Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız yapılması ve itiraz incelemesinde savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle Anayasa nın 19. maddesindeki hakların ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız yapılması ve itiraz incelemesinde savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle Anayasa'nın Maddesindeki hakların ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 18/2/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 20/2/2015 tarihinde başvurucu Bergin Karaboğa'nın, Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2015 tarihinde başvurucu Yusuf Aldemir'in adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 20/2/2015 tarihinde 2014/2626 sayılı başvurunun, Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2015 tarihinde 2014/2629 sayılı başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 17/5/2015 tarihinde, 2014/2626 sayılı başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.2014/2626 sayılı bireysel başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 5/6/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 18/6/2015 tarihinde başvurucu Bergin Karaboğa'ya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. 2014/2629 sayılı bireysel başvuru belgelerinin bir örneğinin Bakanlığa gönderilmesine, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesinin(2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine karar verilmiştir. Konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 30/6/2016 tarihinde 2014/2626 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının 2013/2629 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/2626 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Bergin Karaboğasilahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 27/9/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul AğırCeza Mahkemesinin 30/9/2011 tarihli ve 2011/98 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir:" TCK 314/ maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan şüpheliler ... , BERGİN KARABOĞA, ... hakkında, mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suçun kanundaki yaptırım miktarı, şüphelilerin bu suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesini oluşturan olguların bulunması, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK 100/a. maddesinde gösterilen katolog suçlardan olması, bu itibarla şüpheliler hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı kanaati ile CMK ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmalarına [karar verildi]." Başvurucu Yusuf Aldemir de silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla aynı soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 29/9/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul AğırCeza Mahkemesinin 1/10/2011 tarihli ve 2011/102 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir:" TCK 314/ maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan şüpheli Yusuf Aldemir hakkında, mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suçun kanundaki yaptırım miktarı, şüphelilerin bu suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesini oluşturan olguların bulunması, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK 100/a. maddesinde gösterilen katolog suçlardan olması, bu itibarla şüpheliler hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı kanaati ile CMK ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına [karar verildi]." Başvurucular hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 28/10/2011 tarihli ve 2011/615 Esas sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütünün propagandasını yapma, tehlikelimaddeleri izinsiz bulundurma, mala zarar verme, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme suçlarından cezalandırılmaları istemiyle (CMK mülga madde ile görevli) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/57 sayılı dosyasında 9/12/2011 tarihinde tensiben yapılan incelemesinde başvurucuların “ atılı bulunan suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, iletişimin tespiti tutanakları, arama, yakalama, el koyma tutanakları içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesi altında bulunması ve üzerlerine atılı suçun 5271 sayılı Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrasında sayılı suçlardan olması" dikkate alınarak tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 20/2/2012 tarihli celsesinde bazı sanıklar hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmasına, muhtelif kurumlara müzekkere yazılmasına ve başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Devam eden celselerde yakalamalı sanıkların savunmaları alınarak serbest bırakılmalarına ve diğer ara kararların yerine getirilmesinin beklenmesine karar verilmiştir. 17/1/2013 tarihli celsede gizli tanık dinlenmiş ve yakalamalı sanıkhakkında çıkarılan yakalama müzekkeresinin dönüşünün beklenmesine, yakalama hâlinin devamına ve akıbetinin sorulmasına, tutuksuz sanığın savunmasının alınması amacıyla hakkında yeniden zorla getirme müzekkeresi çıkarılmasına, bir kısım sanığın Adli Tıp Kurumuna gönderilereksuç tarihi itibarıyla gerçek yaşlarının tespiti için rapor istenmesine, tanıklarını hazır ettiğinde dinlenmesi için başvurucuların müdafiine mehil verilmesine karar verilmiştir. 22/1/2013 tarihli celsede yakalamalı sanığın savunması alınmış, anılan sanığın telefon tapelerini kabul etmemesi nedeniyle Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazılarak sanığın ayrıntılı ses analiz raporunun istenmesine, diğer ara kararların beklenilmesine karar verilmiştir. 16/7/2013 tarihli celsede hazır edilen tanıkların dinlenilmesine, telefon tapelerini kabul etmeyen sanıkların Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazılarak ayrıntılı ses analiz raporlarının istenmesine karar verilmiştir. 31/10/2013 tarihli celsede başvurucu Yusuf Aldemir'in yargılandığı dava dosyasıyla birleşen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/64 sayılı dava dosyasındaki iddialarla ilgili savunmasını Kürtçe yapmak istediğinden Kürtçe tercümanlık yapacak bilirkişinin isim ve adresinin Mahkemeye bildirilmesi için bir aylık süre verilmesine, başvurucu veya müdafiince Kürtçe bilen bir kişi hazır edildiğinde gelecek celsede tercüman vasıtasıyla sanığın savunmasının alınmasına karar verilmiştir. 12/12/2013 tarihli celsede diğer ara kararlar yanında esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyanın iddia makamına tevdine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemelerince resen yapılan tutukluluk incelemelerinde "isnat olunan suçun mahiyeti, yasada gösterilen olası cezanın alt ve üst sınırı, sanıklara isnat edilen suçun 5271 sayılı CMK’nın 100/3 maddesinde yer alan katalog suçlardan olması, arama yakalama ve el koyma tutanakları, hazırlık beyanları ve diğer belgeler, iletişim tespit tutanakları bir bütün olarak değerlendirildiğinde mevcut olan bu delillerin sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular olarak kabul edilmesi bu olguların tutukluluk değerlendirilmesi açısından hâlen devam ediyor olması, AİHM içtihatları doğrultusunda tutukluk konusunda makul süreyi aşan bir durumun bulunmaması, sanıkların serbest kalması halinde kaçma şüphesinin sanıklar üzerine atılı suçun ağırlığına göre karine olarak kabul edilmesinde zorunluluk bulunması ve Anayasanın Maddesinde ifade olunan ölçülük ilkesi uyarınca sanıklar hakkında daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulamasının dava konusu dosya açısından yetersiz kalacağı" gözönüne alınarak tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucular "atılı suçları işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesini gösteren olgular bulunması, hazırlık beyanları, iletişimin tespiti tutanakları, suçların niteliği, delil durumu,tutuklama tarihleri ve CMK maddesindeki şartların devam etmesi ve bu aşamada sanıklar hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı" gerekçeleriyle 12/12/2013 tarihli duruşmada verilen tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara karşı itiraz etmişlerdir. Bu karara yapılan itirazı değerlendiren İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 31/12/2013 tarihli ve 2013/278 Değişik İş sayılı kararıyla Cumhuriyet savcısının görüşü doğrultusunda itirazın reddine karar vermiştir. Kararbaşvurucular vekiline 20/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucular 18/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucular hakkındaki dava İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin kapatılması üzerine Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/139 sayılı esasına kaydedilen dosyada yapılan yargılamada 17/7/2014 tarihinde başvurucuların adli kontrol hükümleri uygulanaraktahliyelerinekarar verilmiştir. Tahliye tarihine kadar yapılan üç celsede başvurucu Yusuf Aldemir'in İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde birleşen dosyayla ilgili olarak daha önceki ara kararında belirtilen ihtar doğrultusunda savunmasının alınmasına, Adli Tıp Kurumundan raporun gelmesinin beklenmesine karar verilmiştir. Dava, ilk Derece Mahkemesinde derdesttir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun , , maddeleri. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin ilgili bölümü şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hâllerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)...” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir. "5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:"(1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:" (1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir."