Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Birinci başvurucu 26/9/2006 tarihinde Ankara Etlik Doğumevi ve Kadın Hastanesi Doğum Servisinde üçüncü başvurucuyu dünyaya getirmiştir. Birinci ve ikinci başvurucu üçüncü başvurucunun anne ve babasıdır. Bebeğin doğumundan sonra brakial plexus paralizi ön tanısı ile sağ kol grafisi çekilmiş ve bebekte klavikula kırığı tespit edilmiştir. Birinci başvurucuya bebeğin ortopedi ve fizik tedavi uzmanlarınca yapılacak konsültasyon sonucu muayene edilmesi tavsiye edilerek başvurucu, bebekle birlikte 28/9/2006 tarihinde taburcu edilmiştir. Başvurucular Sağlık Bakanlığına (İdare) başvurarak hastanede yapılan tıbbi müdahalelerde hizmet kusuru işlenerek bebeğin sağ kolunun sakat kalmasına sebebiyet verildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İdare 24/8/2009 tarihinde talebi reddetmiştir. İdare; ret kararında personeline, dolayısıyla kendisine atfı kabil kusur bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucular Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 23/10/2009 tarihinde 000 TL maddi, 000 TLmanevi tazminat talebiyle tam yargı davası açmıştır. Mahkeme, İdarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu (ATK) Genel Kurulundan rapor alınmasına karar vermiştir. ATK Adli Tıp İhtisas Kurulu 29/6/2011 tarihli raporunda; birinci başvurucuya uygulanan tıbbi müdahale sırasında bebekte meydana gelen brakial pleksus yaralanması ve klavikula kırığının doğum eyleminin beklenebilir komplikasyonları arasında olduğu, davalı İdareye yönelik hizmet kusurunun tespit edilemediği belirtilmiştir. Başvurucular bu rapora itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde başvurucular; ATK raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, nitekim doğum sırasında gerçekleşen bir komplikasyonun kadın doğum doktoru olmadan değerlendirilmesinin imkânsız ve yetersiz olduğunu, raporun kadın doğum uzmanı olmadan hazırlandığını, bu nedenle kadın doğum uzmanı bir doktorunda bulunduğu, uzman bilirkişilerden oluşan bir kurul tarafından yeniden inceleme yapılması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece 11/7/2013 tarihli kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; söz konusu ATK raporuna atıf yapılmış ve yapılan takip ve tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, hastane koşullarından ve doktorların hizmet kusurundan kaynaklandığınailişkin olarak hukuken kabul edilebilir somut bir bilgi ve belge ya da delilin bulunmadığı, bu nedenle davalı İdareye izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığı vurgulanmıştır.Başvurucuların temyiz ettiği karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 3/4/2018 tarihli kararıyla vekâlet ücretine ilişkin kısım dışında onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme istemi Danıştay Onbeşinci Dairesinin 29/11/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucular nihai hükmü 10/1/2019 tarihinde öğrendikten sonra 8/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.