T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/3099 KARAR NO : 2026/291 KARAR TARİHİ: 12/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/12/2021 NUMARASI : 2014/2541 Esas, 2021/1238 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak ( Sözleşme Hükümlerinin Yerine Getirilmemesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/3099 KARAR NO : 2026/291 KARAR TARİHİ: 12/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/12/2021 NUMARASI : 2014/2541 Esas, 2021/1238 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak ( Sözleşme Hükümlerinin Yerine Getirilmemesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davalı ve davacılar vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar ile davalı arasında 17 Ağustos 2006 tarihinde "Televizyon Yayın Haklarının Kiralanması" konulu sözleşme imzaladıklarını, bu şirketlere ait 264 adet renkli 78 adet siyah beyaz filmin münhasıran televizyon yayın haklarının davalı şirkete kiralandığını, davalı şirketin sözleşmenin "D-Lisans Alanın Sorumlulukları" bölümünde "filmlerin satışlarını ilk andan itibaren lisans verenlere bildirmeyi" bu bildirimleri "sözleşme" ve "fatura" bazında her bir kurum için ayrı ayrı düzenleyip lisans verenlere ulaştırmayı kabul ve taahhüt ettiğini ancak davalı şirketin sözleşme gereğince gerekli bildirimi yapmadığını ileri sürürek davacı şirketin gösterim bedelinden doğan alacağından sair haklar saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL davalı şirketten 31.12.2008 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bu davayı yürütmekle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacıların iddia ve taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacıların iddialarının soyut ve müphem olduğunu, davacıların faiz taleplerinin yerinde olmadığını ileri sürerek görev itirazının kabul edilerek dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine tevdiine, zamanaşımı def'inin kabul edilerek davanın reddine, davanın esasına girilmesi halinde hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "lisans veren olarak davacılar, lisans alan olarak davalı arasında adi yazılı olarak 264 adet renkli, 78 adet siyah/beyaz filmin 15/08/2006 tarihinde 31/12/2008 tarihleri arasında yayınlanması konusunda anlaşmaya varıldığı, her bir film için kullanım ücreti olarak 1.000,00 TL olarak belirlendiği %65 gelir payının lisans verene ait olduğu, %35 payının lisans alana ait olduğu şeklinde yapılan sözleşmenin noterde tasdik edildiği, bahse konu sözleşme ile belirsiz alacak davası açıldığı anlaşılmıştır. Lisans veren olarak davalı şirket tarafından dava dışı ... Genel Müdürlüğü ve ... TV ile filmlerin gösterilmesine ilişkin sözleşmeler yapıldığı, teknik bilirkişi heyeti tarafından bahse konu faturaların incelendiği ve davacının, dava dışı firmalar ile yapılan sözleşmeler uyarınca toplam 506.035,00 TL alacağının olduğu tespit edilmiştir. Yapılan inceleme sonucu; bir kısım filmlerin faturada yer aldığı ancak ... tarafından yayınlanmadığı tespit edilmiş ise de, sözleşme uyarınca yayınlanmamış filmler için de hesaplama yapılması gerektiğinden 506.035,00 TL içerisinde de yayınlanmayan filmlerle ilgili olarak da 54.655,00 TL de yer almaktadır. Sözleşmenin asıl amacı filmlerden gelir elde etmek olup, filmlerin faturada yer alması suretiyle davalı şirketin gelir elde ettiği kabul edilip, davacının da her ne kadar film yayınlanmamış olsa da, ücret talep etme hakkı olduğundan yayınlanmamış filmler için de yapılan hesaplama uyarınca 54.065,00 TL de alacak kabul edilmiştir. Her ne kadar dosya içerisinde 11/07/2014 tarihli ihtarname olup, davalıya tebliğ edilmiş ise de, ihtarname içeriğinden herhangi bir ücret alacağı bahsedilmediğinden temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesine karar verilerek lisans veren olarak davalı şirketin dava dışı firmalarla yaptığı sözleşmeler uyarınca davacının alacağının yayımlanan ve yayımlanmayan filmler için 506.035,00 TL olduğuna karar verildiği" gerekçesiyle, "Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE, toplam 506.035,00TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirketlere verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklinde hüküm tesis edilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davada bilirkişilerin maalesef konuyu anlamaktan uzak davrandıklarını, son raporda bile bilirkişinin sadece davalı tarafından kesilen faturaları dikkate alarak ödenen rakam ve bakiye alacak çıkardığını, oysa davanın, davalının ... 'ye SATTIĞI ,sözleşme imzaladığı ve gösterilen filmler üzerinden elde ettiği paralar ve bunu taraflarına ödememesi olduğunu, davalının ... ile yaptığı sözleşemelerin belli olup bu filmelerin ...'de gösterildiğini ve bu gösterim listelerinin dosyada olduğunun görüldüğünü, bu sözleşmeler ve gösterim listeleri incelendiğinde davalının kestiği faturalar ile kendilerine ödediğinin uyuşmadığını, davalının başka şirketler üzerinden fatura kestiğinin anlaşıldığını, bunların gözükmediğini, bilirkişinin yapması gerekenin ... listeleri üzerinden hak edilen bedellerinin hesaplanması gerektiğini, yine ... TV ve diğer satışlar incelenmesi gerektiğini, çünkü ... TV satışlarının da mevcut olup bu bilirkişi raporunda onun da hesaplanmadığını, ... TV faturası ve satışlarının raporda olmadığını, yani eksik inceleme olduğunu, daha önceki itirazlarının bilirkişilerce değerlendirilmediğini, muhasebeci bilirkişinin görevinin bunları bulmak olduğunu, ... gösterimlerini sözleşme üzerinden hesaplamak olduğunu ve diğer gösterimleri katarak ana bedeli bulmak ve ödemeleri düşerek toplam alacaklarını hesap etmek olduğunu, film başına 1000 TL opsiyon bedeli bulunduğunu, bunun ödenmediğini, ... gösterimlerinin belli olup diğer satışlarda belli olduğunu, açık bir şekilde 307.456.53 bakiye alacakları çıkmakta yine opsiyon bedeli tüm filmler üzerinden 342.000 TL, hesaplandığında toplam bakiye 649.456.53. TL alacakları çıktığını, bu nedenle 649.456.53 TL bedele hükmedilmesi gerekir iken eksik bedele hükmedilmesinin taraflarınca yerinde olmayıp bu nedenle katılma yolu ile istinaf ettiklerini, dava dosyasında da görüleceği üzere davalı tarafın bu filmleri nereye sattığını ... ye ne kadar film verildiğini net olarak açıklayamadığını, ancak ... den sözleşmelerin geldiğini, davalının bu filmleri başkası adına verdiğini, bunların açık bir şekilde görüldüğünü, müvekkilinden satışları gizlemek amacı ile başka kişiler aracılığı ile de bu filmleri ... ye pazarlamış olup defterlerinde göstermediğini, burada en sağlıklı hesaplamanın ... nin gönderdiği gösterimler üzerinden yapılacak olup opsiyon bedelinin de eklenmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle, kararın eksik hesaplama yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, mahkemenin, 11/10/2020 tarihli kök raporu ve 27.01.2021 tarihli ek raporu hükmüne esas aldığını, bu iki raporun hüküm kurmaya elverişli olduğunu belirttiğini, neden bu iki raporun hükme esas alındığını, ortada müvekkilinin borçlu olmadığını tespit eden ilk rapor (02.12.2016 Kök Rapor) ile müvekkilinin borçlu olmadığını tespit eden son rapor (04.09.2021 Kök Rapor) varken, Mahkemenin hangi gerekçe ile hangi hükmündeki raporları esas aldığını, müvekkilinin yapmış olduğu ödemeleri görmezden gelen, dosya delillerini incelemeyen, soyut birtakım çıkarımlar ile müvekkilinin borçlu olduğu kanaatini getiren, netice itibariyle hatalı ve denetime elverişli olmayan nitelikteki bilirkişi raporlarının, yerel mahkeme ilamına, aynen alınmasının usul ve yasaya aykırı olup, kararın kaldırılması gerektiğini, davanın açılış tarihi olan 2014 yılından bu güne kadar, dosyanın 6 kere bilirkişi incelemesine tabi tutulduğunu, bilirkişi heyetinin, dosyada yer alan faturalar, ödeme belgeleri ve sair belgelere rağmen, salt ... sözleşmelerindeki rakamları baz alarak, farazi bir hesaplama yapma yoluna gittiğini, davacı yanın alacak taleplerinin, soyut ve dayanaksız olduğunun, bu tespitlerden de açık olduğunu, öte yandan, bilirkişi raporunda ve hükümde; ... TV'ye ilişkin yapılan tespit ve hesaplamaların taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, zira dosyada dava dışı ... TV'ye ilişkin herhangi bir sözleşme ve sair bir evrak bulunmadığını, bilirkişilerin bu suretle yaptığı dayanaksız tespitlerin de hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının, dava dışı ... Tv'ye ilişkin ileri sürdüğü iddiaların, iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına da aykırı olup; taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişilerin, müvekkili tarafından sanki davacı yana hiçbir ödeme yapılmadığını, hiçbir tahsilat yapılmamış gibi, salt evraklar üzerinde yazan rakamları toplayıp mahkeme'ye sunduklarını, davacı yanın, bu rapor tanzim edilirken (11.08.2020 kök ve 27.01.2021 ek) ticari defterlerini ibraz etmekten kaçınmış olup, bu suretle tanzim edilen raporda hukuka uyarlık bulunmadığını, müvekkilinin, davacı ile akdedilen gelir paylaşımını içerir sözleşme kapsamında, davacının haketmiş olduğu tutarları fazlasıyla ödemiş olup, huzurdaki haksız davanın reddi gerektiğini, dosyadan alınan son kök rapor (04.09.2021) doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, aksi halde; dosyanın konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesini talep ettiğini, müvekkilinin defterlerinin usule uygun olarak tutulduğu ve delil vasfını haiz olduğu tespitleri karşısında, 04.09.2021 tarihli raporun hükme esas alınması gerektiğini, bilirkişilerin (04.09.2021 tarihli rapor) davacı nezdinde yaptığı inceleme neticesinde ise davacı defterlerinin, davacı lehine delil vasfını taşımadığı sonucuna vardığını, nitekim geçmiş yıllarda yapılan incelemelerde de, bilirkişilerin; davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve delil vasfını haiz olmadığı sonucuna vardıklarını, davanın başından beri, müvekkilinin; elde ettiği gelirleri sözleşmede kararlaştırılan şekilde davacı yana ödediği, hatta fazladan ödemeler yaptığı, davacı yana hiçbir borcu bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme ve işler kapsamında, ifa etmesi gereken edimleri fazlasıyla yerine getirdiğini, bu hususları ispat eden onlarca belgenin dosyaya sunulduğunu, hal böyleyken, savunmalarının, dosya delillerinin, müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin dikkate alınmadığını, müvekkilinin delil vasfını haiz ticari defterlerinin dikkate alınmadığını, salt davacı iddialarına itibar edilen yerel mahkeme kararının, her yönüyle hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, davacının, 2006 yılında akdedilmiş olan sözleşme üzerinden dayandırdığı tüm alacak iddialarının, ispattan ve hukuki mesnetten yoksun olup, sıhhatsiz olduğunu ve dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle, hatalı incelemeler neticesinde tesis edilen usul ve yasaya aykırı Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe; Dava, taraflar arasında yapılan 17/08/2006 tarihli Televizyon Yayın Haklarının Kiralanması sözleşmesi hükümlerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı ile davalı ... Ltd. Şti. arasındaki 17.08.2006 tarihli lisans sözleşmesinin "B- Sözleşmenin Konusu" başlıklı hükmünde, 31.12.2008 tarihine kadar dava konusu filmlerin münhasıran televizyon yayın hakkının davalı ... Ltd. Şti.'ne kiralandığının açıkça belirtildiği, davalı şirketin sözleşmenin "D- Lisans Alanın Sorumlulukları" bölümünde "filmlerin satışlarını ilk andan itibaren lisans verenlere bildirmeyi" bu bildirimleri "sözleşme" ve "fatura" bazında her bir kurum için ayrı ayrı düzenleyip lisans verenlere ulaştırmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı şirketin sözleşme gereğince gerekli bildirimi yapmadığını ileri sürürek davacı şirketin gösterim bedelinden doğan alacağından sair haklar saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin davalı şirketten 31.12.2008 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş, davalı ise savunmasında özetle sözleşme gereği tahsil edilen gelirden paylaşımın yapıldığını, davacıya borcunun bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Lisans veren olarak davacılar, lisans alan olarak davalı arasında adi yazılı olarak 264 adet renkli, 78 adet siyah/beyaz filmin 15/08/2006 tarihinde 31/12/2008 tarihleri arasında yayınlanması konusunda anlaşmaya varıldığı, her bir film için kullanım ücreti olarak 1.000,00 TL olarak belirlendiği, %65 gelir payının lisans verene ait olduğu, %35 payının lisans alana ait olduğu şeklinde yapılan sözleşmenin noter de tasdik edildiği, ancak taraflar arasında opsiyon ücreti olarak ifade edilen 1.000.- TL'nin nasıl hesaplanması gerektiği yönünde uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır. Sözleşmenin asıl amacı filmlerden gelir elde etmek olup, filmlerin faturada yer alması suretiyle davalı şirketin gelir elde ettiği kabul edilip davacının da her ne kadar film yayınlanmamış olsa da gelir paylaşımı haricinde film yayınlansa da yayınlanmasa da 1.000- TL opsiyon bedeli alacağına hak kazandığı kabul edilerek hesaplama yapılmasını talep ettiği, davalı ile dava dışı ... arasındaki faturalar dışında taraflar arasında da elde edilen gelir yönünden bir kısım faturalar düzenlediği tespit edilmiştir. Mahkemesince davacının, dava dışı yayın kuruluşları ile yapılan sözleşmeler uyarınca toplam 506.035,00 TL alacağı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Tarafların istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı şirket; dosyada toplam 6 adet bilirkişi raporu olduğu ve davalı şirketin borçlu olmadığına dair rapor da bulunduğu halde gerekçesi açıklanmaksızın 11/08/2020 tarihli kök rapor ile 27/01/2021 tarihli ek raporun hükme esas alındığını, işbu ek raporda diğer raporlarda tespit edilen ödemelerinin hesaplamaya dahil edilmediğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden sonunca gidildiğini, 04.09.2021 tarihli raporda ve diğer raporlarda bilirkişilerin davacı nezdinde yaptığı inceleme neticesinde davacı defterlerinin, davacı lehine delil vasfını taşımadığı sonucuna vardığı, davalı şirketin ödemelerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 02/12/2016 tarihli ve 04/09/2021 tarihli raporda davalı şirketin yaptığı ödemeler liste halinde incelenebileceğini, borcu bulunmadığını ve ... TV gösterimleri yönünden dosyada sözleşme bulunmadığı gibi bu talebin iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi kapsamında olduğundan bahisle kabul etmediklerinden bahisle kararın kaldırılmasını talep etmişlerdir. Öncelikli olarak davacının alacağı sözleşmeden kaynaklanmakta olup TBK 146.maddesi uyarınca davanın 10 yıllık genel zamanaşımı süresinde açıldığı, dava genel zamanaşımı olan 10 yıllık sürede ikame edildiği, belirsiz alacak davası niteliğindeki davada ıslaha karşı zamanaşımı definin dinlenmesi mümkün olmamakla zamanaşımına yönelik istinaf başvurusu yerinde değildir.Dosyada alınan 02/12/2016 tarihli ilk bilirkişi raporunda ... sözleşmeleri ve faturaları incelenmeksizin yalnızca tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile sonuca gidildiği, her iki tarafın 2006-2007-2008 yılları ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin tam ve eksiksiz yapılmadığı ve lehlerine delil teşkil etme niteliğinin bulunmadığı, bu rapor ile sonuca gidilmesinin mümkün olmadığı, 23/07/2018 tarihli ek raporun da 1.000.- TL opsiyon bedeli yönünden ayrıca talep edilemeyeceği beyan edilse de devamında sektör konusunda uzmanlıklarının bulunmadıklarını beyan ettikleri, ayrıca davalının tahsil ettiği gelir yönünden ...'den faturaların getirtilmediğini beyanla hazırlanan bu rapor ile de sonuca gidilmesinin mümkün olmadığı, Uyap kayıt tarihi 08/02/2019 olan raporda ise; heyete sektör bilirkişisinin dahil edildiği, 1.000.- TL opsiyon bedeli yönünden hesaplamanın; madde metninden; Lisans alan, sözleşme süresince kullanım için 1.000- TL ödeme yapacak ve daha sonra gelirin payı aşağıdaki şekilde olacaktır ifadesinden kullanılan filmlerin kastedildiği ve 1.000.- TL'nin üzerindeki gelirin paylaşım şeklinin düzenlendiğine kanaat getirildiği, ... TV ile ilgili hesaplamanın az yukarıda ifade edildiği üzere dava konusu yapılmadığı, ...'nin de tüm filmleri yayınlayıp yayınlamadığının ve ödeme faturalarının eksiksiz olmadığı tespiti ile birlikte davacı ... Filmcilik alacağının 346.130.- TL olarak hesaplandığı ancak bu raporda davalı şirket ödemelerinin dikkate alındığına dair bir tespit bulunmadığı görülmüştür. 12/08/2020 Uyap kayıt tarihli yeni heyet raporunda; 1.000.- TL opsiyon bedeli yönünden filmin kiralanmış olmasının yeterli olduğu, ancak yayıncı kuruluşun filmi yayınlayıp yayınlamamasının sonuca etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmış, heyet hesaplama noktasında 08/02/2019 tarihli raporla aynı görüşü ileri sürmüş, 1000-TL'nin üzerindeki gelirin paylaşıma tabi olacağı sonucuna varmış, heyet Yine aynı tarihli raporda dava dışı ... ile davalının sözleşmeleri nazara alınarak davacı alacağını 346.130,00 TL olarak yapılan hesaplamayı uygun bulunmuştur devamla; "...Ancak teknik incelemede belirtilmiş olduğu üzere davalı ile ... arasında yapılan sözleşmeler bakımından filmin yayınlanmış olup olmaması davacı alacağının hesaplanmasında etkili değildir. Dolayısıyla faturası olan ancak yayınlanmamış filmler de hesaplamada nazara alınmalıdır. 23x1000+31.655+23.000=54.655 TL. Bu durumda ... ile davalının yaptığı sözleşmeler bakımından davacı alacağının 400.785 TL olarak hesaplanması gerekir. Yine ... TV ile yapılan sözleşmeler bakımından rapordaki hesaplama tarafımızdan uygun bulunmuş olup davacının alacağı 105.250 TL olarak hesaplanmalıdır. Bu durumda davacının toplam alacağı 506.035 TL olarak hesaplanmalıdır..." şeklinde sonuca varılmış, 11/02/2021 Uyap kayıt tarihli ek raporda heyet görüş değiştirmemiş, Mahkemesince de işbu 506.035.- TL alacak hükme esas alınmıştır. Buraya kadarki raporlardan 1.000.- TL opsiyon bedeli yönünden davalı şirketin davacının, alacağı olmadığı yönündeki istinaf talebinin yerinde olmadığı, filmler yayınlanmamış olsa bile kiralanarak gelir anlaşmasının yapılmış ve faturası düzenlenmiş olmasının ücrete hak kazanılması için yeterli olduğu şeklindeki tespitinin sözleşme hükümlerine uygun olduğu sonucuna varılmış, davacı şirketin iddiasına konu 342 film için gelir hesaplaması dışında 342.000 TL'nin ayrıca hesaplamaya eklenmesi gerektiği ve ... dışındaki yayın kuruluşları yönünden de hesaplama yapılması yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. 08/09/2021 Uyap kayıt tarihli farklı bir bilirkişi heyetinden alınan son kök raporda ise; önceki raporlardan farklı olarak davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tasdikinin yapıldığı, davalı şirketin dava dışı ...'ye direk yada davacı itirazına uygun olarak ... adı ile sattığı/kiraladığı filmler için kesinlen fatura toplamının 587.077,20 TL olarak hesaplandığı, 1.000.- TL opsiyon ücreti yönünden önceki bilirkişi raporlarındaki gibi davacıya ait olacağı ve üzerindeki gelirin % 65 ve %35 oranında paylaşılması gerektiğine dair bir hesap içermediği, doğrudan 587.077,20 TL'nin % 65'inin 381.600,18 TL olarak hesaplandığı, davalı şirketin ödeme savunmasına ilişkin olarak davacı şirkete 2006-2007 yıllarında kestiği faturaların ise 417.821,79 TL olarak ticari defterlerden hesaplandığı ve sonuç olarak davalı şirketin davacının alacağının üzerinde gelir ödemesi yaptığı ve davalı şirketin borçlu değil 36.221,61 TL alacaklı olduğu sonucuna varmış, sözleşmeye göre hesaplama içermeyen işbu rapor ile de sonuca gidilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda özetlenen raporlar değerlendirildiğinde; hükme esas alınan raporlarda davalının ödeme savunmasının incelenmediği gerekçeli kararda da ödeme savunması yönünden olumlu - olumsuz değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Davalı şirket ile dava dışı ... faturalarından elde edilen davaya konu gelirin hesaplanması için veri elde edilmişse de davalı şirketin elde ettiği gelirden davacı şirketin payını fatura karşılığı ödediğini iddia ettiği, alınan ilk ve son kök raporda davalının ödeme faturaları incelenmiş ise de diğer raporlarda tarafların ticari defterlerinin yeterince incelenmediği, davacı alacağının hesaplanmasına çalışıldığı ancak ödeme savunmasının dikkate alınmadığı, bir başka ifade ile çelişkili raporlarla sonuca gidildiği anlaşılmıştır. O halde; Mahkemece dosyada daha önce görev almayan bir mali müşavir, bir nitelikli hesap uzmanı ve bir sinema ve film pazarlaması işleri konusunda uzman sektörel bilirkişinden oluşacak üç kişilik bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile; dava dilekçesi ve iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında davanın konusunun yalnızca davalı şirket ile dava dışı ... arasındaki sözleşmeler ve faturalar olduğu, bir başka ifade ile ... TV ve diğer yayın kuruluşlarınca yapılan sözleşmelerin dava konusu olmadığı, taraflar arasındaki 17/08/2006 tarihli Televizyon Yayın Haklarının Kiralanması Sözleşmesinin E-Mali Yükümlülükler başlıklı maddesinde düzenlenen sözleşme süresince kullanım bedeli için kararlaştırılan 1.000.- TL'nin; işbu hükmün yorumlanması yönünden birbirini doğrulayan önceki bilirkişi raporlardaki tespitler uyarınca dava dışı ... ile davalı şirketin kiralama/satış sözleşmesine konu olduğu iddia edilen filmler tespit edilerek (iddia toplam 342 film), filmlerin kiralama sözleşmesine konu ve faturası olması yeterli kabul edilip yayınlanıp yayınlanmamasına bakılmaksızın, 1.000.- TL opsiyon ücreti yönünden önceki bilirkişi raporlarındaki gibi davacıya ait olacağı ve üzerindeki gelirin % 65 oranında davacıya ve %35 oranında davalıya paylaştırılması, lisansı bizzat davalı şirkete ait 24 eserin de sözleşmeye eklendiği ve birlikte satılacağının kararlaştırıldığı bu sebeple davalının sair bu yöndeki istinaf talepleri yerinde değilse de sözleşmenin mali yükümlülükler maddesi (b) bendinde sayılan ... adlı eserler için davalı şirkete % 65, davacı şirkete % 35 gelir paylaşımı yapılarak hesaplama yapılması, tarafların ticari defterlerinin yeniden incelenmesi, davalı şirketin ödeme savunması üzerinde durularak elde edilen gelirden davacı şirkete gelir ödemesi yapıp yapmadığı ve ödeme miktarının belirlenmesi, ticari defterlerin taraflar leh-aleyhine delil niteliğinin bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarı konusunda taraf ve üst yargı denetimine elverişli rapor alınarak sonuca gidilmesi ve HMK 297 maddesi uyarınca tarafların iddia ve savunmalarını karşılar şekilde gerekçe ile hüküm kurulması için tarafların sair istinaf taleplerinin reddine, hesaplamaya yönelik istinaf taleplerinin kabulü ile kararın Hmk m.353/1-a-6 gereğince kaldırılması gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.Davacıların ve davalının sair istinaf taleplerinin reddine, hesaplamaya yönelik istinaf taleplerinin KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/12/2021 tarihli ve 2014/2541 Esas, 2021/1238 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda belirtilen kapsamda deliller toplanarak esas yönden yargılama yapılması hususunda dosyanın kararı veren İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, 3.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 80,70 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davacılara iadesine, 4.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 8.642,70 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 5.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 12/02/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.