6. Ceza Dairesi 2023/11153 E. , 2024/13387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1903 E., 2021/624 K. SUÇ : Silahla tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temy
**6. Ceza Dairesi 2023/11153 E. , 2024/13387 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1903 E., 2021/624 K. SUÇ : Silahla tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttiği sebeplerle sınırlı olarak yapılan incelemede gereği düşünüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasına; “Katılan kurumun ilk derece mahkemesinde kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesine ilişkin 2.725,00 TL vekalet ücretine ilaveten, istinaf aşamasında katılan kurum kendisini vekil ile birden fazla duruşmada temsil ettirdiğinden 4.080,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 6.805,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.12.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Olay tarihinde sanık ile mağdurun resmi olarak evli oldukları, sanık hakkında 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararı bulunmasına rağmen mağdurun ikamet adresine geldiği, mağdurun sanığı ikamet içerisine almadığı, bunun üzerine sanığın olay yerini terk ettiği, sanığın ertesi gün tekrar kıyafetlerini değiştirme amacıyla mağdurun ikametine geldiği, müştekinin aşamalarda tel örgülü balkon kapısı önüne sanığın elinde bıçakla geldiğini ve kendisine hitaben "Hepinizi öldüreceğim, bu evi başınıza yıkacağım" dediğini beyan ettiği, sanık ve mağdurun müşterek çocuğu olan tanık ...'ın kovuşturma aşamasında tanıklıktan çekinme hakkını kullandığı, sanığın ise soruşturma aşamasındaki beyanında içeri alınmamanın verdiği üzüntü ile kendisine zarar verme düşüncesiyle eline bıçak aldığını, bıçağı eşine ve kızına göstermediğini, bıçağı yere atmış olabileceğini, kovuşturma aşamasındaki beyanlarında ise mağduru bıçakla tehdit etmediğini beyan ettiği anlaşılmakla; sanığın savunmasının bölünemeyeceği, bir bütün halinde bıçağı kendisine zarar vermek amacıyla eline aldığı kabul edilerek aynı savunmada belirttiği kendine zarar verme düşüncesinin kabul edilmemesinin mümkün olamayacağı, binaenaleyh olay tarihinde tarafların boşanma aşamasında olmaları dikkate alındığında müştekinin soyut beyanlarına itibar edilmesinin de mümkün olmadığı; bu sebeplerle sanığın mağduru silahla tehdit ettiğine dair müştekinin soruşturma beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin bir delilin bulunmadığı, bu nedenle sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun temyiz talebinin reddi yönündeki görüşüne katılmıyorum.