Başvuru, cemaat vakfına ait olup belediye adına tescil edilen taşınmazın iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının, mezarlığın ticarethaneye dönüştürülmesi nedeniyle din özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; cemaat vakfına ait olup belediye adına tescil edilen taşınmazın iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının, mezarlığın ticarethaneye dönüştürülmesi nedeniyle din özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/1/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Yahudi toplumuna mensup kişiler tarafından kurulmuş ve İstanbul'da bulunan bir vakıftır. Başvurucu 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun maddesinde tanımı yapılan gayrimüslim cemaat vakfı niteliğindedir.A. Olayın Arka Planı İstanbul'un Eyüp ilçesi Fethi Çelebi Mahallesi'nde kâin 98 ada 1 parsel numaralı ve 960 m² alana sahip taşınmaz Dersaadet Millet-i Museviye Hahambaşılığı tarafından 16/8/1336 (1920) tarihinde verilen Eşhas-ı Hükmiye Cetveli'nde "Eğrikapı civarında kabristan" olarak bildirilmiştir. Söz konusu taşınmaz 5/6/1935 tarihli ve 2762 sayılı mülga Vakıflar Kanunu'nun geçici maddesi gereğince başvurucu tarafından 1936 yılında verilen beyannamenin (1936 Beyannamesi) sırasında da gösterilmiştir. İhtilaf konusu taşınmaz 17/1/1949 tarihinde kadastro komisyonunca metruk mezarlık vasfıyla İstanbul Belediyesi adına tespit ve tescil edilmiştir. Kadastro sırasındaki bilirkişi notunda taşınmazın Yahudi mezarlığı olduğu açıklamasına yer verilmiştir. 25/3/1994 tarihli ve 1/1000 ölçekli Eyüp Sit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nda taşınmaz kısmen imar yolunda, kısmen sağlık tesisinde ve kısmen de açık otopark alanında kalmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (Belediye) Sağlık İşleri Müdürlüğünün 3/7/2003 tarihli raporunda taşınmazın mezarlık olarak kullanılmasının mümkün olmayacağı kanaati açıklanmıştır. Belediye Encümeninin 20/11/2003 tarihli kararıyla taşınmazın 000 TL bedel karşılığında İstanbul Halk Ekmek ve Un ve Unlu Maddeler Gıda Sanayi Ticaret Anonim Şirketine (Halk Ekmek) devredilmesine karar verilmiştir. Taşınmaz 22/9/2004 tarihinde Halk Ekmek adına tescil edilmiştir. Taşınmazın üzerinde hâlihazırda İstanbul Halk Ekmek Fabrikası mevcuttur. 27/2/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Kanun'un geçici maddesiyle 1936 Beyannamelerinde kayıtlı olup hâlen bu vakıfların tasarruflarında bulunan nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazların cemaat vakıflarına iadesi imkânı getirilmiştir. 27/8/2011 tarihinde yürürlüğü giren 22/8/2011 tarihli ve 651 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin maddesiyle 5737 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddenin birinci fıkrasıyla cemaat vakıflarının 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı olup malik hanesi açık olan taşınmazları, 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı olup kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları ile 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı olup kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmelerinin tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on iki ay içinde müracaat edilmesi hâlinde Vakıflar Meclisinin olumlu kararından sonra ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescil edilmesine olanak tanınmıştır. Ayrıca geçici maddenin ikinci fıkrasında bu taşınmazlardan üçüncü kişiler adına kaydedilmiş olanlar için cemaat vakfına taşınmazın rayiç bedeli üzerinden tazminat ödenmesi olanağı getirilmiştir. Başvurucu, taşınmazın 5737 sayılı Kanun'un geçici maddesi kapsamında bedel ödenmesi için 25/5/2012 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvurmuştur. Vakıflar Genel Müdürlüğü 25/3/2013 tarihli işlemle başvurucunun talebini reddetmiştir. İşlemde, taşınmazın 5737 sayılı Kanun'un geçici maddesi kapsamında olmadığı belirtilmiştir.B. Tapu İptali ve Tescil Davasına İlişkin Süreç Başvurucu 3/3/2015 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) Belediye ve Halk Ekmek aleyhine tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Dava dilekçesinde, taşınmazın 5737 sayılı Kanun'un geçici maddesi kapsamında olduğu ve iadesi gerektiği ileri sürülmüştür. Başvurucu; Halk Ekmeğin %99,96 oranındaki hissesi Belediyeye ait olan bir kamu iktisadi kuruluşu olduğunu, bu nedenle aynen iadenin koşullarının bulunduğunu iddia etmiştir. Mezarlığın üzerine ekmek fabrikası inşa edildiğine dikkat çeken başvurucu, bu durumun mülkiyet hakkını ihlal etmenin yanında 9/6/1994 tarihli ve 3998 sayılı Mezarlıkların Korunması Hakkında Kanun'un ve maddelerine de aykırı olduğunu öne sürmüştür. Başvurucu netice itibarıyla taşınmazın mevcut tapusunun iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Belediye ve Halk Ekmek tarafından Mahkemeye sunulan cevap dilekçelerinde, öncelikle usule ilişkin itirazlar ileri sürülmüştür. Dilekçelerde, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten bu yana 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiği savunulmuştur. Başvurucunun davalı tarafların cevaplarına karşı verdiği cevap dilekçesinde davanın kadastrodan önceki hukuki sebebe dayalı olarak açılmadığı belirtilmiştir. Dilekçede, davanın 5737 sayılı Kanun'un geçici maddesine dayalı olarak açıldığı, bu sebeple on yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olmayacağı ifade edilmiştir. Mahkeme 14/7/2015 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, davanın kadastro tespitinden önceki nedene dayanılarak açıldığı kabul edilmiştir. Mahkeme, 3402 sayılı Kanun'un geçici maddesinin üçüncü fıkrasında, 15/12/1934 tarihli ve 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile diğer kanunlar gereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için on yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten (9/10/1987) itibaren bir yıl içinde hak sahiplerinin dava açabileceğine işaret etmiştir. Mahkeme, hak düşürücü sürelerin resen dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme 5737 sayılı Kanun'un geçici maddesinin 3402 sayılı Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen on yıllık hak düşürücü süreye ve aynı Kanun'un geçici maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen bir yıllık süreye istisna getirir nitelikte olmadığını, idari bir düzenleme niteliğinde bulunduğunu belirtmiştir. Mahkeme bu nedenle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde, öz olarak cevaba cevap dilekçesinde ileri sürülen iddialar tekrarlanmıştır. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 8/5/2018 tarihinde kararı onamıştır. Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 11/12/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 24/12/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/1/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5737 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunun uygulanmasında;...Cemaat vakfı: Vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfları,...ifade eder." 5737 sayılı Kanun'un geçici maddesi şöyledir:"Cemaat vakıflarının;a) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup malik hanesi açık olan taşınmazları,b) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları,c) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmeleri,tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren oniki ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescil edilir.Cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya Genel Müdürlük adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan üçüncü şahıslar adına kayıtlı olanların Maliye Bakanlığınca tespit edilen rayiç değeri Hazine veya Genel Müdürlük tarafından ödenir.Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." 3402 sayılı Kanun'un maddesinin ilk üç fıkrası şöyledir:"30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir.Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir.Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." 3402 sayılı Kanun'un geçici maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:"2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile diğer kanunlar gereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahipleri dava açabilirler."