10. Hukuk Dairesi 2024/4943 E. , 2025/2267 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2857 E., 2024/131 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/342 E., 2022/477 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından ha
**10. Hukuk Dairesi 2024/4943 E. , 2025/2267 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2857 E., 2024/131 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/342 E., 2022/477 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde aşçı yardımcısı olarak çalıştığını, mutfak ihtiyacı olan patates, soğan, şeker gibi 50 kg gelen ağırlıkları taşımak zorunda olması nedeniyle ilerleyen süreçte bel ve boyun ağrılarının oluştuğu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 5.000,00 TL maddi tazminatın 23.12.2010 tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aşçı yardımcısı olarak çalıştığından fiziki güç gerektiren ve bel fıtığına sebep olabilecek şekilde bir çalışma yapmadığını, mutfaktaki görevinin aşçının talimatıyla yemeğe katılacak malzemelerin soyulup doğranması, salata ve pilav yapım işi olduğunu, patates ve soğan çuvallarının taşınmasının görevi olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 20.06.2017 tarihli kurul sağlık kurulu kararında "mevcut lomber disk hernisi hastalığının mesleki olduğuna maluliyet gerekmediğine, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığına, kontrol muayenesi gerekmediğine" karar verildiği, yapılan itiraz üzerine dosyanın Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiği, Kurulun 28.11.2018 tarihli kararında "sigortalı hakkında Kurulumuzun 20.06.2017 tarih sayılı kararı mevcut olup, bu kararda herhangi bir değişikliğe gerek görülmediği" kararı verildiği, itiraz üzerine dosyanın ATK 3. İhtisas Kuruluna gönderildiği, ATK 3. İhtisas Kurulunca 14.10.2020 tarihli kararında ".. lomber disk hastalığının bulunduğu kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında hastalığının mesleki olup olmadığının belirlenemediği cihetle maluliyet oranı hakkında görüş bildirilemediği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde karar verildiği, ... ve ATK 3. İhtisas Kurulu kararları arasında çelişki bulunduğu görülmekle dosyanın ATK 2. Üst Kuruluna gönderildiği, ATK 2. Üst Kurulunun 20.01.2022 tarihli kararında "lomber disk hastalığının bulunduğu, kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği, ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de toplumda sık olarak görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında, kişinin çalıştığı iş kolunun disk hernisi hastalığı için yönetmelikte tanımlanan meslek grupları arasında yer almaması, işi gereği yaptığı eylemler ve mevcut tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilmediği" kararının verildiği görülmekle davacının meslek hastalığı ve güç kaybına ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararında davacının meslek hastalığı ve güç kaybına ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş olsa dahi; davacının hastalığının ve güç kaybının davalı işveren şirketteki işinden ve çalışma şeklinden kaynaklandığı gerek raporlarda gerek de tanık beyanları ile ortaya konulduğunu,çalıştığı iş kolunun disk hernisi için yönetmelikte tanımlanan meslek grubunda yer almaması nedeniyle davacının mağdur edilemeyeceğini, meslek hastalığının ve maluliyetin tespiti için dava açmak üzere önel verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meslek hastalığından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı ... yerinde aşçı yardımcısı olarak 23.12.2010- 30.04.2015 tarihleri arasında çalıştığı, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 04.01.2017 tarihli Sağlık Kurulu raporunda intervertebral disk bozuklukları rahatsızlığının mesleki olduğunun belirtildiği, SGK Kurum Sağlık Kurulunun 21.04.2017 tarihli kararında davacıda lomber disk hernisi mesleki hastalık tespit edildiği, meslekte kazanma gücü kaybı oranının %0 olduğu, maluliyet gerektirmediği, kontrol gerekmediği, meslek hastalığının anlaşıldığı tarihin 04.01.2017 olduğunun belirtildiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 20.6.2017 tarihli kararında davacıda mevcut lomber disk hernisi hastalığının mesleki olduğu, maluliyet gerekmediği, kontrol muayenesi gerekmediğinin ifade edildiği, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulunun 14.10.2020 tarihli raporunda, "davacıda lomber disk hastalığının bulunduğu, kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında hastalığının mesleki olup olmadığının belirlenemediği cihetle maluliyet oranı hakkında görüş bildirilemediğinin "belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kurulunun 20.01.2022 tarihli kararında, "lomber disk hastalığının bulunduğu, kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği, ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de toplumda sık olarak görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında; kişinin çalıştığı iş kolunun disk hernisi hastalığı için yönetmelikte tanımlanan meslek grupları arasında yer almaması, işi gereği yaptığı eylemler ve mevcut tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilmediği, disk hernisinin oluşmasında ve gelişmesinde pek çok etkenin bir arada görüldüğü dikkate alındığında da çalışma ortamı koşulları nedeniyle doğal seyri değişebilen işle ilgili hastalık olarak değerlendirildiğinin" mütalaa olunduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, Kurum tarafından, davacıda mevcut lomber disk hernisi rahatsızlığının meslek hastalığı olduğu tespit edilmiş olmakla, Mahkemece yargılama sırasında Adli Tıp Kurumundan alınan raporlara göre davanın reddine karar verilerek aynı olaya ilişkin Kurum ve Mahkeme kararı arasında çelişki meydana getirilmesi, açılacak ayrı bir tespit davasında bu hususun tartışılarak çözüme kavuşturulması gerekirken tazminat davası içerisinde meslek hastalığının bulunup bulunmadığı yönünden karar verilmesi hatalı olmuştur. Öncelikle Mahkemece yapılacak iş, davacı tarafa, maruz kaldığı olayın meslek hastalığı olduğunun tespitine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “meslek hastalığının tespiti” davası açması için usulüne uygun kesin önel vermek, kesin sürenin sonuçlarını ihtar etmek; tespit davasının verilen kesin önel içinde açılması halinde bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre; 1.Meslek hastalığının bulunmadığı kesinleşirse; Dairemizin 20.09.2022 tarih ve 2022/3466 Esas 2022/10875 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer şekilde yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a)5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemi adamları, 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” düzenlemesine yer verildiği, bu açıklamalar kapsamında davacılar her ne kadar davaya konu sigortalının ölümüyle neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış iseler de kesinleşen tespit hükmü çerçevesinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında İş Mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır. O halde dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. ve devamı maddeleri çerçevesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 49. ve devamı maddeleri) genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması, bu kapsamda da aynı Kanun'un 55. maddesi ( 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 66. maddesi) kapsamında davalının adam çalıştıran ve/veya işleten olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili incemle yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan açıkça anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki karar gerekçesi dikkate alınarak mahkemenin görevliliği hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi, 2. Meslek hastalığının varlığının kesinleşmesi halinde ise; Mahkemece davacının davalıya ait iş yerinde çalışmaya başlamadan önceki iş yerlerinin usulüne uygun tespiti ile ilgili iş yerlerinden davacıya ait bilgi ve belgeler getirtilerek iş yerlerinin niteliği de gözetilerek davacının meslek hastalığının oluşmasında ve belirlenen sürekli iş göremezlik oranına bu iş yerlerindeki çalışma şartlarının meslek hastalığının meydana gelmesinde etkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesidir. O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle tespit davası sonucunu beklemek, meslek hastalığının varlığının sabit görülmesi halinde ise yukarıda bahsi geçen davalı işveren nezdinde geçen çalışma süresinden önceki iş yeri çalışma şartları ve iş yerlerinin niteliği de değerlendirilerek, taraf itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın uzman hekimin de yer aldığı, A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları hususunda rapor aldırmak, kusur oranı ve davacının sürekli iş göremezlik oranının %0 olması durumunda geçici iş göremezlik döneminde %100 malul sayılması gerektiği kabullerinden hareketle düzenlenecek hesap raporu ile davacının geçici iş göremezlik dönem zararını hesaplatmak ve diğer usuli kazanılmış hakları da göz önünde bulundurmak suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.