlikten kaynaklanmakta olduğunu, benzer bir duruma daha önce ... A.Ş.'nin de muhatap olduğunu, ilgili sigorta şirketi prim iade taleplerinin neredeyse yarısını karşılayabilmdiğini, kimi sigortalıların ise prim iadelerinin ödenemediğini; benzer durumun müvekkili açısından da yaşanmaması adına koruma tedbiri taleplerinin kabulü gerektiğini, Bu nedenle, davalı şirketin ödeme niyetinde olmadığı, hakkında ihtiyati tedbir veya haciz kararı verilmediği sürece borcun ifasından imtina edeceği, eldeki somut belgeler ve ... kararlarıyla sabit olduğunu; dolayısıyla, alacağın tahsilinin güvence altına alınması ve ileride telafisi imkânsız zararların önlenmesi adına, ihtiyati haciz ve tedbir taleplerimizin kabulü ve İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 18.09.2025 tarihli ara kararın kaldırılması zarurinin hale geldiğini,İleri sürerek, yukarıda ayrıntılarıyla izah edilen sebeplerle; İlk derece mahkemesinin 18.09.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davacının dava dışı sigortalılardan temlik aldığı prim iade alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe itirazın kaldırılması davasında, alacağa yeter miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesi, kabul görmemesi halinde ise davalının malvarlığı üzerine tedbir konulması istemlerine ilişkindir. Mahkemece her iki istemin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.HMK'nun 389 maddesi uyarınca " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."Somut olayda; mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere eldeki dava prim iade alacağına ilişkin olup, davalının malvarlığı uyuşmazlığın konusunu teşkil etmediğinden HMK'nun 389 maddesi uyarınca koşulları oluşmayan tedbir isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. İhtiyati haciz istemi bakımından ise, davacının alacağı temellük ettiği sigortalıların sigorta sözleşmelerini fesihte haklı olup olmadıkları, haklı iseler feshin hangi tarihten itibaren sonuç doğuracağı ve iade gereken prim tutarının varlığı ve miktarının ne olduğu hususlarının yargılamayı gerektirdiği, mevcut delil durumuna göre bu aşamada davacının varlığını iddia ettiği alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olduğu hususunda yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı, değişen delil durumuna göre mahkemeden her zaman geçici hukuki koruma talebinde bulunulabileceği de nazara alındığında, ihtiyati haciz isteminin reddedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.