11. Hukuk Dairesi 2008/14085 E. , 2010/7336 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.06.2008 tarih ve 2007/220-2008/422 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davalı avukatı ... gelip, tebligata rağmen davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duru
**11. Hukuk Dairesi 2008/14085 E. , 2010/7336 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.06.2008 tarih ve 2007/220-2008/422 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davalı avukatı ... gelip, tebligata rağmen davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...' nun 21.07.2003 tarihine kadar dava dışı İzmir Mühendislik Yapı Denetim Ltd. Şti.' nin ortakları olduğunu, 2001-2002-2003 yılarına ait defter ve belgelerinin vergi denetmenleri tarafından incelenmesi sonrası adı geçen şirkete ait bir kısım vergi ve cezaların tahakkuk ettirildiğini, 2002 yılı kurumlar vergisi fon payı, özel usulsüzlük cezası, vergi ziyan cezası ve gecikme faizi olmak üzere 15.000 YTL' nin 16.10.2006 tarihinde müvekkilince ödendiğini, bunun 11.100 YTL' nden şirkette % 74 oranında pay sahibi olan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 11.000 YTL' nin 16.10.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, limited şirket ortaklarının sorumluluğunun ikinci dereceden bir sorumluluk olup, şirketin ödeme imkansızlığının hukuken sabit olması halinde ortağın sorumluluğunun doğacağını, 21.07.2003 tarihinde şirket paylarını şirketin diğer ortağı olan davacıya devreden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, şirketin kamu borcunun davacı tarafından ödendiği iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ödeme belgesinde davacı adının yazılmasının borcun davacı tarafından ödendiği anlamına gelmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve dosmya kapsamına göre, İzmir Mühendislik Yapı Denetimi Ltd. Şti..'nin % 74 oranında hisse ile ortağı olan davalının 21.07.2003 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, ortaklık süresince davalının adı geçen şirketin müdürü olarak görev yaptığı, müdür olarak görev yaptığı dönem içerisinde davalı tarafından ödenmeyen bir kısım vergilerin davacı tarafından ödendiği, limited şirket hissesini devretse de ayrıldığı tahihe kadar olan vergi borcu ile cezalarından davalının sorumlu olduğu sonucuna varılarak, 11.100 YTL' nin 28.02.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1--Davacı ... vekili, müvekkili ile davalının ortağı olduğu dönemde limited şirketin vergi borcunun bir kısmının müvekkilince ödendiğini iddia ederek, davalının payına isabet eden kısmın tahsilini istemiştir. Bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk Hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Başka bir ifade ile limited şirket, iki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ticaret ünvanı altında kurulup, iktisadi konularda faaliyet gösteren, ortaklık borçlarından sadece ortaklığın malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğu, esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payı ile sınırlıdır. İlke olarak kanun, ortaklarla limited şirket alacaklıları arasında bir ilişki kurmamış, alacaklılara gereğinde ortaklara başvurma imkanını tanımamıştır. Bu ilkenin üç istisnası vardır. Birincisi, TTK.nun 532/f.3 maddesindeki açığı kapama yükümü, ikincisi selef sıfatıyla sorumluluk (TTK.529, 530 ve 531 maddeleri) ve üçüncüsü ise kamu borçlarından ortakların sorumluluğudur. Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35.maddesi, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu Kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır. Ortağın anılan bu borcu, onun limited şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Sorumluluk, sermaye payı oranıyla sınırlıdır. Fakat, bahse konu borcun doğabilmesinin ön koşulu, amme borcunun limited şirketten tahsil imkanının bulunmamasıdır. Başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen, bunun tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğu söz konusu olur. Kamu borcundan dolayı ortakların sorumluluğu, belli koşulların varlığında sermaye miktarı ile değil, sermaye payları oranında olup, davacı ortağın ödediğini iddia ettiği bu kalemlere ilişkin borcun tamamının amme alacağı olup olmadığı, borcun kaynakları, ödemeler anındaki limited şirketin mali durumu, aktif ve pasifleri, uyuşmazlık konusu borçların ödendikleri tarihlerde borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borçları hangi koşullarda ödediği, limited şirketteki payını devreden davalı ortağın ortak olduğu döneme ilişkin vergi borcundan dolayı vergi dairesine karşı sorumlu tutulmasına dair Danıştay kararlarının, hisse devir sözleşmesi ile payını devreden ortağa karşı açılacak rücu davasında da aynen uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerekirken, bu konularda bir araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.