11. Hukuk Dairesi 2009/6399 E. , 2010/12460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Pınarbaşı (Kayseri) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.03.2008 tarih ve 2007/34-2008/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutan
**11. Hukuk Dairesi 2009/6399 E. , 2010/12460 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Pınarbaşı (Kayseri) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.03.2008 tarih ve 2007/34-2008/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalının ortağı olduğunu, 25.02.2007 tarihinde genel kurul toplantısı yaptığını, bir çok ortağa çağrı yapılmadığını, ayrıca gönderilen çağrı yazısında tek yönetim kurulu üyesinin imzasının olduğunu, toplantıdan haricen haberdar olan bir çok ortağın genel kurul salonuna alınmadığını, oy kullanamadığını, bazılarının müvekkillerine vekalet verdiğini, ihraç edildikleri söylenerek oy kullandırılmadığını, kararların baştan beri usulsüzlüklerle alındığını ileri sürerek, 25.02.2007 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların genel kurula iştirak ettiklerini, muhalefet şerhi yazdırmadıklarını, dava açma haklarının olmadığını, çağrı usulüne uyulduğunu, kaldı ki çağrıda usulsüzlüğün tek başına iptal nedeni sayılmayacağını, diğer iddiaların yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların genel kurula katıldıkları, daha sonra terk ettikleri, oy kullanmalarının engellendiğinin iddia edilmediği, kararlara muhalefetlerinin bulunmadığı, bazı ortakların ihraç edilmemelerine rağmen genel kurula katılmamalarının veya onlara çağrı yapılmamasının davacılara iptal davası açma hakkı vermeyeceği, usulsüz çağrı yapılan ortakların muhalefetsiz olarak kararlara karşı iptal davası açma hakkının olduğu, usulsüz çağrının tek başına iptal nedeni sayılmayacağı, gündemin gereği gibi ilan edilmediğinin, toplantıya katılmaya yetkili olmayanların katıldığı gibi iddiaların da olmadığı, iptali davası koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, genel kurulda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Kooperatif genel kurulunda alınan kararların iptalinin dava edilmesi koşulları, 1163 sayılı Kanunun 53. maddesinde açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin usullere uyulmaması, tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmaz. Ayrıca, alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğunun kanıtlanması gerekmektedir. Çağrıdaki usulsüzlüğün müeyyidesi, genel kurula katılmayan ortağa kararlara muhalefet şerhi yazdırmadan süresinde dava açma hakkı vermesidir. Ancak, çağrıdaki usulsüzlüğü rağmen genel kurula katılan ortağın iptal davası açması için, yine alınan karara karşı oy kullanması ve muhalefetini tutanağa yazdırması gerekmektedir. Aksi, halde ortağın dava açma hakkı olmayacaktır. Somut olayda genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin usulsüzlüğü rağmen davacıların bu toplantıya katıldıkları, alınan kararlara karşı muhalefetlerini yazdırmadıkları, esasen muhalefetlerinin yazdırılmasının engellendiğinin iddia edilip, ispat edilemediği anlaşılmaktadır. O halde, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, davacılardan ..., asil olarak verdiği 06.03.2008 havale tarihli dilekçesiyle kanıtların tamamen toplanmasından sonra davadan feragat ettiğini açıklamıştır. Davadan feragat, davaya son veren taraf işlemi olup, şayet feragat mevcut ise, öncelikle feragat beyanına göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu durum karşısında, davacı ...’in davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş ise de bu davacı bakımından sonucu itibariyle doğru olan kararın açıklanan gerekçeyle onanması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,55 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.