Başvurucu, kişisel verileri ve özel hayatına ilişkin olarak gıyabında yapılan telefon görüşmeleri nedeniyle şikâyetçi olduğu kişiler hakkında cezai yönden işlem yapılmamış olması nedeniyle adil yargılanma hakkı ile hukuk devleti ve eşitlik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, kişisel verileri ve özel hayatına ilişkin olarak gıyabında yapılan telefon görüşmeleri nedeniyle şikâyetçi olduğu kişiler hakkında cezai yönden işlem yapılmamış olması nedeniyle adil yargılanma hakkı ile hukuk devleti ve eşitlik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 29/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 28/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu idari yargıda görevli hâkim olup, hâlihazırda Ankara Bölge İdare Mahkemesinde görev yapmaktadır. Ulusal bir gazete olan Zaman Gazetesi’nin 10/6/2010 tarihli nüshasında yayımlanan “Kadir Bey giderse HSYK’nın başına Ertosun değil, başka tanıdığımız gelir” başlıklı haberde, bir soruşturma kapsamında kaydedilen ve başvurucunun da adının geçtiği telefon görüşmesi içeriğine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Bu görüşmede, Adalet eski Bakanı S.O. ile eski Milletvekili olduğu ileri sürülen iki kişinin, bir kısım idari yargı hâkimlerinin yeni görev yer ve unvanlarının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca (HSYK) belirleneceği kararnamenin hazırlık sürecinde, başvurucu hakkında “Fetullahçı” ve “tehlikeli bir herif” yakıştırmaları yaptıkları, başvurucunun Yargıçlar ve Savcılar Derneğine hükümet tarafından sızdırıldığı ve benzeri kişisel durumlarından söz ettikleri, başvurucunun Ankara İdare Mahkemesi başkanlığına atanması için başkaları tarafından uğraş verildiği ve görüşmeyi yapan kişilerin bunu engellemeye çalıştıkları anlaşılmaktadır. Başvurucu bu haber üzerine (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga maddesi ile görevli) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 22/7/2010 tarihli dilekçe ile telefon görüşmesi ve görüşmede geçen bilgiler ışığında “özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirip yaymak, hakaret” suçlarını işledikleri iddiasıyla ilgili şüpheliler hakkında şikâyetçi olmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun, S.O. hakkındaki şikâyeti “Ergenekon” soruşturması kapsamında değerlendirilmiş ve anılan soruşturma kapsamında hazırlanan bir iddianameye eklenerek adı geçen hakkında kamu davası açılmıştır. K.Ö., ve S.A. hakkındaki soruşturmalar ise, soruşturma konusu suçların 5271 sayılı Kanun’un mülga maddesinde sayılan suçlardan olmadığı gerekçesine istinaden, 8/3/2012 tarih ve 2012/100 sayılı görevsizlik kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Anılan kişiler hakkındaki soruşturma dosyası, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun maddesine istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (Basın Bürosu) 11/6/2012 tarih ve 2012/4 sayılı görevsizlik kararı ile Yargıtay Birinci Başkanlık Kuruluna (Başkanlık Kurulu) gönderilmiştir. Başkanlık Kurulunun 8/11/2012 tarih ve 171 sayılı kararıyla, soruşturma dosyası ile ilgili olarak işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Anılan karar şöyledir:“Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosunun 2012 tarih, 2012/865 basın soruşturma, 2012/4 basın karar numarası ile görevsizlik kararı verilerek, Başkanlığımıza göndermiş olduğu dosya eki okundu.Gereği görüşüldü:Soruşturma açılmasını gerektirecek yeterli delil olmadığından işlem yapılmasına yer olmadığına, 2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”Bu karar başvurucuya 30/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu bu karara karşı 7/12/2012 tarihinde itiraz yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Yargıtay Başkanlar Kurulunun 10/1/2013 tarih ve 4 sayılı kararı ile Başkanlık Kurulu kararının kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle işin esasına girilmeksizin itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu bu kararı 28/2/2013 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu 29/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 2797 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri, daire başkanları, üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilinin görevleriyle ilgili veya kişisel suçlarından dolayı haklarında soruşturma yapılabilmesi Birinci Başkanlık Kurulunun kararına bağlıdır. Ancak, ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinin hazırlık ve ilk soruşturması genel hükümlere tabidir. Birinci Başkanlık Kurulu kendisine intikal eden veya ettirilen ihbar ve şikayetleri inceleyerek soruşturma açılmasını gerektirir nitelikte gördüğü takdirde, ilk soruşturma yapılması için ceza dairesi başkanlarından birini görevlendirir. Aksi takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verir. Bu karar kesindir.…”