6. Ceza Dairesi 2022/11723 E. , 2024/6725 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2388 E., 2021/1398 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırı…
**6. Ceza Dairesi 2022/11723 E. , 2024/6725 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2388 E., 2021/1398 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafii ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimler kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Mağdur ...’ın 22.11.2018 tarihli birinci celsede “...zararımız giderilmedi ancak şirket sahipleri ile yaptığımız mülakatta takdiri bana bıraktılar, ben de sanıklardan şikayetçi değilim...” şeklinde beyanda bulunduğu, sanık ...’ın ise 03.03.2020 tarihli yedinci ve son celsede “...Ben zararı gidermek istedim ancak bekçi şirketin zarar talebi olmadığını söyledi. Yazılı evrak istedim, ancak gerek yok diyerek vermedi...” şeklindeki beyanı ile tazmin iradesi gösterdiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafından sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 168. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmama gerekçesi olarak “ ...sanık ve SSÇ'nin iddianame ve duruşmalar esnasında oluşan zarar miktarının ne kadar olduklarını bildikleri halde celse arasında dahi zarar giderimi için hiçbir şekilde girişimde bulunmadıkları, yine TCK'nın 168. maddesindeki asıl amacın işlenen suç sebebi ile pişmanlık duyularak ve içten nitelikte zararın giderilmesi gerekliliği olup, sırf bu indirimden yararlanma düşüncesi ile zararı gidermek istedikleri beyanı ile ancak müşteki tarafın zarar talebinde bulunmaması veya müştekiye ulaşılamaması halinin madde kapsamındaki etkin pişmanlık olarak da kabulünün mümkün olmayacağı, yargılama konusu olayda zararın büyüklüğü de dikkate alındığında ve sigorta şirketine de herhangibir ödeme yapılmamış olması bir bütün halinde değerlendirildiğinde sanık ve SSÇ hakkında TCK'nın 168 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına...” açıklamasına yer verildiği görülmektedir. Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen iddianameler incelendiğinde, nitelikli yağma suçunun konusunun 2018/659 numaralı iddianamede “şantiye alanındaki 2 yumak kablo”; 2018/643 numaralı iddianamede ise “yaklaşık 300 kg ağırlığında 2 yumak halinde toplam değeri 1.000 TL civarında olan bakır kablo” olduğu belirtilmekle kamu davası açılmıştır. Yine mağdurun kovuşturma aşamasında birleşen dosyadaki beyanında kendisinin şantiye şefi olduğunu olay günü gece 23.00 sıralarında gece bekçisi olan ...'nın kendisini telefon ile arayıp kablo çalma eylemini haber vermesi üzerine olay yerine yanında bulunan ... ile gittiklerini ve olay yerinde sanıkların ikisinin olduğunu, sanıkların kafalarının güzel olduğunu ve her biri ortalama 60-70 kg olan ve tanesi 1.800,00 TL olan iki adet ruloyu yuvarlayarak götürdüklerini, kabloları bırakmaları için uyardığını ancak suça sürüklenen çocuk ...'in elini beline götürdüğünü ancak bıçak göstermediği, ...'ın da bıçak göstermeyip "yaklaşmayın" diye bağırdıklarını, şahıslar kendilerinde olmadıklarından şahısları bıraktıklarını, onların da kabloları alıp götürdüklerini, telefonla olayı polise bildirdiğini ve ordan ayrılıp evine gittiğini, sabah öğrendiğine göre 26.000,00 TL'lik kablo çalınmış ancak sonraki eylemi yapan kişilerin sanıklar ve suça sürüklenen çocuk olup olmadıklarını bilmediğini beyan ettiği görülmektedir. İlk derece mahkemesinin vakıa kabulü incelendiğinde, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına gerekçe gösterilen hususlardan biri olan “yargılama konusu olayda zararın büyüklüğü de dikkate alındığında ve sigorta şirketine de herhangibir ödeme yapılmamış olması” ibaresinde yer alan zararın büyüklüğünün ne olduğu, mahkemenin sanık ve suça sürüklenen çocuğu, davaya konu olmayan ve mağdurun beyanında geçen 26.000,00 TL’lik zarardan mı yoksa kamu davasına konu iki yumak halindeki kablodan mı sorumlu tuttuğunun anlaşılamaması karşısında, anılan hususun açıklığa kavuşturularak, son celse etkin pişmanlık iradesini ortaya koyan sanığa suçtan doğan zararı tazmin için tevdii mahali tayin edilerek sonucuna göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının olup olmadığının tartışılması gerekliliği, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanunu'nun 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine, 28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.