DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/187 E. , 2024/2291 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/187 Karar No : 2024/2291 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/07/2023 tarih ve E:2018/2953, K:2023/3607 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Öğretmen ola…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/187 E. , 2024/2291 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/187 Karar No : 2024/2291 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/07/2023 tarih ve E:2018/2953, K:2023/3607 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Öğretmen olarak görev yapmakta iken çalıştığı kurum kapatıldığından bahisle çalışma izni iptal edilen davacının komisyon başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlem ile Milli Eğitim Bakanlığının … tarih ve … sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin 3. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/07/2023 tarih ve E:2018/2953, K:2023/3607 sayılı kararıyla; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 1., 4., 8., 9. ve 10. maddeleri, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. ve 2. maddeleri, 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 1., 2., 3., 27., 39., 44. ve 45. maddeleri ile Milli Eğitim Bakanlığının … tarih ve … sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün … tarih ve E…. sayılı "667 sayılı KHK ile İlgili Uygulamalar" konulu yazısı, … tarih ve E…. sayılı "FETÖ/PDY Bağlantılı Kurumlarda Çalışmış Olan Personel" konulu yazısı ve … tarih ve E…. sayılı "667 sayılı KHK kapsamında çalışma izni iptal edilen personel" konulu yazısında yer alan kurallar aktarılarak, Dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan "... görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilmesi..." ibaresi yönünden; Dava konusu Genelge kapsamındaki personelin çalıştığı kurumların 667 sayılı KHK'nın ekli (II) sayılı listesinde yer verilmek suretiyle veya anılan KHK'nın 2. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Bakan Olur'u ile kapatıldığı görülmekte olup; çalışma izni iptal edilen personelin kurumlarının kapatılması nedeniyle halihazırda kendilerine çalışma onayı düzenlenen kurumlarda fiilen ve hukuken çalışma imkanı bulunmadığından anılan personelin çalışma izinlerinin iptalinin, sadece fiilî durumun tespitini sağladığı, Bir başka deyişle, davalı idarece kapatılan kurumlarda görev yapan personelin çalışma izinlerinin iptal edileceği yolunda herhangi bir düzenleme yapılmasaydı dahi, yukarıda açıklanan personel çalıştırma rejiminin niteliği gereği, ilgili kişilerin çalışabileceği bir kurum bulunmadığından fiilen çalışamayacaklarının tartışmasız olduğu, Bu itibarla, dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan Genelge kapsamındaki kurumlarda görev yapan personelin çalışma izinlerinin iptal edilmesine ilişkin hükmün, sadece kapatılan kurumlar için düzenlenen çalışma izinlerinin iptali sonucunu doğuracağından, dava konusu düzenlemenin bu kısmında aykırılık bulunmadığı, Dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresi yönünden; Anayasa'nın, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin olarak olağan ve olağanüstü dönemler için iki ayrı hukuki rejim öngördüğü, olağan dönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejiminin Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlendiği, olağanüstü dönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ya da kullanılmasının durdurulması rejiminin ise Anayasa'nın 15. maddesinde yer aldığı, Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik hâllerinde veya olağanüstü durumlarda temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulması ve bunlar için Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınmasının mümkün olduğu, Ancak; bir tedbirin OHAL tedbiri olarak nitelendirilebilmesi ve incelemenin Anayasa'nın OHAL dönemi için öngördüğü denetim rejimi kapsamında yapılabilmesi için olağanüstü durumun var olması ve ilan edilmesi, tedbirin olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olması ve olağanüstü hâl süresiyle sınırlı uygulanması şeklindeki koşulların da bulunması gerektiği (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 188-191; AYM, E.2018/89, K.2019/84, 14/11/2019, § 11; Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 71-75), Uyuşmazlığa konu düzenleyici işlemin ilgili hükmü uyarınca, kapsamda bulunan personel hakkında bir daha çalışma izni düzenlenmemesi sonucu doğduğu görülmekte olup; Genelge'nin hukuki sonuçlarının OHAL'in süresini aştığı, dolayısıyla denetimin olağan dönemde hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olan Anayasa'nın 13. maddesi bağlamında yapılması gerektiğine karar verildiği, Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğinin temel bir ilke olarak benimsendiği, Bu açıklamalar ışığında; 5580 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen hükümleri dikkate alındığında; koşulların oluşması halinde, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumlarda görev yapan personelin çalışma izninin iptalinin mümkün olduğu, ancak "bir daha özel öğretim kurumlarında çalışma izni verilmemesi" sonucunu doğuracak veya buna imkan verecek bir kuralın bulunmadığı görüldüğünden; dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan kapsamda bulunan kurumlarda görev yapan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personele bir daha çalışma izni verilmemesi yolundaki kuralın kanuni dayanağının bulunmadığının anlaşıldığı, Ayrıca, 667 sayılı KHK'da da "5580 sayılı Kanun'a tabi kapatılan kurumlarda görev yapan personele bir daha çalışma izni verilmeyeceği" yolunda herhangi hükmün bulunmadığı, Dava konusu bireysel işlem yönünden; Davacının komisyona yaptığı başvuru üzerine tesis edilen işlemin, Milli Eğitim Bakanlığının … tarih ve … sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin 3. maddesinde yer alan "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." hükmünün davacı üzerindeki hukuki sonuçlarının devamı mahiyetinde olduğu, bir başka deyişle; davacı hakkında MEBBİS'te yer alan şerhin kaldırılmaması sonucunu doğurduğunun anlaşıldığı, Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı Genelge hükmünün hukuka aykırı olduğu görüldüğünden, bireysel işlemin de iptali gerektiği gerekçeleriyle, Dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresi ile davacının komisyon başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline, dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan "... görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilmesi..." ibaresi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu Genelge'nin amacının kamu yararının sağlanması olduğu, bu Genelge'den sonra yaşanılan tereddütlerin giderilmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından illere gönderilen 20/09/2016 tarihli yazı ile gerekli bilgilendirmenin yapıldığı, tüm valiliklere hitaben yazılan 11/10/2016 tarihli yazı ile de, haklarında dava konusu Genelge uyarınca işlem yapılan personelin mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanarak valilikler tarafından komisyon oluşturulması ve bu komisyonlara yapılan başvurular üzerine FETÖ ile irtibatı ve iltisakı olmadığı belirlenen personelin Bakanlığa bildirilmesinin öngörüldüğü, 5580 sayılı Kanun'un 4., 8. ve 9. maddeleri, 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi, dava konusu Genelge ve Bakanlığın 20/09/2016 tarihli yazısı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının temyize konu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 13. maddesinin 2. fıkrasında, "Her dairede bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Heyetler bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanır, salt çoğunluk ile karar verir. Üye sayısının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilir. Bu durumda, oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık eder. Müzakereler gizli yapılır." hükmüne yerverilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Tutanaklar" başlıklı 23. maddesinde, her dava dosyası için görüşmelere katılan Başkan ve üyelerin, Danıştayda düşünce veren savcının, tetkik hakiminin ve tarafların ad ve soyadlarını, incelenen dosya numarasını, kısaca dava konusunu ve verilen kararın neticesini, çoğunlukta ve azınlıkta bulunanları gösteren bir tutanak düzenleneceği; bu tutanakların görüşmelere katılanlar tarafından aynı toplantıda imzalanıp dosyalarında saklanılacağı hükmüne yer verilmiş; aynı Kanun'un 24. maddesinde ise, kararda bulunacak hususlar sıralanmış ve (h) bendinde, kararda, kararı veren mahkeme başkan ve üyelerinin veya hakiminin ad ve soyadları ve imzaları ve varsa karşı oylarının bulunması gerektiği vurgulanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Aktarılan hükümlerin birlikte incelenmesinden, Danıştay dava dairelerinin, bir başkan ve dört üyenin katılımı ile oluşturulan heyetçe, heyete katılanların salt çoğunluğu ile karar vermesi; kararda imzası bulunması gereken başkan ve üyelerin, kararın verildiği toplantıya katılan ve bu toplantıda düzenlenen tutanakta imzası bulunan başkan ve üyeler olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/07/2023 tarih ve E:2018/2953, K:2023/3607 sayılı kararında Daire başkanı ve dört üyenin imzası bulunmasına karşın, görüşme tutanağında Daire başkanı ve beş üyenin imzasının bulunduğu, dolayısıyla görüşme tutanağı ile kararın heyete katılan üyeler yönünden birbiriyle uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda yer verilen, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 23. ve 24/h. maddelerine göre, toplantı tutanağı ile karar metninin karara katılan başkan ve üyelerce imzalanması gerekmekte olup, tutanak ve kararın heyete katılan üyeler yönünden birbiriyle uyumlu olmaması nedeniyle kararın oluşmadığı anlaşıldığından, temyize konu Daire kararında bu nedenle mevzuata uyarlık görülmemiştir. Öte yandan, UYAP ortamında kayıtlı elektronik imzalı görüşme tutanağı bulunmadığından, ıslak imzalı görüşme tutanağı ile elektronik imzalı görüşme tutanağı arasında bir karşılaştırma yapma imkanı da olmamıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne; 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen reddine, kısmen iptale ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 06/07/2023 tarih ve E:2018/2953, K:2023/3607 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 09/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.