11. Hukuk Dairesi 2022/3990 E. , 2023/7784 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/236 Esas, 2022/427 Karar HÜKÜM : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti ve iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyula…
**11. Hukuk Dairesi 2022/3990 E. , 2023/7784 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/236 Esas, 2022/427 Karar HÜKÜM : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti ve iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar hisse temsil kayyımı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.10.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirkette %39,50 oranında hissesi bulunduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun 12.02.2015 tarihli toplantısında 11 yıl önceki sermaye artırımıyla ilgili davacılar hakkında ıskat işlemi başlatılması kararı alındığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, bu konuda müvekkillerine 12.02.2015 tarihinde ayrı ayrı ihtarname keşide edildiğini, 1 aylık ödeme süresi verildiğini, bu ihtarnamelerin muhatabının müvekkilleri olmadığını, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/703 E. sayılı dosyası üzerinden verilen kararda müvekkillerinin davalı şirkette mevcut olan ortaklık payları üzerindeki hak ve yetkileri kullanmak üzere ...'ın kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, bu sebeple kayyıma değil asile yapılan ihtarın ve alınan yönetim kurulu kararının hükümsüz olduğunun tespiti ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılara ihbarname gönderildiğini, davacı asillerin sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini, eksiksiz ve tam bir ödeme yapmadığını, sermaye koyma borcunun temerrüt faizinin de ödenmesinin gerektiğini, ödenmediği takdirde ıskat kararı alınabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2017 tarih, 2015/393 E. ve 2017/809 K. sayılı kararıyla; ortaklık devam ettiği sürece borcun zamanaşımına uğramayacağı, eşit işlem ilkesine uygun olarak kararın alındığı, TTK 482 gereği temerrüt faizinin de ödenmesi gerektiği, alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2019 tarih, 2019/1732 E. ve 2019/1314 K. sayılı kararıyla; mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 25.11.2021 tarih, 2020/62 E. ve 2021/6548 K. sayılı kararıyla Bölge Adliye Mahkemesince hüküm mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan artık davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken bundan zuhulle bu kez denetim mahkemesi sıfatıyla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların ihtar üzerine yaptıkları ödemenin kısmi ödeme olduğu, sermaye koyma borcu tamamen yerine getirilmediği, sermaye koyma borcunun tamamı ferileri ile birlikte yerine getirilmedikçe ortağın mütemerrit olmaktan kurtulamayacağı, ilan suretiyle değil de ortaklara taahhütlü mektupla çağrıda bulunulması halinde tebliğ edilen çağrı gazetede ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olduğundan, bunun da geçerli olduğunu kabul etmek gerektiği, ortaklık devam ettiği sürece sermaye koyma borcunun zamanaşımına uğramayacağını, sermaye arttırımı kararına katılan ve taahhütte bulunan tüm ortaklardan taahhütlerinde gecikmeleri nedeniyle temerrüt faizi talep edildiği, davacılar dışında diğer ortaklar borçlarını temerrüt faizleri ile birlikte yerine getirdikleri, diğer ortakların sermaye koyma borcu bulunmadığı, şirketçe temerrüt faizinin hesaplanmasında yanlışlık yapılmış ise de yapılan bu yanlışlığın tüm ortaklara aynı şekilde uygulandığı, bu nedenle eşit işlem ilkesine aykırılığın söz konusu olmadığı, ortaklardan ...'ın şirket parasını zimmetine geçirdiği hususunda ilgili mahkemede şirket yöneticisinin sorumluluğu davası açıldığı, dava henüz sonuçlanmadığından bu ortağın şirkete karşı ödemekle yükümlü olduğu tazminat borcu olup olmadığının netleşmediğini, borcunun olması halinde tahsilinin ayrıca şirket tarafından her zaman talep edilebileceği, bu ortağın şirket parasını zimmetine geçirdiği hususu henüz kesinlik kazanmadığından, apel borcunu şirket parası ile yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, ayrıca ortakların apel borçlarını ve temerrüt faizlerini hangi tarihte ne şekilde yerine getirdikleri şirket kayıtlarında yazılı olup kayıtların doğru olmaması halinde kayıtları tutan yöneticilerin bundan dolayı sorumluluğunun söz konusu olacağı, bu hususta gerek ortaklar gerekse şirket ve şirket alacaklılarının yönetici aleyhine sorumluluk davası açması imkânının bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihtarnamenin muhatabının kayyım ... olduğunu, apel borcunun tamamının ödendiğini, faizin ödenmesi yapılmamasının ıskat sebebi olmadığını, davalı şirketin en büyük hissedarı ...'ın zimmet suçundan yargılandığını, apel borcunu da zimmetine geçirdiği bu paralar ile ödediğini, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, raporda eksik faiz hesaplamasının eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturmadığına ilişin yorumun hatalı olduğunu, usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediklerini, apel çağrısının ilan sureti ile yapılması gerektiğini, ıskatta ısrar edilmesinin iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını, davalı şirketin faiz talebinin zamanaşımına uğradığını, 2010 yılına ilişkin şirket defterleri kesin delil olmamasına rağmen bu kayıtlar esas alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 12.02.2015 tarihli yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğünün tespiti ile iptallerine karar verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.