T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/715 - 2026/168 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/715 KARAR NO : 2026/168 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/04/2021 NUMARASI : 2019/110 E. - 2021/168 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/715 - 2026/168 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/715 KARAR NO : 2026/168 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/04/2021 NUMARASI : 2019/110 E. - 2021/168 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/04/2021 tarih ve 2019/110 Esas - 2021/168 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı Şirketin 2018/59651 sayılı ve "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa itirazına mesnet markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun asli unsurunun müvekkilinin markalarında olduğu gibi "..." ibaresinden oluştuğunu, müvekkilinin "..." ibaresini eğitim alanında maruf hale getirdiğini, müvekkilinin üstün hak ve gerçek hak sahibi olduğunu, markaların esaslı unsurlarının aynı olmasının markalar arasında seri marka imajı yarattığını, taraf markalarının faaliyet alanlarının 41. sınıf olduğunu, "..." ibaresinin eğitim ve öğretim hizmetleri alanında zayıf marka olmadığının Yargıtay içtihadı ile hüküm altına alındığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili ile dava dışı ... Eğitim A.Ş (yeni unvanı ... Eğitim A.Ş) arasında 1992 yılından bu yana "..." ibaresinin gerçek hak sahipliği, marka ihlali, tescilli markasının hükümsüzlüğü ve benzeri davalar olduğunu, mevcut davalarda dava dışı ... Eğitim’in kötü niyet ve haksız rekabet içinde hareket ettiğinin hüküm altına alındığını, tarafların İTO/ticaret sicil gazetesi kayıtları incelendiğinde yetkililerinin ortak, adreslerinin benzer olduğunu, davalı Şirketin yetkililerinin ..., ... olduğunu, dava dışı ... Eğitim A.Ş'nin yetkilileri arasında da ..., ...'nin bulunduğunu, davalı Şirket ile organik bağ içinde olan ... ... A.Ş'nin müvekkilinin markalarını uzun süredir taklit ettiğini, bu hususta taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarda mahkemelerin müvekkili lehine karar verdiğini ileri sürerek, YİDK'ın 2019-M-6634 sayılı sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dava konusu başvurunun müvekkilinin "..." ibareli markalarının serisi mahiyetinde olduğunu, müvekkilinin müktesep hakkının bulunduğunu, öte yandan tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik de olmadığını, markalarda orta olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 2009/45082, 2008/29305, 2006/26797, 2011/79718, 2011/79720, 2011/87809, 2008/ 29310, 2009/45084, 2006/26818, 2011/85960, 2010/52208, 2007/42533, 2006/27298, 2014/ 90973,2018/30481, 2007/72538 saylı markalarının hiçbirinde çekişme konusunun temelini oluşturan “...” ibaresini yer almadığı, bu nedenle bu markaların iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, davacının diğer itiraza mesnet markaları ile dava konusu başvuru arasında da iltibas koşullarının oluşmadığı, zira markalar arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmesine rağmen taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerin tüketicisinin bilinç düzeyi de dikkate alındığında dava konusu başvuru da yer alan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağladığı, SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığından, davalının kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmediği, ayrıca davalı lehine müktesep hak koşullarının da oluşmadığı, davalının müktesep hak iddiasına dayanak yaptığı markalar arasında “... ...” ibarelerinden oluşan hiçbir markasının bulunmadığı, bu ibarelerin ayrı ayrı yer aldığı çeşitli önceki tarihli markalarının bulunduğu görülmekte ise de söz gelimi “...” ibaresine dair en eski tescilinin 2004/09133 sayılı “ ...” ibareli markası olduğu, her ne kadar anılan markanın tescili üzerinden yeterince süre geçmiş ve markada ön plana çıkan unsur “...” ibaresi ise de bu markanın dava konusu başvuru ile farklı ek sözcük unsurları ve buna bağlı bütünsel algıda oluşan bazı farklılıklar taşıdığı, dolayısıyla bu markanın davalı lehine müktesep bir hak sağlamasının, dava konusu markadaki ek unsurlar nedeniyle mümkün olmadığı, zira uyuşmazlığın temelinin “...” sözcüğünden ziyade “...” kelimesinden kaynaklı olduğu ve bu ibarenin de davalının önceki markasında yer almadığı, dolayısıyla dava konusu marka bakımından davalının müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı Şirket ile kötü niyeti mahkeme kararıyla sabit bulunan dava dışı ... A.Ş. arasında organik bağ bulunduğunun mahkemece de kabul edildiğini, buna rağmen dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunmadığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalı Şirketin başka bir başvurunun kötü niyet sebebiyle hükümsüz kılındığını, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olmadığını, bu konuda Yargıtay kararlarının bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin 16, 41 ve 43 sınıf mal ve hizmetlerde tescili için 2018/5961 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğu, davacı Şirketin 2012/36867, 2008/04472, 2009/45082, 2008/29305, 2006/26797, 2011/85960, 2011/79718, 2011/79720, 2011/87809, 2008/29310, 2009/45084, 2006/26818, 2008/29317, 2006/27297, 2011/86005, 2006/26836, 2011/42118, 2012/53981, 2009/45080, 2006/26798, 2011/85992, 2011/42113, 2008/29319, 2010/52208, 2011/42106, 2007/42533, 2006/27298, 2014/78623, 2014/78620, 2014/90973, 2014/78637, 2014/78627, 2017/81211, 2018/08873, 2018/30481, 2006/26817, 2006/26819, 2009/29079, 2009/29109, 2007/44938, 2009/29068, 2009/29078, 2009/28723, 2009/29112, 2009/29072, 2010/52212, 2007/42534, 2007/42540, 2007/42538, 2011/113595 sayılı markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, başvuru sahibi davalı tarafça davacının itirazına mesnet bir kısım markalarına karşı kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından taraf markalarının benzer bulunmadığı gerekçesiyle davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'ın 2019-M-6634 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 02.08.2019 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 30.09.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığı, SMK'nın 6/3 maddesindeki koşulların oluşmadığı ve başvurunun kötü niyetli bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları da gözetildiğinde; istinaf incelemesine konu uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına menset markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalradan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibareli olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinden kaynaklanmaktadır. Davacının itirazına mesnet markalarından, 2009/45082, 2008/29305, 2006/26797, 2011/79718, 2011/79720, 2011/87809, 2008/29310, 2009/45084, 2006/26818, 2011/85960, 2010/52208, 2007/42533, 2006/27298, 2014/90973, 2018/30481, 2006/26817, 2006/26819, 2009/29079, 2009/29109, 2007/44938, 2009/29068, 2009/29078, 2009/28723, 2009/29112, 2009/29072, 2010/52212, 2007/42534, 2007/42540, 2011/113595,2007/42538, 2018/30481 sayılı markalar "..." ibareli değildir. Dolayısıyla davacının anılan markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibas koşulları gerçekleşmediğinden, davacının bu markalarına dayalı itirazları yerinde görülmemiştir. Davacının itirazına mesnet 2006/26798, 2006/27297, 2011/42106, 2011/42113, 2006/26836, 2008/29317, 2008/04472, 2009/45080, 2008/29319, 2011/42118, 2012/36867, 2011/86005, 2012/53981, 2011/85992, sayılı markaları ise "..." ibareli olup, dava konusu başvuru sahibi davalı, davacının başvuruya itirazı üzerine sunduğu karşı görüşünde, SMK'nın 19/2 maddesi uyarınca davacının bahsi geçen itirazına mesnet markalarının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden kullanımının ispatı talebinde bulunmuştur. Davacının 2006/26798, 2006/27297, 2011/42106, 2011/42113, 2006/26836, 2008/29317, 2008/04472, 2009/45080, 2008/29319, 2011/42118, 2012/36867, 2011/86005, 2012/53981, 2011/85992 sayılı markaları ise kullanım ispatına tabi olmakla birlikte, davacının bu markaları ile aynı ibareli olan ve kullanımının ispatı istenmeyen ve esasen dava konusu başvuru tarihi itibariyle kullanım ispatına da tabi olmayan 2014/78623, 2014/78620, 2014/78637, 2014/78627, 2017/81211 markalarının bulunması nedeniyle davalının kullanım ispatı talebi yönünden bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiş, davadaki YİDK kararının iptali istemi bakımından 2014/78623, 2014/78620, 2014/78637, 2014/78627, 2017/81211, sayılı davacı markaları, davanın YİDK kararının iptali isteminin yanı sıra, aynı zamanda markanın hükümsüzlüğü istemini de içerdiği, hükümsüzlük istemi bakımından davalının kullanmama def'i ileri sürmediği anlaşıldığından, hükümsüzlük istemi yönünden davacının 2006/26798, 2006/27297, 2011/42106, 2011/42113, 2006/26836, 2008/29317, 2008/04472, 2009/45080, 2008/29319, 2011/42118, 2012/36867, 2011/86005, 2012/53981, 2011/85992, 2014/78623, 2014/78620, 2014/78637, 2014/78627, 2017/81211, sayılı markalarının dikkate alınarak iltibas değerlendirilmesinin yapılması gerekmiştir. Davacının itirazına mesnet 2018/00873 sayılı marka başvurusunun da, davalı Kurumun resmi inetrnet sitesi üzerinden yapılan araştırmada geçersiz olduğu tespit edildiğinden, davacının bu markası da iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamıştır. Yukarıda açıklananlar çerçevesinde somut uyuşmazlık değerlendriliğinde; dava konusu başvuru kapsamında 16. sınıf "Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar." malları ile 41.sınıf "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, ... ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi ... ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri". ve 43. sınıf "Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri." yer almaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporundaki emtia karşılaştırma tablosundan ve dosya içerisinde bulunan marka tescil belgelerinden, uyuşmazlık konusu olan 16. sınıf mallar ile 41. sınıf hizmetlerin davacının 2006/26798, 2006/27297, 2011/42106, 2011/42113, 2006/26836, 2008/29317, 2008/04472, 2009/45080, 2008/29319, 2011/42118, 2012/36867, 2011/86005, 2012/53981, 2011/85992, 2014/78623, 2014/78620, 2014/78637, 2014/78627, 2017/81211 sayılı markalarının kapsamında yer aldığı, başvuru kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetlerin ise davacının hükümsüzlük istemi yönünden dikkate alınabilecek 2008/04472 ve 2006/27297 sayılı markalarının kapsamında bulunduğu, davacının YİDK kararının iptali istemi bakımından dikkate alınması gereken 2014/78623, 2014/78620, 2014/78637, 2014/78627, 2017/81211 sayılı markaları kapsamında uyuşmazlık konusu 43. sınıf hizmetler bulunmamakla birlike , bu hizmetlerin, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2018/4060-2020/1278 E/K sayılı ilamının da kabul edildiği üzere, davacının anılan markaları kapsamında yer alan 41. sınıf "Eğitim öğretim hizmetleri" ile benzer olduğu kanaatine varıldığından, davacının gerek YİDK kararının iptali, gerekse de hükümsüzlük istemi bakımından dikkate alınması gereken markaları ile dava konusu başvuru arasında, başvurunun tescil edilmek istendiği tüm mal ve hizmetler yönünden, emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kabul edilmiştir. Marka işaretlerinin karşılatırılmasına gelince, davacının 2006/26798, 2006/27297, 2011/42106, 2011/42113, 2006/26836, 2008/29317, 2008/04472, 2009/45080, 2008/29319, 2011/42118, 2012/36867, 2011/86005, 2012/53981, 2011/85992, 2014/78623, 2014/78620, 2014/78637, 2014/78627, 2017/81211 sayılı markalarının asli unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. "..." ibaresi, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü anlamına gelmektedir. Bu haliyle söz konusu kelimenin, tescili istenilen 41. sınıf hizmetler yönünden doğrudan tanımlayıcı bir niteliği bulunmamakla birlikte, ayırt edici gücünün zayıf olduğunun da kabulü gerekmektedir. Başvuru konusu marka ise "..." ibareli olup başvuruda, davacı markalarında da yer alan "..." kelimesinin yanı sıra başka unsurlar da bulunmaktadır. 41. sınıf kapsamında yer alan hizmetlerin ortalama tüketicisinin hizmeti alım ve değerlendirme süresi, anlık bir algıdan oluşacak kadar kısa süreli değildir. Dolayısıyla, bu ibarenin sık şekilde tüketicilerin karşısına çıkması bütüncül izlenimde dava konusu markanın davacıya ait markaların devamı niteliğinde algılanmasının önüne de geçebilecek bir etkendir. Tüm bu nedenlerle ve 11. Hukuk Dairesi'nin 25/05/2016 tarih, 2015/10945 E., 2016/5739 K. sayılı ilamında da kabul edildiği üzere 41. sınıf hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu da gözetildiğinde, aralarında bütünsel olarak görsel ve işitsel benzerlik bulunmayan başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 41. sınıf hizmetler iltibas tehlikesinin bulunmadığı, aksinin kabulü halinde 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği düşük "..." ibaresinin davacının tekeline bırakılması gibi bir sonucun doğacağı kanaatine varılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de "... ..." gibi marka başvurularının, davacıya ait markalarla 41. sınıfta iltibasa yol açmayacağını kabul etmiştir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlık konusu 41. sınıf hizmetler yönünden tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak, uyuşmazlık konusu 16 ve 43. sınıf malların ve hizmetlerin tüketicilerinin ortalama bilinç düzeyinde olduğu nazara alındığında, yukarıdaki 41. sınıf hizmetler için yapılan açıklamaların, bu sınıflar için geçerli olmayacağı, diğer bir deyişle "..." ibaresinin 16 ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden zayıf kabul edilemeyeceği, sonuçta davalının marka tescil başvurusunda, anılan mal ve hizmetler yönünden asıl unsurlardan birisi olan "..." ibaresinin yer almasının, taraf markaları arasında iltibas ihtimaline yol açacağı anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. H.D.'nin emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. H.D.'nin 25.06.2019 gün ve 2018/3154 E.- 2019/4816 K., 16.12.2019 gün ve 2019/1607 E.- 2019/8217 K., 2022/3887 E- 2024/298 K). Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin uyuşamzlık konusu 16 ve 43 sınıf mal ve hizmetler yönünden, tarafların markaları arasında iltibas oluşmadığı yönündeki kabulü, isabetli bulunmadığından, Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının bu yönden davacı yararına kaldırılması gerekmiştir. Nitekim mahkemece alınan ikinci bilirkişi raporunda da aynı sonuca varılmıştır. Davacının kötü niyet iddilarının ineclenmesine gelince, davalı başvurusunun davacının markaları ile iltibasa yol açması, tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmayacağı, davalı ... A.Ş. ile dava dışı ... Eğitim A.Ş.(eski unvan:... Eğitim A.Ş) birbirinden bağımsız tüzel kişilikleri olan, halen bu tüzel kişiliklerini muhafaza eden, iki ayrı şirket olduğu,bu şirketler arasında birbirinin devralma veya birinin diğerinin hakim ortağı olması gibi bir durum da bulunmadığı, sadece kötü niyetli olduğu yargı kararları ile tespit edilen ... A.Ş.'nin devralınmasından sonra seçilen ... A.Ş.'nin üç kişilik yönetim kurulu üyesinden ikisinin, daha önceki bir tarihte davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçilen beş kişiden ikisi ile aynı kişi olması maddi olgusundan hareketle, davalı şirketle ... A.Ş. arasında organik bağ bulunduğu sonucuna ulaşılmasının mümkün olmadığı, aynı taraflar arasında görülen benzer bir uyuşmazlık hakkında verilen bulunan Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/3887-2024/298 E/K sayılı ve 2024/3553-2025/1847 E/K ilamlarında da aynı tespitlere yer verildiği, bu itibarla dava konusu başvurunun kötüniyetli bulunmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde de bir isabetsizlik görülmemiş, davacının vekilinin kötü niyete ilişkin isitnaf itirazlarının reddini gerekmiştir. Ayrıca, davalı Şirket yargılama sırasında müktesep hak savunmasında bulunmuşsa da, ilk derece mahkemesince davalı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı kabul edilmiş olup davalı Şirket tarafından bu yönden ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı gibi karar yerinde belirtildiği şekilde davalı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, ilk derece mahkmesince, yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu başvuru ile davacının gerek YİDK kararının iptali gerekse de hükümsüzlük istemleri yönünden dikkate alınması gereken markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 16. ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca bulunduğu, buna karşın başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan nedenle kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/04/2021 gün ve 2019/110 Esas - 2021/168 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, ... YİDK'ın 2019-M-6634 sayılı kararının 16. ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden KISMEN İPTALİNE, 4-Davalı Şirket adına tescilli bulunan 2018/59651 sayılı ve “...” ibareli markanın 16. ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 5-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE 6-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL peşin karar ve ilam harcı ve 44,40-TLbaşvurma harcının davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 413,00-TL tebligat ve posta masrafı, 5.400,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 473,61-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 6.286,61-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, 3.143,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 12-Davacı Üniversite 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 56 maddesi gereğince her türlü harçtan muaf olduğu gerekçesiyle istinaf karar ve ilam harcı hususunda karar verilmesine yer olmadığına, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.