T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/942 KARAR NO : 2025/1790 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.02.2023 NUMARASI : 2022/447 E. - 2023/117 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 12.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.12.2025 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2023 tarih 2022/447 E. - 2023/117 K. sayılı kararın Dair…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/942 KARAR NO : 2025/1790 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.02.2023 NUMARASI : 2022/447 E. - 2023/117 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 12.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.12.2025 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2023 tarih 2022/447 E. - 2023/117 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde; 24/01/2022 tarihinde davalı ...’a ait ve davalı ...’ün sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacıya ait ... plakalı araca çarpmasıyla trafik kazası meydana geldiğini, kazada davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun sigorta şirketi tarafından da kabul edildiğini, hasarlı aracın onarımının özel serviste yapıldığı ve ekspertiz raporuna göre 50.937,14 TL (KDV dahil) gerçek hasar bulunduğunu, buna rağmen davalı ... tarafından hasar dosyası kapsamında yalnızca 12.130,25 TL ödeme yapılarak eksik ödeme yapıldığını, Yargıtay içtihatlarına göre yetkili servis dışındaki onarımlarda parça iskontosu uygulanamayacağını ve sigorta şirketinin sigortalının gerçek zararını karşılamakla yükümlü olduğunu, ayrıca hasar tespiti için 600 TL ekspertiz ücreti ve 354 TL çekici ücreti ödendiğini, sigorta şirketine 22/04/2022 tarihinde yapılan başvurudan sonuç alınamadığı gibi yazılı cevap dahi verilmediğini, poliçe limiti kapsamında bakiye hasar onarım bedeli ile çekici ve ekspertiz ücretlerinden davalı sigorta şirketinin, ayrıca araç sahibi ... ve sürücü ...’ün müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürmüş; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50 TL bakiye hasar onarım bedeli, 50 TL çekici ücreti ve 600 TL ekspertiz ücretinin davalı sigorta şirketi yönünden başvuru tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; Davanın KTK m.109 uyarınca iki yıllık ve her hâlde on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, bu nedenle zamanaşımı def’inin kabulü gerektiğini, davacı delillerinin HMK m.121 gereğince kendilerine tebliğ edilmediğini, tebliğ edilmemesinin savunma hakkını kısıtladığını, müvekkili sigorta şirketine hasar aşamasında başvuru yapıldığını ve 21/04/2022 tarihinde 12.130,25 TL ödeme yapıldığını, buna rağmen davacı tarafından “eksik ödeme” iddiasıyla kötü niyetli şekilde talepte bulunulduğunu, müvekkil şirketin poliçe limiti ve genel şartlar uyarınca sorumluluklarını tamamen yerine getirdiğini, davacı tarafından sunulan belgelerin hasar tutarını ispatlamaya elverişli olmadığını, bu nedenle uzman sigorta eksperi marifetiyle hasar tespiti yapılması gerektiğini, ayrıca kusur tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi ile Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olduğunu, kaza yerinin teknik özellikleri, yol kusuru, trafik işaretleri, sürücünün alkol durumu ve ehliyet geçerliliği gibi hususların araştırılmadan kusur belirlemesi yapılamayacağını, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması hâlinde müvekkil şirketin sorumluluk doğmayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hüküm kurulması hâlinde müvekkilin faiz yönünden yalnızca dava tarihinden itibaren ve yasal faizle sorumlu tutulabileceğini ileri sürerek, davanın reddine, aksi ihtimalde eksper ve kusur bilirkişisi incelemesi yapılmasına, varsa ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasına ve yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılmış olduğunu, dava dilekçesi ekinde yer alan delillerin davalıya tebliğinin gerektiğini, davacının davalı ...'ün %100 kusurlu olduğuna yönelik iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, kazanın davacı araç sürücüsünün şehir içi hız kurallarına uygun davranmaması nedeniyle meydana geldiğini, kusur durumunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi veya İtü öğretim üyeleri veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişiler tarafından tespit edilmesi gerektiği, sigorta şirketi tarafından gerçekleştirilen 12.130,25-TL tutarlı ödemenin davacının zararını karşılamaya yeterli olduğu, talep edilen zararın poliçe teminatı kapsamında olması nedeniyle davalıya karşı dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacının aldığı ekspertiz raporunun objektifliği ve tarafsızlığı şüpheli olduğu ve hükme esas alınamayacağını, davalının tacir olmaması nedeniyle ticari faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kaza tespit tutanağının kusur belirlemesi için yetersiz olduğunu, tutanağın kazanın oluş şekline dair teknik değerlendirme içermediğini ve müvekkilin %100 kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kazanın davacı sürücüsünün şehir içi hız sınırlarına uymaması ve ara sokakta yavaşlamaması nedeniyle meydana geldiğini, kusur oranının ancak Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi, İTÜ veya Karayolları Fen Heyeti gibi uzmanlardan alınacak bilirkişi raporuyla belirlenmesi gerektiğini, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, zira tüm zararların zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında olduğu ve sigorta şirketi tarafından davacıya 12.130,25 TL ödeme yapıldığının sabit bulunduğunu, davacı tarafından aldırılan 13.04.2022 tarihli ekspertiz raporunun tarafsız ve objektif olmadığını, sigorta şirketinin sunduğu ekspertiz raporuna göre gerçek hasar bedelinin tespit edildiğini, ekspertiz raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için tarafsız yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davacının talep ettiği ticari faizin hukuka aykırı olduğunu, olayın tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olmadığını ve müvekkilin tacir sıfatı bulunmadığını, bu nedenle ancak temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, kusur ve hasar tespitinin bilirkişi incelemesiyle yapılması gerektiğini, faiz talebinin hukuka aykırı bulunduğunu belirterek davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, trafik kazasında davalı sürücü ...’ün KTK 47/c ve 46/h hükümlerini ihlal ederek kavşak yaklaşımında hız ve dikkat kurallarına uymaması nedeniyle kazanın meydana gelişinde %100 kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün ise kazaya etken bir ihlalinin bulunmadığının bilirkişi raporu ve imzalı kaza tespit tutanağıyla uyumlu şekilde sabit olduğu, davaya konu ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı .... A.Ş. nezdinde geçerli ZMSS poliçesi kapsamında bulunduğu, bu nedenle sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde sürücünün kusuru oranında sorumlu tutulacağı, işleten ...’ın da KTK 85. madde uyarınca sürücünün kusurundan müteselsilen sorumlu olduğu, KTK 109 uyarınca zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de kaza, sigorta başvurusu, arabuluculuk ve dava tarihleri birlikte değerlendirildiğinde davanın iki yıllık süre içinde açıldığının anlaşıldığı, davacı tarafından sunulan özel ekspertiz raporunun tek başına hükme esas alınamayacağı ancak mahkemece alınan bilirkişi raporunda onarım kalemleri, parça fiyatları, işçilik bedelleri ve KDV dahil hesaplama yönteminin ayrıntılı şekilde ortaya konulduğu, sigorta tarafından daha önce yapılan 12.130,25 TL ödemenin mahsubu sonrası araçta meydana gelen gerçek hasarın 38.039,89 TL olduğunun belirlendiği, ayrıca 354 TL çekici bedelinin de kazanın doğrudan sonucu olup uygun bulunduğu, faiz yönünden davalı sürücü ve işletenin kaza tarihinde temerrüde düşeceği, sigorta şirketinin ise başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü sonunda temerrüde düşeceği, araç hususi olduğundan ticari faiz uygulanamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulü ile maddi tazminatın kusur ve temerrüt tarihlerine göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir. Karara karşı davalı ... Şirketi vekili arafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Yerel mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin ZMSS poliçesi kapsamında kusurlu sürücünün zararlarını poliçe limiti ile sınırlı olarak tazmin etmekle yükümlü bulunduğunu, dava konusu kazaya ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından hasar için 12.130,25-TL ve değer kaybı için 17.414,95-TL ödeme yapıldığını, böylece poliçe limitleri kapsamında tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, buna rağmen yerel mahkemece limit aşımı oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılması gerektiğini, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun yetkili merci tarafından düzenlenmediğini, fahiş ve hatalı tespitler içerdiğini, değer kaybı talebinin 04.12.2021 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, teminat dışı haller ve önceki hasar kayıtlarının araştırılmadığını, değer kaybının mutlaka uzman sigorta eksperi tarafından belirlenmesi gerektiğini, istinafa konu raporda aracın rayiç değerinin gerçeğe aykırı biçimde yüksek belirlendiğini, piyasa koşullarına uygun olmayan bu hesaplamanın hükme esas alınamayacağını, faiz yönünden ise kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin ancak dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulabileceğini, ticari veya avans faiz uygulanamayacağını savunarak, yerel mahkeme kararının tüm bu nedenlerle hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılarak davanın müvekkil şirket yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan hasar bedelinin ZMMS kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Toplanan tüm bu deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmış olmasına, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan zarar dolayısıyla zarara neden olan aracın ZMMS poliçesi kapsamında hasar tazminatına hak kazanmasınına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, sigorta tarafından gerçekleştirilen ödemeye esas hasar bedelinin iskontolu parça fiyatları ve KDV hariç belirlenmiş olmasına karşın mahkemece aynı parçaların iskontosuz ve KDV dahil fiyatlar üzerinden Yargıtay içtihatlarına uygun olarak belirlenmesine, kusur ve zarar kalemlerinin benimsen ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak hesaplanmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememesine, kabul edilen dava değeri, haklılık oranı ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine uygun şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretinin belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesine poliçe limitinde azalmaya yol açan 12.130,25-TL hasar ve 17.414,95-TL değer kaybı ödemesi yapıldığını ve limit aşımı gerçekleştiğini ileri sürmesine rağmen cevap dilekçesi ve aşamalarda değer kaybı ödemesi yapıldığına değinilmediği gibi istinaf aşamasında da ödemeye dair dekont, makbuz veya sair bir belge sunulmayıp soyut şekilde ödeme savunması ileri sürülmesinin tek başına poliçe limitinde azalmanın dikkate alınamayacağı, kaza tarihi itibariyle davalının poliçeden kaynaklanan sorumluluğunun araç başına 50.000,00-TL olması ve ispat edilebilen davalı ödemesi 12.130,25-TL'nin mahsubu sonrası davalının bakiye poliçe limitinin 37.869,75-TL olduğu halde hükümde poliçe limitinin davalı lehine 32.143,08-TL olarak gösterilmiş olmasının aleyhe istinaf başvurusu bulunmaması nedeniyle eleştirilmekle yetinilmesi dışında hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ..... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 2.622,68 TL'den peşin alınan 655,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.967,68 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı..... A.Ş. tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 12.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.