11. Hukuk Dairesi 2009/13472 E. , 2011/5850 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.05.2009 tarih ve 2007/220-2009/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanaklar…
**11. Hukuk Dairesi 2009/13472 E. , 2011/5850 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.05.2009 tarih ve 2007/220-2009/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin Armağan Turizm İnşaat ve Tic.A.Ş'ye yaptığı hizmet karşılığı alınan 23.04.2007 tarihli 23.594,07 TL'lik çekin ve Alacabel Otelcilik Pet.İnş.Tur.Ltd. Şti’ne yapılan hizmet karşılığı alınan 01.05.2007 tarihli 4.349,51 TL'lik çekin müvekkil şirkete ulaşmadan müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığını ileri sürerek, iptalini talep etmiş, yargılama sırasında çekleri elinde bulunduran ...'nın müdahale talebinde bulunması üzerine açılan istirdat davası işbu dava ile birleştirilerek, birleşen davada davacı vekili, çeklerin istirdadını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu çeklerin davacı şirketin müdürü Ali Yıldız tarafından şirket ortağı olan eşi Şenay Şanlı’nın hissesine düşen alacağına karşılık olarak verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, istirdat davasında davalı dava konusu çeklerin davacı tarafın rızası ile verildiğini ve çeklerin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu savunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların davacı şirket temsilcisine ait olmadığı, ciro silsilesinde kopukluk bulunduğu, ispat külfetinin davalı tarafa ait olup davalının da davacı tarafın dava konusu çekleri rızasıyla verdiğine ilişkin yeterli delil ibraz edemediği gerekçesiyle çek iptali davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, istirdat davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK’nun 704.maddesi uyarınca açılan çek iptali ve istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin lehdarı olduğu iki adet çekin müvekkilinin rızası hilafına elinden çıktığını ileri sürerek çekleri elinde bulunduran davalı ...’ya karşı istirdat davası açmıştır. Mahkemece, çeklerin arka yüzündeki ciro imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, ispat külfetinin davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle istirdat davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir. İstirdat davası olarak nitelenen dava esas itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası (zilyetliğe haklılık davası) mahiyetindedir. Medeni Hukuk’ta bu dava gasp, çalınma veya ziya hallerinde sadece kötüniyetli değil, iyiniyetli hamile karşı da açılır. Halbuki muamelattaki emniyeti korumak gerekçesiyle kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama yapılmış ve ayni haklardaki genel prensipten ayrılınarak, söz konusu davanın yalnızca kötüniyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu davada, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötüniyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Prof.Dr. Fırat ÖZTAN, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Baskı, syf.294). Bu itibarla sadece çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmaması çeki elinde bulunduran hamilin çeki iktisapta kötüniyetli ya da ağır kusurlu olduğunu ispat için yeterli değildir. Mahkemece ispat külfetinin davacıda olduğu gözetilerek, TTK’nun 704. maddesi hükümleri çerçevesinde taraf delilleri değerlendirilerek karar verilmek gerekirken yazılı gerekçeyle istirdat talebinin kabulü yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.