T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/169 Esas KARAR NO:2026/239 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2025/651 D.İş - 2025/657 Karar KARAR TARİHİ:27/11/2025 (Ek Karar Tarihi) DAVA :İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulm…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/169 Esas KARAR NO:2026/239 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2025/651 D.İş - 2025/657 Karar KARAR TARİHİ:27/11/2025 (Ek Karar Tarihi) DAVA :İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkil ..., borçlu ... A.Ş.'den alacaklı olup borçlu yan borcunu ifa etmemekle ve haklı talepleri sürüncemede bıraktığını, bu sebeple senet İstanbul 11. İcra Dairesi ... sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, senet aslı İstanbul 11. İcra Dairesi'ne teslim edildiğini, duruşma yapılmaksızın, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilin haklı alacağı olan 15.000.000,00-TL karşılığında borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarıyla, üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları haczedilebilmesi için öncelikli olarak teminatsız mahkemeniz aksi kanaatte ise mahkemenizin uygun bulacağı bir teminat tutarı karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini,işbu kararın İstanbul 11. İcra Dairesi ... sayılı dosyada uygulanmasına karar verilmesine,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin borçluya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 13/11/2025 tarih ve 2025/651 D.İş Esas - 2025/657 Karar sayılı kararı ile;''1-Talebin kabulü ile yukarıda yazılı belgeler nedeni ile yine yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı borçluların, yukarıda belirtilen borç tutarı ile sınırlı olmak kaydıyla ve İcra ve İflas Kanununda muayyen tahditler dairesinde, yukarıda yazılı teminatın yatırılması koşulu ile menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı karşı taraf vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ve alt düzenlemelerine tabi olup, ... Bankası A.Ş. (...) tarafından lisans verilen ve aynı zamanda denetlenen bir elektronik para kuruluşu olup Müvekkilim, mevzuat gereğince kullanıcılara hesap açmakta ve ödemelerine aracılık etmekte olduğunu, 6394 sayılı kanun ve devamındaki yönetmeliklere uygun şekilde faaliyet gösterdiğini, ihtiyati haciz kararı verilmesi durumunda uygulanacak olunan hacizler aslında müvekkilin parası olmayıp müşterilerin parası haczedilmiş olacağını, bu nedenle 3.şahısların paralarının haczedilmesi de hukuka aykırı olacağını, ihtiyati haciz kararı verilmesinin koşulları oluşmadan usul ve yasaya aykırı olacak şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil şirketin doğrudan muhatap alındığı bir sözleşme, taahhüt veya ilişki bulunmadığını, söz konusu ihtiyati haciz talebine konu kambiyo evrakından kaynaklı bir borç söz konusu olmadığını, itirazlarımız doğrultusunda ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 27/11/2025 tarih ve 2025/651 D.İş Esas - 2025/657 D.İş Karar sayılı ek kararında;"...Yukarıda açıklanan nedenlerle; vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş kambiyo senedine dayalı alacak için İİK 257/1 maddesi kapsamında ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu, vadesi gelmiş alacaklarda İİK 257/2'deki özel şartların aranmadığı, elektronik para kuruluşu sıfatının ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil etmediği, borçlunun kambiyo senedinden kaynaklanan müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, alacağın kambiyo senedi ile yaklaşık olarak ispatlandığı ve itiraz dilekçesinde ileri sürülen diğer hususların ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirir nitelikte olmadığı anlaşılmakla, ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,''1-İhtiyati hacze yapılan itirazların REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin müvekkil şirketin 6493 sayılı kanun kapsamındaki özel statüsünü ve bu statünün sonuçlarını göz ardı ettiğini, müvekkil şirketin 6493 sayılı "Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun" kapsamında bir elektronik para kuruluşu olmasının, ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil etmeyeceğini belirttiğini, ancak bu değerlendirmenin kanunun ruhuna ve amacına aykırı olduğunu, müvekkil şirketin ... Bankası (...) tarafından lisanslandırılmış ve denetlenen, kamu güvenine dayalı faaliyet gösteren bir finansal kuruluş olduğunu, Yerel mahkemenin ihtiyati haciz kararının doğrudan kanunun emredici hükmünü ihlal etme potansiyeli taşıdığını, zira müvekkilin banka hesaplarına konulacak bir haczin kanun gereği ayrıştırılmış olan ve üçüncü kişi konumundaki müşterilere ait olan fonların haczedilmesi sonucunu doğuracağını, bu durumun sadece müvekkilin değil, binlerce müşterinin de mağduriyetine yol açacağını ve ödeme sistemlerine olan güveni sarsacağını, Yerel mahkemenin bu hususun "icra takibinin aşamalarında istihkak prosedürü kapsamında ileri sürülebileceği" yönündeki tespitinin hukuki korumanın özüne aykırı olduğunu, ihtiyati haczin telafisi imkansız zararların önüne geçmek için uygulanan bir tedbir olduğunu, oysa burada, tedbirin kendisi telafisi imkansız zararlara yol açmakta olduğunu, müvekkil şirketin ticari faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi, lisansının tehlikeye girmesi ve binlerce müşterinin fonlarına erişememesi gibi ağır sonuçlar doğduktan sonra istihkak davası açmanın pratik bir faydası kalmayacağını, bu durumun "ölçülülük" ve "menfaatler dengesi" ilkelerinin ağır bir şekilde ihlali olduğunu,Yerel mahkemenin İİK m. 257/1'deki şartların varlığını kabul etmemekle birlikte, tedbirin gerekliliğini ve orantılılığını değerlendirmediğini, borcun vadesinin gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olmasını İİK m. 257/1 uyarınca yeterli gördüğünü, ancak ihtiyati haczin alacaklının alacağına kavuşmasının tehlikeye girdiği hallerde başvurulacak istisnai bir yol olduğunu, alacaklının alacağını tehlikede gösteren hiçbir somut olgu ileri sürmediği ve ispatlamadığını, müvekkil şirketin adresi, malvarlığı ve ticari faaliyetleri belli olan, ... gibi bir kamu otoritesinin sürekli denetimi altında bulunan saygın bir kuruluş olduğunu, alacağı tahsil edememe gibi bir riskin söz konusu olmadığını, bu durumda ihtiyati haciz kararının bir "tedbir" olmaktan çıkıp, bir "cezalandırma" ve "tahsil aracı" haline geldiğini ve bunun kanunun amacına aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin müvekkilin kambiyo senedinden doğan sorumluluğuna ilişkin tespitinin itirazlarını karşılamaktan uzak olduğunu, mahkemenin müvekkilin senet üzerinde borçlu / keşideci / kefil / ciranta sıfatlarından biriyle yer aldığını ve bu nedenle müteselsilen sorumlu olduğunu belirttiğini, ancak müvekkil şirketin bu kambiyo senedinden kaynaklanan gerçek bir borcu bulunmadığını, somut olayda müvekkil şirketin doğrudan muhatap alındığı bir sözleşme, taahhüt veya ilişki bulunmadığını, söz konusu ihtiyati haciz talebine konu kambiyo evrakından kaynaklı bir borcun söz konusu olmadığını, senedin müvekkil şirket aleyhine nasıl ve ne şekilde düzenlendiği, hangi hukuki ilişkiye dayandığı hususlarının asıl davada esastan inceleneceğini ve borçlu olmadıklarının ispat edileceğini,İhtiyati hacze konu iddialar yargılamayı gerektirdiğinden henüz karşı tarafın alacağını ispat eden hiçbir delil yokken ihtiyati haciz kararı verilmesinin kabul edilebilir olmadığını, bu sebeple verilen kararın hukuka aykırılık teşkil ettiğini,Taraflar arasındaki alacak miktarının çekişmeli olduğunu, yargılamayı gerektirdiğini, usul ve yasaya aykırı olarak verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemenin müvekkil şirketin 6493 sayılı Kanun'dan doğan özel statüsünü, müşteri fonlarının haczedilmezliğini, ihtiyati haciz tedbirinin uygulanmasıyla ortaya çıkacak telafisi imkansız ve orantısız zararları ve alacağın son derece şüpheli niteliğini göz ardı ettiğini, verilen kararın hukukun genel ilkelerine ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin ek kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep; bonoya dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece 13/11/2025 tarihli karar ile, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş, karara karşı karşı taraf vekilinin itirazı üzerine 27/11/2025 tarihli ek karar ile, itirazın reddine karar verilmiş, verilen ek karara karşı muteriz vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder..Talebe konu bono incelendiğinde; 22/05/2025 düzenleme ve 30/06/2025 vade tarihli, 15.000.000,00 TL. Bedelli bononun keşidecisinin muteriz ... A.Ş., lehtar/... A.Ş. Olduğu ve bonoda nakden kaydının bulunduğu, anlaşılmıştır.Somut olayda; talebe konu bonoda muterizin keşideci olduğu, senedin kayıtsız şartsız ve belirli vadeli olarak düzenlendiği ve nakden kaydını içerdiği, muterizce ileri sürülen itirazların yargılamayı gerektirip açılacak bir menfi tesbit davasında ileri sürülebileceğinden muteriz itirazlarının İİK' nın 265. maddesinde sınırlı olarak sayılan itiraz sebeplerinden olmadığı, dosyada mübrez talep dayanağı bono kapsamından, İİK'nun 257/1 ile İİK'nun 258 maddesinde aranan şartların mevcut olduğu ve yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, mahkemece talep edilen miktar üzerinden % 15 oranın da teminat alınması mahkemenin taktirine göre yerinde olduğu anlaşılmıştır. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme ek kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, muteriz vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Muterizin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden muteriz tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden muteriz tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın istinaf eden muterizden tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden muteriz üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.