7. Hukuk Dairesi 2022/2461 E. , 2023/3325 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/5 E., 2021/104 K. KARAR : Asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davaların kabulüne TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasında görülen 4342 sayılı Mera Kanunu’na dayalı tapu iptali ve tescil, tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemes…
**7. Hukuk Dairesi 2022/2461 E. , 2023/3325 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/5 E., 2021/104 K. KARAR : Asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davaların kabulüne TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasında görülen 4342 sayılı Mera Kanunu’na dayalı tapu iptali ve tescil, tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne; birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli olarak, davacı ... vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan duruşmasız temyiz eden davacı ... vekili Av. ..... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Enez Tapu Müdürlüğünün 08.03.1988 tarih ve 188 cilt, 76 ila 89 sayfa, 6 ila 57 sıra numarasında kayıtlı bulunan 52 parça taşınmazın davalı ... adına kayıtlı iken, öncesinin mera olması nedeniyle mülkiyetinin Hazineye ait olduğunun tespitine dair 1987/7 Esas, 1991/35 Karar sayılı hakem kararının Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek 18.5.1992 tarihinde kesinleştiğini; ayrıca Enez Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/129 Esas, 170 Karar sayılı ilâmı ile tapunun 02.09.1987 tarih ve cilt 188, sayfa 45, sıra 2 numarasında kayıtlı bulunan 800.469 m² alanlı taşınmazın, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili hükmünün de Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek 21.07.1993 tarihinde kesinleştiğini; 2. Ancak, tescil ilâmının tapuda infaz işlemi yapılmadığından davalı Belediyece, 1988 tarihli imar uygulaması ile taşınmazın yola ve yeşil alana terk edilen 202.913 m²'lik kısmının 2000 tarihli imar uygulamasıyla yoldan ihdas edilerek toplam 85 adet imar parseline dönüştürüldüğünü ve davalı ... adına arsa cinsiyle kayıtlandığını, bunlardan 14 adet parselin dava dışı çeşitli kooperatif ve şahıslara satıldığını ileri sürerek, davalı ... adına kayıtlı olan 71 adet taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların şehrin merkezinde olması nedeniyle rayiç bedellerinin yüksek olduğunu, bir kısmının dava dışı üçüncü şahıslara satıldığını, davacının imar planının iptali istemiyle İdare Mahkemesinin 2007/134 Esas, 1170 Karar sayılı dosyasıyla açmış olduğu davanın süre yönünden reddine karar verildiğini ve hükmün 20.10.2009 tarihinde kesinleştiğini, 2. 31.10.1986 ve 04.07.1996 tarihlerinde kesinleşen uygulama imar planlarına göre taşınmazların ihdasları kapanan tüm kadastro yollarından geldiğini, İmar Kanunu'nun 18 inci maddesinin uygulandığını, ayrıca Mera Kanunu’na 27.05.2004 tarihinde eklenen geçici 3 üncü maddeye göre inceleme yapılması gerektiğini, anılan Yasa hükmüne göre dava konusu parsellerin Belediye adına tescilinin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI 1. Mahkemenin 22.01.2015 tarih ve 2006/98 Esas, 2015/8 Karar sayılı kararıyla özetle; Mera Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin düzenlenme amacının, üçüncü kişilere devredilen yerlere ilişkin tapu iptali ve tescil hükümlerinin kurulamayışı ve eski imar planına dönülmesindeki zorluklar olduğu, somut olayda ise böyle bir hususun bulunmayıp anılan Yasa hükmünün uygulama yeri olmadığı, 2. Davacı Hazinenin dayandığı tescil ilâmları ile TMK’nın 705 inci maddesi gereğince mülkiyet hakkını tescilden önce kazanmış olduğundan, yeniden yapılan imar değişikliği nedeniyle davalı Belediyenin mülkiyet hakkını kazanamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 68 adet taşınmazda davalı Belediyenin paylı veya tam malik hisselerinin iptali ile davacı ... adına tesciline; dava konusu 482 ada 1 No.lu parselde bulunan 19, 39 ve 40 No.lu bağımsız bölümlerin dava dışı şahıslar adına kayıtlı olması nedeniyle bu taşınmazlar yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 04.10.2016 tarih ve 2016/5660 Esas, 7822 Karar sayılı ilâmı ile özetle; “1-Dava konusu 482 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 19, 39 ve 40 sayılı bağımsız bölümlerin dava tarihinden önce dava dışı şahıslar adına tescil edildiği anlaşıldığından, bu bağımsız bölümlere ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara yönelik davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine; 3. 2-Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, 4342 sayılı Mera Kanununun Geçici 3. maddesi koşullarının somut olay açısından gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerektiği; yapılan araştırmalar sonunda, dava konusu taşınmazların, Hakem sıfatıyla verilen 1989/71 Esas, 1991/35 Karar sayılı ilam ile Enez Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/129 Esas, 1991/170 Karar sayılı Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçip kesinleşen ve davacı ... adına tescile dair verilen kararın sınırları içerisinde kaldığının ve öncesinin mera olduğunun tespit edilmesi halinde, öncesi mera olan taşınmazın, 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilen yerlerden olup olmadığının resmi deliller toplanarak, bu tarihlere en yakın tarihlerde çekilen hava fotoğraflarından da yararlanılmak suretiyle saptanması; 4. Öte yandan, meranın artık mera olarak kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunup bulunmadığının parsel bazında değil, imar planları ve ada bazında ziraatçi bilirkişiye incelettirilmesi; 6100 sayılı HMK'nın 290 ıncı maddesi gereğince keşfi izlemeye olanak sağlayacak ve bilirkişi raporlarını denetlemeye yardımcı olacak sayıda fotoğraf çektirilerek dosyaya konulması; ayrıca davacı Hazinenin dava dilekçesinde belirttiği dava dışı 133 ada 137 parsel sayılı taşınmazla ilgili yargılamanın iadesi istemiyle açılan 1990/129 Esas sayılı dava dosyası ile davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde belirttiği Enez Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/58 Esas sayılı dosyanın da getirtilip incelenerek tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 5. Bozma ilâmına karşı davacı ... vekilinin karar düzeltme istemi ise anılan Dairenin 20.12.2017 tarih ve 2017/348 Esas, 9572 Karar sayılı ilâmı ile reddedilmiştir. B. Birleştirilen Davalar a. Birleştirilen 2016/166 Esas ve 2020/98 Karar sayılı dava; 1. Davacı ... vekili 24.07.2007 tarihli dava dilekçesinde özetle; Enez Asliye Hukuk Mahkemesinin derecattan geçerek 21.07.1993 tarihinde kesinleşen 1991/129 Esas, 1991/170 Karar sayılı ilâmı uyarınca 800.469 m²’lik taşınmazın tamamının Hazine adına tescil edilmesi gerekirken, davalı Belediyece 1988 yılında yapılan imar uygulaması nedeniyle toplam 392.033 m² alanlı 51 adet imar parselinin Hazine adına tescil edilebildiğini; 133 ada 137 parsel sayılı ve 84.455 m² alanlı imar parselinin ise kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen tapu müdürlüğünce, Enez Kadastro Mahkemesinde davalı olduğu gerekçe gösterilerek tescil işleminin yapılmadığını ve taşınmazın Kadastro Mahkemesinin 31.03.2003 tarih ve 1990/129 Esas, 2003/17 Karar sayılı ilâmına istinaden Enez Belediyesi adına kayıtlandığını; 2. Bunun üzerine yargılamanın yenilenmesi talebi ile Kadastro Mahkemesinde açtıkları davanın ise, mahkemece görülen kadastro tespitine itiraz davasında, Hazinenin taraf olmadığı gerekçe gösterilerek 25.05.2007 tarihinde usulden reddedildiğini; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere müvekkili Hazinenin, tespite itiraz davasında taraf olmadığından, 31.03.2003 tarihli ilâmın Hazine yönünden kesin hüküm teşkil etmediğini; öte yandan 133 ada 137 No.lu parselin davalı ... tarafından 2000 yılında yapılan imar uygulaması neticesinde 12 ayrı parsele ifraz edildiğini ileri sürerek, dava konusu 12 adet taşınmazın davalı ... adına olan tapu kayıtlarının yolsuz tescil nedeniyle iptalini ve müvekkili Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, Mera Kanunu’na 27.05.2004 tarihinde eklenen geçici 3 üncü maddesine göre yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu, davacının imar planının iptali istemiyle idare mahkemesinde açtığı davanın süre yönünden reddine karar verildiğini ve hükmün derecattan geçerek 20.10.2009 tarihinde kesinleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. b. Birleştirilen 2020/130 Esas ve 2020/157 Karar sayılı dava; 1. Davacı ... vekili 3553 sayılı Kanun uyarınca hakem sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 20.09.2006 tarihli dava dilekçesinde özetle; Enez Asliye Hukuk Mahkemesinin derecattan geçerek 21.07.1993 tarihinde kesinleşen 1991/129 Esas, 170 Karar sayılı tescil ilâmının tapuda infazı gerçekleştirilmediğinden, davalı Belediyenin 1988 tarihli imar uygulaması ile taşınmazın yola ve yeşil alana terk edilen 202.913 m²'lik kısmının bu kez 2000 tarihli imar uygulamasıyla yoldan ihdas edilerek toplam 85 adet imar parseline dönüştürüldüğünü ve davalı ... adına arsa cinsiyle kayıtlandığını, bunlardan 14 adet parselin dava dışı çeşitli kooperatif ve şahıslara satıldığını; 2. Bunun üzerine anılan taşınmazların toplam alanı olan 58.807,88 m² ile düzenleme ortaklık payı olarak ayrılan 35.887,08 m²’lik kısmının, Milli Emlak Müdürlüğünce m² değeri olarak belirlenen 100,00 TL üzerinden bedelinin ödenmesi için 22.08.2006 tarihinde davalı Belediyeye yazı yazıldığını, ancak Belediyece herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Milli Emlak Müdürlüğünce hesaplanan 9.469.500,00 TL tazminatın 22.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunmuş; davacı Hazinenin, Mera Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi uyarınca dava açma hakkının bulunmadığını, imar planının iptali istemiyle idare mahkemesinde açtığı davanın ise süre yönünden reddine karar verildiğini ve imar planının kesinleştiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahallinde yapılan keşif ve akabinde alınan bilirkişi raporları, ilgili kurumlardan gelen yazı cevapları ve tüm dosya kapsamından, dava konusu taşınmazların mera vasfını yitirdiği, 03.05.2005 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kaldıkları ve tamamının mahkemenin hakem sıfatıyla verdiği 1989/71 Esas, 1991/35 Karar sayılı ilâmı ile yine Mahkemenin 1991/129 Esas, 1991/170 Karar sayılı ilâmında geçen sınırlar içerisinde kaldığının anlaşıldığı; 2. Gelinen son aşamada uyuşmazlığın, dava konusu yerin 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilip edilmediği noktasında toplandığı, bu hususun tespiti için davalı ... tarafından sunulan su faturası makbuzları ve 01.01.2003 tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarının kullanıldığı; hava fotoğraflarından anlaşıldığı üzere, sadece asıl davaya konu 424 ada 1 parsel ve 427 ada 1 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu yerde bu tarihten önce yerleşimin bulunduğu, davalı Belediyenin bu bölgeye alt yapı hizmetlerini bu tarih öncesinde sunmuş olduğu ve her ne kadar yerleşim alanının baraka tipi yapılardan ibaret olsa da anılan taşınmazların yerleşim yeri olarak işgal edilmiş olduğu, 3. Dava konusu 482 ada 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan 19, 39 ve 40 bağımsız bölüm numaralı taşınmazların ise dava tarihi itibarıyla davalı ... adına kayıtlı olmayıp, dava dışı üçüncü şahıslar adına kayıtlı olduğu, 4. Dava konusu taşınmazların mülkiyetinin davalı ... üzerinde bırakılabilmesi için Mera Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinde yer alan şartların tamamının sağlanması gerektiği, yukarıda sayılan iki adet parsel haricinde kalan parsellerin 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilmemiş olduğunun hava fotoğrafları üzerinde fen bilirkişisi tarafından yapılan uygulama ile sabit olduğu gerekçe gösterilerek, asıl davanın kısmen kabulü ile dava konusu 66 adet taşınmazda davalı Belediyenin paylı veya tam malik hisselerinin iptali ile davacı ... adına tesciline; dava konusu 424 ada 1 parsel ve 427 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın esastan reddine; 482 ada 1 parselde bulunan 19, 39 ve 40 bağımsız bölüm numaralı taşınmazlar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; 5. Birleştirilen 2016/166 Esas sayılı davanın kabulü ile dava konusu 12 adet taşınmazın davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tesciline; 6. Birleştirilen 2020/130 Esas sayılı dava yönünden yapılan tazminat hesabında; mal müdürlüğü tarafından, davalı Belediyece ihale yoluyla yapılan satışlardan ari olarak piyasa rayiçlerine göre belirlenen metrekare birim fiyatı 100,00 TL üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği belirtilerek, davanın kabulüne ve 9.469.500,00 TL tazminatın 22.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; tescil istemi reddedilen iki adet taşınmaz yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve kararın hatalı olduğunu, baraka tipi yapılaşmanın Mera Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi kapsamında yerleşim yeri olarak kabul edilemeyeceği gibi bu yapıların anılan Kanun maddesinin yürürlük tarihinden ve yine bu maddede belirtilen 01.1.2003 tarihinden önce Milli Emlak Müdürlüğünce yıktırılmış olduğunu; tazminat istemine ilişkin birleştirilen davada ise bilirkişilerce emsal araştırması yapılmadığını, taşınmazların dava tarihi itibarıyla rayiç değerlerinin belirlenmediğini, Mahkemece ek rapor alınması taleplerinin reddedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini ileri sürerek hükmün kısmen bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu tüm taşınmazların tek parça şeklinde yerleşim yeri olarak kullanıldığını, mera vasfını yitirmiş olan bu taşınmazların müvekkili Belediyece, 1988 ve 2000 yıllarında yapılan ve 4342 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinde belirtilen 01.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planlarına dayalı olarak imar parseli hâline dönüştürüldüğünü, yerleşimin geriye dönük kırk yıllık bir süreye dayanması ve tüm taşınmazları kapsamasına rağmen, bilirkişi heyet raporunda 424 ada 1 parsel ve 427 ada 1 parsel ile sınırlı tutulmasının hatalı olduğunu; tazminat talebine yönelik birleştirilen dava yönünden verilen kararın ise gerekçesiz olduğunu, yargılamanın dosyanın birleştirildiği tarihteki hâliyle kaldığını, deliller toplanmadan davacının talebi gibi karar verildiğini, eksik incelemeye dayandığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinde öngörülen yasal şartların dava konusu taşınmazlar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği, kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi, 3553 sayılı Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye ya da Hususi İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yolu ile Halli Hakkında Kanun’un (3553 sayılı Kanun) 1 ve 4 üncü maddeleri ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve özellikle tapu iptali ve tescil talebi yönünden bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak karar verildiğinin anlaşılmasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taraf vekillerinin birleştirilen 2020/130 Esas, 157 Karar sayılı dava yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davanın, sebepsiz zenginleşme nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 3. Kural olarak taraflar bir uyuşmazlığın çözümlenmesi için hakeme başvurmaya mecbur değillerdir. Ancak bazı hâllerde bir uyuşmazlığın çözümlenmesi için hakeme başvurmak zorunludur ki buna zorunlu tahkim adı verilir. 4. Tahkimin hangi hâllerde zorunlu olduğu özel bir kanun hükmü ile belirlenir. Mecburi tahkim hâllerinden birinin düzenlendiği 3553 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde “Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyeler ile sermayesinin tamamı Devlete veya belediyeye veya hususi idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanlar, bu kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledilir.” hükmü düzenlenmiştir. 5. 03.07.2003 tarih ve 4916 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile değişik 4 üncü maddesi ise “Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümlenir.” hükmünü içermektedir. 6. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı ... Hazinesi ile davalı ... Belediyesinin 3553 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde belirtilen kurumlardan olup, davanın ise taşınmazın aynına ilişkin olmayıp sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşıldığından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın anılan Kanun’un 4 üncü maddesi gereğince “Hakem” sıfatıyla çözümlenmesi gerekir. 7. Kaldı ki anılan davada Mahkemece, eldeki dava ile birleştirme kararı verilmeden önce 2006/99 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonunda, 11.10.2017 tarih ve 2017/53 sayılı Karar ile davanın reddine dair verilen kararın, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 15.10.2020 tarih ve 2019/398 Esas, 2020/1462 Karar sayılı ilâmıyla özetle “mahkemece, davanın niteliği ve tarafların sıfatı ile 3553 sayılı Kanun’un 1 ve 4 üncü maddeleri göz önüne alınarak, taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşme nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin iş bu davanın, hakem sıfatıyla görülmesi ve davanın görüldüğü yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından, 3553 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahkim usulüne göre çözümlenerek, 6100 sayılı HMK’nın 297 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince de gerekçeli karar başlığında hükmün hangi sıfatla verildiğinin belirtilmesi gerekirken, davanın genel hükümlere göre incelenip sonuca bağlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına ve dosyanın Daire kararına uygun şekilde işlem yapılarak yeniden karar verilmek üzere mahalli mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; buna rağmen Mahkemece, kaldırma kararı sonrası 2020/130 Esas numarasına kaydedilen dosya üzerinden verilen 21.12.2020 tarih ve 2020/157 Karar sayılı iş bu dosya, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçe gösterilerek, Mahkemenin 2018/5 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. 8. Bu durumda Mahkemece, öncelikle sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin bu davanın, eldeki tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davadan tefrik edilmesi; daha sonra 3553 sayılı Kanun’un 1 ve 4 üncü maddeleri uyarınca davanın hakem sıfatıyla görülerek taraflar arasındaki uyuşmazlığın 3553 sayılı Kanun hükümleri gereği tahkim usulüne göre çözümlenmesi; 6100 sayılı HMK’nın 297 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince de gerekçeli karar başlığında hükmün hangi sıfatla verildiğinin açıkça belirtilmesi gerekirken, Mahkemenin tapu iptali ve tescili istemine ilişkin 2018/5 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilerek genel hükümlere göre incelenip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, birleştirilen 2020/130 Esas ve 2020/157 Karar sayılı dava yönünden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Birleştirilen 2020/130 Esas 2020/157 Karar sayılı dava yönünden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya; 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.