11. Hukuk Dairesi 2009/8303 E. , 2011/1136 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.05.2009 tarih ve 2008/176-2009/530 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm be
**11. Hukuk Dairesi 2009/8303 E. , 2011/1136 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.05.2009 tarih ve 2008/176-2009/530 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin tasfiye halinde olduğunu ve konut dağıtımlarının tamamlandığını, ancak vergi dairesi tarafından müvekkili kooperatifin sosyal ihtiyaçları gidermenin üstünde ortaklara pay dağıtması nedeniyle kar elde ettiğinden bahisle müvekkiline vergi borcu tahakkuk ettirildiğini, ayrıca tasfiye işlemlerinin tamamlanması için giderler de yapıldığını, davalının yükümlülüğünü bilmesine rağmen borcunu ödemediğini, yapılan icra takibine de kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı kooperatif genel kurulunun en son 30.12.2006 tarihinde yapıldığını, bu genel kurulda aidatların tespitine ilişkin bir madde bulunmadığını, ödenmesi gereken borç kalemlerini içeren tahmini bir bütçe yapılarak ortak aidatlarının tayin ve tespitine ilişkin usul ve yasaya uygun bir karar alınmadığından icra takibi ile talep edilen 3.600,00 TL’nin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, bu meblağın ne kadarının vergi borcu, ne kadarının SSK prim borcu, ne kadarının genel gider olduğunun da belli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul kararı ile belirlenmeyen parasal yükümlülüklerin kendilerine tebliğ edilmedikçe kooperatif ortakları tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, incelenen kooperatif kayıtları uyarınca açık ve belli olan 1.685,92 TL borcun davalıdan bu aşamada istenebileceği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine konu 1.685,92 TL asıl alacağa yaptığı itirazının iptali ile takibin anılan miktar yönünden devamına, fazlaya ilişkin kısım ile alacak miktarı yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, kooperatif tarafından ödenen vergiler ve yapılan genel giderlerin tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı kooperatif ödediği vergileri ve tasfiye giderlerini karşılamak amacıyla davalı ortak hakkında icra takibine geçmiş ise de anılan alacak kalemleri ile ilgili olarak genel kurullarda ortakların yükümlülüklerini tespit eden, yapacakları ödemeleri belirleyen bir karar alınmamıştır. Ortakların kooperatife karşı olan akçalı yükümlülüklerinin tespitinde tek yetkili organ genel kurul olup, genel kurulun bu hususa ilişkin yetkisinin devri mümkün değildir. Genel kurulda ortaklardan alınacak aidat miktarları ile bunların geciktirilmesi halinde ödenmesi gereken gecikme faizi oranlarının ayrıca ve açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Kooperatifler Kanunu 42 ve anasözleşmenin 23 ncü maddelerine göre ortaklar kooperatife karşı ancak genel kurullarda karar altına alınmış bulunan miktarlar itibariyle sorumlu olup, anılan maddelerde borcun niteliği konusunda bir ayrım da yapılmamıştır. Buna göre, vergi, SSK primi gibi kamu borçlarına ilişkin olsa bile genel kurul kararı olmaksızın yönetim kurulunun kendiliğinden ortaklara borç çıkararak talepte bulunması mümkün değildir.Somut olayda, son yapılan genel kurul toplantısında bile kooperatif ortaklarının ödemekle yükümlü oldukları miktarı tespit eden bir kararın alınmadığı, bu konuda tasfiye kuruluna yetki verildiği anlaşılmıştır. Tasfiye kuruluna verilen bu yetkinin münhasıran genel kurulun yetkisinde olan bir hususun devrine ilişkin olması nedeniyle sözkonusu karar geçerli bulunmamaktadır. Bu durumda, genel kurul kararına dayanmayan, bu nedenle de ortağı bağlayıcı yönü bulunmayan icra takibine konu borçtan dolayı davalının sorumlu olmadığı anlaşıldığından hukuki dayanağı olmayan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haklı olduğunun kabulü ile davanın tamamen reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde vergi borcundan davalıya isabet eden miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.