Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4752 E. , 2024/492 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4752 Karar No : 2024/492 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- Kendisine asaleten ..., ... ve ...'a velayeten ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : .. Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA): 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4752 E. , 2024/492 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4752 Karar No : 2024/492 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- Kendisine asaleten ..., ... ve ...'a velayeten ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : .. Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA): 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 16/12/2015 tarihinde ... Yüksek İhtisas Hastanesinde böbrek taşı ameliyatı olan yakınları ...'un ameliyat sonrası tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu vefat ettiğinden bahisle, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile 411.219,00 TL) maddi ve 100.000,00 TL manevi, ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile 32.656,00 TL) maddi ve 60.000,00 TL manevi, ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile 38.402,00 TL) maddi ve 60.000,00 TL manevi, ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile 75.468,00 TL) maddi ve 60.000,00 TL manevi, ... için 80.000,00 TL manevi, ... için 30.000,00 TL manevi, ... için 30.000,00 TL manevi, ... için 30.000,00 TL manevi, ... için 30.000,00 TL manevi, ... (...) için 30.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 400,00 TL (miktar artırımı ile 557.745,00 TL) maddi ile 510.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:... sayılı kararıyla; maddi tazminat istemlerinin kabulü ile ... için 320.637,23 TL, ... için 19.031,21 TL, ... için 27.652,13 TL, ... için 84.550,20 TL olmak üzere toplam 451.870,77 TL maddi tazminatın 400,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren, 451.470,77 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 18/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile ... için 50.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... (...) için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 190.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, manevi tazminat istemlerinin fazlaya ilişkin 320.000,00 TL'lik kısmının ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; tarafların istinaf istemlerinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının ... için 25.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... (...) için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmı yönünden onanmasına, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin kabulü ile ... için 320.637,23 TL, ... için 19.031,21 TL, ... için 27.652,13 TL, ... için 84.550,20 TL olmak üzere toplam 451.870,77 TL maddi tazminatın 400,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren, 451.470,77 TL'lik kısmının miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 18/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine ve ... için 50.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına ve ..., ..., ..., ...'un maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden yeniden incelenen davada, davanın maddi tazminat istemleri yönünden kabulüne, manevi tazminat istemleri yönünden ise kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... için 411.219,00 TL, ... için 32.656,00 TL, ... için 38.402,00 TL, ... için 75.468,00 TL maddi olmak üzere toplam 557.745,00 TL maddi tazminatın 400,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren, 557.345,00 TL'lik kısmının miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL ve ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, hükmedilen tazminat miktarlarına işletilen faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğu, nispi karar harcının davalı idareye yükletilmesi gerektiği; davalı idare tarafından, maddi tazminatın hesaplanmasına yönelik bilirkişi raporunun hatalı olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; Davacıların yakını ...'un ... Yüksek İhtisas Hastanesine sol yan ağrısı şikayeti ile başvuruda bulunduğu ve ... tarihinde böbrek taşı teşhisi ile ameliyat edildiği, ameliyat sonrasında hastanede yatış yaparken aynı gün saat ... sıralarında hayatını kaybettiği, Davacılar tarafından, yakınları ...'un hayatını kaybetmesinin hizmet kusurundan kaynaklandığından bahisle maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle davalı idareye yapmış oldukları başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, Uyuşmazlık konusu olay ile ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurulundan alınan ... tarih ve ... karar numaralı raporda, "Yaklaşık 6 aydır aralıklı sol yan ağrısı ve ara ara olan sağ üst kadranda ağrı şikayeti mevcut olan müteveffanın 15/12/2015 tarihinde ... Yüksek İhtisas Hastanesi ... servisine yatışının yapıldığı, Üroloji Uzman ... tarafından muayenesinin, tetkik ve konsültasyonlarının yapıldığı, uygun endikasyon ve uygun yöntem ile ameliyatının gerçekleştirildiği, yapılan ameliyata bağlı olarak ortaya çıkan kanamanın bir komplikasyon olduğu, bununla birlikte hekimin ifadesinde "hastaya operasyon sonrası olası milimetrik taşların üreteri tıkamaması amacıyla antegrad olarak DJ stent takılmaya çalışıldı fakat, antegrad yöntemle gluide üzerinden DJ stent kaydırılamadığı için nefrostomi takılarak üreter kateteri çekildi. Hasta tekrar dorsal litotomi pozisyonuna getirilerek ureterorenoskopi yapılarak, DJ stent retrograd yöntemle takıldı''ğını belirttiği, hastanın operasyon sonrası takibinin yalnızca hemşireye bırakılmasının uygun olmadığı gibi operasyon sonrası sık aralıkla kan tetkikinin (hemoglobin) ve kontrastlı batın tomoğrafisi tetkikinin yapılmaması nedeniyle Üroloji Uzmanı ...'ın kusurlu olduğu, ameliyat sonrası yapılan kan tetkiki sonucunda aşırı miktarda kan kaybı izlenmesine rağmen kişinin ameliyat öncesi ve sonrası tansiyon-nabız takiplerinde anlamlı bir değişiklik gözlenmemesinin tıbben beklenen bir durum olmadığı ve söz konusu evraklar üzerine değişiklik yapıldığı iddiaları bulunduğu cihetle bu hususun aydınlatılmasının uygun olduğu, bununla birlikte mevcut belgelere göre tansiyon-nabız takiplerinde anlamlı bir değişklik gözlenmese bile; saat 17:00 de yapılan vizitte üroloji uzmanı tarafından kan tetkiki yapılması talimatı verilmesine rağmen eldeki laboratuar tetkikine göre numunenin saat 19:40 da laboratuara kabul edildiği ve saat 21:15 de sonucun onaylandığı, sonuçta kayıtlı olan ve anormal bir değer olan HGB: 6,8 in (normal 14-18 aralığı) saat 21:57 de Sağlık Memuru (Hemşire) ... tarafından doktora bildirildiği dikkate alındığında, ameliyat sonrasında kanama kontrolü amacıyla alınması gereken kan tetkikinin geç olarak yapılması ve sonucunun geç olarak bildirilmesi nedeniyle Sağlık Memuru (Hemşire) ...'ın kusurlu olduğu, Sağlık Memuru (Hemşire) ...'ın ifadesinde belirttiği birden fazla servisteki çok sayıda hastanın takip tedavisinden tek başına sorumlu olduğu hususunun tarafınızdan değerlendirilmesinin uygun olduğu" yönünde görüş belirtildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca "taksirle ölüme neden olma" suçundan açılan kamu davasında, .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile üroloji uzmanı...'ın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, ayrıca, üroloji uzmanı ...'ın, ameliyat sonrasında gerçekleştirilen tedavilerde davacıların yakını ...'a yeterli özeni göstermediği gerekçesiyle, kınama disiplin cezası ile; hemşire ...'ın ise, tetkik sonuçlarını ilgili doktora veya nöbetçi doktora iletmesinde zaman kaybettiği gerekçesiyle, uyarma disiplin cezası ile tecziye edildiği, İdare Mahkemesince, davacıların yakını ...'un vefatında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle maddi tazminat istemlerinin kabulü ile ... için 320.637,23 TL, ... için 19.031,21 TL, ... için 27.652,13 TL, ... için 84.550,20 TL olmak üzere toplam 451.870,77 TL maddi tazminatın 400,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren, 451.470,77 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 18/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile ... için 50.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... (...) için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 190.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, manevi tazminat istemlerinin fazlaya ilişkin 320.000,00 TL'lik kısmının ise reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince, tarafların istinaf istemlerinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının ... için 25.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... (...) için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmı yönünden onanmasına, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin kabulü ile ... için 320.637,23 TL, ... için 19.031,21 TL, ... için 27.652,13 TL, ... için 84.550,20 TL olmak üzere toplam 451.870,77 TL maddi tazminatın 400,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren, 451.470,77 TL'lik kısmının miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 18/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine ve ... için 50.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına ve ..., ..., ..., ...'un maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden yeniden incelenen davada, davanın maddi tazminat istemleri yönünden kabulüne, manevi tazminat istemleri yönünden ise kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... için 411.219,00 TL, ... için 32.656,00 TL, ... için 38.402,00 TL, ... için 75.468,00 TL maddi olmak üzere toplam 557.745,00 TL maddi tazminatın 400,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren, 557.345,00 TL'lik kısmının miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL ve ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verildiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009). 11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır. 5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”; "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde; “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir. Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir. Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir. 01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin davacıya tıbbi müdahale yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 15. maddesinde, “Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usulleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir. ...", 22. maddesi, 1. fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.", “Rızanın Kapsamı” başlıklı 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri de kapsar. Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelik'te ve diğer mevzuatta belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.” düzenlemeleri yer alır. Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerin riskleriyle ilgili olarak aydınlatılması ve rızalarının alınmasını gerektirmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın (...) Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulü, Kısmen Reddi Yolundaki Kısmına Karşı Taraflarca Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Bölümünün ve Davacılardan ..., ..., ..., ...'un Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulü Yolundaki Kısmına Karşı Davalı İdare Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusun Reddine, Davacılar Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Kabulüne, Anılan Davacıların Maddi Tazminat İstemleri Yönünden Yeniden Yapılan Yargılamada Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulüne İlişkin Bölümünün İncelenmesi; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın (...) manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin bölümü ile davacılardan ..., ..., ..., ...'un maddi tazminat istemlerinin kabulü yolundaki kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusun reddine, davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, anılan davacıların maddi tazminat istemleri yönünden yeniden yapılan yargılamada maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin bölümü usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu bölümlerinin bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacılardan ..., ..., ..., ...'un Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulü, Kısmen Reddi Yolundaki Kısmına Karşı Davacılar Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusun Reddine, Davalı İdare Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Kabulüne, Anılan Davacıların Manevi Tazminat İstemleri Yönünden Yeniden Yapılan Yargılamada Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Bölümünün İncelenmesi; Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir. İdare Mahkemesince, ..., ..., ..., ...'un manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve ... için 50.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından anılan davacılara ödenmesine; Bölge İdare Mahkemesince, İdare Mahkemesi kararının bu kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne ve İdare Mahkemesi kararının bu kısmı kaldırılarak yeniden yapılan yargılamada ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından anılan davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince davacılardan ..., ..., ... ve ... için takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ..., ..., ..., ...'un manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusun reddine, davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, anılan davacıların manevi tazminat istemleri yönünden yeniden yapılan yargılamada manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin bölümünde, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kalması nedeniyle, hukuki isabet görülmemiştir. C) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Miktar Artırım Dilekçesi ile Artırılan Maddi Tazminat Miktarlarına Miktar Artırım Dilekçesinin Davalı İdareye Tebliğ Tarihi Olan 17/02/2020 Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Bölümünün İncelenmesi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, hükmedilen maddi tazminatın tümü yönünden idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, miktar artırım dilekçesi ile artırılan maddi tazminat miktarlarına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 17/02/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin bölümünde hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan; bozma üzerine Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak olan yargılamada hükmedilecek olan tazminat miktarlarına göre hesaplanacak nispi karar harcı yönünden ise, davacılar tarafından peşin ödenen miktarın davalı idareden alınarak davacılara verilmesi, kalan kısmının ise davalı idareye tamamlatılması gerektiği şeklinde hüküm kurulması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; a) İdare Mahkemesi kararının, davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın (...) manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin bölümünün ve davacılardan ..., ..., ..., ...'un maddi tazminat istemlerinin kabulü yolundaki kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusun reddine, davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, anılan davacıların maddi tazminat istemleri yönünden yeniden yapılan yargılamada maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin bölümünün ONANMASINA, b) İdare Mahkemesi kararının davacılardan ..., ..., ..., ...'un manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusun reddine, davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, anılan davacıların manevi tazminat istemleri yönünden yeniden yapılan yargılamada manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin bölümünün BOZULMASINA, c) Miktar artırım dilekçesi ile artırılan maddi tazminat miktarlarına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 17/02/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin bölümünün BOZULMASINA, 3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.